İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/897 E. 2024/216 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/897
2024/216
14 Mart 2024
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/897
KARAR NO: 2024/216
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 11/12/2023
KARAR TARİHİ: 14/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine -------- Esas sayılı dosyası ile maddi tazminat istemli dava açıldığını, dosyanın 06.01.2023 tarihli gerekçeli karar ile -------- esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiğini, müvekkili aleyhine açılan davanın konusunun davalı şirkete ait ------- başvuru numaralı "-------" ibareli , ------- nezdinde 10.12.2019 tarihinde tescillenmiş olan markanın müvekkili tarafından kullanıldığı iddia edilerek, müvekkili tarafından mal ve hizmetlerde kullanıldığının tespiti, durdurulması, ortadan kaldırılması, davalıya ait markaya tecavüz teşkil eden markanın basılı olduğu tüm ürünlerin davalı iş yerinden toplatılması ve haksız kullanımdan kaynaklanan şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat talepli dava açıldığını, müvekkili -------- markasını kullanıyor ise de" ------- esas sayılı dosyasında alınan 25.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda " Davacı yana ait -------- markaya davalılar tarafından tecavüz teşkil eder mahiyette olmadığına" ilişkin rapor temin edildiğini, müvekkili tarafından davalı tarafın markasına herhangi bir tecavüz eyleminin olmadığını, müvekkilinin iş yerinde saygın ve hatırı sayılır biri olduğunu, müvekkilinin bu süreç içerisine dava tarihi olan 19.12.2022 tarihinden bu yana ürününü kullanamamış olduğunu, müvekkilinin bu süreç içerisinde kazanç kaybı yaşadığını, dava sürecinden bu yana maddi olarak zarara uğramış söz konusu ürünü kullanamamış, iş gücü kaybı oluşmuş olduğunu, beyan ederek fazlaya ilişkin tüm hak ve alacaklarını saklı tutarak davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla artırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi zararın müvekkili aleyhine açılan 19.12.2022 dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle haksız fiilden kaynaklı tazminat davasında görevli mahkemenin, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile; bir davanın asliye ticaret mahkemesinde görülebilmesi için davanın TTK'nın 4. maddesine göre mutlak veya nispi ticari dava olması gerektiğini,--------Ticaret Odasından gelen 22.12.2023 tarihli müzekkere cevabı ile görüleceği üzere davacının gerçek kişi ticari işletmesinin bulunmadığını, somut olayda davacı yanın tacir olduğu belirtilmiş ise de, gelen yazı cevabına göre davacının tacir olmadığını, öte yandan uyuşmazlığın temelinin taraflar arasındaki ticari bir uyuşmazlıktan da kaynaklanmamakta olup, davanın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığını, davacı tacir konumunda bulunmadığından uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davanın görevsizlik nedeni ile HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca ve davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca --------- E. Sayılı dosyasında henüz bir mahkeme ilanı bulunmamakla birlikte alınmış olan ve işbu dosyaya delil olarak sunulan bilirkişi raporunun işbu mahkemede bağlayıcılığı bulunmayacağını, bu nedenle davacı tarafından ikame edilen işbu davanın haksızlığı ve hukuka aykırılığı nedeniyle davanın esas yönünden reddi gerektiğini, taraflarınca marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet konulu davalar ikame edilmiş olup, -------- E. Sayılı ve -------- E. Sayılı dosyalarında HMK madde 293 kapsamında alınan uzman görüşleri ile de sabit olduğu üzere davacı tarafından kullanılan "---------" ibaresinin müvekkili adına tescilli "---------" markası ile iltibas oluşturması dolayısıyla Sınai Mülkiyet Kanunu 7/2-b ve 29. maddeleri kapsamında marka tecavüzü teşkil etmekte, marka sahibinin ise işbu haksız kullanımların önlenmesini talep etme imkanının bulunmakta olduğunu, -------- '---------' şeklinde yapılacak basit aramalarda dahi birçok ve en önemli sonuçların müvekkilin firmasına ait olduğu ve binlerce müşterinin yorumlarının ve beğenilerinin ilk sıralarda yer aldığının sabit olduğunu, uzun yıllardır faaliyet gösteren sektörde ve tüketici nezdinde yerleşik ve itibarlı bir firma olan müvekkili şirketin, hiçbir maddi ve manevi özveriden kaçınmayarak yoğun bir şekilde kullanarak tanıttığı "-------” markasının müvekkili şirket ile tamamen özdeşleşmiş olduğunu, davacı tarafın, müvekkilinin markasını taklit ederek, müvekkilinin marka hakkına tecavüz etmiş ve bu durumun müvekkilinin ticari itibarının zedelenmesine ve ticari açıdan zarar görmesine neden olmuş olduğunu, davacının ticari faaliyetleri, müvekkilinin tescilli markası ile benzer ifadelerin kullanılmasıyla dikkat çekmekte ve bu durumun sosyal medya paylaşımları ile de desteklenmekte olduğunu, -------- uygulaması, kas geliştirme ve vücut şekillendirme yöntemine özgü bir ifade olup, müvekkili firmaya ait "--------" markası tarafından tescil edilerek tanınmış marka statüsüne ulaşmış olduğunu, müvekkili firmaya ait "-------" ibaresinin ------- uygulamasını temsil etmek üzere "--------" olarak haksız bir şekilde kullanılmasının, tüketici nezdinde yanılgı oluşturma amacını taşımakta olduğunu, davacının, müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız bir şekilde yararlanmakta ve markanın itibarını ve ayırt edici karakterini olumsuz etkilemekte olduğunu beyan ederek öncelikle davanın görevsizlik nedeni ile HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca ve davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, yetki itirazlarının kabulü ile yetkisizliğe ilişkin hüküm kurulmasına, netice olarak haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Dava, tazminat davasıdır. 6335 sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK.'nın 5. maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür ve görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarınca dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Bilindiği gibi, bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar kanunda sınırlı sayıda sayılmış olup, nispi ticari davalar da her iki tarafın tacir olması ve ticari işletmelerine ilişkin olması şartına bağlı tutulmuştur. İşyeri olan her şahsın aynı zamanda tacir olduğu söylenemez. Esnaf olup olmadığının araştırılarak görev hususununu değerlendirmek gereklidir. -------- 16/10/2017 Tarih ------- E.- ------- K. Sayılı kararında;"...TTK'nin 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır,-------- çıkarılacak kararnamede gösterilir.” Yine TTK’nın 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Dairemizin yerleşik uygulamaları gereğince, bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, -------- 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve -------- sayılı --------- yayımlanan, -------- sayılı -------- Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen ------- kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden --------- kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir. Dosya kapsamı itibarıyla itiraz edenin faaliyetinin esnaf faaliyetleri sınırında kaldığı, tacir olduğuna dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belge olmadığı, sadece gelir vergisi mükellefi olmasının tacir sayılmasını gerektirmeyeceği, bu nedenle yukarda açıklanan esnaf/tacir ayrımı konusundaki düzenlemeler doğrultusunda değerlendirme yapılmadan..." şeklinde karar verilmiştir.Somut olayda; Mahkememizce-------- ve -------- odasına müzekkere yazılarak davacının esnaf ve tacir kaydının olup olmadığı araştırılmış, verilen cevabi yazılarda davacı gerçek kişinin tacir kaydının olmadığı, --------- sicil numarası ile -------- Odası'na kayıt olduğu ve bu kaydının halen devam ettiği beyan edildiğinden davacının vergi kayıtları celp edilmiş, neticeten faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırında kaldı anlaşıldığından nisbi yahut mutlak ticari dava niteliğinde olmayan uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla, HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca göreve yönelik dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, . . . . . . . . ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİNİN görevli olduğunun TESPİTİNE,
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca; görevsizlik kararının süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın . . . . . . . . Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
-
Yukarıda hüküm fıkrasında belirtilen süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20/1. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair resen karar verilmesine,
-
Esasın bu şekilde kapatılmasına,
-
Harç ve yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile --------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/03/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57