İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/446 E. 2024/177 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2017/446
2024/177
28 Şubat 2024
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/446 Esas
KARAR NO: 2024/177
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/04/2017
KARAR TARİHİ: 28/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davalı şirkete, 2.500 ton sipariş verdiğini ve bu siparişlerden bir kısmının müvekkiline teslim edildiğini, müvekkiline yapılan ilk teslimde, dilinen ilk bobinde laminasyon ve çatlak çıktığını, dilinen 4 bobinin dördünde de aynı problem gözlenince ve sipariş verirken özellikle 12.10 cm kalınlığın altına düşmesin diye belirtilen malların 11.90 mm civarında gelmesi sebebiyle davalı tarafa ayıp ihbarında bulunulduğunu, emtianın geri alınmasının talep edildiğini, davalı tarafından emtianın alınacağı ve zararın karşılanacağı bildirilmiş ise de “taşıma için gemi bulanamıyor” denilerek sürecin uzatıldığını, davalı tarafın, satış bedeli ve teminat mektuplarının iadesi ile zarar tazminini, emtianın kendilerine iade koşuluna bağlı kılıp nakliye için gemi bulamadığını öne sürünce müvekkil şirketin, satışa konu emtianın karayolu ile geri iadesini sağladığını ve nakliye farkını ödemek zorunda kaldığını, satışa konu emtianın davalı tarafa ulaşmasından sonra satış bedeli ve teminat mektuplarının iadesi ile zarar tazminini bekleyen müvekkil şirkete davalı tarafın, hazırladığı ibranamenin imzalanmaması halinde iadenin yapılamayacağını, herhangi bir zarar tazmininin de bulunulmayacağını tehdidinde bulunduğunu, müvetkilinin bu konuda ekonomik sıkıntı yaşayacağından, davalı tarafın tehdidiyle sunulan ibranameyi imzalamak zorunda kaldığını, sonuç olarak müvekkilin imzaladığı İbraname karşılığı satış bedeli ve teminat mektuplarının iadesini ancak sağlayabildiğini, müvekkil şirketin sürekli fiyat hareketliliği yaşanan metal sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu nedenle teamül olarak, satılan emtianın siparişi verildiğinde ön ödeme ve teminat mektubu karşılığı fiyatın sabitlendiğini, ancak müvekkil tarafından sözleşmesini feshetmek zorunda kalınan emtianın değeri, fesih sonrasında yaklaşık %15 arttığını, yani müvekkil şirketin davalı ile sözleşme yapmamış olsaydı, diğer bir şirketten aynı malı aynı fiyattan sabitleyecek ve davalıdan iade aldığı para yerine o paranın karşılığı elinde satın %% 15 daha değerli emtia olacağını ve sair giderleri de (nakliye,tespit vs.)ödemek zorunda kalmayacağını, bu durumun, aşağıdaki maliyet tablosundan da görülebileceğini,olduğunu öne sürerek, 11.500.00 TL ve 152.378 $ karşılığı 569.680.39 TL zarar kalemleri bilirkişi incelemesi sonucu kesinleşeceğinden belirsiz alacak davası olarak kabulünü, müvekkilin aldığı ayıplı emtia nedeniyle uğradığı zararın şimdilik 4.707.45 USD'nin, ----- tarihindeki efektif satış kuru karşılığı faiz ile 6.550,00 TL'nin, işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dava konusu mallar ve alacak hakkında davacı şirketi tarafından sunulan 28/03/2017 tarihli fesih, sulh ve ibraname başlıklı yazı ile herhangi bir ihtirazi kayıt olmaksızın, gayrikabili rücu ve kesin olarak ibra edilmiş olduğunu, davacının açıkça ibra ettiği konuda müvekkile sonradan dava açmasının kanunsuz olmakla birlikte MK.2 hüsnüniyet kuralıyla da bağdaşmadığını, davacı vekilinin dilekçesinde bu ibranameyi zor durumda kalmamak için tehdit ve baskı altında imzaladıklarını demişse de bu tehdit ve baskı hakkında polis ya da savcılık şikayeti dahil bir delili ortaya koyamadıklarını, elli yıllık geçmişi olan ve uluslararası ticaret ile uğraşan müvekkil firma hakkında bu şekilde asılsız ithamların da davacının nasıl bir zihniyet için olduğunun açık bir göstergesi olduğunu, bu durumun iş sahasında yıllardır köklü, tanınmış bir basiretli tacir olarak hizmet vermekte olan müvekkil ve personeli hakkında iftira niteliğinde olduğunu, ayrıca davacı tarafın ibranameyi mali açıdan zor şartlarda imzaladığını desteklemek için çalışmakta olduğu ----------- alınan yazıda davacının içine düştüğü ekonomik zorluğun müvekkile maledildiğini, tiracat sicil bilgilerine bakıldığında 2001 tarihinde kurulmuş olan 5.100,00 TL sermayeli, ticari işlem hacminin büyüklüğünün müvekkile verdiği siparişlerde de ortada olan davacı şirket hakkında nasıl böyle bir sonuca varıldığını, davacı tarafın dava dilekçesinin 6.Maddesinde sözleşmeden vazgeçen tarafın kendisi olduğunu unuttuğunu, sipariş verdiği ve sonradan almaktan vazgeçtiği malların %15 oranında değer kazandığını, şayet siparişi müvekkilden değil de kendisinin belirlediği ------- almış olsaydı herhangi bir sorun yaşamayacağını ve elindeki malların %15 daha değerli olacağını varsayarak menfi zarar tespitinde bulunmuşsa da gerek baz alınan firma ve fiyatların davacı tarafından tek taraflı belirlenmiş olması, gerekse ticari hayatta öngörülemeyecek değişikliklerin kesin yargıyla davacı lehine ele alınmasının her türlü hukuki itirazdan veraset olduğunu, yukarıda arz ve izah edilen ve dosyanın tetkiki neticesinde resen tespit edilecek nedenlerle haksız ve mesnetsiz dava ve taleplerin öncelikle usulden reddini, mahkememiz aksi kanaatte ise esasa girilerek yapılacak yargılama neticesinde reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekilinin usulüne uygun ayıp ihbarı olmadan açılan davanın reddi gerekir beyanı kabuledilemeyeceğini, Mülga Ticaret Kanununda temerrüt, sözleşmenin feshi ve rücu ihtarları İlçin geçerlilik şartı olarak düzenlenen şekil şartı yeni yasada yalnızca bir ispat şarti olduğu gibi huzurunuza gelen somut olayda da bu üç halden biri mevcut olmayıp, tarafımızca ayıp sebebiyle tazminat talebinde bulunulduğunu, Davalının ileri sürdüğü ibranamenin, ayıplı malların davalı satış bedelinin müvekkiline iadesi şartına bağlandığı için müvekkilim tarafından imzalanmak zorunda kaldığını, yani davalı, hem ayıplı malını, hem müvekkilime ait teminat mektubunu ve satış bedelini uhdesinde tutarak hazırladığı ibranamenin imzalanmaması halinde iadenin yapılmayacağını herhangi bir zarar tazmininde de bulunulmayacağını tehdidinde bulunduğunu, müvekkil şirket davalı tarafında bilgisinde olduğu üzere, satış bedeli ve teminat mektuplarının iadesi yapılmadığı takdirde ciddi manada ekonomik sıkıntı yaşayacağından (Dava dilekçesine eki müvekkil şirketin ekonomik durum raporu) davalı tarafın tehdidi ile sunulan ibranameyi imzalamak zorunda kaldığını ve bu ibranamenin talep edildiği maile verilen cevapta davalıya beyan ettiğini, Müvekkilimin davalıda bulunan teminat mektubu ve satış bedelini iade alamaması halinde ekonomik olarak zora düşeceği davalı şirket yetkililerine açıkça beyan edildiğini, dava dilekçesine ekli ekonomik durum raporunun şirket mali durum gerçeğini yansıtmakta olup yeminli mali müşavir tarafından hazırlandığını, davalı tarafın bu konuda talep ettiği bilirkişi incelemesini kabul etmediklerini, müvekkilin davalı tarafı tutulduğu yukarıda izah edilmiş olduğunu; gereken satış bedeli ve teminat mektuplarını kendilerini ibra şartına bağladıkları, müvekkilimin bu baskı ve şantajla ibranameyi imzaladığı açıkça ortadadır. bu hususta ayrıca bir polis ve savcılık başvurusu gibi delil aranmasına gerek olmadığını, ancak müvekkil şirket yetkilisinin, davalı şirket sahibinin odasında üzerine yütüyüp hakerete uğraması konusunda şikayet yapılabileceğini, bu hususun tabiki bu davanın konusu olmadığını, her nekadar davalı şirket vekili, davalı şirketin iş sahasında yıllardır köklü tanınmış bir basiretli tacir olarak hizmet verdiğini iddia ettiysede; davalı şirketin ticari ilişkilerinde müvekkile karşı tutumunu alışkanlık haline getirdiğini, yukarıda izah edilen sebeplerle; Müvekkilimin davalıdan satınaldığı ayıplı emtia sebebiyle uğradığı zararın şimdilik 10.000,00 TL sinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın ısrarla TTK 23.Md. de belirtilen ayıp ihbarına dair sürelerin geçersiz olduğunu iddia etse de bu davacının tarafın kendi lehine yaptığı bir yorum olduğunu, zira HMK, TTK da belirtilen süreleri ortadan kaldırmadığı gibi olayı iki tacirin aralarındaki ticari işten doğmuş olduğunu, tam olarak Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmek durumunda olduğunu, borçlar kanununa yapılacak bir yollamanın da bulunmadığını, olayda malların devir-teslimi sırasında davacının, malların ayıplı olduğu yönünde bir beyanı olmadığı gibi taraflarınca bunu destekler yönde bir açıklama olmadığını, müvekkilin dava konusu mallar ve alacak hakkında davacı şirket tarafından sunulan 28/03/2017 tarihili fesih, sulh ve ibraname başlıklı yazı ile herhangi bir ihtirazi kayıt olmaksızın, gayrikabili rücu ve kesin olarak ibra edildiğini, davacının açıkça ibra ettiği konuda müvekkile sonradan dava açmasının kanunsuz olması ile birlikte MK.2 hüsnüniyet kuralıyla da bağdaşmadığını, yukarıda arz ve izah edilen ve dosyanın tetkiki neticesinde resen tespit edilecek nedenlerle haksız davanın öncelikle usulden reddine, mahkememiz aksi kanaatteyse esasa girilerek yapılacak yargılama neticesinde reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Taraf delilleri toplanmış, tanıklar dinlenilmiş ve bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır.Tanık -------Ben davacı şirkette kalite kontrol müdürü olarak çalışırım, biz davalı firmadan mal almıştık, mallar ayıplı çıkmıştı, ortadan ikiye ayrılıyordu, bu durumu davalı firmaya genel müdürümüz bildirdi, benim tehdit yoluyla ibraname alınmasına ilişkin olayla ilgili bir bilgim yoktur, daha önce de başka firmalardan da aldığımız maddelerde ayıp çıktığıdna durumu bu firmalara bildirdiğimizde firmamıza gelip malları kontrol edip değiştiriyorlardı, ibranamenin mail yoluyla şirkete geldiğni biliyorum fakat tehdit olayı ile ilgili bilgim bulunmamaktadır" şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık ----------Ben davalı şirkette genel koordinatör olarak görev yaparım, imza yetkim bulunmamaktadır, şirketi dışarıya karşı temsil yetkim yoktur, davalı şirketten almış olduğumuz hammadde bozuk çıktı, hammaddenin niteliği bozuktu, fiziksel olarak problemleri vardı, durumu davalı firmaya bildirdik, fakat davalı firmadan bu malları incelemeye kimse gelmedi, özel gözetim firması tuttuk, malın kusurlu olduğuna dair bu firmadan rapor aldık, daha sonra defalarca temas kurmamıza rağmen yazılı olarak bize dönüş yapılmadı, biz malın bedelini tamanını ödemiştik, ayrıca sipariş verirken mal bedelinin %15 i kadar teminatımız da davalının elindeydi, biz %15 teminat mektubunun iadesini öncelikle istedik, karşı taraf teminat mektubunu veremeyeceğini söyledi, malın bedelilnin tamamının onlarda olmasına rağmen teminat mektubunu veremeyeceklerini söylediler, davalı tarafla görüşmek için şirkete gittiğimizte hoş olmayan bir üslupla karşılaştık, dövülmekle tehdit edildik, bizden ibraname istediler, ibraname almadan vermiş olduğumuz parayı ve teminat mektubunu iade etmeyeceklerini söylediler, malları bizden teslim aldılar ve bizden parayı ve teminat mektubunu iade etmek için ibraname istediler, biz de paraya ihtiyacımız olduğu için ibraname vermek zorunda kaldık, ayrıca malların nakliye bedelini de kendi cebimizden karşılamak zorunda kaldık, ibranameyi imzaladıktan sonra ödediğimiz mal bedelini iade aldık, ödemenin eşzamanlı olarak yapılıp yapılmadığını bilmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık ------Ben davalı şirketin işletme müdürüyüm, bizim firmamız davalı firmadan --------- aldık , malları kontrol ettiğimizde dilimleme esnasında mallarda katlar çıktı, mallar arasında hava boşluğu vardı, ortadan ikiyie ayrılıyordu, mallar ayıplıydı, ben üst yönetime bildirdim, üst yönetim davlı firmaya durumu bildirdi, davalı taraf bizden birkaç tane daha ürün dilimlememizi söyledi, aynı hata o maddelerde de çıktı, benim karşı tarafça ibraname gönderilip gönderilmediği, tehdit yoluyla ibraname alındığı hususuna ilişkin bilgim yoktur, mallardaki ayıplar gözle görülür ayıplardı, resimleri de çekilmiştir, ----- hemen durum bildirildi" şeklinde beyanda bulunmuştur. Bilirkişiler ------tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı şirketin ticari defterlerinde, demir mamul alımlarını dava dışı ---- aldığı ve cari hesap ilişkisi olduğu anlaşıldığını,--------tarihli alımların birim maliyetleri incelendiğinde; (1.9045 + 2.1041) : 2 = 2.0043 TL/kg olduğu, (davalıdan alınan birim maliyet ortalaması (0.7050 + 1.9589):2 = 1.3319 TL/kg), 28.02.2017 tarihindeki alış maliyetleri : (2.0379 + 2.0022 + 1.8770 + 2.0022 + 1.9307 + 1.8801 + 1.9411 + 2.0054) / 8 = 2.504 TL/ton olduğu anlaşılmaktadır. (Davacı, davalıdan 1.6894 TL/kg birim fiyattan satın almıştır.), bu durumda davacı şirketin, eğer davalıdan uyuşmazlık konusu malları, ayıplı olduğu gerekçesiyle dava dışı ---------- daha pahalı birim fiyatlarıyla ürün aldığının anlaşıldığını, bu durumda davacının, kaçırdığı fırsat: 21.02.2017 tarihinde; (314.280 + 639.620 KG) x (2.0043 — 1.3319) = 641.402.36 TL 28.02.2017 tarihinde; (92.140 KG) x (2.504 - 1.689) = 75.094,10 TL, toplamda, (641.402.36 + 75.094.19) = 716.496.46 TL olduğunu, bu alışlar KDV li alışlar olup, KDV tenzil edildiğinde zarar; davacının bu zararının tazminini davalıdan talebe hak kazandığı düşünüldüğünü, 17.599.27 TL limarı masrafları nedeniyle uğranılan zarar talebinin, davacı, malları davalıya iade ettiğinde 4.707,45 USD karşılığı 17.599.27 TL liman masrafı yaptığını beyanla bu tutari davalı şirketten talep ettiğini,------ şirkete gönderdiği 27.02.2017 tarihli yazıda; Davacı şirketin ticari defterlerinde, demir mamul alımlarını dava dışı ----aldığı ve cari hesap ilişkisi olduğu anlaşıldığını, ------- tarihli alımların birim maliyetleri incelendiğinde;(1.9045 + 2.1041) : 2-2.0043 TL /kg olduğunu, (davalıdan alınan birim maliyet ortalaması (0.7050 + 1.9589):2 - 1.3319TL/kg), 28.02.2017 tarihindeki alış maliyetleri : (2.0379 + 2.0022 + 1.8770 + 2.0022 + 1.9307 + 1.8801 + 1.9411 + 2.0054) / 8 - 2.504 TL/ton olduğu anlaşılmaktadır. (Davacı, davalıdan 1.6894 TL/kg birim fiyattan satın almıştır.), bu durumda davacı şirketin, eğer davalıdan uyuşmazlık konusu malları, ayıplı olduğu gerekçesiyle dava dışı --------- şirketinden daha pahalı birim fiyatlarıyla ürün aldığı anlaşıldığını, bu durumda davacının, kaçırdığı fırsat: 21.02.2017 tarihinde; (314.280 + 639.620 KG) x (2.0043 — 1.3319) - 641.402.36 TL 28.02.2017 tarihinde; (92.140 KG) x (2.504 -1.689) - 75.094,10 TL, toplamda, (641.402.36 + 75.094.19) = 716.496.46 TL olduğunu, bu alışlar KDV li alışlar olduğunu, KDV tenzil edildiğinde zarar; 716.496.46 : 1/1.18 = 607.200,38 TL hesaplandığını, (davacı talebi :569.680.39 TL), Davacının bu zararının tazminini davalıdan talebe hak kazandığı düşüldüğünü, 17.599.27 TL limarı masrafları nedeniyle uğranılan zarar talebinin: Davacı, malları davalıya iade ettiğinde 4.707.45 USD karşılığı 17.599.27 TL liman masrafı yaptığını beyanla bu tutari davalı şirketten talep ettiğini, ----- davacı şirkete gönderdiği 27.02.2017 tarihli yazıda; limanlarına gelen ---- gemisine verilen Tahliye hizmeti karşılığı tahakkuk eden tutarın hizmet bitim tarihindeki USD alış kuru ile -------n ödenmesi gerektiği, yükleme-başaltma hizmetinin 1,046.100 ton üzerinden 25.02.2017 tarihinde başlanıp hizmetin 26.02.2017 tarihinde bitirildiği, --------- şirketinin bu hizmet için davacı şirkete 01.03.2017 tarih 16.800.42 TL tutarlı fatura kestiği, davacının da bu faturayı defterine masraf olarak kayıtlayıp bedelini ödediğinin, anlaşıldığını, bu durum nedeniyle, davacının davalıdarı 17.599.,27 TL liman masrafları (bedeli) alacağı olduğu düşünüldüğünü, 5.250.82 TL nakliye bedelinin, Davacı, emtianın davalı şirkete kara yoluyla nakli sebebiyle ödediği 5.250.82 TL yi davalıdan talep ettiğini, buna ilişkin kayıtlar incelendiğinde; dava dışı ------ davacı şirket adına 20.03.2017 tarih 4110 seri nolu 5.250.82 TLM bedelli fatura düzenlendiği, dosyada mübrez bu fatura içeriğinin,------olduğu, bu faturanın davacı şirketin defter kayıtlarına--------- numarasıyla gider olarak kayıt edildiği görüldüğünü, bu durum nedeniyle, davacının davalıdan 5.250,82 TL karayolu nakliye masrafı (bedeli) alacağı olduğu düşünüldüğünü, 11.500.00 TL liman nakliye masrafı: davacı, limana gelen iade malların, davacı şirkete nakliyesi için harcadığı 11.500 TL masrafı, davalıdan talep ettiğini, buna ilişkin bir masraf belgesi ve kayıt sunulmadığından değerlendirme yapılamadığını, 1.300.37 TL ayıp tespit bedeli: davacı, davalıdan aldığı malların ayıplarının tespiti hususunda yaptığı masrafı davalıdan talep ettiğini, davacının, dosyaya sunulan, dava dışı ------- 16.03.2017 tarih 1.300,37 TL bedelli “ulaşım ücreti ve miktar ve hasar tespit ücreti”açıklamasıylamasraf faturası aldığı, defterine kayıt ederek bedelini ödediği, tespit edildiğini, bu durum nedeniyle, davacının davalıdan, 1.300,37 TL ayıp tespit masrafı (bedeli) alacağı olduğu düşünüldüğünü, yukarıda açıklanan gerekçelerle; davacının davalıdan, 607.200,38 TL kâr mahrumiyeti zararı alacağı, 17.599.27 TL liman masrafı (bedeli) alacağı, 5.250,82 TL karayolu nakliye masrafı (bedeli) alacağı, 1.300,37 TL ayıp tespit masrafı (bedeli) alacağı olduğu; bu alacakların, talep gibi dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsili gerektiği yönündeki kanaat ve düşüncelerimizi mahkememiz takdirlerine sunmuşlardır.Bilirkişiler ------tarihli bilirkişi raporunda özetle; Yapılan açıklamalar muvacehesinde, tarafların beyanları ve delilleri ışığında, takdirin sayın Mahkemenizin görev alanına ait olduğu işaret edilmek suretiyle, dava konusu 28.03.2017 tarihli “Fesih, Sulh ve İbraname” başlıklı sözleşmenin TBK m. 38/f.2 uyarınca geçersiz olduğu; davacı yanın ayıplı mal teslimi sebebiyle uğramış olduğu zararlarının talep edebileceğini, başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması nedeniyle uğranıldığı iddia olunan menfi zararın Dava Tarihi itibarıyla 79.803,77 USD”' nin TL karşılığının (1 USD 3,7275 TL X 79.803,77 USD) 297.468,55 TL olabileceğini, uğranıldığı iddia olunan doğrudan zararların Liman masrafı: Dava Tarihi itibarıyla ----- üzerinden; (4.707,45 USD X 3,7275 TL) 17.547,00 TL olduğu, bu talebe ilişkin harçlandırılan tutarın ise 17,650,00 TL olduğunu, Nakliye Bedeli: Dava Dışı-------Davacı Şirket adına 20,03.2017 Tarihli, 4110 Nolu,------------ Fatura kestiği ve bu Faturanın Davacı Şirket Kayıtlarında Nakliye Gideri + İndirilecek KDV < Satıcı Hesabı olarak kaydedildiği; davacı Şirketin bu faturaya ilişkin Nakliye Gider külfetinin KDW den arındırılmış 4.449,85 TL olduğu, Davacının Davalı Şirkete bu faturadan kaynaklı Yansıtma Faturası düzenlemesi halinde bu Faturaya ilişkin KDV dâhil 5.250,82 TL bedeli talep edebileceğini, ayıp tespit bedelinin; Dava Dışı K-------- Davacı Şirket adına --------- “Ulaşım ve Miktar/Hasar Tespit Ücreti” içerikli, (1.102,01 TL + 198,36 TL KDV ) KDV Dâhil 1.300,37 TL Fatura kestiği ve bu Faturanın Davacı Şirket Kayıtlarında Çeşitli Gider + İndirilecek KDV - Satıcı Hesabı olarak kaydedildiğini, davacı Şirketin bu faturaya ilişkin Masraf/Gider külfetinin KDV den arındırıldığını ve 1.102,01 TL olduğunu, davacının Davalı Şirkete bu Faturadan kaynaklı Yansıtma Faturası düzenlemesi halinde bu Faturaya ilişkin KDV dâhil 1.300,37 TL bedeli talep edebileceğini, Liman Nakliye Bedeli: Davacı Şirketin Limana gelen malların Davalı Şirkete Nakliyesi için harcadığını iddia ve tarafına ödenmesini talep ettiği 11.500,00 TL'ye ilişkin olarak Dosya kapsamında herhangi bir masraf belgesi yer almadığından ve daha önce de Davacı Şirket Ticari Defterlerinde bu alacak kalemin varlığı tespit edilemediğinden Davacının bu İddia ve talebinin ispata muhtaç olduğu yönündeki kanaatlerini mahkememiz takdirlerine sunmuştur. Bilirkişiler ------- tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı şirkete açılıp tüm iptal ve iade edilen toplam 2.457,56 ton siparişin ikamesi olarak-------- aynı miktarda sipariş açılmış olması varsayımı” durumunda davalı şirketten talep edilebilecek menfi zarar alacak miktarının 73.816,00 USD olabileceği 12.04.2017 dava tarihi itibarıyla----- bu miktarın271.827,42 TL olduğu, Davalı şirkete açılıp tüm iptal ve iade edilen toplam 2.457,56 ton siparişin ikamesi olarak----- fiilen açılan sipariş nedeni ile ödenen farkın” kabulü durumunda, davalı şirketten talep edilebilecek menfi zarar alacak miktarının 37.733,00 USD olabileceği; 12.04.2017 dava tarihi itibarıyla ----------- üzerinden bu miktarın 138.951,77 TL olduğu, Davalı şirkete açılıp ayıplı olduğundan bahisle jade edilen toplam 1.046,04 ton siparişin kabulü durumunda, davalı şirketten talep edilebilecek menfi zarar alacak miktarının 39.141,00 USD olabileceğini, 12.04.2017 dava tarihi itibarıyla TCMB USD Satış Kuru üzerinden (3,6825) bu miktarın 144.136,73 TL olduğunu, Davalı şirkete açılıp ayıplı olduğundan bahisle 3 Nolu siparişte bulunan 1.000.00 Ton ve Teslimatı gerçekleşen 42.44 Ton tutarındaki malzemelerin dışında kalan 1.457.56 Ton siparişin kabulü durumunda davalı şirketten talep edilebilecek menfi zarar alacak miktarının 54.288,00 USD olabileceğini, 12.04.2017 dava tarihi itibarıyla --------- miktarın 199.915,56 TL olduğunu, İade malın kara nakliye bedelinden kaynaklanan alacak miktarının KDV dahil 5.250,82 TL olabileceğini, İade malın gemi nakliye bedelinden kaynaklanan alacak miktarının KDV'den muaf 16.800,42 TL olabileceğini, İade malın hasar tespit denetim bedelinden kaynaklanan alacak miktarının KDV dahil 1.300,37 TL olabileceğini, Tarafların faiz vs taleplerinin Sayın Mahkemeniz takdirlilerine maruz olduğu sonucuna varılmıştır.Bilirkişiler---- tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; ----- ve İbraname evrakının imza edildiği tarihte davacı şirketin müzayaka halinin bulunduğu tespiti ile Sayın Mahkemenizce Fesih, sulh ve İbranamenin geçersiz olduğuna karar verilmesi halinde, Davalı şirkete açılıp tüm iptal ve iade edilen toplam 2.457,56 ton siparişin ikamesi olarak ------- aynı miktarda sipariş açılmış olması varsayımı” durumunda davalı şirketten talep edilebilecek menfi zarar alacak miktarının 73.816,00 USD olabileceği; 12.04.2017 dava tarihi itibarıyla-------- üzerinden bu miktarın 271.827,42 TL olduğu, Davalı şirkete açılıp tüm iptal ve iade edilen toplam 2.457,56 ton siparişin ikamesi olarak ------- fiilen açılan sipariş nedeni ile ödenen farkın” kabulü durumunda, davalı şirketten talep edilebilecek menfi zarar alacak miktarının 37.733,00 USD olabileceğini, 12.04.2017 dava tarihi itibarıyla ------ olduğunu, Davalı şirkete açılıp ayıplı olduğundan bahisle iade edilen toplam 1.046,04 ton siparişin kabulü durumunda, davalı şirketten talep edilebilecek menfi zarar alacak miktarının 39.141,00 USD olabileceğini, 12.04.2017 dava tarihi itibarıyla ------ Kuru üzerinden -----bu miktarın 144.136,73 TL olduğunu, Davalı şirkete açılıp ayıplı olduğundan bahisle ----- Nolu siparişte bulunan 1.000.00 Ton ve Teslimatı gerçekleşen 42,44 Ton tutarındaki malzemelerin dışında kalan 1.457,56 Ton siparişin kabulü durumunda davalı şirketten talep edilebilecek menfi zarar alacak miktarının 54.288,00 USD olabileceği; 12.04.2017 dava tarihi itibarıyla ----- ----- üzerinden (3,6825) bu miktarın 199.915,56 TL olduğunu, İade malın kara nakliye bedelinden kaynaklanan alacak miktarının KDV dahil 5.250,82 TL olabileceğini, İade malın gemi nakliye bedelinden kaynaklanan alacak miktarının KDV'den muaf 16.800,42 TL olabileceğini, İade malın hasar tespit denetim bedelinden kaynaklanan alacak miktarının KDV dahil 1.300,37 TL olabileceğini, şirket stoklarının 7 ay içinde 3 kez nakde dönüştüğü, İncelenen 210 günlük süre içinde stokları envanterinde 64 gün kadar kalmakta olduğu, 64 günde bir stoklarını yenilediğini, Davacı şirketin, ---- vadeli çalışmakta olduğu, 2016 yılı içinde 651.261,42 TL -------- satış yapmış olduğu, 70.531.917,36.-TL değerinde mal almış olduğunu,2017 yılı içinde 167.941,14.-TL mal alışı gerçekleştirmiş olduğunu, Davacı şirketin, 2016 yılı içinde 651.261,42.-TL------ satış yapmış olduğunu, 70.531.917,36.-TL değerinde mal almış olduğu,2017 yılı içinde 167.941,14.-TL mal alışı gerçekleştirmiş olduğu, taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişkinin nakit esasına dayandığı, tahsilatların genellikle aynı gün ya da en geç ertesi gün yapıldığını, 2016 yılında yapıldığı görülen bağış bedelinin şirket defterlerinde önce gider olarak kayda alınıp, ----olarak kaydedilip bedel üzerinde vergi ödendiğini, yani hem gider hem de gelir olarak kayda alınan bu işlemin usulsüzlük olarak nitelendirilemeyeceğini, Söz konusu alacağın aktif toplamı içindeki payının 0,03 olarak hesaplandığı ve ortaklar tarafından kullanılan paranın şirketi müzayaka haline düşürmediği sonucuna varılmıştır.Bilirkişiler------ tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; Davalı şirkete açılıp tüm iptal ve iade edilen toplam 2.457,56 ton siparişin ikamesi olarak ---- aynı miktarda sipariş açılmış olması varsayımı” durumunda davalı şirketten talep edilebilecek menfi zarar alacak miktarının 66.290,00 USD olabileceğini, 12.04.2017 dava tarihi itibarıyla ----- üzerinden bu miktarın 244.112,92 TL olduğunu, Davalı şirkete açılıp tüm iptal ve iade edilen toplam 2.457,56 ton siparişin ikamesi olarak ------ sipariş nedeni ile ödenen farkın” kabulü durumunda, davalı şirketten talep edilebilecek menfi zarar alacak miktarının 37.733,00 USD olabileceğini, 12.04.2017 dava tarihi itibarıyla ---------- olduğunu, Davalı şirkete açılıp ayıplı olduğundan bahisle iade edilen toplam 1.046,04 ton siparişin kabulü durumunda, davalı şirketten talep edilebilecek menfi zarar alacak miktarının 39.141,00 USD olabileceğini, 12.04.2017 dava tarihi itibarıyla -------- Kuru üzerinden (3,6825) bu miktarın 144.136,73 TL olduğunu, davalı şirkete açılıp ayıplı olduğundan bahisle 3 Nolu siparişte bulunan 1.000,00 Ton ve Teslimatı gerçekleşen 42,44 Ton tutarındaki malzemelerin dışında kalan 1.457,56 Ton siparişin kabulü durumunda davalı şirketten talep edilebilecek menfi zarar alacak miktarının 54.288,00 USD olabileceğini, 12.04.2017 dava tarihi itibarıyla ------- miktarın 199.915,56 TL olduğunu, İade malın kara nakliye bedelinden kaynaklanan alacak miktarının KDV dahil 5.250,82 TL olabileceğini, İade malın gemi nakliye bedelinden kaynaklanan alacak miktarının KDV'den muaf 16.800,42 TL olabileceğini, İade malın hasar tespit denetim bedelinden kaynaklanan alacak miktarının KDV dahil 1.300,37 TL olabileceğini, Şirket stoklarının 7 ay içinde 3 kez nakde dönüştüğü, İncelenen 210 günlük süre içinde stokları envanterinde 64 gün kadar kalmakta olduğu, 64 günde bir stoklarını yenilediğini, Davacı şirketin,------ vadeli çalışmakta olduğu, 2016 yılı içinde 651.261,42 TL ------- satış yapmış olduğu, 70.531.917,36.-TL değerinde mal almış olduğu, 2017 yılı içinde 167.941,14 TL mal alışı gerçekleştirmiş olduğunu, Davacı şirketin, 2016 yılı içinde 651.261,42.-TL ------ satış yapmış olduğunu, 70.531.917,36.-TL değerinde mal almış olduğu,2017 yılı içinde 167.941,14.-TL mal alışı gerçekleştirmiş olduğunun, taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişkinin nakit esasına dayandığı, tahsilatların genellikle aynı gün ya da en geç ertesi gün yapıldığını, Davalı vekilinin müzayaka haline ilişkin 22.08.2022 tarihli ek rapora itirazlarının yeniden değerlendirmesi ile iş bu rapor ile detaylarına yer verildiği üzere ek raporda bu yönde değişiklik gerektirecek bir hususun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Davacı vekilinin 04/12/2024 tarihli ıslah talebinde özetle; Bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda davalarındaki taleplerinin miktar yönünden aşağıdaki şekilde artırıldığını, bilirkişi tarafından seçenekli hesaplama yapıldığını, buna göre 1. Kalemde yazılı alacak doğrultusunda talep artırım yaptıklarını, buna göre talep artırım dilekçelerinin kabulü ile menfi zarar alacak kalemi için 73.816,00 USD ile kara nakliye bedeli, gemi nakiye bedeli, hasar tespit bedeli için ayrıca 23.351,61 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiz ile birlikte taraflarına ödenmesini, 73.816,00 USD - 4707,45 USD sonucu artırılan 69.108,55 USD nin bugünkü ----- kuru olan 28,9507 ile çarpımı sonucu belirlenen karşılığı 2.000.740,90 TL ile 23.351,61 TL toplamı olan total 2.024.092,51 TL artırılan kısım üzerinden talep arttırım harcının alınmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, satış sözleşmesi sebebiyle satılanın ayıplı çıktığından bahisle müzayaka altında fesih, sulh ve ibraname düzenlenerek satılanın iade edildiğinden bahisle doğan zararın tazmini talebidir.
Davacı taraf, davalı tarafından satılan emtianın ayıplı çıktığını, emtiayı geri vererek satış bedeli ve teminat mektuplarının iadesini istediklerini, davalı tarafın ibraname imzalamadan iadeye yanaşmadığını, müvekkili şirketin ekonomik olarak zor durumda bulunduğundan ibranameyi imzalamak zorunda kaldığını, müzayaka halinde bulunduğundan bahisle zararlarının davalıdan tazminini talep etmiştir. Davalı taraf, davacı tarafın satış sözleşmesi sonrasında talebi üzerine tarafların 28/03/2017 tarihli fesih, sulh ve ibraname başlıklı sözleşmeyi imzaladığını, davalı tarafın bu sözleşme gereği herhangi bir ihtirazi kayıt olmaksızın, gayrikabili rücu ve kesin olarak ibra edilmiş olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 28/03/2017 tarihli Fesih, Sulh Ve İbraname başlıklı sözleşme incelendiğinde, davacının talebi üzerine sözleşmenin feshedildiği, karşılıklı fesih sonucu herkesin aldığını geri verdiği, tarafların satış sözleşmesi gereği birbirlerinden hiç bir hak ve alacağının kalmadığının, tarafların birbirini gayrikabili rücu ibra ettiklerinin karşılıklı ve kesin olarak kabul, beyan ve taahhüt ettikleri görülmüştür.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Sözleşmenin içeriği I. Sözleşme özgürlüğü başlıklı 26 ncı maddesi "Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.", III. Aşırı yararlanma başlıklı 28 nci maddesi "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.", Satış Sözleşmesi Genel Hükümler A. Tanımı ve hükümleri başlıklı 207 nci maddesi "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir." ve Alıcının seçimlik hakları a. Genel olarak başlıklı 227 nci maddesi "Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." hükmünü düzenlemiştir.Davacı taraf aldığı emtianın ayıplı olduğunu iddia etmesine rağmen TBK'nun 227 nci maddesindeki seçimlik haklarını kullanmamış ve davalı tarafla 28/03/2017 tarihli fesih, sulh ve ibraname başlıklı sözleşmeyi imzalayarak karşılıklı olarak sözleşmeyi feshetmiştir. Bu sözleşmeyle de taraflar birbirlerini dava konusu satış sözleşmesi dolayısıyla doğmuş / doğacak tüm zararlardan ibra etmişlerdir. Sonrasında davacı taraf müzayaka halinde olduğundan bahisle sözleşmeyi imzaladığını iddia ederek işbu davayı açmış ise de; taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilmekte olup sözleşme özgürlüğü asıldır, taraflar arasında 28/03/2017 tarihli sözleşme imzalandığı dönemde davacı şirketin ortaklarından alacağı bulunduğu ve bağış yaptığı anlaşıldığından ekonomik olarak zor durumda bulunduğundan bahisle sözleşmeyi imzaladığı iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davanın REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça yatırılan peşin ve ıslah harcı toplamı 34.978,87 TL'den mahsubuyla fazla alınan 34.551,27 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafça yapılan 750,00 TL yargılama giderinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
-
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 233.927,40 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 28/02/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12