İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/935 E. 2024/361 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/935
2024/361
14 Mayıs 2024
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/935 Esas
KARAR NO: 2024/361
DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 26/04/2023
KARAR TARİHİ: 14/05/2024
--------- sayılı yetkisizlik kararı ile mahkememize gönderilen Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalının -------- İcra Dairesi'nin ------- Esas sayılı dosyasıyla takip başlattığını, yapılan takibin açıkça usule aykırı olduğu gibi davalı tarafından başlatılan söz konusu icra takibine konu alacakların kesinlikle hiç bir hukuki dayanağı olmadığını, böyle bir borcu olmadığını, davalı tarafından ------- sayılı dosyası ile ihtiyati haciz başvurusu yapıldığını, akabinde ------ İcra Dairesi'nin -------- Esas sayılı kambiyo senetlerine mahsus icra takibine ilişkin ödeme emrinin, davalı tarafın başvurusu sonucu ------ sayılı ihtiyati haciz kararını ------- İcra Dairesinin -------- Esas sayılı dosyasından esasa kaydettiğini, aldığı talimat ile ------- İcra Dairesi aracılığı ile boşanmış olduğu eski eşine ait ------ Mh. -------- Sk. ------- Sit. ------- Blok D:------- -------- adresinde bulunan konuta ihtiyati hacze gelindiğini öğrendiğini, -------- İcra Dairesinin -------- Esas sayılı dosyası kapsamında 88.000,00 TL borca, faize, faiz oranına ve tüm fer'ilerine itirazlarının sunulması ve öncelikle açılmış takibin tedbiren durdurulması talep etme zorunluluğu doğduğunu, genel yetki kuralları gereğince ihtiyati haciz başvurularında yetkili mahkeme aleyhine ihtiyati haciz istenen tarafın ikametgahının bulunduğu mahkeme olduğunu, kanuni ikametgah adresi Mernis sorgusundan anlaşılacağı üzere ------- Mh. ------- Sk. N:------- D:------ ------- olduğunu, bu nedenle yetkili mahkemenin Ordu Mahkemeleri olması sebebi ile verilen ihtiyati haciz kararına yetkisiz mahkemede verilmesinden dolayı yetki itirazında bulunduğunu, davalayı herhangi bir borcu bulunmadığını, aksine alacaklı durumda olduğunu, takip konusu kambiyo senedinin karşılıksız olduğunu beyanla, ------- İcra İcra Dairesinin -------- Esas sayılı dosyası ile takibe konulan senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren ------- İcra Dairesi'nin ------- Esas sayılı dosyanın icra takibinin, dosyadaki mevcut delil durumuna göre, teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı ile durdurulmasına, aksi tutumda teminat mukabilinde tedbiren durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, davaya konu senedin tacir olan müvekkili ile davacı arasında düzenlenmiş ve uyuşmazlık durumunda ------- Mahkemelerinin yetkili olacağının belirlendiğini, müvekkili ile davacının tacir olduğu gözetildiğinde davaya konu senet uyuşmazlığının -------- Ticaret Mahkemelerinde çözümlenmesi gerekmekteyken davacının bu hususu göz ardı ederek görevsiz mahkemede işbu davayı açtığını, dolayısıyla tarafların tacir olduğu dikkate alınarak huzurdaki davanın görevsiz mahkemede açılması sebebiyle görev itirazında bulunduklarını, huzurdaki davaya konu senedin tanzim yerinin ------- olduğunu, bundan ayrı tarafların tacir olması sebebiyle HMK md. 17'ye göre kambiyo senetlerinde yetkili mahkemeyi yetkili kılabileceklerini, işbu davaya konu senet için tacir olan taraflarca kanun hükümleri de dikkate alındığında yetki kaydı konulmasında herhangi bir aksi hüküm bulunmadığından yetki kaydı konulduğunu, dolayısıyla davacının huzurdaki yargılamaya konu senet için yetki itirazının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davaya konu senet üzerinde teminat ibaresi bulunmadığını, taraflarca ayrıca bir protokolle de teminat senedi olduğunun kararlaştırılmadığını, bir senedin teminat senedi vasfını taşıyabilmesi için; ya senet metninde açık olarak teminatın hangi hususta verildiğinin belirtilmesi ya da ayrı bir sözleşmeyle söz konusu teminat senedine atıf yapılarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olması gerektiğini, dolayısıyla teminat senedinde olması gereken hususlar davaya konu senette bulunmadığından davacının işbu senetlerin teminat senedi olduğuna ilişkin iddiasının da doğru olmadığını beyanla, davanın reddine, İİK m.72/4 uyarınca, müvekkilinin alacağının geciktirilmesi sebebiyle davacı borçlunun alacağın %20’sinden aşağıda olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava, ------- İcra Dairesi'nin -------- Ess sayılı takibine ve takibe dayalı bonoya ilişkin senedin teminat senedi ve bedelsiz olduğu iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır. Davanın görevsiz ve yetkisiz mahkemede ilk açılma tarihinin 26/04/2023 olduğu görülmüş, bu tarihte menfi tespit davalarının arabuluculuğa tabi olacağını öngören yasa maddesinin yürürlükte olmadığı, dolayısıyla davanın yasal olarak arabuluculuğa tabi olmadığı tespit edilmiştir.Dava konusu senet aşağıdaki gibidir:
Davacının dava dilekçesinde aşağıdaki şekilde iddiada bulunduğu görülmüştür. Davacıya yönelik "dava dilekçesinde belirttiği taraflar arasındaki "işbu senet iade edilecektir, teminat olarak verilmiştir" ifadelerini içeren yazılı sözleşmenin bütününü sunması için iki haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde bu hususta yeniden süre verilmeyeceğinin, bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve dosyanın mevcut durumu itibariyle değerlendirileceğinin davacıya ihtarına," ara karar oluşturulmuş, belirtilen husus davacının yüzüne karşı duruşmada ihtar edilmiş, davacının belirtilen süre içerisinde herhangi bir delil sunmadığı görülmüştür. Davacının yemin deliline dayanmadığı görülmüştür. Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir , Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer . Yine eğer taraflardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyor ise lehine olan senet karinesi çürümüş olacak bunun sonucu olarak iddiasının ispat yükünü üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelir.Bu nedenle kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, alacaklının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir.Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır . Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 61 vd. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 vd.) maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’ini dermeyan etme hakkını vermektedir.Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın -------- İcra Dairesi'nin -------- Ess sayılı takibine ve takibe dayalı bonoya ilişkin senedin teminat senedi ve bedelsiz olduğu iddiasına dayalı menfi tespit davası olduğu, yukarıda da açıklandığı ve gösterildiği üzere, dava konusu senet üzerinde bedel kaydının bulunduğu, bu sebeple bunun aksini ileri süren tarafın ispat yükümlülüğü altında bulunduğu, somut olayda davacının dava konusu senedin bedelsiz ve teminat senedi niteliğinde olduğunu ileri sürdüğü, bu iddianın bonodaki bedel kaydına aykırı olduğu bu sebeple davacının senedin teminat senedi ve bedelsiz olduğu iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu, dava konusu senet üzerinde hangi hukuki ilişkinin teminatı olduğuna dair bir ibare bulunmadığı gibi davacıya verilen kesin süre içerisinde dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair yazılı delil de sunulamadığı, yine davacının senetteki bedel kaydının aksini kesin delillerle ispat edemediği, bu sebeple senedin bedelsiz olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varılmış, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere,
-
Davanın REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının dava açılırken peşin olarak alınan 1.502,82 TL ve 44,83 TL tamamlama harcından mahsubu ile bakiye 1.120,05 TL’nin hükmün kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
-
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yapılan vekalet harcına ilişkin 25,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine,
-
Davalı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (90.625,20 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, davacı ... ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32