İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1089 E. 2023/1098 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2018/1089
2023/1098
27 Aralık 2023
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2018/1089 Esas
KARAR NO:2023/1098 Karar
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/09/2018
KARAR TARİHİ: 27/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ------üyelerinin eylemleri nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı zarara ilişkin sorumlulukları dâhilinde, uğranılan zararın tazmini olduğu, müvekkili şirkete ---- sayılı dosyasından ------ maddesi gereğince yönetim organının tüm yetkilerini kullanmak ve yeni yönetim kurulunu oluşturmak üzere, ------- kayyum olarak atanmasına, Kayyum olarak atanan bu kişilerin yönetim organının tüm yetkilerine sahip olmasına ve yönetim organının yetkililerinin tümü ile bu kayyumlara devredilmesine, yeni yönetim organının bu kayyumlarca oluşturulmasına,---- kanun kapsamında yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık paylan veya menkul kıymetlerin idare yetkilerinin de verilmesine, atanan kayyımların kendilerine kararın --------tebliğinden sonra derhal toplanarak yönetim kurulu başkanını kendi aralarından seçmelerine ve şirketin faaliyetlerini yönetmeyi derhal devralmalarına, karar tarihi itibariyle yönetim organının yetkilerinin kaldırılmasına, bu tarihten itibaren yaptıkları işlemleri hükümsüz kalacağının kararla ilanına..." karar verildiği, bu kapsamda, ---------- göreve başladığı, söz konusu görev dâhilinde çalışmalar devam etmekte olup, 6102 Sayılı Ticaret Kanunu'nun, Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu başlıklı 553. maddesinin 1. Fıkrasına göre; "Kurucular, yönetim kumulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini, kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.'' bu kapsamda, ekli bilanço, gelir tabloları ve eklerinden görüleceği üzere, eski yönetim kurulu üyeleri şirket kaynaklarını kendi lehlerine kullandığı, şirketlere borçlanmışlarsa da, basiretli tüccar gibi davranmayarak şirket sermayelerinin azalmasına sebep oldukları, kötü yönetimleri sonucunda, eski yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarını ihlal ettikleri açıkça anlaşılmakta olduğu, 3. Davalılar hakkında -------- suçundan açılan davada yargılanmaları devam etmekte olup, söz konusu davaya müdahale taleplerinin bulunduğu, söz konusu davada gizlilik kararı bulunmakta olduğundan şirketin uğradığı zararın tespit eden hususları ihtiva eden--------- hazırlanmış rapor uhdelerinde bulunmadığı, işbu rapor ile davalıların kusurlu eylemleri açık bir şekilde ortaya konulacağı, ayrıca, şirketlere ilişkin denetim raporları ve diğer belgeler elde edildiğinde sayın mahkemeye sunulacağı, yukarıda açıklanan hususlar dâhilinde, TTK'nın 560. maddesi kapsamında, tazminat isteme hakkının, zararın ve sorumlunun öğrendiği tarihten itibaren iki yıl geçmekle zamanaşımına uğraması söz konusu olduğundan, gecikmeye mahal vermemek adına, şirketin uğradığı zararın davalılardan tazmini bakımından huzurdaki davayı açmak gerektiği, izah edilen hususlarla, müvekkili şirket, Eski Yönetim Kurulu üyelerinin eylemleri nedeniyle, müvekkili şirketin uğradığı zararın tazminine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin, davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalılar -------- cevap dilekçesinde özetle; Türk Ticaret Kanunu'nun 560. maddesi uyarınca, tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve herhâlde zararı doğuran fillin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğradığından, davacının iddialarını kabul etmemekle ve davanın tümden reddi gerekmekle birlikte, huzurdaki davanın açılmasından iki yıl öncesine ilişkin iddialar üzerinde zamanaşımı itirazları bulunduğu, bu hususlar zamanaşımına uğradığı, davacı şirketlerin tamamı hakkında -------- kayyım atama kararı verildiğinden ve geçen iki yıllık süre boyunca davacı şirketler kayyım yönetiminde bulunduğundan, müvekkillerinin bu süre boyunca davacı şirketlerin yönetimlerinde, faaliyetlerinde, alınan kararlarda hiçbir dahli veya etkisi bulunmadığı, bu sebeple, zamanaşımı itirazları da gözetildiğinde, davacıların huzurdaki dava ile davalılardan herhangi bir talepte bulunmalarına imkân bulunmadığı, eğer davanın açılmasından önceki son iki yıl içerisinde davacıların iddia ettiği şekilde zarar söz konusu ise, bunlardan bu süre boyunca şirketleri yöneten kayyımların sorumlu olduğu tabii olduğundan ve böyle bir davanın, son iki yıl boyunca davacı şirketlerin yönetiminde bulunmuş tüm kişilere açılması gerektiğinden, huzurdaki davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmesini, davacı tarafın iddiaları somut olmadığı, dava dilekçesinden tam olarak hangi olaya ve ne gibi bir zarara dayanarak, neyin talep edildiği anlaşılamadığı, zamanaşımı ve husumet itirazlarının yerinde görülmemesi halinde, davanın esasına ilişkin olarak, ilgili şirketlerin davacıların iddialarının aksine iyi yönetilmiş ve karlı durumda kayyım yönetimine bırakılmış şirketler olduğunu belirttikleri, öncelikle dünyanın en büyük 10 bağımsız denetim firmasından biri olan ---- firması tarafından hazırlanan ve bankacılık sektörü için önem arz eden ----- yönetimi ile hazırlanmış bağımsız denetim raporunu ekte sundukları, bu raporun 7. Sayfasına bakıldığında, şirketlerin tüm borç ve taahhütlerini ödedikten sonra elinde kalan aktif büyüklüğü 79.136.879 USD olduğu, burada şirketin entelektüel sermayesi ve marka değeri hesaplanmadığı, şayet bunlarda eklenilecek olsa bu rakam çok daha yukarılara çıkacağı, yine bu raporun 8. sayfasına bakıldığında, şirketlerin yapmış olduğu kar; 2014 yılı için 01.01.2014-31.12.2014) 36.911.211 USD, 2015 yılı için (01.01.2015-31.12.2015)26.375.985 USD olduğu, bu durumda bulunan şirketler için “kötü yönetim”'den sözetmenin mümkün olmadığı, özellikle------şirketlerinden biri olduğu, hatta sadece sektörel bazda değil, ülkedeki tüm iş dünyası kapsamında, ülkemizin en önemli ve en büyük şirketlerinden biri konumunda olduğu, iş dünyasının yakından takip ettiği ---- sonuçlarına göre, ---------- en büyük 500 şirketi arasında 224. sırada yer aldığı, müvekkillerinin ortakları bulunduğu şirketlerin hem finansal olarak, hem itibar olarak, hem de marka olarak ne kadar başarılı olduğu hem resmi kurumlarca, hem de dünyanın en büyük uluslararası bağımsız araştırma kuruluşlarınca hazırlanan tarafsız raporlar ile ortaya çıkacağı, özellikle ------ 60 yıldan beri faal olup, binlerce insana istihdam sağlamış, bugüne kadar 25.000 konut yapmış, hem müşterisine kazandıran, hem kamuoyunca en çok beğenilen, vergi rekortmenleri sıralamasında en üst seviyede yer alan bir firma olduğu, bu şirketleri özveri ile yönetmiş müvekkillerine, şirket envanterinde mevcut olan bağımsız araştırma raporu gözardı edilerek ve davacılar tarafından herhangi bir bağımsız araştırma da yürütülmeden ve esasında somut olarak ne iddia edildiğinin bile anlaşılamadığı, ciddiyetten uzak bir şekilde açılmış bu davanın kabulü mümkün olmadığı, müvekkillerinin hiçbir dikkate değer şahsi mal varlıkları olmadığı, neredeyse tüm hayatlarını şirketlerine adadıkları, şirketleri zarara uğratmak bir kenara, hali hazırda müvekkili -------- şirketinden 800.000 TL civarı alacaklı olduğu, kayyım atandığı tarihte şirket kasasında 1.000.000 TL'ye yakın nakit para olmasına rağmen, kuruşuna dahi dokunmadan, şirketlerini kayyımlara teslim edip ayrıldığı, tüm bu hususlar şirket kayıtlarından açıkça görülebileceği, müvekkillerinin şirket üstüne olan kendi kaldıkları ve kiraları peşinen ödenmiş evlerden bile kendi rızaları ile çıktıkları, müvekkileri ne kayyım atanmadan önce ne de kayyım atandıktan sonra şirketlerinin aleyhine olabilecek hiçbir işe imza atmadıkları, aksine, kayyım heyeti tarafından yapılan bir takım usulsüzlükler görülüp, duyulmasına rağmen, şirketlerin zarar görmemesi için bunları basına ve kamuoyuna afişe etmedikleri, ancak bu usulsüzlükler noter vasıtasıyla çekilen İhtarnameler ile kendilerine ihtar edildiği, işbu dilekçenin hazırlanması sırasında göz gezdirme imkanı buldukları davacıların dilekçe eklerinde dahi, 30.09.2016 tarihine ilişkin olarak, -------- bilanço net kar tutan 1.812.164,86 TL olduğu,----- bilanço net kar tutarı 3.238.792,40 TL olduğu, ----- bilanço net kar tutarı 3.663.776,57 TL olduğu, -------- net kar tutarı 425.401,35 TL olduğu, söz konusu şirketlerin, şu an şirketleri yöneten kayyımlara kar eder bir pozisyonda bırakıldığını, davacı taraf, kendi sundukları deliller ile gösterdikleri, sunulan tüm açıklamalar ışığında, davacı tarafın iddiasının somutlaştırılmasından sonra cevap ve delil sunma hakları saklı kalmak üzere, zamanaşımı itirazları sebebiyle, dava tarihinden iki yıl öncesine ilişkin hususlar dava konusu yapılamayacağından ve söz konusu iki yıllık sürede davalılar, hiçbir şekilde ilgili şirketleri yönetmediklerinden, alınan kararlarda herhangi bir dahilleri olmadığından, bu dönem içerisindeki tüm faaliyetler konusunda resmi makamlar tarafından atanmış ilgili kayyımlar ve onların atadığı şirket yönetimlerinde bulunan kişiler sorumlu bulunduklarından dolayı, davanın sıfat yokluğundan reddine, belirtildiği üzere dava tarihinden iki yıl öncesine ilişkin hususlar TTK m. 560 uyarınca dava konusu yapılamayacağından, zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın reddine, ortada müvekkillerinin sorumluluğuna gidilmesini gerektiren bir şirket zararı bulunmadığından davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ettiği görülmüştür.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, TTK 553 maddesi uyarınca anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu kapsamında oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.TTK'nın 553(1). maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur.
Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için, oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket ortağı veya alacaklısı konumunda olan kişilerin sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğinde olup, bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda ortakların veya alacaklıların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür.-------Yöneticinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Yani, şirketin kötü yönetilmesi nedeniyle şirketin zarara uğratılması nedenine dayalı tazminat davasında, şirket yöneticisinin eylemleri nedeniyle uğranılan zarar, şirket açısından doğrudan, davacı alacaklı açısından ise dolaylı zarardır. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğuracağından alacaklı dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatın kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. TTK 553 maddesi kanundan ya da esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu işlem ve eylemleriyle ihlal eden ------üyelerini (kurucuları ,diğer yöneticileri ve tasfiye memurlarını) verdikleri zararlardan dolayı şirkete, ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu tutulmaktadır. ---- üyelerinin sorumluluğunun müeyyidesi tazminattır. Zarar doğurucu işlem ve eylem -----üyesinin kusurundan kaynaklandığını ispat yükü davacı aittir. Davacı ---- üyesine bir kusur yüklenmesinin mümkün olduğunu kanıtladığı takdirde ,---- üyesi ,zarar doğuran işlemlerden kendisinden beklenen özeni gösterdiğini, diğer bir anlatımla o konuda gereken özen yükünü yerine getirmiş olduğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. --- üyelerinin şirkete karşı sorumluluğu akdi nitelik taşır. ------üyelerinin kanun veya esas sözleşmesinin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmemeleri, ---- aralarındaki vekalet sözleşmesinin bir ihlalini teşkil eder. Ortaklar ve alacaklılarda tazminatın şirkete ödenmesi talebiyle açacakları dolaylı zarara ilişkin davalarda sözleşmeye aykırılık sebebine dayanabilirler. Ortakların ve alacaklıların doğrudan doğruya zararlarının tazmini için (tazminatı kendilerine ödenmek üzere ) açacakları davanın temelini haksız fiil oluşturur. Zararın varlığın ve miktarını kanıtlama yükü davacıdadır. ---- üyeleri şirkete, ortaklara ve alacaklılara doğrudan doğruya verdikleri zararlardan olduğu gibi dolaylı zararlardan da sorumlu tutulmuşlardır. Davacı gördüğü doğrudan zararın kendisine ödenerek tazmin edilmesini talep edebilir,buna karşılık şirketin gördüğü zararlar nedeniyle dolaylı olarak zarara uğrayan ortaklar ( şirketin iflas etmesi koşulu ile TTK 557 maddesi uyarınca ) alacaklılar şirkete ödenmesini isteyebilirler. Sorumluluk davasında asıl dava hakkı şirkete ait olup şirketi idare ve temsile yetkili --- tarafından açılır. Dolayısıyla zararlara dayanan davalar için; ----- üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışları, ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zarar görmesine yol açar. Şirketin gördüğü doğrudan doğruya zarar, ortaklar ve alacaklılar açısından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir. Ortaklar veya alacaklılar davada tazminatın kendilerine değil, ortaklığa verilmesini istemelidirler. (TTK 555.556 (1). TK ‘ da ortakların ve alacaklıların dava hakları arasında önemli bir fark olup TTK 556. madde uyarınca alacaklıların dava hakkı şirketin iflas etmesi ön koşuluna bağlanmıştır.Dolayısıyla zaralar nedeniyle açılan davanın hukuki dayanağı akde aykırılıktır. Gerçekte ortaklar ve alacaklılarla ----- üyeleri arasında bir sözleşme bağı yoktur.sözleşme ---- üyeleri arasındadır. Ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararlara dayalı dava haklarının ortaklığın dava haklarından kaynaklanmasından dolayı, sözleşmeye aykırılık temeline dayandığı kabul edilmiştir. Ortaklık ve alacaklılık sıfatını kaybetmiş olanların dava hakları yoktur. Ortaklar ve alacaklılar tazminatın kendilerine verilmesin talep edemezler.Doğrudan doğruya zararlara dayanan davalar yönünden ise ; ----- üyelerinin fiillleri sonucu ortakların veya alacaklıların, şirketin zararından bağımsız olarak gördükleri zararlardır. Bu fiillerin ayrıca şirketi zarara sokmuş olup olmadığı önem taşımaz. Doğrudan doğruya uğranılan zararlar nedeniyle açılan davalarda ortaklar veya alacaklılar, tazminatın kendilerine verilmesini isteyebilirler. Dava, yine TTK 553. vd ‘daki kurallara tabidir. Bu davalarda, şirketin zararı ile bir ilişki olmadığı ve hükmolunacak tazminat kendilerine verileceği için ortakların ve alacaklıların açacakları sorumluluk davasında şirketle ----- üyeleri arasındaki sözleşmeye dayanma imkanı yoktur. Ortakların ve alacaklıların üçüncü kişi sıfatıyla açacakları sorumluluk davasının hukuki temeli haksız fiildir. Şirket alacaklıları ------- üyelerinin, kendilerine verdikleri alacaklı sıfatıyla ilişkili olmayan zararları, şirketin iflas etme önkoşulu aranmaksızın haksız fiil uyarınca TK 371 (5) maddesi uyarınca talep edebilir ------Davalı şirkete -------- dosyası ile davalı şirkette kayyım atandığı, bilanço, gelir tabloları ve eklerinin incelenmesi sonucu şirket eski yöneticilerinin basiretli bir tacir gibi davranmadığı, şirket sermayelerinin azaltılmasına sebep oldukları, şirketi kötü yönettikleri gerekçesiyle açılan tazminat talebidir. Yapılan yargılama sonucu; bilirkişi teknik heyetinden davalı eski şirket yöneticilerinin şirketi kusurlu eylemleri ile zarara uğratıp uğratmadıkları, eğer var ise zarar ve eylem arasında illiyet bağının olup olmadığının tespiti için rapor ve ek raporlar alınmıştır. Davalılardan eski şirket yöneticisi ------ 08/03/2013 tarihinde istifa ettiği ve istifa kararının 27/03/2013 tarihinde ----- yayınlandığı ve kendisine sorumluluk kaynaklı tazminat davası nedeniyle husumet düşmediği tespit edilmiştir. Bunun dışında yapılan incelemeler sonucu diğer yöneticilerin basiretli bir tacir gibi davranmadıkları, şirketi yönetirken özen yükümlülüklerini ihlal ettikleri ve şirketin toplamda 81.654.564,17 TL zararının olmasına sebep oldukları tespit edilmiştir. Ancak dosya içerisine gelen-----------tarihli ----- incelendiğinde -------incelendiğinde ----- incelendiğinde ------- incelendiğinde ----- incelendiğinde ------incelendiğinde ---- incelendiğinde ----- incelendiğinde ---- incelendiğinde ----------- incelendiğinde --------maddesileri uyarınca davalı yönetim kurulunun usulüne uygun olarak alınmış ibra kararlarının olduğu tespit edilmiştir. 6102 TTK'nun 553/1 maddesi uyarınca "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zararlardan sorumludurlar, ancak somut olayda davalı yönetim kurulu üyelerinin her birinin dosya içerisindeki ---- incelenmesi sonucu usulüne uygun olarak alınmış ibra kararları olduğu anlaşılmakla, açılan davanın ibralar nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Açılan davanın ibralar nedeniyle REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli olan karar harcı 269,85. TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,
-
Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Davalılar tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-
Davalılar . . . . . . . . . . kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlülükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 17.900,00. TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılar . . . . . . verilmesine,
-
Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avanslarının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
İlişkin olarak taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ----- Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.27/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:35