SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/693 E. 2023/865 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/693

Karar No

2023/865

Karar Tarihi

7 Kasım 2023

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/693 Esas

KARAR NO: 2023/865

DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

DAVA TARİHİ: 26/05/2015

KARAR TARİHİ: 07/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıların maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu -------- plakalı aracın sürücüsünün 24.08.2013 günü------ ili ------ ilçesi -------- Mah. --------- Cad üzerinde müteveffa -------- çarpması sonucu --------- vefat ettiğini, ---------- vefatı ile geriye eşi, çocukları ve annesi ------- kaldığını, her ne kadar kazadan sonra düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağında -------- plakalı araç sürücüsü --------- kazanın oluşumunda kusursuz olduğunun tespit edildiği, kazaya ilişkin olarak ------- sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davalı araç sürücüsü-------- kazanın oluşumunda tali kusurlu olduğuna hükmedildiğini, müteveffa -------- vefat etmeden önce günlük 100,00-TL ücret ile kazanın meydana geldiği durakta şoförlük yaptığını, müteveffanın kazancı ile başkaca bir gelirleri olmayan annesi, eşi ve çocuklarının destekten yoksun kaldıklarını, davalı -------- Sigorta Şirketi'nin kazaya sebebiyet veren -------- plakalı aracın kaza anındaki trafik sigortacısı olduğunu, kaza neticesinde müvekkillerinin uğramış olduğu maddi zararlardan poliçe limiti ölçüsünde müşterek ve müteselsil sorumlu olduklarını, kaza sonrasında davalı -------- Sigorta Şirketi'ne trafik sigortasi kapsamında ödeme yapılması için başvuru yapıldığını ve sigorta şirketince toplam 34.162,58 TL maddi tazminat ödendiğini, ödenen tazminat miktarının gerçek destek miktarının çok altında olduğunu açıklanan nedenlerle davacı eş ------- için 1.000,00-TL, reşit olmayan erkek çocuk ----------- için 500,00- TL, kız çocuk --------- 500,00 TL, anne -------- için 500,00-TL olmak üzere toplam 2.500 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatının kaza tarihinden itibarin işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı eş -------- için 50.000-TL , velayet altında olan erkek çocuk ---------için 30,000-TL,kız çocuk --------- için 30,000-TL, erkek çocuk ---------için 30.000 TL, anne ---------- İçin 30.000 TL, olmak üzere toplam 170.000,00 TL manevi tazminatın, davalılardan -------- ve --------- müteselsilsen ve müştereken kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili 21/09/2023 tarihli ıslah dilekçesinde özetle, Davacı -------- için 439.072,80 TL, Davacı --------- için 1.037,97 TL, Davacı -------- için 1.840,35 TL, Müteveffa ------- mirasçıları için 5.443,21 TL maddi(destekten yoksun kalma) tazminatının davalılar --------- ve --------- yönünden kaza tarihi olan 24/08/2013 tarihinden, diğer davalı ------- Sigorta Şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere 07/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ------- ve -------- vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili --------- aniden gelişen ve şaka neticesinde meydana gelen bu olayı dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmiş olsa dahi önlemesinin imkansız olduğunu, müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, davacı tarafın gerek ceza mahkemesinde gerekse mahkemeye verilen dava dilekçesinde “aracın geri gelmesi ve müteveffanın üzerinden geçmesi ve olayın bu geri gelme sonucu gerçekleştiği” şeklinde beyanda bulunulmuş ise de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, hiçbir kusuru olmayan müvekkilinin ve hatta olayın oluş şekli göz önüne alındığında müvekkilinin engel olamayacağı bir kazada tali kusurlu olduğu olduğu bir an kabul edilse bile 170.000.-TL gibi bir manevi tazminatın müvekkilinden talep edilmesinin haksız olduğunu açıklanan nedenlerle haksız ve yasalara aykırı davanın reddine, dava masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı--------- Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ---------- plakalı aracın müvekkili şirkete mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davaya konu talebin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle reddine karar verilmesini, müvekkili şirket tarafından -------- marifetiyle davacı yana 16.04.2015 tarihinde 34.162,58 TL ödeme yapılarak sorumluluğun yerine getirildiğini ve taraflarça ibranamenin imza altına alındığını,mahkemece ibranamenin geçerli olmadığı yönünde karar verilmesi halinde davadan önce yapılan ödemenin yasal faizi ile hesaplanacak tazminat tutarından tenzili gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu,davaya konu kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmadığını açıklanan nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verlmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle, --------- plakalı aracın sürücüsünün 24.08.2013 tarihinde müteveffa -------- çarpması sonucu ------- vefatı sebebiyle davacılardan -------,-------,-------,------- müteveffanın destekteğinden yoksun kaldıkları iddiasıyla açtıkları maddi ve tüm davacıların yönelttiği manevi tazminat davasıdır.Mahkememizin 16/11/2021 tarih ve ------- Esas -------- Karar sayılı kararı ile İstinaf yolu açık olmak üzere davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Söz konusu kararın İstinaf edilmesi üzerine--------- sayılı ilamı ile;"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355'inci maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki hak ehliyetini medeni usul hukukunda büründüğü şekildir. Gerçekten, kimlerin taraf ehliyetine sahip bulundukları 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 8 ve 48'inci maddelerine göre belirlenir. Buna göre hak ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. Aynı kanunun 28'inci maddesinin 1'inci fıkrasına göre gerçek kişilerin kişiliği ve bununla hak (medeni haklardan istifade) ehliyeti ölümle sona erer. Bu nedenle ölmüş olan kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Dava devam ederken davacı ölürse, davacının mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip edebilirler. Davada tarafların taraf ehliyetine sahip bulunmaları HMK'nin 114/1-d maddesi uyarınca dava şartlarındandır. Bu nedenle, davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olup olmadığı mahkemece kendiliğinden incelenecektir. Dava dosyasının incelenmesinde ise; davacılardan -------- dava görülmekte iken karar verilmeden önce nüfus kaydı içeriğine göre 15/10/2021 günü öldüğü anlaşılmıştır. O halde, dava devam ederken ölümü ile taraf ehliyeti son bulan -------- veraset ilamından anlaşılan mirasçılarına tebligat yapılarak oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek ölü kişi hakkında karar verilmiş olması doğru kabul edilmemiştir.Kararın kaldırılma gerekçesine göre davacılar vekili ile davalılar vekillerinin istinaf dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler bu aşamada inceleme dışı bırakılmıştır.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :

  1. Davacılar vekili ile davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1. a/4'üncü maddesi uyarınca kaldırılmasına,"

Karar verilmiş, mahkememizin------- Esas sırasına kaydedilmiştir.

Mahkememizce dosyanın aktüerya konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilerek taraflar arasındaki iş bu davanın ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık ile tarafların iddiaları ve savunmaları, toplanan deliller, İstinaf kararı, güncel asgari ücret ve usuli kazanışmış haklar da göz önünde bulundurularak seçenekli hesaplamaları içeren rapor tanzim edilmesine karar verilmiş, alınan 01/09/2023 tarihli raporun sonuç kısmında,

"Ödeme tarihindeki verilere göre yapılan inceleme neticesinde davacıya yapılan ödemelerin yetersiz olduğunun tespit edildiği;

  1. Seçenekte: BAM İlamı öncesinde hükme esas alınan rapor tarihindeki verilere göre davacıların maddi zararının;
  1. --------- yönünden 92.339,13 TL,

  2. Müteveffa davacı ---------- yönünden 5.955,08 TL olduğu, müteveffanın davacı olan bir kısım mirasçılarının bu tutardan miras payları oranında maddi tazminat talep edebileceği,

  3. ---------- yönünden 2.032,62 TL olduğu,

  4. ------- yönünden 1.177,39 TL olduğu,

  1. Seçenekte: Güncel verilere göre davacıların maddi zararının
  1. --------- yönünden 439.072,80 TL,

  2. Müteveffa davacı ---------- yönünden 5.443,21 TL olduğu, müteveffanın davacı olan bir kısım mirasçılarının bu tutardan miras payları oranında maddi tazminat talep edebileceği,

  3. --------- yönünden 1.840,35 TL olduğu,

  4. --------- yönünden 1.037,97 TL olduğu,

c) Temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 16.04.2015 kısmi ödeme tarihi; davalı sürücü ve işleten yönünden 24.08.2013 kaza tarihi ve faiz nev’inin yasal faiz olduğu" Yönünde görüş bildirmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “Destekten yoksun kalma zararı” ile “Destekten yoksun kalma tazminatı” kavramalarının incelenmesinde yarar vardır. Trafik kazası, bir kişinin ölümü sonucunu doğurabilir. Böyle bir durumda, bazı kişiler onun ekonomik desteğinden, malî yardım ve bakımından yoksun kalabilirler. İşte; ölenin destek ve yardımından yoksun kalanlarının uğradıkları bu zarara, destek kaybından doğan zarar denir.

Destekten yoksun kalma zararı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 53. maddesinde yer almaktadır. Anılan madde aynen;

“Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:

  1. Cenaze giderleri.

  2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.

  3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.”

şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü gibi destek zararları sayılırken “özellikle şunlardır” demekle madde metninde sayılan zararlar ile sınırlandırılmamıştır. Madde de çok dar kapsamlı sayılan zararların ne tanımı ne de şartları yer almıştır. Desteğin ölümünden önce kurulmuş olan veya destek yaşasaydı, kurulması muhtemel olan bir bakım ilişkisinin tespit edilmesi, ardından bu bakım ilişkisinin destek yaşasaydı gelecekte göstereceği değişim neticesinde, destekten yoksun kalanın uğradığı zarar miktarının ve ödenecek tazminat miktarının tespit edilmesi, tahminlere ve varsayımlara dayalıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 53. [818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 45/II.] maddesinin öngörmüş olduğu hâl, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna “destekten yoksun kalma tazminatı” denir. Destekten yoksun kalma tazminatı, bir şahıs öldüğünde, ölenin sağlığında destek olduğu veya ileride destek olacağı kimseleri korumayı, desteklerinin ölümünden önceki sosyal ve ekonomik durumlarına uygun hayat sürdürebilmeleri için, ölüm sebebiyle mahrum kaldıkları yardımı, ölüme sebebiyet verenden tazmin edebilmelerini amaçlayan bir tazminat türüdür. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK’nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Davalı destekten yoksun kalmadan ileri gelen somut zararı gidermek zorundadır. Bu nedenle tazminat hesabından önce zarar tutarını belirlemek gerekir. Bunun yanında amaç zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi giderme olduğuna göre, ölüm nedeniyle desteğini yitirenin elde ettiği çıkarlar varsa, bunların da zarar tutarından indirilmesi gerekir. Aksi hâlde zarar görenin malvarlığında olaydan önceki duruma göre bir artış meydana gelmiş olur. Buradaki amaç zarar görenin malvarlığını zenginleştirmek değil, desteğini yitiren kişiye ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme imkânı tanımaktır. Destek zararından bahsedebilmek için destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli imkânlardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma şartı gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, davacının ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir. “Destekten yoksun kalanların meydana gelen zararlarını tazmin hakkı ölenden intikal eden bir hak olmayıp doğrudan doğruya desteğini yitiren kişinin kendisinde doğan, asli ve bağımsız nitelikte bir haktır. Ölenle ya da mal varlığı ile bir bağıntısı bulunmadığı için bağımsız bir talep hakkı yaratır, Bu nedenledir ki ölen kimse ile destekten yoksun kalan arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisi bulunması gerekmemektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı talebi miras yoluyla kazanılan, mirasçılık sıfatına bağlı bir hak olmadığından desteğin veya mirasçılarının da herhangi bir tasarruf hakkı bulunmamaktadır”. -------- sayılı kararında destekten yoksun kalma tazminatı; "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminattır” şeklinde tanımlanmıştır. --------- sayılı kararında da aynı esaslar benimsenmiştir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK’nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Burada sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O hâlde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç içerisinde bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir . Destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi için destekten yoksun kalma zararı yanında zarar ile haksız fiil arasında uygun illiyet bağının da bulunması gerekir. Somut olayda gerçekleşen türden bir sonucu, olayların normal akışına ve hayat tecrübelerine göre, mahiyeti ve ana temayülü itibariyle meydana getirmeye genel olarak elverişli olan veya bu türden bir sonucun gerçekleşme ihtimalini objektif olarak artırmış bulunan zorunlu şartla söz konusu sonuç arasındaki bağa uygun illiyet bağı denir. Hukukî sorumluluğu doğuran şartlar arasında illiyet bağı büyük bir önem taşır. İlliyet bağı, sorumluluğun aslî şartı, tazminat hukukunun temel ilkesi olarak görülür. Bu şart olmaksızın bir şahsın sorumluluğu düşünülemez. İnsan düşüncesinin bir kanunu olan illiyet kavramı, zararlı sonuçla sorumluluğu doğuran davranış veya olay arasında bir sebep-sonuç bağının bulunmasını gerektirir. Hukukta, gerçekleşen zararla sorumluluğu doğuran olay veya davranış arasındaki sebep-sonuç ilişkisine, genel anlamda illiyet bağı denir . İlliyet bağı, hukukî sorumluluğun sadece kurucu bir şartı olmayıp, aynı zamanda tazminatın kapsamını tâyininde de büyük bir rol oynar. İlliyet kavramı, hukuka özgü bir kavram olmayıp, bütün bilim dallarının yararlandığı ortak bir kavramdır. Sebeple zarar arasında uygunluğun yokluğu, sebeple zararlı sonuç arasında tabii illiyet bağı bulunmaktadır, ancak bu bağ, uygun illiyet bağının kabulü için gerekli kriterleri taşımadığından, hukuken nazara alınmamakta, sorumluluğu doğurmamaktadır. Başka bir deyimle, uygunluğun yokluğunda, söz konusu sebep, hayat tecrübelerine ve olayların normal akışına göre gerçekleşen türden bir zararı meydana getirmeğe elverişli değildir. Sebeple zararlı sonuç arasındaki bu elverişsizlik başlangıçtan itibaren mevcuttur. Destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi için diğer bir şart, destekten yoksun kalma zararından bir sorumluluk doğmasıdır. Trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatında üç tür sorumluluk bulunmaktadır. Haksız fiil sorumluluğu, tehlike sorumluluğu ve sözleşmeden doğan sorumluluktur. Haksız fiil sorumlusu olarak sürücünün sorumluluğu TBK’nın 49. maddesinde düzenlenen kusur sorumluluğudur. Madde; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” belirlemesi ile kusur, haksız fiilin kurucu bir unsuru olarak düzenlemiştir. Kusurlu davranış, kasti davranış ile olabileceği gibi, ihmalli (taksirli) davranış ile de olabilir. Kasti davranışta zarar veren zararlı sonuca bilerek, isteyerek sebep olmuştur. Başka bir deyişle failin iradesi, hukuka aykırı hareketle zararlı sonucun meydana gelmesine, gerçekleşmesine yönelmiştir. Taksirli (ihmali) davranışta ise, zararlı sonuç istenmemekle birlikte, böyle bir sonucun meydana gelmemesi için şartların gerekli kıldığı dikkat ve özen sarf edilmemiştir. Eş söyleyişle; burada zararlı sonuç öngörülmemekte ancak fail gerekli iradî çabayı sarf etmiş olsaydı, böyle bir sonucu öngörülebilirdi. Kusurun sübjektif ve objektif olmak üzere iki unsuru vardır. Kusurun sübjektif unsuru, kusur ehliyeti için gerekli olan ayırt etme gücünü ifade ederken; objektif unsuru, soyut ve ortalama tipin örnek davranışından sapma anlamına gelmektedir. Bir motorlu aracın işletilmesinden doğan sorumluluk ise tehlike sorumluluğudur. İşletenin sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 85. maddesinde düzenlenmiştir. 85. maddeye dayalı sorumluluktan bahsedebilmesi için sorumlu olacak kişinin öncelikle KTK’nın 3. maddesinde tanımlanan “işleten” sıfatına haiz olması gerekmektedir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesine göre, "İşleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet ve rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." Motorlu bir aracı, kendi menfaat ve hesabına işleten, tehlike ve masraflarını üstlenen, araç ile aracın işletilmesi için gerekli personel üzerinde fiilen ve doğrudan doğruya emir ve tasarruf yetkisine (gücüne) sahip olan kimseye işleten denir . Bir aracı kendi menfaatine, masraflarına katlanmak suretiyle işletmekten amaç, geçici, bir defaya mahsus özel bir kullanma menfaati değil, aracın tahsis amacına yönelik, sürekli, çok daha genel bir nitelikte bir kullanma menfaatidir. Keza, fiili hâkimiyetten de anlaşılması gereken, araçtan bir anlık, geçici bir yararlanma gücü olmayıp, aksine aracın hangi şartlarla ve özellikle hangi kişinin egemenliği altında hareket edebileceğine karar verme gücüdür. Özellikle aracın trafiğe sokulmasına, orada tutulmasına veya trafikten çekilmesine, donatılmasına, bakılmasına, muhafazasına, kim tarafından, nasıl ve hangi amaçla kullanılması gerektiğine karar verme yetkisi, fiili hâkimiyeti oluşturur. Bir aracın masraf ve tehlikelerini üstlenme ise, onun donatım, bakım ve işletme giderlerini, vergi ve sigorta primlerini ödemeyi ifade eder. Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesi, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni bu zarardan sorumlu olur." hükmü ile KTK, zarara, motorlu aracın işletilmesinin sebep olması hâlinde, işleten hakkında tehlike sorumluluğunu öngörmüştür. Bu hükme göre, sorumluluk, motorlu taşıt aracının işletilmesine bağlanmıştır. Bu itibarla, işletenin sorumlu olması için, zarara, aracın işletilmesinin sebep olması gerekir. Burada sorumluluğun temeli, işletme tehlikesi, türü ise, tehlike esasına dayalı işletme sorumluluğudur. İşletme tehlikesi gerçekleştiği anda, işletenin sorumluluğu doğar.Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesine göre, işletenin, aracın işletilmesinin sebep olduğu zararlardan doğan sorumluluğu, kusur sorumluluğu olmadığı gibi, objektif özen ödevinin ihlâline dayanan olağan sebep sorumluluğu da değildir. Bu itibarla, işleten hiç bir kusuru bulunmasa bile, aracın işletilmesinin sebep olduğu zararları tazmin etmek zorundadır. Sorumluluk kusura dayanmadığı için, kendisi veya eylemlerinden sorumlu olduğu kimseler, temyiz kudretine sahip olmasalar da işleten, doğan zarardan sorumludur . Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesi sorumluluğu, aracın işletilmesine dayanan tehlike sorumluluğu olarak düzenlediğinden, işleten kusurlu olsa bile, kusur ilkesine göre değil, tehlike ilkesine göre sorumlu olur. Bunun nedeni, böyle bir hâlde işletenin şahsında birden çok sorumluluk sebebinin birleşmesi veya başka bir deyişle, çeşitli sorumluluk normlarının çatışmasıdır. Sorumluluk normlarının çatışması veya aynı kişide birden çok sorumluluk sebebinin birleşmesi hâlinde, tehlike sorumluluğu ilkesi uygulanır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 86. maddesinde, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma şartlarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hâkim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin takdirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de bu husus kabul edilmektedir . Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere malî sorumluluk sigortası (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukukî nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla birlikte, işletenin hukukî sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğunun ise, sözleşmeye dayalı bir sorumluluk olduğu tartışmasızdır. Sorumluluk sigortasının konusu, sözleşmede aksine bir hüküm yoksa sigortacının, sigorta sözleşmesinde öngörülen bir olayın gerçekleşmesi nedeniyle zarar görenlere karşı sigortalının sorumluluk riskinin üstlenilerek zarar gören üçüncü kişiye sigorta sözleşmesinde öngörülen miktarda tazminat ödenmesidir. Sorumluluk sigortası bir yandan sigorta ettirenin üçüncü kişilere verebileceği zararlardan ötürü bu zararların giderilmesi için sigorta ettirenin malvarlığındaki azalmayı önlemeyi amaçlarken, diğer yandan da sigorta ettirenin eyleminden zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının giderilmesini hedeflediğinden sorumluluk sigortası, sigorta ettiren ile onun eylemlerinden zarar görenlerin menfaatlerini dengeleyen --------- bir sigorta türü olarak kabul edilmelidir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere malî sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” ifadesi ile karayolları motorlu araçlar malî sorumluluk sigortası işletenin KTK’nın 85/1. maddesinden kaynaklanan sorumluluğunu poliçe teminatı kapsamında karşılamak amacıyla yapılması zorunludur. Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde yer alan; "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni bu zarardan sorumlu olur." hükmü ile KTK; zarara, motorlu aracın işletilmesinin sebep olması hâlinde, işleten hakkında tehlike sorumluluğunu öngörmüştür. Bu hükme göre, sorumluluk, motorlu taşıt aracının işletilmesine bağlanmıştır. Bu itibarla, zorunlu malî sorumluluk sigortasının sorumluluğu motorlu aracın işletilmesi ile meydana gelen zararlar ile sınırlı tutulmuştur. Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde işletenin hukukî sorumluluğunu üstlenen ve sigorta sözleşmesi teminat kapsamında olan tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dâhilinde karşılamakla yükümlü olan sigortaya karayolu motorlu araçlar malî sorumluluk sigortası denilmektedir. Sigorta hukuku, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6. Kitabında 1401. maddesi ilâ 1520. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu düzenlemede sigorta hukukunun genel hükümleri, zarar sigortalarından mal sigortaları ve sorumluluk sigortaları ile can sigortaları düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanunu’nun 1483. maddesi gereği, sigortacılar, diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere, faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamazlar.Türk Ticaret Kanunu’nun 1425/1. maddesine göre; “Sigorta poliçesi, tarafların haklarını, temerrüde ilişkin hükümler ile genel ve varsa özel şartları içerir, rahat ve kolay okunacak biçimde düzenlenir.” ifadesiyle sigorta poliçesinin, mutlaka genel şartları, taraflar isterlerse özel şartları içereceği belirtilmiştir. Bu maddeye göre, her sigorta dalında sigorta poliçesinin temel şartlarını oluşturan genel şartların düzenlenmesi zorunluluğu getirilmiştir ve 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.2. maddesinin (d) bendi, A.3 maddesinin 1. fıkrası ve A.5 maddesinin (ç) bendi incelendiğinde karayolu motorlu araçlar zorunlu malî sorumluluk sigortası bir motorlu aracın işletilmesi sırasında üçüncü kişinin ölümü veya yaralanması veya malının zarara uğraması durumunda teminat kapsamına almaktadır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesine göre bir motorlu aracın işletilmesi sırasında üçüncü kişilere verilen zarardan işleten sorumludur. Sigortacı ise bu sorumluluğu üstlenmektedir. Bu nedenle Genel Şartların A.2 maddesinin (d) bendi, A.3 maddesinin 1. fıkrası ve A.5 maddesinin (ç) bendinde yer alan “üçüncü kişi” işletene göre belirlenecektir. Bir başka deyişle sigortacı işletene göre üçüncü kişi olan kişilerin ölmesi veya yaralanması veya malına zarar gelmesi durumunda işletenin bu sorumluluğunu üstlenmektedir.Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacının dava açmadan evvel sigorta şirketinden ödeme alarak ibraname tanzim ettiği anlaşılmış, ibranamenin içeriğinde fazlaya dair hakların saklı tutulduğu yapılan ödeme miktarınca sigorta şirketinin ibra edildiği anlaşılmış, dolayısıyla davalı sigorta şirketi ve diğer davalılar tüm tazminat miktarınca ibra edilmediğinden KTK 111. Maddenin uygulanmayacağı kanaatine varılmıştır. Mahkememizce ceza dosyası celp edilmiş, incelenen ceza dosyasında davalının tali kusurlu olduğu gerekçesi ile hapis cezası verildiği, kararın Yargıtay tarafından düzeltilerek onandığı ve kesinleştiği anlaşılmıştır.Dosyanın kusur oranının tespiti ve maddi tazminat bedelinin hesabı konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiştir. Bilirkişi heyetince tanzim edilen 11/07/2016 tarihli raporda özetle: "Kazada müteveffa ------- %75 asli kusurlu olduğu, --------, --------, --------, ---------- toplam zararının sırasıyla 41.043,16-TL, 359,74-TL, 1.384,26-TL, 5.287,23-TL olduğu" yönünde görüş bildirmişlerdir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, tarafların rapora itirazları kapsamında davacının talep ettiği bir kısım dernek/sendika/esnaf odalarına müzekkere yazılarak bir şoförün ortalama günlük kazanç durumu hakkında emsal ücret araştırması yapılmıştır. Gelen yazı cevaplarından bir kısmında herhangi bir ücret bilgisi verilmediği bir kısmının uluslararası tır şoförülüğü, gibi dava dosyası ile ilgisinin bulunmadığı,yine yazı yazılan yerlerin de sadece minübüs şoförülüğü ile ilgili olmayan kara/hava/demiryolu taşımacılık şirketleri sendikaları olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce gelen yazı cevapları ile birlikte heyete yeni bir kusur bilirkişisi eklenerek ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyetinin 01/03/2017 havale tarihli ek raporunda özetle: "Kazanın meydana gelmesinde maktul -------- % 75 kusurlu olduğu, sürücü --------- % 25 tali kusurlu olduğu, sigorta şirketi tarafından 16.04.2015 tarihinde ödendiği belirtilen 34.162,58 TL'nin güncel değeri olan 37.937,55 TL düşülerek davacıların toplam zararının 37.762,31 TL olarak hesaplandığı" yönünde görüş bildirmişlerdir. Mahkememizce tarafların kusur ve hesap raporlarına itirazları kapsamında bu kez makine mühendisi değiştirilerek kök rapor hesap uzmanı bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyetinin 27/12/2017 tarihli raporunda özetle:"Kazada ------- %75, -------- %25 oranında kusurlu olduğu, davacıların toplam zararının yapılan ödemenin düşülmesi neticesinde 37.875,12-TL olarak hesaplandığı" belirtilmiştir. Mahkememizce tarafların kusur raporuna itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla bu kez daha önce rapor tanzim eden makine mühendisi bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi görüşünü değiştirmemiştir. Dosyada toplam 4 kez kusur konusunda rapor alındığı, tüm raporlarda davalılara %25 oranında kusur verildiği, bu oranın ceza dosyasında alınan --------- raporunda tespit edilen tali kusur ile uyumlu olduğu anlaşılmış, tarafların kusura ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.Mahkememizce hasar dosyası celp edilmiş olup, incelenen hasar dosyasında davacılara yapılan ödemenin kök ve ek raporlardaki gibi sadece müteveffanın eşi --------- değil tüm davacılara yapıldığı anlaşılmıştır. Yine -------- müzekkere yazılarak dava konusu kaza nedeniyle rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmuş, gelen yazı cevabından davacılara rücuya tabi ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce davacının hizmet döküm cetvelleri celp edilmiş, müteveffanın işveren bilgisi olmadan statü olarak ek-6 ticari araç kaydıyla girişinin bulunduğu anlaşılmış, tarafların kök ve ek raporlarda bilirkişice hesaplanan müteveffanın gelirine ilişkin itirazları kapsamında şoförler odalarına, minibüsçüler odalarına, müzekkere yazılmış gelen yazı cevaplarında bir kayıt bulunmadığı anlaşılmış, --------Odası ise 25/02/2011 tarihinde -------- yayımlanan kanuna göre şoförlerin kendileri ödemek kaydıyla sigortalı olduğunu, bu bağlamda teamülen şoförlerin asgari ücret seviyelerinde ücret aldığının bilindiğini bildirmişlerdir. Gelen yazı cevabı ve müteveffanın işveren bilgisi olmayan ---------- hizmet döküm cetveli bir arada değerlendirildiğinde; müteveffanın --------kaydının kendisince yatırılan primlerden oluştuğu, gerçek gelirinin ------- kaydından farklı olabileceği anlaşılmıştır.Mahkememizce tarafların itirazları doğrultusunda dosyaya giren yeni belgeler de gözetilerek yeni bir aktüer bilirkişiden rapor alınmış olup, bilirkişinin 22/10/2019 tarihli raporunda özetle: "Müteveffanın eşi Davacı -------- yoksun kaldığı desteğe ilişkin bakiye maddi zararın 19.315.66-TL, müteveffanın kızı davacı -------- yoksun kaldığı desteğe ilişkin bakiye maddi zararın 441.85-TL, müteveffanın oğlu -------- yoksun kaldığı desteğe ilişkin bakiye maddi zararın 236,99-TL, müteveffanın annesi davacı -------- yoksun kaldığı desteğe ilişkin bakiye maddi zararın 7.594,90 TL olduğu" yönünde görüş bildirmiştir. Davacı rapora itirazında -------- kaydına göre hesaplama yapılmasına itiraz etmiş, davalılar da hesaplama yöntemlerine itiraz etmiş olup, Mahkememizce davacıya müteveffanın çalıştığı işveren bilgilerinin bildirilmesi istenilmiş, davacı vekilince son iş verenin -------- olduğu beyan edilmiş, UYAP'tan yapılan kontrollerde verilen plakanın gerçekten de -------- ait olduğu anlaşılmış, davalının da müteveffayı önceden tanıdığı gözetildiğinde plaka/işverene itirazının olmayışı sebebiyle davacı vekili beyanına itibar etmek gerekmiş, dava dışı --------- tarafından yazılan müzekkere cevabında müteveffanın günlük kazancının her şey dahil 50-TL olduğu bildirilmiştir.Mahkememizce rapora itirazlar ve gelen yazı cevabı değerlendirilerek ek rapor alınmış, fakat taraflarca yine bir kısım haklı sebeplerle rapora itiraz edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce bu itirazların giderilmesi amacıyla ek rapor alınmış, bu kez yargılama devam ederken Anayasa Mahkemesi'nin KTK hükümlerinin bir kısmında iptale gitmesi sonrası Yargıtay'ın kaza tarihi ayrımı yapmaksızın tüm kazalarda TRH Yaşam Tablosu-Progresif Rant yöntemine göre hesaplama yapılması gerektiği yönünde görüş değiştirdiği anlaşılmış, davacı da son rapora itirazında bu yönde hesaplama yapılmasını talep etmiştir. Hal böyle olunca Mahkememizce değişen hesap yöntemine ilişkin ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişinin son raporu olan 18/08/2021 tarihli ek raporunda özetle: "Davalı tarafça yapılan tazminat ödemesinin yetersiz olduğu, davacı eş --------- yoksun kaldığı desteğe ilişkin bakiye maddi zararının günlük 50,00-TL ücret aldığının kabulü halinde

80.989,76 TL, davacı kız --------- yoksun kaldığı desteğe ilişkin bakiye maddi zararının

1.477,76 TL, davacı oğul --------- yoksun kaldığı desteğe ilişkin bakiye maddi zararının

1.243,83 TL, davacı anne --------- yoksun kaldığı desteğe ilişkin bakiye maddi zararının

40.566,53 TL olduğu, asgari ücret üzerinden ücret aldığının kabulü halinde eş ------- yoksun kaldığı desteğe ilişkin bakiye maddi zararının 48.786,01-TL, davacı kız -------- yoksun kaldığı desteğe ilişkin bakiye maddi zararının 27,28-TL, davacı oğul ------- yoksun kaldığı desteğe ilişkin bakiye maddi zararının 112,55-TL, davacı anne --------yoksun kaldığı desteğe ilişkin bakiye maddi zararının 19.686,44-TL olduğu " yönünde görüş bildirmiştir.BAM kaldırma kararından sonra Davacılardan --------- mirasçıları davaya dahil edilmiş ve güncellenen ücret yönünden yeniden rapor alınmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere yeniden yapılan hesaplamada Güncel verilere göre davacıların maddi zararının davacılardan, -------- yönünden 439.072,80 TL, Müteveffa davacı ---------- yönünden 5.443,21 TL olduğu, müteveffanın davacı olan bir kısım mirasçılarının bu tutardan miras payları oranında maddi tazminat talep edebileceği, -------yönünden 1.840,35 TL olduğu, -------- yönünden 1.037,97 TL olduğu anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirketi rapora itiraz etmiş ise de; kazadan önce müteveffanın babasının vefat ettiği, kural olarak babanın destekten çıkması halinde yerleşik Yargıtay içtihatları gereği anneye babanın payının ayrılacağı, bu nedenle bilirkişice anneye 2 pay ayrılmasında bir usulsüzlük olmadığı, yine yukarıda bahsedildiği gibi -------- Odası'ndan gelen yazı cevabı, müteveffanın hizmet döküm cetveli bir arada değerlendirildiğinde müteveffanın kendi primini ------- yatırdığı, ve aldığı gerçek ücretin ------- kayıtlarından farklı olacağı anlaşılmış, müteveffanın son işvereninden gelen yazı cevabı doğrultusunda günlük 50,00-TL yevmiye ile çalıştığı kanaatine varılarak, terditli hazırlanan raporda ikinci hesap yöntemi benimsenmiş, yargılama devam ederken Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrası-------- Sayılı ilamı ve emsal bir çok kararında da belirttiği gibi TRH yaşam tablosunun uygulanmasının ülke gerçeklerine daha uygun olması ve Yargıtay'ın TRH yaşam tablosu yanında progresif rant yönteminin kullanılmasıyla hesaplama yapılmasını benimsemesi nazara alınarak rapordaki hesaplama yöntemi uygun bulunmuş, davacı vekilinin talep arttırım dilekçesi doğrultusunda maddi tazminat yönünden davanın tam kabulüne karar verilmiş, davalı sigorta şirketince yapılan kısmi ödeme tarihi olan 16.04.2015 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmıştır.

Diğer taraftan dava belirisiz alacak olarak açılmamış,açıkca dava dilekçesinde bu yönde bir açıklamada bulunulmamıştır. -------- sayılı ilamı nazara alınarak dava kısmi dava kabul edilmiştir. Bu haliyele davacı vekili her ne kadar 06.10.2021 tarihli dilekçesi ile bedel arttırımı yaptığının beyan etmiş ise de açıkca ıslah dilekçesi olarak belirtmediğinden ve davada tek ıslah dilekçesini 21.09.2023 tarihinde verdiğinden 2. Verdiği "ISLAH DİLEKÇESİ" altındaki dilekçe tek ıslah dilekçesi olarak kabul edilmiştir.

Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. -------- günlü ve ------- sayılı ------- Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Dava konusu trafik kazasında vefat edenin %75 davalının %25 oranında kusurunun bulunması, tarafların sosyal ekonomik durumları ve dava konusu kaza tarihi dikkate alınarak takdiren eş için 25.000,00-TL, çocuklar için 18.000,00-TL ve müteveffa ------- mirasçıları içinde anne için 10.00,00-TL olmak üzere toplam 89.000,00-TL manevi tazminatın davalı gerçek kişilerden talep gibi kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, neticeten davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Davanın kısmen KABULÜ ile,

Davacı -------- yönünden: 439.072,80-TL,-------- yönünden 1.037,97 TL,---------- yönünden 1.840,35 TL,---------Mirasçıları yönünden 5.443,21 TL olmak üzere Toplam 447.394,33 TL nin Kaza tarihi olan 24/08/2013 tarihinden (davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi olan 16.04.2015 tarihinden itibaren) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ve yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan 215.837,42 TL ile sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,

  1. Davacıların manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile,

a)-------- yönünden takdiren 25.000,00-TL

b)-------- yönünden takdiren 18.000,00-TL

c)--------yönünden takdiren 18.000,00-TL

d)-------- yönünden takdiren 18.000,00-TL

e)-------- mirasçıları yönünden takdiren 10.00,00-TL olmak üzere toplam 89.000,00-TL'nin davalılar-------- ve -------- kaza tarihi olan 24/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

  1. Alınması gerekli 36.641,10. TL harçtan 589,18. TL peşin harç, 1.509,00. TL ıslah harcı toplamından oluşan 2.098,18. TL harcın mahsubu ile bakiye 34.542,92. TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,

  2. Davacılar tarafından yatırılan 589,18. TL peşin harç, 27,70. TL başvuru harcı, 1.509,00. TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.125,88. TL harç giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,

  3. Davacılar tarafından harç dışında harcanan toplam 9.457,50. TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre (davalı sigorta şirketine manevi tazminat talebi yöneltilmediğinden bu davalı yönünden %48,24 Kabul, %51,76 Ret) (diğer davalılara yöneltilen maddi ve manevi tazminat talebi yönünden % 86,88 Kabul, % 13,12 Ret) 8.216,67. TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,bakiye kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,

  4. Davalı . . . . . . . . Şirketi tarafından harcanan toplam 163,90. TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre hesaplanan (%48,24Kabul, %51,76 Ret) 79,06. TL'sinin davacılardan alınarak davalı . . . . . . . . . Şirketi 'ne verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,

  5. Davalı . . . . . . . . . tarafından harcanan toplam 150,00. TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre hesaplanan (%86,88Kabul, %13,12 Ret) 19,68. TL'sinin davacılardan alınarak davalı . . . . . . . . verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,

  6. Davalı . . . . . . . . . tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

  7. Maddi Tazminat talebi yönünden davacı . . . . . . . . . kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 67.470,19. TL vekalet ücretinin davalılardan (davalı sigorta şirketinin 34.375,61. TL'sinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı . . . . . . . . . verilmesine,

10-Maddi Tazminat talebi yönünden davacı ---------- kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.037,97-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ------- verilmesine,

11-Maddi Tazminat talebi yönünden davacı ---------- kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.840,35-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı --------- verilmesine,

12-Maddi Tazminat talebi yönünden davacı ---------- mirasçıları kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 5.443,21-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı --------- mirasçılarına verilmesine,

13-Manevi tazminat talebi yönünden davacı ---------- kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar -------ve --------- müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

14-Manevi tazminat talebi yönünden davacı ---------- kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ------- ve --------- müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

15-Manevi tazminat talebi yönünden davacı ----------- kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar -------- ve --------- müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

16-Manevi tazminat talebi yönünden davacı --------- kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar -------- ve --------- müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

17-Manevi tazminat talebi yönünden davacı ---------- mirasçıları kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar --------- ve --------- müştereken ve müteselsilen alınarak davacı --------- mirasçılarına verilmesine,

18-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden davalılar -------- ve ---------- kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT 10.maddeye göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacı -------- alınarak davalılar -------- ve --------- verilmesine,

19-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden davalılar -------- ve ---------- kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT 10.maddeye göre hesaplanan 12.000,00-TL vekalet ücretinin davacı -------- alınarak davalılar -------- ve --------- verilmesine,

20-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden davalılar --------- ve ---------- kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT 10.maddeye göre hesaplanan 12.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ---------- alınarak davalılar -------- ve --------- verilmesine,

21-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden davalılar -------- ve --------- kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT 10.maddeye göre hesaplanan 12.000,00-TL vekalet ücretinin davacı --------- alınarak davalılar --------- ve ---------- verilmesine,

22-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden davalılar ---------- ve ----------- kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT 10.maddeye göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacı --------- mirasçılarından alınarak davalılar --------- ve ---------- verilmesine,

23-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatıran tarafa iadesine,

Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.07/11/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karardelillerinticaretTazminatCismaniZarargerekçe(ÖlümSebebiyleVe"ıslahAçılanhükümdeğerlendirilmesiTazminat)asliyedilekçesi"mahkemesigereği

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:53:55

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim