İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/614 E. 2023/997 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/614
2023/997
12 Aralık 2023
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :2022/614 Esas
KARAR NO:2023/997
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 10.08.2022
KARAR TARİHİ: 12.12.2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirkete ait ----- plakalı davalı araç sürücüsünün çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, çarpmanın sonucunda davacı şirkete ait aracın ön kısımlarında ciddi hasarlar meydana geldiğini, polis tarafından düzenlenen tutanağa göre davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, ekspertiz raporunda davalı araç sürücüsüne rücu oranı % 75 olarak belirlendiğini, davacı şirket aracında meydana gelen hasarın tespiti için 249,85 TL tutarında ekspertiz ücreti ödediğini, yapılan hasar tespiti sonrasında araç onarım bedeli olarak 16.657,16 TL'nin davacı şirket tarafından ödendiğini, rücu oranının %75 olduğu için davalı sigorta şirketinin ödemesi gereken hasar tutarının 12.492,87 TL ve ekspertiz ücretinin toplamı olan 12.742,72 TL olduğunu, davalı sigorta şirketinin davacı şirkete 9.261,00-TL tutarında ödemede bulunduğunu, kalan bakiye hasar bedeli ve ekspertiz ücreti olan 3.481,72 TL'nin tahsili için davalılar aleyhine için-------icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından takibe, borca, faize ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durmasına karar verildiğini, araç malikinin işleten sıfatıyla kusursuz sorumluluğu olduğunu, davalı -------sıfatı ile sorumluluğu olduğunu, davalıların kötüniyetli itirazının ödemede gecikmeye sebep olmasından dolayı icra inkar tazminatı taleplerinin bulunduğunu, açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla,
haklı ve hukuka uygun davamızın kabulünü, borçlunun takibe, asıl alacağa, ferilerine ve faize ilişkin haksız itirazlarının iptalini, ----icra dosyasındaki takibin devamını, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalılar---------cevap dilekçesinde özetle; Sigorta hukukunun amacının poliçe limitleri dahilindeki sorumluluğu şigorta şirketine devretmek olduğunu, kaza tarihindeki poliçe limitleri göz önünde bulundurulduğunda hasarın limiti aşmasının mümkün olmadığını, ----- kapsamında araç sürücüsü ve sahibinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından davanın davalı ------yönünden husumetten reddedilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle; davanın ----- yönünden husumetten reddini, yargılama ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ------ vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı sigorta şirketinin genel merkezinin ------- olduğu, yetkisizlik sebebiyle davanın usulden reddini talep ettiklerini, usul ekonomisi ilkesi gereği yargılamanın tahkim yolunda yapılması gerekmekte iken hukuk ilke ve esaslarına aykırı olarak açılan davanın reddini talep ettiklerini, kazanın üzerinden iki yıldan daha fazla zaman geçmiş olup tüm talepler açısından zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacıya taraflarınca sunulan ekspertiz raporu doğrultusunda ödeme yapıldığını, fazlaya ilişkin taleplerinin reddi gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, başvurucunun dilekçesinde iddia etmiş olduğu zararlar dolaylı zarar olduğunu, davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalının meydana geldiği iddia edilen zararlarda herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin başvuruyu reddetmiş olduğunu, davalı şirketin temerrüt halinden ve faiz sorumluluğunun bulunmadığını, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmemesini, açıklanan nedenlerle; davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açılması sebebiyle davanın usulden reddini, ----- başvurulması gerekirken usul ekonomisine aykırı olarak dava açılmış olması sebebiyle davanın usulden reddini, taleplerin haksız ve hukuki gerekçelerden uzak olması sebebiyle davanın esastan reddini, icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta meydana gelen hasar bedeli ve ekspertiz ücretinin eksik ödendiği iddiasıyla kalan bakiye alacağa ilişkin başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67 vd maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir.İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; ilamsız takip yapılmış olması, borçlunun bu takibe itiraz etmesi, itirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara ------ sayılı kararında da değinilmiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış,----- İcra Dosyası, araçların tescil bilgileri, hasar dosyası, poliçe celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş, ---- tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.
İtirazın iptali istemine konu, ----------sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 28.10.2020 tarihinde başlatılan takibin alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı borçlunun davalılar olduğu; takibin 3.481,72-TL eksik bakiye ve eksper alacağı ve 1.135,66-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.617,38-TL alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçlu ---- tarihinde, ------ tarihli, borçlu ------- tarihli borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçeleri sundukları, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın 10.08.2022 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 3.481,72-TL alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır. Kazaya ilişkin olarak kolluk görevlilerince tutulan 28/11/2018 tarihli kaza tespit tutanağının incelenmesinde; kaza tarihinde kazaya karışan ----plaka sayılı aracın sürücüsünün davalı ---- olduğu,
Dosya arasına getirtilen ----------- plakalı aracın dava konusu kaza tarihinde davacı adına, ----- plakalı aracın ise davalı ---- kayıtlı olduğu, Dosya arasında yer alan davalı ---- davalı ----arasında imzalanan ------ poliçesinin incelenmesinde; araç başına maddi limitin ----- poliçe başlangıç tarihinin --- bitiş tarihinin ise ---olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce alınan 29.09.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Sürücü ------ sevk ve idaresinde bulunan ---------aracı ile: 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununa bağlı Yönetmeliğin ilgili bentlerinde açıklanan hükümler gereği, trafik kurallarını ihlal ettiğinden kazanın oluşumunda etkenlik arz ettiği için: 6/8 oranında % 75 kusurlu olduğu, sürücü ----sevk ve idaresinde bulunan --------- plakalı aracı ile: 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununa bağlı Yönetmeliğin ilgili bentlerinde açıklanan hükümler ihlal ettiğinden kazanın oluşumunda: 2/8 oranında % 25 kusurlu olduğu, 28.11.2018 tarihinde meydana gelen kaza da trafik kazası tespit tutanağındaki bilgiler ve dosya içeriğinde bulunan hasar bilgilerinin, ---- plakalı araç üzerinde oluşan hasarlı parçalar ile uyumlu olduğunu, ----- araçta oluşan hasar bedeli için derdest davaya konu ettiği ve davalıların tazmin etmesini istediği toplam zararının, hasar bedel tutarı ----- Davalı ----------- tarafından, dosya içeriğine sunulmuş banka ödeme dekontlarından; ----tutarlı ödemenin mevcut olduğunun anlaşıldığını, bakiye tutar= ------ olarak hesap edildiğini, mevcut bakiye tutarından davalı -----teminat bedeli üzerinden ------ marka araç için düzenlediği ve riziko anında geçerli ve yürürlükte olduğu çekişmesiz olan ------her biri müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun bulunabileceği, Karayolları Trafik Kanununun 88.maddesine göre, maddi hasarlı kazada işleten, sürücü, çok sorumlu varsa aynı zarardan her biri müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan, zarar görenin/görenlerin dilediği borçluya başvurup zararın tazminini isteme hakkı olacak; müteselsil borçlulardan biri tarafından yapılan ödeme tüm borçluların ödeme oranında borçtan kurtulması sonucunu doğuracaktır ---------' yönünde görüşlerini bildirmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Zamanaşımı yönünden incelemede; Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. Zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.Eldeki davada, davalı vekili süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Haksız fiilden dolayı tazminat istemlerinde zaman aşımını düzenleyen TBK'nun 72. Maddesine göre; ''Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.''
KTK'nun zamanaşımını düzenleyen 109. Maddesi ise şu şekildedir:''Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.''Eldeki davada, kaza 28/11/2018 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu durumda 2 yıllık zaman aşımı süresi 28/11/2020 tarihinde dolacaktır. Ancak 6098 Sayılı TBK'nin 154. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını kesen nedenlerdendir. Kanunun 156. maddesi ise, zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işlemesi gerektiğini açıkça belirtmiştir. Zamanaşımı, dava devam ederken iki tarafın yargılamaya ilişkin her işleminden ve hâkimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden işlemeye başlar ve kesilmeden itibaren yeni bir süre işler. ---- dosyasında takip ----- tarihinde 2 yıllık zamanaşımı süresi içerinde yapılmış ve zaman aşımı kesilmiş, dava 10/08/2022 tarihinde açılmıştır. Bu nedenle davalı tarafın zaman aşımı itirazının reddine karar verilmiştir.---- tarihinde saat 00:30 sıralarında ------mevkinde sürücü ------ sevk ve idaresinde bulunan ---- plakalı aracı ile------- seyir halinde iken kendisine kırmızı fasılalı ışık yandığı esnada mevcut mahalde kavşağı geçişi sırasında---- seyir halinde bulunan sürücü ---- sevk ve idaresinde bulunan ------ plakalı aracı ile seyir halinde iken kendisine sarı fasılalı ışık yandığı esnada mevcut mahalde kavşak noktasını geçişleri esnasından çift taraflı, yaralamalı ve maddi hasarlı kazanın meydana geldiği, hükme esas alınan dosya muhteviyatı ile uyumlu ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile de belirtildiği üzere; --- %75,------- ise %25 oranında kusurlu olduğu ve bakiye 3.481,72 TL olduğu anlaşılmıştır. İşleten tanımının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapıldığı, aynı Kanun'un 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmünü içerdiği, bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahibinin hukuken sorumlu olacağının ilkesi benimsendiği, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde, artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması, araç malikinin ise sorumlu tutulmaması gerektiği gözetildiğinde davalı---- plakalı aracın maliki olması nedeniyle işleten sıfatıyla dava konusu zarardan sorumlu olduğu,----- motorlu taşıtların işletilmesi sırasında aracı işletenin üçüncü kişilere olan sorumluluğunu karşılayan sigorta türü olduğundan davalı sigorta şirketinin sürücü ile birlikte müşterek müteselsil sorumlu olduğu, Anlaşılmakla, açılan davanın kabulü ile; Davalıların------- sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazların asıl alacak olan 3.481,72-TL yönünden iptali ile takibe bu miktar üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına karar verilmiştir.İcra inkar tazminatı yönünden; İİK’nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatınahükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez.Eldeki davada alacak likit olmadığından şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın kabulü ile;
-
Davalıların . . . . . . . . sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazların asıl alacak olan 3.481,72. TL yönünden iptali ile takibe bu miktar üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına,
-
Şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,
-
Alınması gerekli karar harcı 269,85. TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70. TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15. TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Davacı tarafça yatırılan 80,70. TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan 80,70. TL başvuru harcı, 11,50. TL vekalet harcı, 179,75. TL tebligat ve müzekkere gideri, 2.500,00. TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.771,95. TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
-
TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 1.560,00. TL arabuluculuk ücreti davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
-
Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 3.481,72. TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-
Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluklarında miktar itibariyle kesin olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.11/01/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:03