İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1282 E. 2023/849 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2018/1282
2023/849
26 Ekim 2023
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/1282 Esas
KARAR NO: 2023/849
ASIL DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/11/2018
BİRLEŞEN DAVA :Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 22/06/2020
KARAR TARİHİ: 26/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
ASIL DAVADA davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Taraflar arasında ticari bir iş ilişkisinin söz konusu olduğunu, davacının davalıya icra takibine konusu olan ----------- tutarındaki faturada yer alan ilgili ürün ve hizmeti eksiksiz biçimde sağladığını, düzenlenen faturanın davalı tarafa tebliğ edilmesine rağmen, davalı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davacının TTK hükümlerine göre basiretli bir tacir gibi davranarak faturayı defterlerine işlediğini ve beyannamesini verdiğini, davalı tarafın ilgili icra takibine karşı yaptığı itirazda her ne kadar böyle bir borcunun olmadığını iddia etmiş ise de, kendilerinden söz konusu sözleşmeden kaynaklanan 148.604,60 TL. tutarındaki alacağa ilişkin toplam 60.000,00 TL tahsilat sağlandığını, bakiye alacak olan 88.604,60 TL üzerinden---------sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine takibin durdurulduğunu beyanla, haksız itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Müvekkilinin,-------- unvanlı ticari işletmenin sahibi olduğunu, her türlü kimyasalların üretim ve satışı, bina çatılarının tamiri, onarımı ve izolasyonu gibi işlerle iştigal ettiğini, davalı şirkete ait bulunan --------- çatılarının tamiri ve onarımı konusunda müvekkili ile anlaşma akdedildiğini, davalı yanın kendisini güvende hissedebilmesi amacıyla da -------- düzenleme tarihli, 120.000-TL bedelli teminat amaçlı senedi müvekkili tarafından davalı yana verildiğini, Eylül 2016'da davalı şirketin yetkilileri ----------- görüştüğünü, bu toplantıda müvekkiline ----------- keşide tarihli çek keşide edildiği ve elden teslim edildiği, daha sonra müvekkiliyle işini iyi yapmadığı vb. bahanelerle tartıştıklarını, kendi kişisel korumaları ve otelin güvenlikleriyle davacıya baskı yaparak keşide ettikleri çeki zorla ciro ettirdiklerini ve işin bitiminde çeki kendisine iade edeceklerini söylediklerini, davacının işini tam ve düzgün yaptığını, ---------- tarihli, 148.604,60-TL bedelli faturayı düzenleyerek ------- gönderdiğini, davalı tarafından bu faturaya herhangi bir itirazda bulunulmadığını, söz konusu alacak için davalı tarafından bir kısım ödemeler yapıldığını, bakiye 88.604,60-TL'nin ödenmediğini, davacıdan zorla alınan120.000,00-TL bedelli çekin de iade edilmediğini, çek ile ilgili olarak ----------- dosyasından soruşturma açıldığını ve bunun devam etmekte olduğunu, alacak için----------dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ---- tarafından takibe itiraz edilmiş olunduğundan ---------- itirazın iptali davası açıldığını, bu Mahkemece alınan Bilirkişi Raporunda davalının ticari defterlerinin nizami bir şekilde tutulduğu belirtilmiş olduğunu ve fakat davacı tarafından davalıya teminat amacıyla verilen senetle ilgili herhangi bir kayıt bulunmadığını, bu sebeple de davaya konu bu senedin herhangi bir yazılı borç sebebine dayanmadığının açıkça gözler önüne serildiğini, --------- tarihli keşide edilen ------senedinin varlığının iddialarını destekler nitelikte olduğunu, Mahkemenin aldırdığı Bilirkişi Raporunun somut bir hukuki delil olduğunu, işin 2017 yılında bitmiş olduğunu, alenen karşı tarafça tevilli ikrar söz konusu olduğunu, yapılan işin 148.604,60-TL değerinde olduğunu, 120.000,00-TL ayıp iddiasının akla ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı tarafın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, şirketlerde ticari işin asıl olduğunu, davacı şirketin davalı taraf ile ticari ilişkisinin olduğunun açık olduğunu, ancak davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, ayıp bildiriminde bulunmadığını, zira bulunmasının da imkansız olduğunu, işin 2016 yılında başlayıp 2017 yılında teslim edildiğini, işe başlamadan işin ayıplı biteceğini bilip de kimin önceden zarar tespiti yapabileceğini, sonuç olarak lehtarı bulunduğu -------- düzenleme tarihli ve 120.000 -TL bedelli senedin karşılıksız kaldığını bu senetten dolayı müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığının tespitine, senedin iptaline, dava konusu senedin protestosunun, dava sonuna kadar senet hakkında ihtiyati tedbir kararı verilerek----------- bildirilmemesine ve davaya konusu senedin ödenmesini engeller mahiyette ve muhtemel icra takiplerinin durdurulması amacıyla ihtiyat-i tedbir kararı verilmesine, bedelin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına, davalının haksız ve kötü niyetli hareket etmesi sebebiyle davalı aleyhine 6100 sayılı HMK'nın 329/1. maddesi gereği AAÜT uyarınca sözleşmesel vekalet ücretine ve HMK 329/2. maddesi gereğince de haksız olarak dava açılmasına sebep olunması nedeniyle 5.000,00-TL disiplin para cezasına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davalının davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, davalının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde bu hususun açıkça görüleceğini, davacının kendisi üzerine düşen sorumluluğunu tam ve eksiksiz olarak yaptığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, kaldı ki kendilerine fazlaca ödeme dahi yapmış durumda olduklarını, çünkü kendilerinin başkaca yapacakları işlerin avansı olarak davalıdan fatura bedelinden fazla para talep ettiğini ve tahsil ettiğini, davalının davacıya çeşitli miktarlarda muhtelif zamanlarda ödemeler yaptığını, bu ödemelerin çekle ve banka havalesiyle yapılmış olduğunu, buna göre davacıya ----- tarihinde 5.000,00 TL banka havalesi, ----- tarihinde 120.000,00 TL bedelli çek,------ tarihinde 10.000,00 TL bedelli çek ve ----------tarihinde 25.000,00 TL banka havalesi olmak üzere toplam 160.000,00 TL ödeme yapıldığını, davacının aldıkları ödemleri dahi doğru beyan etmediğini beyanla, haksız davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından dava dilekçesinde bahsedildiği gibi basiretli bir tacir olan davacının davalı şirket yetkilisinin kendisini güvende hissetmesi adına 120.000,00-TL meblağlı senet verdiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil davalının kurumsal bir kimliğe sahip olduğunu, davacının iddialarının soyut ve yersiz olduğunu, davacı tarafın üstlendiği işlerin çoğunu eksiksiz ve gerekli kalite standartlarına uygun bir şekilde tamamlamadığını, bu nedenle davalı şirketçe davacı tarafa işini eksiksiz ve anlaşmaya uygun şekilde yapması için sözlü bildirimde bulunulduğunu, davacı taraf ise eksik ve ayıplı işler nedeniyle davalının zararının karşılanması için davaya konu -------- meblağlı senedi düzenleyerek davalıya teslim ettiğini, bundan sonra da anlaşma gereği gibi davacı tarafından yerine getirilmediğinden iş anlaşmasının sona erdirildiğini, davacının yarım ve eksik bıraktığı işlerin davalı şirketçe götürü usulü ile dava dışı 3. Kişilere yaptırıldığını ve iş karşılığı bedellerin ödendiğini, oluşan zararın karşılanması için davacı taraf ile tekrar görüşüldüğünü ancak sonuç alınamadığından zarar tazmini için alınan senedin işleme konulduğunu ve davalı şirketin ticari defterlerine işlendiğini, bu nedenle davacının teminat olarak senet verildiğine dair iddiasının gerçeklikten uzak olduğunu, senedin teminat olarak verildiğine dair hiçbir bilgi ve ibare mevcut olmadığını, bu hususta davacı tarafın hiçbir delil sunmadığını, davacı tarafından sunulan senet fotokopisi incelendiğinde üzerinde "Teminat Senedidir" şeklinde bir yazı olmadığını, bu konuda bir sözleşme olmadığını, ayrıca senedin neyin teminatı olarak verildiğine dair yazı veya yazılı belge de söz konusu olmadığını, tarafların tacir oldukları da göz önüne alındığında davacının iddialarının yersiz olduğunun anlaşılacağını, davacının sözünü ettiği Bilirkişi Raporunda "...davacının incelenen 2016 yılına ait işletme defteri olduğundan ve 2017 yılına ait resmi defterlerinden yevmiye defterinin kapanış tasdikinin usulüne uygun yapılmadığından sahibi lehine delil vasfına haiz olmadığı, davalı yanın incelenen 2016- 2017- 2018 yıllarına ait resmi defterin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, ---------- icra takip tarihi itibarıyla davalı şirketin davacıdan 11.395,40-TL alacaklı olduğu"nun belirtildiği, davacının aksine davalı müvekkilin davacıdan 11.395,40-TlL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davacının iddialarının gerçek dışı olduğu, dolayısıyla hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin, kötüniyet tazminatı ile disiplin cezasına ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl dava, taraflar arasındaki -------binasının çatısının onarım işleri sebebiyle yapılan eser sözleşmesi kapsamında bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67 vd maddeleri gereğince tahsili talebine ilişkin olup birleşen dava, taraflar arasındaki ------- binasının çatısının onarım işleri sebebiyle yapılan eser sözleşmesi kapsamında teminat olarak verilen -------keşide tarihli 120.000,00-Tl bedelli bononun bedelsiz kalması sebebiyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.Davacı asıl davada, davalı ile aralarında -------- binasının çatısının onarım işleri sebebiyle eser sözleşmesi imzalandığını, davacının alt-taşeron, davalı ise yüklenici olduğunu, dava konusu işin usulüne uygun olarak tamamlandığını ve davalıya teslim eidldiğini, davalıya iş bedelinin fatura olarak kesildiğini, davalının kısmi ödeme yaptığını ancak bakiye alacağın ödenmediğini, bakiye eser söz alacağın davalıdan tahsili için icra takibine geçildiğini, davalının haksız bir şekilde icra takibine itiraz ettiğini, davalının haksız itirazının reddine ve aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davacı birleşen dava ise davalı ------------ binasının çatısının onarım işleri sebebiyle yapılan eser sözleşmesi imzalandığını, teminat amacıyla davalıya dava konusu bononun verildiğini, sözleşme kapsamında üstlenilen işlerin eksiksiz bir şekilde yerine getirildiğini, dava konusu senedin bedelsiz kalmasına rağmen davalı tarafından iade edilmediğini, anılan senet yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı asıl davada, davacıya iş kapsamında gerekli ödemenin yapıldığını, davacıya borçlarının olmadığını beyanla davanın reddine, birleşen davada davalının dava konusu sözleşmeye konu işlerini eksik ve ayıplı yapması sebebiyle davacıya bildirimde bulunulduğunu, davacının eksik ve ayıplı işler sebebiyle zararın karşılanması için dava konusu ---------keşide tarihli 120.000,00-Tl bedelli bononun verildiğini, davacının aradan geçen sürede işini usulüne uygun getirmemesi sebebiyle sözleşmenin sona erdirildiğini ve kalan işlerin dava dışı üçüncü kişilere yaptırıldığını, bu işlerin bedellerinin ödendiğini, davacıya bildirimde bulunulmasına rağmen netice alınamadığını ve dava konusu bononun icraya konulduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış------------ ve birleşen----------- dosyası dosya arasına alınmış, ---------- soruşturma sayılı dosyaları uyap üzerinden celp edilmiş, -------- çek ibraz bilgileri celp edilmiş, ----- tarihli bilirkişi raporu,---- tarihli bilirkişi ek raporu, ----- tarihli bilirkişi heyeti raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.Bilirkişi tarafından düzenlenen -------tarihli raporunda özetle, "...Davacının incelenen resmi defterlerinden 2016-2017 yıllarının sahibi lehine delil vasfına haiz olmadığı, 2018 yılına ait resmi defterinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davacının incelenen resmi defterlerinde ----- icra takip tarihi itibarıyla davalıdan 88.604,60 TL alacaklı olduğu, Davalının 2016-2017-2018 takvim yıllarına ait incelenen resmi defter ve belgelerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davalının incelenen resmi defterlerinde --------------- icra takip tarihi itibarıyla davacıdan ----- alacaklı olduğu, Davacının kayıtlarında mevcut olan, davalı yan kayıtlarında mevcut olmayan 20.000,00 TL--------davacı tarafından ispata muhtaç olduğu, Davalının kayıtlarında olan, ------ vadeli ---------- adına düzenlenen ----- Tutarlı çekin -------- tarafından tahsil edilmesi nedeniyle, davalı yana yapılacak alacak kaydından sonra davalının davacı yandan 11.395,40 TL alacaklı olduğu sonucuna erişileceği..." yönünde görüşlerini bildirmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen 31.08.2022 tarihli ek raporunda özetle, "...Sayın Mahkemenizin tarafıma vermiş olduğu ek görev kapsamında Dosya kapsamında gelen yazı cevaplarının değerlendirilmesi ve asıl ve birleşen dosya yönünden inceleme yapılması görevi tanımlanmıştır. Yukarıda birleşen dosya ve dosyaya sunulan---------- tarafından gönderilen cevabi yazılar tek tek incelenmiş olup, İşbu dosyanın davacısı tarafından ---- tarihinde açılan ---------------Birleşen dosyanın konusunun menfi tespit olduğu görülmekte olup, yerel mahkeme dosyanın işbu dava ile birleştirilmesine karar vermiş ve işbu karar kesinleşmiştir. Birleşen dosyada yer alan davacının talebi incelendiğinde, 30.10.2016 düzenleme tarihli 120.000,- TL bedelli senedin karşılıksız kalması nedeniyle müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığının tespitine senedin iptaline karar verilmesi yönünde olduğu görülmüştür. Tarafımca önceki raporumda tarafların ticari defterleri incelenmiş olup, birleşen dava konusu 30.10.2016 düzenleme tarihli senedin her iki tarafın ticari kayıtlarında yer almadığı görülmektedir.Birleşen dava dosyasına sunulu davalı cevap dilekçesinde, müvekkiline davacıya ait zarar tazmini için verildiğini iddia ettiği senedin davacının zararı karşılayamayacağına kanaat ettikten sonra işleme koyduğunu ve ticari defterlerine alacak olarak kaydedildiğini, bilirkişi raporunda yapılan incelemede işbu senedin kaydının olmamasının olağan olduğunu beyan ettiği görülmüştür. İşbu birleşen dosyada uyuşmazlığın asıl davadaki ----- keşide tarihli çek değil, ------düzenleme tarihli------- tutarındaki senet olduğu anlaşılmaktadır. Davacı işbu senedin teminat amaçlı davalıya verildiği, davalının ise işbu senedin, davacı tarafından eksik ve ayıplı işler nedeniyle müvekkilinin zararının karşılanması için verildiğini beyan etmektedir. Esasen senedin davacı tarafından teminat amaçlı davalıya verildiği beyan edilmiş
ise de buna ilişkin ticari kayıtlarında herhangi bir belge yer almayıp, somut bir bilgiye de rastlanmamıştır. Davacının davalıya yapmış olduğu işler sebebiyle kesmiş olduğu 148.604,60 TL tutarındaki fatura tarihinin ----- tarihli olduğu, birleşen dosyada yer alan ve ------ düzenleme tarihli 120.000,- TL tutarındaki senedin tarihi bakımından yaptığımkarşılaştırmada, davacı tarafından düzenlenen senedin düzenlenme tarihinin davalıya kesilen fatura tarihinden sonra olduğu tespit edilmektedir. Davalı tarafından da her ne kadar işbu senedin davacının yaptığı eksik ve kalitesiz işler nedeniyle zararının karşılanması adına alınıp tahsil edildiği belirtilmiş ise de, işbu senet her iki tarafın ticari defterlerinde yer almamakla birlikte (önceki raporumda, davacının 2017 yılı ticari defterleri yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yaptırılmaması nedeniyle lehine delil haiz olmadığı tespit edilmiş idi.) işbu senedin davacı yandan davalıya teminat amacı ile mi yoksa davacının eksik ve ayıplı işler nedeniyle mi davalıya verildiği hususlarında yapılacak teknik tespit hususlarında nihai takdir sayın mahkemenindir. Yukarıda inceleme bölümünde kronolojik olarak sıralanan------ dosyalarından gelen cevabı yazılar ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile en son----------tarafından gönderilen cevabı yazı ekinde yer alan ---------Değiş İş kararları incelendiğinde, davacının dava konusu 120.000,- TL tutarındaki çek sebebiyle dolandırıldığına ilişkin talepleri müşteki davalıların kovuşturmaya yer olmadığına dair kararları ile sonuçsuz kalmıştır. Bu kapsamda, dosyaya sunulan cevabi yazılarda yer alan ---------kararları ile ------- Mahkemesi’nde alınan Değişik İş kararlarının kök raporumda beyan ettiğim görüşlerimi değiştirmediği..." yönünde görüşlerini bildirmiştir.Bilirkişi heyetinin --------- tarihli raporunda özetle, "...Davacının incelenen resmi defterlerinden 2016-2017 yıllarının sahibi lehine delil vasfına haiz olmadığı, 2018 yılına ait resmi defterinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davacının incelenen resmi defterlerinde ---- icra takip tarihi itibariyle davalıdan 88.604,60 TL alacaklı olduğu, Davalının 2016-2017-2018 takvim yıllarına ait incelenen resmi defter ve belgelerinin sahibilehine delil vasfına haiz olduğu, Davalının incelenen resmi defterlerinde ----- icra takip tarihi itibariyle davacıdan 11.395,40 TL alacaklı olduğu, Davacının kayıtlarında mevcut olan, davalı yan kayıtlarında mevcut olmayan 20.000,00 TL havalenin davalı yandan geldiğinin, davacı tarafından ispata muhtaç olduğu, Davalının kayıtlarında olan, ------- vadeli ------ ait -----adına düzenlenen 120.000,00 TL tutarlı çekin ---- tarafından tahsil edilmesi nedeniyle, davalı yana yapılacak alacak kaydından sonra davalının davacı yandan 11.395,40 TL alacaklı olduğu sonucuna erişileceği, Davalı vekilinin iddiasına konu ayıplı ve eksik işleri dava dışı üçüncü kişilere yaptırıldığına ilişkin dosyaya sunulan faturalarda yapılan incelemede; gerek fatura tutarları, gerek eksik ve ayıplı imalata ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bildirimin olmaması, gerekse de imalatın yapıldığı alanın tespit edilememesi göz önünde bulundurularak davalının davacının ayıplı ve eksik yaptığı işleri dava dışı üçüncü kişilere yaptırdığı iddiasının ispata muhtaç olduğu, Nihayetinde; Asıl Dava Bakımından; Davacının davalı ile aralarında eser sözleşmesi nedeniyle davalıdan eser bedeline ilişkin alacaklı olmadığı; Birleşen Dava Bakımından; Davacının --------düzenleme tarihli 120.000-TL bedelli
senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığı, davalı savunmalarının ispata muhtaç olduğu..." yönünde görüşlerini bildirmişlerdir.Asıl dava yönünden; Borç doğuran sözleşmelerden birisi olan “Eser sözleşmesi”, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde, “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” biçiminde tanımlanmıştır.Eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesidir. Yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle yükümlüdür. Eser sözleşmelerinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici istenen özellikte eseri meydana getirmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlü olup, HMK’nın 190. maddesinin 1. fıkrasına göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğundan; yüklenici, sözleşmeye uygun olarak eseri meydana getirip teslim ettiğini, iş sahibi de sözleşmede kararlaştırılan ve teslimle muaccel hâle gelen iş bedelini ödediğini kanıtlamak zorundadır.-----------Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir.TBK'nın 474/1.maddesi gereğince açık ayıplar bakımından iş sahibi işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve uygun bir süre içerisinde tespit ettiği ayıpların yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. Bu külfetlerin yerine getirilmemesi iş sahibinin yükleniciye karşı sorumluluğunu gerektirmemekte, sadece ayıplı eser teslimi dolayısıyla sahip olduğu haklardan yararlanamaması sonucunu doğurmaktadır.TBK'nın 477/1. maddesi gereğince gizli ayıplar açısından ise, ayıbın varlığı zaman aşımı süresi içerisinde vakit geçirilmeksizin yükleniciye bildirilmelidir.Eldeki davada davacı, alt-taşeron, davalı ise yüklenicidir. Asıl davada davacı bakiye iş bedelini talep etmektedir. Davacı tarafça bakiye iş bedeli talep edilmekte ise de mahkememizce ----- celp edilen müzekkerede------- bedelli çek davalı tarafından davacıya verilmiş ve davacı ciro ile başkasına devretmiş ve anılan çek ödendiği tespit edilmiştir. İş bu çek davalı tarafından ödendiğinden (ödendiği ------------ tarihli müzekkere cevabı ile sabit olduğundan) dosya kapsamında alınan kök ve ek -----raporları da dikkate alındığında davacının asıl davaya konu bakiye sözleşme alacağı bulunmadığından asıl davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davacı tarafından bahse konu ------ numaralı 120.00,00-TL bedelli çekin davacıya verildikten sonra zorla ciro edilip elinden alındığını, bu sebeple ---------- sayılı soruşturma numaralı dosyası ile şikayette bulunduğunu beyan etmiş ise de; anılan ------------ kararı verildiği, anılan senette ciro silsilesinin düzgün olduğu, davacı iddialarına yönelik dosya kapsamında elverişli ve yeterli başkaca delil bulunmaması sebebiyle davacının ------bedelli çekin zorla ciro yoluyla alındığına yönelik itirazlarına itibar edilmemiştir.Birleşen dava yönünden;2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun aslında bulunmadığını ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Ancak davalının alacağı kambiyo senedine dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. ---------Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, HMK'nin 201.maddesinde düzenlenen miktardan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. -----------Birleşen davada davacı, dava konusu bononun teminat senedi olduğunu ve işlerin eksiksiz tamamlanması sebebiyle bedelsiz kaldığından borçlu olmadığının tespitini talep etmekte olup, davalı ise sunduğu 17/07/2020 tarihli cevap dilekçesinde dava konusu senedin davacının sözleşme kapsamındaki işleri eksik ve ayıplı yapması sebebiyle oluşan zararın karşılanması amacıyla davacı tarafından davalıya verildiğini beyan etmiştir. Başka bir deyişle davalı, davacının iddiasına konu senedi talil etmiştir.Bu sebeple dava konusu senedin davacı tarafından dava konusu sözleşmeye konu işlerin eksik ve ayıplı yapılması sebebiyle zararın karşılanması amacıyla davacı tarafından davalıya verildiğini ve davacının bu eksik ve ayıplı işleri gidermediğinin davalı tarafça ispat edilmesi gerekmekte olup, birleşen davaya konu bonoda ispat yükü davalı tarafa geçmiştir.Dosya kapsamında alınan 09/09/2023 tarihli bilirkişi heyet raporu dikkate alındığında ispat yükünü üzerine alan davalının, davacı tarafından sözleşme kapsamındaki işleri eksik ve ayıplı yaptığını yöntemince ispat edemediği, dosya kapsamında bu yönde sunulmuş başkaca elverişli ve yeterli delilin bulunmadığı anlaşılmış, davacının menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmiştir.Menfi tespit davalarında 2004 sayılı İİK 72/IV ve 72/V maddeleri uyarınca tazminata hükmedilebilmesinin ön koşulu; gerek açılmış icra takibinin durdurulması gerekse icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu kararın uygulanmış olmasıdır.---------- Ayrıca İİK 72/V maddesi kapsamında davacı/borçlu tarafından kötüniyet tazminatı talep edilebilmesi için davalı/alacaklı tarafından yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir. Eldeki dosya bakımından yukarıda belirtilen şartlar oluşmadığı, davacı tarafça davalının kötüniyetli olduğunun ispat edilmediği anlaşılmakla, davacı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Asıl dava yönünden;
- Davanın REDDİNE,
Birleşen dava yönünden;
Davanın KABULÜNE,
-
Davacının davalıya davaya konu . . . . . keşide tarihli, . . . . . vade tarihli, Keşidecisinin . . . . . . . . . . bedelli bonodan dolayı BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
-
Davacı tarafça talep edilen şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine,
Asıl dava yönünden;
-
Alınması gerekli karar harcı 269,85. TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.070,13. TL harcın mahsubu ile artan 800,28. TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halide davacıya iadesine,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yapılan 87,60. TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 17.900,00. TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Birleşen dava yönünden;
-
Alınması gerekli karar harcı 8.197,20. TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.049,30. TL harcın mahsubu ile bakiye 6.147,90. TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Davacı tarafça yatırılan 2.049,30. TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan 54,40. TL başvuru harcı, 7,80. TL vekalet harcı, 74,00. TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 136,20. TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
10-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
11-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13. maddesindeki esaslara göre belirlenen 19.200,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
12-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde-----------Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.26/10/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:53:55