SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/273 E. 2023/885 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2019/273

Karar No

2023/885

Karar Tarihi

19 Ekim 2023

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/273

KARAR NO : 2023/885

DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 20/05/2019

KARAR TARİHİ : 19/10/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde:

Davalı ile müvekkil arasında 15/03/2017 tarihli hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca davalı taraf yükümlülüklerini süresi içinde ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini, sözleşmeyi tek taraflı olarak haksız bir şekilde feshettiğini, davalının sözleşmedeki sürelere ve iş planlarına riayet edilmediğinden müvekkilinin sözleşme konusu ilaç ile ilaç pazarına erken pazara çıkması gerekirsen geç çıkacak hale geldiğini, sürelerin çok önemli olduğu ilaç pazarında müvekkilinin ciddi zarara uğradığını, sözleşmedeki sürelerin önemi rekabetin fazla olduğu ilaç piyasasında müvekkile ait ürünün rakip şirketlerden önce piyasaya çıkması ve erken piyasaya çıkması sebebiyle diğer rakip ürünlere kıyasla avantaj elde edebilmesi olduğunu, sözleşmede kararlaştırılan ödeme planına aykırı şekilde üzerine düşen edimleri yerine getirmeden faturaların kesilip müvekkiline gönderildiğini, sözleşmenin haksız fesih nedeniyle müvekkilin davacıya ödemiş olduğu bedellerin iş bu sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların davalıdan tahsilini talep ettiklerini; davanın kabulü ile müvekkil tarafından 24/05/2017 tarihinde 12.390,00 TL ve 09/02/2018 tarihinde 37.170,00 TL davalıya yapılmış olan toplamda 49.560,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, müvekkil şirketin sözleşmeye olan inancı ile yapmış olduğu 13.253,35 TL USD zararın sözleşmenin fesih tarihi olan 05/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA:

Davalı vekilinin cevap dilekçesinde,

Dava konusu sözleşmenin müvekkil şirket tarafından 05/12/2018 tarihinde sözleşmenin bedelinin ödenmemesi sebebiyle haklı nedenle feshedildiğini, müvekkilinin 2012 yılında-----Bölgesinde yer alan laboratuvarında faaliyete başladığını, müvekkilinin Türkiye'nin önde gelen AR-GE şirketlerinden biri olduğunu, müvekkil ile davacı arasında 15/03/2017 tarihinde imzalanan sözleşme ile müvekkil şirket yeni ürün geliştirme kapsamında sözleşmede detayları verilen ürünlerin pilot üretime hazır hale getirilmesine dayalı AR-GE faaliyetleri ve ----- başvurulmak üzere Modül 3 verilerinin --- formatında sözleşmede detayları verilen dokümanların hazırlanması işini yüklendiğini, sözleşme kapsamında ödememelerin parça parça yapılması kararlaştırıldığını, davacı şirketin ödemelerini ya hiç yapmadığını ya da sözleşmede belirtilen zamandan çok geç ifa ettiğini, müvekkilinin buna rağmen sözleşme kapsamındaki işe devam ettiğini ve sonuçlandırdığını, bir önceki ödeme geciktirildiği için bu defa ödemeye yönelik garanti oluşmak adına doküman tesliminden önce 3.aşamanın faturasının kesildiğini, ancak davacının fatura ödemesinin 2 ay içinde yapılabileceğini ilettiğini, bu durum karşısında müvekkilinin bu koşullar altında sözleşmeyi devam ettiremeyeceğini düşündüğünü ve faturayı ancak davacı traafın yoğun ısrarları ve ödemenin geciktirilmeden yapılacağına yönelik sözlü taahhüt vermesi sebebiyle güvenerek sözleşmeyi feshetmediğini ve bütün dokümanları teslim ettiğini, doküman teslimi aşamasında yapılması gereken ödemeye karşılık fatura bedelinin ödenmediğini, karşı tarafın 15/10/2018 tarihli faturaya herhangi bir itirazd bulunmadığını, dokümanları teslim aldığını ancak fatura bedelini ödemediğini, müvekkilinin sözleşme edimlerinin tamamını zamanında ifa ettiğini, gecikmelerin davacıdan kaynaklandığını, davacının sözleşmenin kurulmasından itibaren tarafına düşen yükümlülükleri sürekli aksattığını, talep edilen 13.253,00 USD'nin fahiş olduğunu savunarak; davanın reddini, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir.

İNCELEME:

-----Dekanlığı'na müzekkere yazıldığı anlaşıldı.

Mahkememizce alınan 10/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;

" Taraflar arasında konusu ilaç üretimi arge çalışması olan hizmet sözleşmesi düzenlendiği uyuşmazlığın davalının sözleşme gereği teslim etmesi gereken dokümanları teslim etmeden bedel talep etmesi ve sözleşmeyi haksız fesih ederek davacıyı zarara uğratması iddiasından kaynaklandığı;

Davalının dokümanları ---- formatında teslim edildiğine dair delil tespit edilemediği, davalının -----Noterliği'nden keşide olunan 05.12.2018 tarih----yevmiye no.lu ihtarname ile sözleşmeyi ,fesih ettiği , davacıya düzenlenen ----- no.lu KDV dahil 49.560,00 TL bedelli faturaya karşılık davacının iade faturası düzenlenmesini talep ettiği ,dokümanların teslim edildiğine dair beyan bulunmadığı, dokümanların----- formatında teslim edilmediğinin kabul edilmesi halinde davacının davalıya teslim ettiği kabul edilebilecek malzemelerin tazmin edilmesi gerektiğinin kabul edilebileceği. Bu halde 426 EURO asıl alacak ve 3095 Sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işlemiş 8,74 EURO, 11.217,40 USD asıl alacak ve 3095 Sayılı Kanun'un 4/a Maddesine göre işlemiş 408,13 USD, 1.162,89 TL asıl alacak ve reeskon alacak faizi 103,13 TL'nin talep edilebileceği, sözleşmenin davalının kusuru ile gerçekleşmediğinin kabul edilmesi halinde davacının ödediği (12390437170) 49.560,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işlemiş reeskont faizi 8.012,68 TL'nin talep edilebileceği" hususları tespit edilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 24/05/2017 tarihinde 12.390,00 TL ve 09/02/2018 tarihinde 37.170,00 TL olmak üzere toplam 49.560,00 TL ödenmiş olan bedelin ödeme tarihlerinden itibaren ticari faizi ile iadesi ve sözleşmeye inanç nedeniyle yapılmış olan 13.253,35 USD menfi zararın fesih tarihi olan 05/12/2018 tarihinden itibaren ticari faiziyle ödenmesine ilişkin alacak ve tazminat davasıdır.

Davacı özetle taraflar arasında 15/03/2017 tarihli hizmet sözleşmesi bulunduğunu, davalının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmenin 4. Maddesini ihlal ettiğini, sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, ödeme planına aykırı faturalar kestiğini, davacıya teslim etmekle yükümlü olduğu dökümanları teslim etmeden bedelin %40'ına karşılık gelen tutar için 15/10/2018 tarihli faturayı kestiğini ileri sürerek yukarıda anılan taleplerde bulunmuştur.Davalı ise özetle sözleşmenin 05/12/2018 tarihinde sözleşme bedelinin ödenmemesi nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, davacının sözleşmenin 8. Maddesine aykırı olarak ödemeleri hiç yapmadığını ya da geç yaptığını, davacı şirket yetkililerinin ücretin %30'una hak kazanılan malzeme temini aşamasına gelinmeden bazı analizlere başlanmasını bu doğrultuda malzeme temini tamamlanmadan fatura kesilmesini talep edip ücret ödeyeceğini söylediklerini, bu doğrultuda 20/11/2017 tarihli ilk faturanın kesildiği, bu faturanın süresinde ödenmediğini, buna rağmen davalının işe devam ettiğini, dökümanların teslim edildiğini 15/10/2018 tarihli faturaya itiraz edilmediğini, davalının edimlerini yerine getirdiğini savunmuştur.

05/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür:

10/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür:

¸Taraflar arasındaki sözleşmenin 8. Maddesi aşağıdaki gibidir:

¸Davalı tarafın sözleşmenin feshine ilişkin beyanı aşağıdaki şekildedir:

¸6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117. Maddesi uyarınca "(1)Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. (2)Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır."6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 123. Maddesi uyarınca "Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir."

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 124. Maddesi uyarınca "Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur: 1. Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa. 2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa. 3. Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa."

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. Maddesi uyarınca "(1)Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. (2) Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. (3) Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir."6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 126. Maddesi uyarınca "İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir."

Dönme beyanının açık olmasına gerek yoktur. Fesih veya dönme sözcüğü kullanılmasa da iş parasının geri istenmesi gibi dönme iradesini gösteren beyanlarda bulunulmuş ise sözleşmeden dönme iradesinin bildirildiğinin kabulü gerekir (Yargıtay HGK ----). Bu halde karşı tarafın dönme-feshin haksız olduğunun tespiti ile sözleşmenin aynen ifasını talep etmesi mümkün değildir (Yargıtay ---H.D.----) ---- Bölge Adliye Mahkemesi-----. Hukuk Dairesi ---- Esas ve---- Karar).

Mahkememizce yapılan değerlendirmede, belirtildiği gibi dava sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 24/05/2017 tarihinde 12.390,00 TL ve 09/02/2018 tarihinde 37.170,00 TL olmak üzere toplam 49.560,00 TL ödenmiş olan bedelin ödeme tarihlerinden itibaren ticari faizi ile iadesi ve sözleşmeye inanç nedeniyle yapılmış olan 13.253,35 USD menfi zararın fesih tarihi olan 05/12/2018 tarihinden itibaren ticari faiziyle ödenmesine ilişkin alacak ve tazminat davası olduğu, fesih beyanının bozucu yenilik doğurucu ve yöneltilmesi gereken bir beyan olduğu, her fesih beyanının sözleşmeyi sona erdirici etki taşımadığı, fesih beyanının hüküm ve sonuç doğurabilmesi için geçerli bir fesih nedenine dayanması (sözleşmede kararlaştırılan bir fesih nedeni, temerrüt, ayıp gibi), kanunda ya da sözleşmede öngörülen fesih prosedürüne uyulması ve fesih beyanının şekle uygun olması gerektiği, somut olayda davalının ----. Noterliği'nin 05/12/2018 tarih ve ----- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile fesih beyanını davacıya yönelttiği, ihtarnamede fesih nedeni olarak yukarıda da ortaya konulduğu gibi ----- numaralı KDV dahil 49.560,00 TL bedelli faturanın ödenmemesi hususunun gösterildiği, dolayısıyla davalının sözleşmenin feshini borçlunun temerrütü hükümlerine dayandırdığı, bu durumda feshin hukuken hüküm ve sonuç doğurabilmesi için yukarıda da ortaya konulduğu üzere geçerli bir fesih nedeninin (temerrütün) bulunması gerektiği, fesih prosedürüne uyulması gerektiği ve fesih beyanının şekle uygun olarak yapılmış olması gerektiği, feshe sebep gösterilen (yukarıda anılan) fatura bedeli yönünden davalının temerrütünden bahsedebilmek için yukarıda atıf yapılan TBK 117 uyarınca her şeyden önce muaccel bir borcun bulunması gerektiği, fesih beyanına konu edilen faturanın sözleşmenin 8. Maddesinde belirtilen sözleşmenin %40'lık bedeline tekabül eden borç olduğu, bu borcun davalı tarafından istenebilir (muaccel) olması için öncelikle davalının---- pilot üretim için gerekli dökümanları eksiksiz olarak---- formatında teslim etmesi gerektiği, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere davalının bu borcunu yerine getirdiğini ispat edemediği (her ne kadar ilk bilirkişi raporunda bu belgelerin eksiksiz teslim edildiği yönünde tespit var ise de dosyada bu yönde bir delil bulunmaması nedeniyle mahkememizce sonraki tarihli heyet raporuna itibar edilmiştir), dolayısıyla fesih tarihi itibariyle feshe konu faturaya ilişkin borcun muaccel olmadığı, aksi kabul edilse dahi (fesih tarihi itibariyle borcun muaccel olduğu ve sözleşmede belirlenen vadenin -faturanın kesilmesini takiben 30 iş günü içinde- belirli vade olması nedeniyle ihtar gerekmeksizin borçlunun temerrüte düştüğü), davalının davacıya taraflar arasındaki sözleşmenin karşılıklı borç yükleyen sözleşme olması nedeniyle para borcunu ödemesi için uygun bir süre vermesi gerektiği, alacağın para borcuna ilişkin olması nedeniyle süre verilmesini gerektirmeyen bir durum bulunmadığı, davalının uygun bir süre vermeden, derhal sözleşmeyi fesih beyanında bulunduğu, bu sebeple feshin kanunda öngörülen prosedüre uygun olarak gerçekleştirilmediği ve hukuken hüküm ve sonuç doğurmadığı, bu kapsamda belirtmek gerekir ki davalının sözleşmenin %30'luk kısmına denk gelen 16/11/2017 tarihli faturanın geç ödenmesi nedeniyle yukarıda belirtilen prosedüre uygun olarak fesih beyanında bulunmamış olması nedeniyle, davacının geç ifası sözleşmeye aykırı olsa da sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshini sağlamayacağı, kaldı ki davalının fesih beyanında bu fatura bedeline ilişkin bir atfının bulunmadığı, bu kapsamda davalının sözleşmenin taraflarca değiştirildiğine dair savunmalarının yazılı delil ile ispatlanamadığı, taraflar arasındaki (mahkememize ibraz edilen) yazılı sözleşmenin geçerliliğini korduğu, tüm bu sebeplerle davalının sözleşmeyi fesih beyanının sözleşmeyi sona erdirici etki taşımadığı, bu durumda davalının sözleşmeden kaynaklanan borçlarına yönelik edimlerin ifasını durdurmuş olması nedeniyle davalının temerrütünün söz konusu olacağı, bu kapsamda davalının yukarıda da bahsedildiği gibi ----- üretim için gerekli dökümanları eksiksiz olarak ----- formatında teslim etmesi gerektiği, bunu teslim ettiğine dair bir delil bulunmadığı, davalının bu borcunun taraflar arasındaki sözleşmenin 4. Maddesinin atfıyla ek-2 maddesi uyarınca kesin vadeye bağlandığı, zira atıf yapılan sözleşme hükmünde borç yönünden vadenin "proje fiili başlangıcından itibaren en geç 3-4-5 ay içinde" şeklinde kararlaştırıldığı, bu tarihler geçirildikten sonra davacının ifada menfaatinin önemli ölçüde azalacağı ya da hiç kalmayacağı, davacının bu hususu -----Noterliği'nin 20/12/2018 tarih ve----- yevmiye numaralı ihtarname ile davalıya ihtar ettiği ve fesih beyanında bulunduğu, davalının bu borç yönünden temerrüte düştüğü, davalının haksız fesih beyanı nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan borçların ifasını durdurmuş olması nedeniyle içinde bulunduğu tutumdan süre verilmesinin etkisiz olması ve borcun kesin vadeye bağlanması nedeniyle davacının ifayı artık kabul etmesinin kendinden beklenmeyecek olması nedeniyle davalıya süre verilmesine gerek bulunmadığı, davacının temerrüt nedeniyle seçimlik hakkını sözleşmenin feshi, sözleşme kapsamında ödenen bedellerin iadesi ve menfi zararın tespiti yönünde kullandığı, bu kapsamda davacının sözleşme kapsamında ödediği 49.560,00 TL'nin iadesini isteyebileceği, ancak bu borç yönünden temerrütün gerçekleşmesi için de davalıya ihtar çekilmesi gerektiği, bu şartın dava açılmasıyla gerçekleştiği, bu sebeple bu alacağa dava tarihinden itibaren ticari faiz işletilebileceği, yine davalının menfi zararını sözleşmeye olan inanç nedeniyle yapılan masraflar olarak talep ettiği, bu talebinin de -talep sonucu incelendiğinde- USD cinsinden yapılan masraflara ilişkin olduğu, bu kapsamda yukarıda ortaya konulan bilirkişi raporuna göre davacının sözleşme nedeniyle USD cinsinden yaptığı masrafların 11.217,40 USD olarak tespit edildiği, bu alacağa davalının temerrüt tarihinden itibaren (haksız nedenle fesih tarihi) 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere,

  1. Davanın KISMEN KABULÜ ile,

a)ödenmiş sözleşme bedeli 49.560,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte;

b)menfi zarara ilişkin 11.217,40 USD tazminatın 05/12/2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,

  1. Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (117.648,91 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 8.036,59 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 2.220,20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 5.816,39 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

  2. Davacı tarafça yapılan 2.271,00 TL dava açma masrafı, 42,30 TL vekalet harcı ve 12.422,00 TL bilirkişi/posta masrafından ibaret 14.735,30 TL yargılama giderinin kabul/dava değeri oranına (117.648,91/130.007,00) göre 13.334,60 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

  3. Davalı tarafça yapılan 17,00 TL vekalet harcı giderinin ret/dava değeri oranına (12.358,09/130.007,00) göre 1,61 TL’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,

  4. Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine,

  5. Davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (117.648,91 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 18.823,82 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  6. Davalı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (12.358,09 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 uyarınca hesaplanan 12.358,09 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

  7. 6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/dava değeri oranına (117.648,91/130.007,00) göre 1.194,52 TL’sinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, bakiye 125,48 TL’sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile . . . . Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

reddineasliyeincelemeticaretmahkemesi(HizmetsavunmaSözleşmesindenhükümKaynaklanan)Tazminat

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:10

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim