İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1224 E. 2024/146 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2017/1224
2024/146
21 Şubat 2024
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/1224 Esas
KARAR NO: 2024/146
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/11/2017
KARAR TARİHİ: 21/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı borçlu arasında ticari alım satım ilişkilerinin gerçekleştiğini, davalı borçlunun, biriken ve vadesi geçen borçlarını iyiniyetli çabalara rağmen ısrarla ödememesi üzerine müvekkil tarafından --------Noterliğinden 15.09.2017 tarih ve -------- yevmiye nolu ihtarname ile davalıya, müvekkil şirkete olan vadesi gelmiş borçlarını derhal ödemesinin ihtar edildiğini, davalı tarafından ihtar gereği yerine getirilmediğinden ilgili borçtan dolayı ticari faizivle birlikte tahsili için------- E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, borçlu tarafın ödeme emrini tebellüğ etmiş ancak müvekkil şirkete bir borcu olmadığı iddiasıyla takibe itiraz ettiğini, davalı/borçlunun yapmış olduğu itirazlar yerinde olmadığını, müvekkilin alacağının haklı ve yerinde olduğunu, davalı/borçlunun borcu olmadığına dair itirazı yerinde olmamakla beraber kötü niyetli ve haksız olup, itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın 0420 icra inkâr tazminatı ve yasal faiziyle birlikte tahsili için işbu davayı açma gereğinin hasıl olduğunu, yukarıda açıklanan ve re'sen tespit edilecek sebeplerle; -------- E. Sayılı dosyasına yapılan İtirazın iptali ve takibin devamını, haksız yere borca itiraz eden borçlu aleyhine 20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, masraf ve ücret-i vekâletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı -------- şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket’in davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığı gibi takas mahsup talepleri uyarınca davacı şirketin ayıplı mal teslimi nedeniyle doğan müvekkil şirket zaralarının hesaplanması halinde müvekkil şirketin alacaklı durumda olduğunun tespit edileceğini, dolayısıyla başlatılan icra takibinin hukuka aykırı olduğunu, yukarıda da ayrıntılı olarak açıklamış olunduğu üzere müvekkil şirketin davacı şirkete davaya konu icra takibi nedeniyle borcu bulunmadığını, bununla birlikte hiçbir şekilde borcu ve icra takibini kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için müvekkil şirketin davacı şirkete borcu olduğu kabul edilse dahi belirtmiş olduğumuz ayıplı mal teslimi nedeniyle müvekkil şirketin zararları takas edildiğinde müvekkil şirketin huzurdaki davada borçlu değil tam aksine alacaklı konumuna geleceği açık olduğunu, Türk Borçlar Kanunu’nun 139. maddesinde de ifade edildiği üzere “İ̇ki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.” bu hükümden de anlaşıldığı üzere borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde müvekkil şirketin davacı şirketten ayıplı mal teslimi nedeniyle alacaklı olduğu dikkate alındığında takas-mahsup talepleri karşısında müvekkil şirketin davacı şirkete borçlu olmadığı yönüyle de ortaya çıkacağını, uyuşmazlığa konu alacak likit bir alacak olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden somut olayda %20 oranında icra inkâr tazminatı talep edilemeyeceğini, İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 67/2. maddesinde “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” düzenlemesinin yer aldığını, hükümde de belirtildiği gibi icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için; geçerli bir takip, süresi içinde yapılan geçerli bir itiraz, süresi içinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacının talepte bulunmasının yanı sıra itirazın haksız olması ve alacağın likit olması gerektiğini, bu şartlar ile somut olay değerlendirildiğinde sayın mahkememizin de takdirlerinde olacağı üzere; öncelikle davacı şirket tarafından yapılan takibin haksız olduğunu ve ayrıca davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davaya konu alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğini, dolayısıyla işbu davada icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğinin açıkça ortada olduğunu, davacı şirket somut olayda kötü niyetli olduğundan müvekkil şirket lehine kötü niyet tazminatına hükmedildiğini, İİK m.67/2’de “…takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” düzenlemesi de yer aldığını, itirazın iptali davasının alacaklı aleyhine sonuçlanması durumunda alacaklının takibinin geçerli olması, süresinde itirazın yapılması ve itirazın iptali davasının açılması şartlarının gerçekleşmesi durumunda borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedileceğini, somut olayda kötü niyet tazminatının şartlarının oluşması nedeniyle Müvekkil Şirket lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, Nitekim Yargıtay’ın bir kararında “…İİK'nun 67/2. madde hükmündeki düzenlemeye göre, borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına; alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde ise istem varsa, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, İş bu tazminata hükmedilmesi için takibin haksız olması tek başına yeterli olmayıp, ayrıca alacaklının kötüniyetli olması da gerektiğini, alacaklının kötüniyetli sayılabilmesi için de, takibin haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerekir .” şeklinde hüküm kurularak kötü niyet tazminatının şartları açık bir şekilde belirtildiğini, tüm bu anlatılanlardan anlaşılacağı ve mahkememizce de takdir olunacağı üzere kişiler aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatılmasının önüne geçebilmesi için hukukumuzda kötü niyet tazminatı müeyyidesi yer aldığını, somut olayda da davacı şirket’in herhangi bir alacağı bulunmadığı halde ve ayıplı mal teslimi nedeniyle Müvekkil şirketin zarara uğramasına neden olduğu halde birtakım haksız taleplerle alacak talebinde bulunması hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle davacı şirket aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yukarıda ayrıntıları ile açıklanan gerekçelerle; davacı şirket tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak başlatılan-------- Esas sayılı icra takibine müvekkili şirket tarafından yapılan itirazın kabulü ile iş bu davanın reddini, somut olayda kötü niyet tazminatının şartları oluştuğundan icra takibine konu alacağın %20’sinden az olmamak üzere davacı şirket aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalının defterlerinin incelenmesi, davalıya ceza kesildiğine ilişkin iddianın incelenmesi, davalının atıl durumda olduğunu iddia ettiği ürünlerin atıl durumda olup olmadığının, standartlara uygun olup olmadığının incelenmesi için -------- Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına karar verilmiştir.
--------- Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat neticesinde Bilirkişi --------- 21/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle;n Talimat mahkemesinin, 05.12.2018 tarihli talimatları gereği,yerinde inceleme yetkisi verilerek, "Davalı tarafın uyuşmazlığa konu yıllarına ilişkin tüm yasal ticari defterleri (defteri kebir, yevmiye, envanter defterleri ile varsa muavin kayıtları ve dayanak belgeleri) ile taraflar arasında sözleşme faturalar ve belgeler üzerinde inceleme yapılmak suretiyle davalının ihtilaflı döneme ilişkin defter ve kayıtları üzerinde ön inceleme duruşma zaptında belirlenen uyuşmazlık tespiti doğrultusunda davacı alacağının bulunup bulunmadığı,varsa miktarının belirlenmesi hususunda rapor düzenlenmesi,” görevi üzere, davacı şirketin tarafıma sunulan defteri üzerinde yapılan inceleme ile, YTTK 64/3 fıkraları gereğince davalı şirketin 2016 yılı defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, ve Ticari defterleri ve dayanağı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini teyit etmekte olduğu görüldüğünü, defterlerin usulüne uygun olarak tutulmuş olduğunu, kapanış tasdiklerinin mevcut olduğunu, faturalar, teslim fişleri ve ticari defterler dikkate alınarak değerlendirildiğinde, defterlerin usulüne uygun olarak tutulmuş olduğunu, dolayısıyla, HMK. madde, 222 gereğince delil niteliğine haiz olduğunu, davalının, icra takip tarihi olan, 02.10.2017 Tarihi itibari ile davalının, 624.508,59 TL borçlu görülmekte olduğunu, bu tarih sonrasında bir ödemesinin mevcut olmadığını, davalıya teslim edilen 157.385 adet -------- ayıplı olup olmadığı yönünden, davacı vekili tarafından ayıplı malların gümrük ile ilgili işlemleri nedeni ile, --------- Bölgede olduğu beyan edilmiş olduğu,tespit yapılamadığını, diğer taraftan, söz konusu ayıplı --------- taban kartları nedeniyle sayaç üretiminde ve tesliminde gecikmesi neticesinde, -------- şirketi tarafından 14.03.2017 tarih ve ---------- nolu 381.563,08 TL tutarlı, --------- şirketi tarafından 14.03.2017 tarih ve ---------- nolu 222.560,53 TL tutarlı, -------- şirketi tarafından 14.03.2017 tarih ve --------- nolu 307.456,88 TL tutarlı olmak üzere toplamda 911.580,49 TL tutarında 3 ayrı gecikme cezası kesildiği ileri sürülmüş ise de ceza işlemlerine ilişkin kaydın ticari defterlerinde yer almadığı tespit edilerek mahkememiz takdirlerine sunulmuştur.--------- ATM'ye yazılan talimat neticesinde dosya içerisinden --------- ATM'ye talimat yazıldığı -------- talimat sayılı dosyasına kaydedildiği anlaşılmıştır.---------Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat neticesinde Elektrik Mühendisi Bilirkişi ---------- 05/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 25.04.2019 ve 31.10.2019 tarihlerinde, tarafından yapılan araştırma, inceleme ve tespitler neticesinde; her iki dosya konusunun ayıplı mallarının aynı olduğunu, 157.385 adet olarak sipariş edilen ve teslim alınan kartlardan “----------” 103.469 adedi görüldüğünü, örnekleme alınan kartlarda gözle herhangi bir oksitlenme ya da bozulma görülmemekle beraber üretim hattından geçtikten sonra gizli ayıplı olduğunun görüldüğünü, kartların, asıl üretici firmasından --------- kaynaklı üretim hatası olduğunu, saklama koşulları yeterli seviyede olmasına rağmen 26.05.2016 teslim tarihi ile 20.10.2016 ilk ihbarın yapıldığı tarih dikkate alındığında ayıp ihbarı süresinde yapılmadığı kanaatinin oluştuğunu mahkememiz takdirlerine sunulmuştur.---------Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat neticesinde Elektrik Mühendisi Bilirkişi --------- 04/02/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; 25.04.2019 tarihinde yapılan yerinde incelemede açılmamış paketlerden rastgele ve arada bulunan paketlerden iki tanesi tarafımdan açıldı. Her bir paketten birer adet olmak üzere iki adet vakumlu naylon paketten kartlar çıkartılarak büyüteçle gözle kontrol yapılmış herhangi bir oksitlenme gözlemlenmediğini, firmadan üretim hattının hazırlaması ve gözle temiz olarak görülen kartları işleme alması için sistemi hazırlaması istendiğini, yarım saatlik hazırlama işleminden sonra kartlar işleme alınmış ve çıktı sonuçları yeniden incelendiğini, kartın bazı bölgelerinde lehim almadığı gözlemlendiğini, kartların gizli ayıplı olduğu ancak deneme ya da üretim aşamasında görülebileceğini, bilirkişilik inceleme aşamasında olduğu gibi satın alınan malların, sipariş durumu ve üretim planlama urumuna bakılmaksızın örnekleme yaparak seri üretim öncesinden üretim hattına verilebilir ve kontrolününü sağlanabileceğini, 25.04.2019 ve 31.10.2019 tarihlerinde, tarafımdan yapılan araştırma, inceleme ve tespitler neticesinde; satın alınan konu mallar teslim alındıktan (26.05.2016) ve depoya girdikten sonra, makul bir süre içinde ayrıca bir muayene kuruluşuna göndermeksizin firmanın üretim tesisinde seri üretime başlamadan önce sipariş durumu ve üretim planlama durumuna bakılmaksızın herhangi bir günde, satın alınan 157.385 adet elektronik baskı devre kartlarından bir kaç (dört- beş) adet numune ile mevcut --------- dizgi makinelerinde test edilebilir ve ayıbın olağan muayene sonucunda ortaya çıkabileceği hususunu mahkememiz takdirlerine sunmuştur.Davacı şirkete ait dava konusu yıllara ilişkin tüm defter ve dayanakları ile dava dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin tüm yasal defterlerin ve dayanaklarının, diğer ilgili tüm evrak ve belgelerin inceleme günü mahkemede hazır bulundurulmasına, ibraz edilmediği takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacağının ihtarına, defterlerin kalabalık olması halinde ve istemde bulunulduğu takdirde bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesine, bilirkişiden, sadece mahkemedeki davaya ilişkin ---------- icra takip dosyasına konu alacakla ilgili inceleme yapıldığı, bu nedenle incelemenin 15/09/2017 tarihli ihtarnameye kadar ki alacakla sınırlı olarak yapılması gerektiği, ihbarın süresinde yapılıp yapılmadığının tespiti açısından gerekli olduğundan bilirkişiden özellikle açık hesap ilişkisi devamında tanzim edilen borca dayanak faturaların tek tek belirlenmesinin istenmesine karar verilmiştir. Yeminli Mali Müşavir Bilirkişi --------- 19/08/2020 tarihli raporunda özetle; Davalı şirketin 2016 yılından 2017 yılına Devreden Borç Bakiyesinin 2.348.521.61 TL olarak tespit edildiğini, davacı şirketin muavin kayıtlarında yer alan 2017 yılına ait tüm satış faturaları defter kayıtlarından teker teker kontrol edilmiş ve satış faturalarıyla muhasebe kayıtlarının bire bir uyumlu oldukları görülmüştür. Kayıtlarda yer alan ve davalı şirkete kesilen faturaların 20 (yirmi) adet olduğu tespit edildiğini, (yirmi) adet olduğu tespit edildiğini, yapılan inceleme esnasında, satış faturaları dışında kesilen 4 (dört) adet faturanın ise, kur değerlemesinden kaynaklanan yansıtma faturası olduklarının görüldüğünü, davacı şirketin muavin kayıtlarına göre ve mahkemenin de tarafımdan incelememi talep ettiği üzere, 07.09.2017 tarihinden sonra herhangi bir satış faturasının kesilmemiş olduğunun tarafından tespit edildiğini, 2016 yılından yapılan devir ile birlikte, davalı şirketin 2017 Yılına ait Devir Borç Bakiyesi: 2.339.721,65 TL olarak tespit edilmiştir. Ancak davacı şirketin, bu tutardan 559.326,86 TL şüpheli alacak ayırmıştır. Buna göre, davalı şirketin 2017 yılına ait Net Borç Bakiyesinin: 780.394,79 TL olarak tespit edildiğini, sonuç olarak, davacı şirketin muavin defter kayıtlarının tarafından incelenmesi sonucunda; davalı şirketin, davacı şirkete net olarak: 780.394,79 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.İcra dosyasında özetle; Davaya konu---------- esas sayılı dosyası incelendiğinde, alacaklısının ---------şirketi , borçlularının -------- şirketi--------- Şubesi Ve İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde --------- şirketi --------- Şubesi Ve İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde--------- Şirketi olduğu, asıl alacağın 39.942,31 TL, 170,71 TL- 16/09/2017- 27/09/2017 arası faiz, toplam alacağın 40.113,02 TL olduğunu, icra gideri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek (yıllık %9,75 oranında Ticari (Reeskont Avans) faiz ile birlikte tahsili talepli olduğunu belirtmiştir.Yargılama devam ederken -------- esas sayılı kararı ile davalı şirketin iflasına karar verildiği, --------- İflas dosyasıyla iflas işlemlerinin yürütüldüğü ve 24/10/2023 tarihinde ikinci alacaklılar toplantısının yapıldığı, iflas idare memurlarının belirlendiği, mahkememizce iflas idare memurlarına tebligat yapılarak dosyanın safahatının bildirildiği görülmüştür.Davalı Müflis-------- Memurluğu vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı --------- Şirketi Hakkında ---------- Esas sayılı ilamı ile iflas kararı verilmiş olup iflas tasfiye işlemleri --------- İflas numaralı dosyası ile yürütüldüğünü, müflis şirket hakkında ---------- İcra Müdürlüğü'nce Birinci Alacaklılar Toplantısı yapılmış ve seçilen İflas İdare Memurları görevlerine başladığını, bu nedenle her ne kadar müvekkil müflisin iflas aşamasında olduğu ve bu halde şirket yetkilileri ile iletişime geçip işbu dosya hakkında gerekli bilgi ve belgelere ulaşılamasa da tarafımıza sadece dava dilekçesinin tebliğ edilmiş olması savunma hakkımızın kısıtlandığı manasına geldiğinden dosyada mübrez diğer evraklarında tarafımıza tebliğini dilediklerini, dava konusu alacağı kabul manasına gelmemek kaydıyla iflas masasına alacak kaydı başvurusunda bulunması için davacı tarafa süre verilmesi gerektiğini, alacağı kabul manasına gelmemek kaydıyla davacı yanın talep ettiği alacağa uygulanacak faizin iik. 195. maddesi gereğince müvekkil müflis şirket açısından iflasın açıldığı 02.09.2020 tarihine kadar işletilmesi yönündeki emredici hükmün uygulanması gerektiğini, davalı müflis firma iflas aşamasında olduğundan ve davalı şirket yetkilileri ile iletişime geçilemediğinden dosyaya ilişkin gerekli bilgi ve belgelere ulaşılamayacağını, bu nedenle yargılamanın ilerleyen aşamalarında bilgi ve belge sunma hakları saklı tutarak bu aşamada tarafımızca dosya kapsamında tespit edilen deliller ışığında cevaplarımızı sunmak istediklerini, müvekkilin müflis firmaya satışı yapılan malların ayıplı olmasından bahisle davacı yana iadesi için başvuruda yapılmışsa da davacı yan malların teslimi için herhangi bir girişimde bulunmadığını, huzurdaki dosyaya dayanak icra takibine konu edilen alacakların özenle incelenmesi gerekmekte olup dava dilekçesi ekinde gönderilen ihtarnamede yazılı kalemlerin muaccel olup olmadığı ve dahi yazılı kalemlerden müvekkil müflisin sorumlu olup olmadığının araştırılması gerektiğini, Her ne kadar yukarıda izah edildiği üzere müvekkil müflisin davacıya herhangi bir borcu bulunmuyor ise de dava dilekçesi ekinde sunulu icra takip dayanğı ihtarname incelendiğinde görüleceği üzere "---------" isimli bir alacak kalemi de mevcut olduğunu, ancak -------- şirketi isimli firma ile müvekkilin herhangi bir bağı bulunmamakla birlikte ilgili firmanın borcu var ise müvekkilin de bu rakamdan sorumlu olması mümkün olmadığını, bu nedenle ilgili firmaya huzurdaki davanın ihbarını da talep etme zaruretinin hasıl olduğunu, huzurdaki davada bahsi geçen alacak likit bir alacak değildir. bu sebeple davacı yanın iddiasında netlik olmadığından davanın reddinin gerektiğini, yukarıda ayrıntıları ile açıklanan gerekçeler ve yargılama esnasında re'sen göz önünde bulundurulacak gerekçeler ışığında; usule ve esasa ilişkin itirazlarımız göz önünde bulundurularak davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davalı iflas idaresi cevap dilekçesinde, "müvekkil müflis için uygulanması gereken usul hükümleri ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca davacı yanın öncelikle iflas masasına alacak kaydı başvurusunda bulunması gerekmektedir. Alacak kaydı başvurusunun iflas masası tarafından reddedilmesi halinde ise davanın kayıt - kabul davası olarak görülmesi gerekmektedir." şeklinde ifade ederek taraflarına, iflas masasına alacak kaydı başvurusunda bulunmak için süre verilmesi gerektiğini belirtse de 27.04.2021 tarihli beyan dilekçemizde de ifade ettiğimiz üzere--------- iflas sayılı dosyasına 03.11.2020 tarihinde alacak kaydı yapılmıştır. Ekte sunduğumuz sıra cetvelinden de görüleceği üzere alacak nizalı kaydı konulmaksızın kabul edilmiş olduğunu, müvekkilin alacağının kabul edildiğini, İİK 196. madde gereğince alacağa faiz işlemeye devam ettiğini, İcra İflas Kanunu'nun 195. Maddesi "Borçlunun gayri taşınır mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur." 196. Maddesi ise "İflasın açılması ile birlikte, iflas masasına giren alacaklarda faiz işlemeye devam eder. Rehinle temin edilmemiş alacaklarda ticari olmayan işlerdeki faiz oranı uygulanır. Ancak, bu maddeye göre alacaklılara tahakkuk edecek faiz ödemeleri, 195 inci maddeye göre hesaplanan ana paralar ödendikten sonra bakiyesi üzerinden yapılır." şeklinde düzenlendiğini, davaya konu alacak kalemlerine ilişkin zamanaşımı iddiası dava devam ederken iki tarafın yargılamaya ilişkin her işleminden ve hakimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden işlemeye başladığından ve kesilmeden itibaren yeni süre bir süre işlediğinden ve işbu sebebin haricinde sair sebeplerle yerinde olmadğını, müflis, 04.11.2016 tarihinde gönderilen düzeltme raporuna herhangi bir cevap vermediği gibi ürünlerin kullanılamadığı, iade talebi veya yeni ürün teslimatı gibi herhangi bir talep bildiriminde bulunmadığını, müflis, ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünleri bu şekilde kabul etmiş ve kullandığını, söz konusu dönemde basiretli tacir gibi davranması gereken müflisin, ayıp iddiası gerçek olsa yaklaşık 2 yıl beklemeyeceği izahtan veraset olduğunu, ayrıca müflise gönderilen düzeltme raporu sonrasında tarafımıza herhangi bir şekilde olumlu/olumsuz yazılı veya sözlü olarak dönüş sağlanmamış olması, firmamızın sorumlu satıcı olarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini ancak müflis tarafından ürünlerin kullanılması açısından herhangi bir düzeltme işlemi yapılmadığının kanıtı olduğunu, müflis, davanın önceki aşamalarında tek taraflı olarak "uygunsuzluk tespit formu" düzenlemiş ve mahkemeye sunduğunu, daha önceki beyanlarımızda detaylıca açıkladığımız üzere müflisin düzenlediği formlar bile birbiri ile çelişmektedir. Müflis önceki aşamalarda tamamen sayın mahkemeyi yanıltmak ve davayı uzatmak amaçlı beyan ve eylemlerde bulunduğunu, ayrıca dosyada alınan 27.11.2019 tebliğ tarihli bilirkişi raporunda da dava konusu ürünlerin --------- tarafından kullanıldığı tespit edildiğini, Müflis, ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünleri teslim almış, kullanmış ve fatura bedellerini çek ile ödemiştir. Müflisin yasal süre içerisinde ihbar ve muayene külfetine yerine getirmemesi, ürünleri kullanmış olması bakımından müvekkile herhangi bir hak ve talep yöneltmesi mümkün olmadığını, 17.02.2020 tebliğ tarihli bilirkişi ek raporunda da ürünlerdeki ayıbın olağan muayene sonucunda ortaya çıkabileceği, TTK'da belirlenen sürelerde muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmediği tespit edildiğini, dava konusu alacak, müvekkil şirketin müflise davaya konu ürünleri teslim etmesi neticesinde doğan bir alacaktır ve taraflar işbu ürünlerin fiyatlarında anlaşarak ticari ilişkiyi kurduklarını, keza müflis de önceki beyanlarında ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünlerin kaç adet olduğunu da belirttiğini, Hal böyleyken müflis ayıplı olduğunu iddia ettiği ürün adedini ürünün tane başına fiyatıyla kağıt ve kalemle çarpsa dahi borcun ne kadar olduğunu bilecektir. Dolayısıyla söz konusu alacağın likit alacak olmadığını iddia etmek abesle iştigal ettiğini, yukarıda izah olunan ve mahkememizce re'sen gözetilecek diğer sebeplerle davanın kabulünü talep etmiştir.Davalı Müflis--------- vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davacı yan cevaba cevap dilekçesinde özetle: "...davalı yanın cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususların yerinde olmadığı, kendileri tarafından iflas idaresine 03.11.2020 tarihinde kayıt kabul talebinde bulunulduğu ve alacağın kabulüne karar verildiği, İ.İ.K 196 gereği faizin işlemeye devam edeceği, davaya konu alacak kalemlerinin zaman aşımına uğradığı yönündeki iddianın dikkate alınmaması gerektiği, teslim edilen mallara ilişkin olarak süresinde ihbarda bulunulmadığı, 04.02.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda ayıbın olağan muayene sonucunda ortaya çıkabileceğinin tespit edildiği, ürünler üzerinde yapılan incelemenin müflisin üretim tesislerinde gerçekleştiği, müflisin davacı tarafından kendisine teslim edilen ürünleri kanunda düzenlenen 8 günlük süre içinde gözden geçirmediği, davalı müflisin ürünlerin ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünleri bu şekilde kabul edip kullandığı iade yahut yeni ürün teslimatına ilişkin talepte bulunmadığı, tek taraflı olarak düzenlenen uygunsuzluk tespit formunun dikkate alınamayacağı, davalının alacağın likit olmadığı yönündeki iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu..." beyan edildiğini, bu noktada öncelikli olarak belirtmek gerekir ki; müvekkil müflis hakkında iflas kararı verilmesiyle birlikte huzurdaki dava kayıt kabul davasına dönüşmüş olup daha evvel cevap dilekçelerinde davacı yanın iflas masasına alacak kaydı başvurusunda bulunması gerektiğini, zira alacağın masaya kayıt kabulüne karar verilmesi halinde huzurdaki davanın konusuz kalacağını ifade ettiklerini, davacı tarafça cevaba cevap dilekçesi ekinde sunulan belgelerden anlaşılacağı ve kendilerince de ikrar olunduğu üzere davacı şirket takibe konu alacak için iflas masasına alacak başvurusunda bulunduğunu, iflas idaresinin 29.01.2021 tarihli ve --------- numaralı kararı ile alacağın kabulüne karar verildiğini, bu haliyle huzurdaki dava konusuz kalmış olup yargılamanın devam etmesinde davacının hukuki yararı bulunmadığından sayın mahkemenizce konusuz kalan dava yönünden karar verilmeye yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiğini, İ.İ.K. Madde 195 gereği faizin iflasın açıldığı tarihe kadar hesaplanması gerektiği hususunun açık olduğunu, davacı tarafından ise cevaba cevap dilekçesinde İ.İ.K. Madde 196 gereği faizin işlemeye devam ettiği ileri sürülmüştür. Ancak söz konusu iddialara itibar edilmesi mümkün olmadığını, nitekim İ.İ.K. Madde 195: "Borçlunun gayri taşınır mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur." düzenlenmesinin haiz olduğunu, bu haliyle uyuşmazlığa konu olayda takibe konu alacak yönünden de faizin iflasın açıldığı tarih itibariyle hesaplanması gerektiğinin açık olduğunu, kaldı ki yukarıda tüm detayları ile izah ettiğimiz üzere iflas idaresi tarafından dava konusu alacağın kayıt kabulüne karar verilmiş olduğundan davanın konusuz kaldığını, yan ayıplı malların iadesi hususunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemiş olduğunu, davacı tarafından ileri sürülen ve müvekkil müflis şirketin ayıba ilişkin bildirimde bulunmadığı hususu somut gerçeklikle bağdaşmadığını, davacı tarafça cevaba cevap dilekçesinde müflis şirket tarafından malların ayıplı olduğuna yönelik iddianın gerçeği yansıtmadığı, şayet ayıbın varlığı söz konusu iseyse de süresinde ihbarda bulunulmadığı, yine seçimlik hakkın kullanılmadığı, davalı müflisin uygunsuzluk iddiasına karşın davacının hemen gerekli kontrolleri sağlayarak geri dönüş yaptığı, buna rağmen müflisin davacı tarafça tanzim edilen düzeltme raporuna herhangi bir cevap vermediğinin ileri sürüldüğünü, ancak bu noktada daha evvel huzurdaki dosya kapsamına kazandırılan dilekçeleri tekrarla; davacı tarafından müvekkil müflise satılan bir kısım ürünlerin ayıplı çıkması akabinde müvekkil müflis şirket tarafından uygunsuzluk tespit formunun düzenlendiği, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiği, davacının müvekkil müflis tarafından yapılan sözlü ve yazılı ihtarları dikkate almadığının açık olduğunu, alacağı kabul manasına gelmemek kaydıyla İ.İ.K 193 gereği de müvekkil müflis aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, bu noktada belirtmek gerekir ki davalı Müflis -------- Şirketi hakkında -------- Esas sayılı ilamı ile iflas kararı verilmiş olup; iflas tasfiye işlemleri -------- Esas numaralı dosyası ile yürütüldüğünü, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 193.maddesi gereği; iflas kararının kesinleşmesi ile müflisin taraf olduğu takiplerin düşeceği açık olup açılmış itirazın iptali davasında da ortada itiraza konu bir takip kalmadığından, icra inkar tazminatı istemi yasal dayanaktan yoksun olduğunu, Müvekkilin müflis de 02.09.2020 tarihinde iflas etmiş olduğundan huzurdaki itirazın iptali davası bakımından davanın kabulüne yönelik hüküm kurulacaksa da ortada hukuken geçerli bir takip kalmadığından müvekkil müflis aleyhine icra inkar tazminatına hükmedileceğini, yukarıda ayrıntıları ile açıklanan gerekçeler ve yargılama esnasında re'sen göz önünde bulundurulacak gerekçeler ışığında; usul ve esas bakımından davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.--------- İflas dosyasından; --------- iflas dosyasında davacı tarafça iflas masasına alacak kayıt başvurusunda bulunulduğu ve dairenizce 3 Kasım 2020 tarihinde alacak kaydı yapıldığının iddia edildiği, davacı tarafça--------- esas sayılı icra dosyasıyla müflis hakkında icra takibi başlatıldığı, müflisin takibe itirazı üzerine mahkememizin -------- esas sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açıldığı, bu davanın halen derdest olduğu, bu durum karşısında --------- esas sayılı icra dosyası ve bu dosyaya itiraz üzerine mahkememizde derdest bulunan -------- esas sayılı dosyasına konu alacağın müflis şirket yönünden itiraz olunmayan alacaklar sırasına kaydedilip kaydedilmediği sorulduğunda iflas idaresinin, davacının alacak başvurusuna ilişkin iflas idaresinin 29/01/2021 tarihli ---------nolu alacak başvurusuna ilişkin düzenlenmiş olduğu Sıra Cetvelindeki masa incelesi açıklaması kısmının alt bölümünde ''Yapılan incelemede kesinleşmiş icra takiplerine dayalı olarak talep edilen 2.626.029,71 TL alacağının kabulüne, herhangi bir imtiyaz tespit edilmediğinden istemin 4. Sırada kaydına karar vermek gerekmiştir'' karar verildiğinin bildirildiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, ticari mal satımı sebebiyle ödenmeyen bedelin tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Yargılama esnasında davalı şirketin iflasına karar verildiği, davacı tarafça iflas masasına alacak kaydı başvurusu yapıldığı, iflas idaresince alacağın itiraz olunmayan alacaklar sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmakla dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava tarihi itibariyle davacı taraf dava açmakta haklı olduğundan yargılama giderlerinden davalı tarafın sorumlu tutulmasına karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
-
Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL harcın davacının peşin olarak yatırdığı 6.755,28 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 6.327,68 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
-
Davacı tarafından sarf edilen 427,60 TL peşin harç, 31,40 TL başvurma harcı, 6.285,20 TL posta ve bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 6.744,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde resen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davalı müflis--------- vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde --------- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/02/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12