SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/750 E. 2023/1035 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/750

Karar No

2023/1035

Karar Tarihi

14 Aralık 2023

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/750 Esas

KARAR NO: 2023/1035

DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 30/09/2022

KARAR TARİHİ: 14/12/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05/08/2021 tarihinde --------- plakalı araç ile yine aynı mevkide seyir halinde olan davalı sigortalı şirket ile sigortalanmış --------- plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı tarafça sigortalanan araç kusurlu olduğunu, sigorta şirketine başvuruda bulunmasına rağmen dönüş yapılmadığını, 8 iş günü içerisinde ödemekle zorunda olduğu tazminatı ödemediğini, müvekkilinin davalıdan talep ettiği hasar bedelinin temerrüde düşürdüğü tarihteki alım gücü ile tahsil edeceği tarihteki alım gücü de aynı olmadığını, ve müvekkilinin zarara uğradığını, açıklanan nedenlerden dolayı, öncelikle dosyanın bilirkişiye verilmesine karar verilmesini, sonrasında müvekkilinin alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklı belirsiz olan munzam zararının şimdilik 500,00 TL sinin davalıdan avans faizi ile tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının belirsiz alacak davası şeklinde ikame edilmesinin mümkün olmadığını, sigortacıya başvuru şartı yerine getirilmeden dava yoluna başvuru yapmadan dava yoluna başvurulduğunu, alacak zamanaşımana uğradığını, huzurdaki davada ispat yükü davacı üzerinde olduğunu, davacı taraf iddialarını somutlaştıramadığını, iddiasını ispat edemeyen davacının talebinin reddedilmesini talep ettiklerini, davacının işbu davaya konu talebinin açıkça zenginleşme yasağına aykırılık teşkil ettiğini, munzam zarar talep edilmesinin şartlarından biri de borçlunun kusurlu olması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından davacıya zarar uğratmak maksadı ile ödeme yapılmadığı hususunun gerçeği yansıtmadığını, 14/06/2022 tarihinde 18.927,67 TL değer kaybı tazminatı -------- esas sayılı ve --------- tarihinde tebliğ edilen bilirkişi raporuna istinaden 1.751,93 TL, 45,79 TL faiziyle birlikte ödendiğini, 01/03/2022 tarihinde 1.248,07 TL değer kaybı tazminatı davacı vekiline ödendiğini, 14/12/2021 tarihinde 4.435,00 TL hasar tazminatının davacıya ödendiğini, açıklanan nedenlerden dolayı davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibariyle tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık ise; Davacıya ait aracın hasarlanmasından dolayı tazminatın geç ödenmesinden dolayı davacının munzam zararının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise davalının bundan sorum olup olmayacağı ve zararın miktarı hususlarında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.Dava konusu kazaya karışan araçların trafik kayıtları, kaza tespit tutanağı, kazaya ilişkin sigorta hasar dosyası, sigorta poliçesi, tarafların bildirmiş olduğu deliller, -------- dosyasının bir sureti dosya içerisine alınmıştır.Uyuşmazlık, davacının temerrüt faizi ile karşılanamayan zararının bulunup bulunmadığı ve munzam zararın koşullarının oluşup oluşmadığı, davalı bankanın varsa zarardan sorumlu olup olmadığı noktasındadır.Munzam (aşkın) zarar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Dava konusu edilen zararın yasal dayanağını oluşturan Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi hükmüne göre, borcun ödenmemesi veya geç ödenmesi nedeniyle alacaklı geçmiş günler için öngörülen faizle karşılanamayacak bir zarara uğramış ise, borçlu, geç ödemeden dolayı kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlamadıkça bu zararı da karşılamak zorundadır. Yasa bu hüküm ile alacaklıya temerrüt faizini aşan zararını borçludan isteme olanağı tanımıştır. Ancak bunun için uğranılan zararın varlığı ve miktarının alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir. Zarar kanıtlandığı takdirde borçlu, ödemenin geç yapılmasında kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlaması halinde bu zararı ödeme yükümlülüğünden kurtulabilir. O halde, munzam zararın ödenmesi söz konusu olduğunda kusur, bir unsur olarak yer almaktadır. Kısacası, munzam zarar davasında davacı, zararın varlığını ve miktarını; davalı ise, borcun geç ödenmesinde kusurunun olmadığını kanıtlayacaktır.---------- sayılı kararında da değinildiği üzere; bu konuda kanıtlanması gereken, belli paranın gününde ödenmemesinden doğan zarardır. Alacaklı, borcun kendisine geç ödenmesi yüzünden uğradığı zararın ne olduğunu ve miktarını kanıtlamak durumundadır. Doğaldır ki bu zarar paranın zamanında ödenmemesinden dolayı mahrum kalınan olası (muhtemel) kar ya da varsayılan (farzedilen) gelir değildir. Bu zarar davacının öz varlığından, ekonomik ve sosyal faaliyetlerinden, toplum içindeki statüsünden, başına gelen olaylardan kaynaklanan somut olgular nedeniyle uğramış olduğu zarardır. Hal böyle olunca davada istenen zararı doğuran somut olayın ve bu nedenle uğranılan zararın kanıtlanması gerektiği açıktır.Munzam zararın tazmini için alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu somut olgulara dayanarak inanılır, kesin ve net bir biçimde kanıtlamak zorundadır. Genel ve soyut nitelikteki enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması, munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmez. Davacının enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olguları değil, şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğünü kanıtlaması gerekir. Aksi halde soyut ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen, genel ekonomik gelişmeler TBK'nın 122. maddesinde sözü edilen munzam zararın tazminini gerektirmez .Bunun gibi, borçlunun borcunu ödemede temerrüde düşmesi durumunda, alacaklının başkaca bir hususu kanıtlamadan sadece ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu TBK'nin 122. maddesindeki munzam zararın kanıtı olarak göstermesi ve ekonomik gelişmelerin getirdiği olumsuzluğun gerçek zarar olarak kabulü mümkün değildir. Zira, alacaklının somut olarak herhangi bir zarara uğradığını kanıtlamaksızın salt enflasyon (ya da onun yarattığı diğer olumsuzluklar) oranında bir zarara uğradığının varsayılması, 3095 sayılı Kanunla belirlenen faiz oranlarını mahkeme kararıyla enflasyon oranına çıkaracak niteliktedir. Bu ise mümkün değildir. Bu halde TBK'nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan-munzam zararın, Ülkede varlığı kabul edilen genel ekonomik olumsuzlukların (enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri vb. gibi) “malum ve meşhur” olgular olarak kabulü ile değil, bunlar dışında davacının durumuna özgü somut olaylarla kanıtlanması gerekir. Davacı ileri sürdüğü munzam zararını somut olgularla kanıtlamadıkça zarar miktarının saptanması gerçekçi olmayıp varsayımsal kalacaktır.Somut olayda davacı taraf, ıslah beyanı ile enflasyonun olumsuz etkisi sonucu paranın satın alma gücündeki düşüş nedeniyle munzam zararı oluştuğunu, aktifinin eridiğini belirterek zararın hesaplanmasını ileri sürmüş ise de, davacı tarafın iddiası bu haliyle, muhtemel kâr kaybına ve farz edilen gelire ilişkin olup, munzam zarar niteliğinde olmadığı gibi, soyut iddia olarak ileri sürülen bu hususlar somut ispat vasıtası olarak dikkate alınması da mümkün olmadığından, zararın ne şekilde oluştuğunu konusunda ispat külfeti üzerinde olan davacının munzam zararın varlığını somut deliler ile ispatlayamadığı, kendine özgü şekilde açık ve somut bir zararın varlığını ortaya koymadığı, ıslah dilekçesi ile de zararın somutlaştırılmadığı anlaşılmış olup davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın REDDİNE,

  2. Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile kalan 189,15 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,

  3. Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

  4. Davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

  5. Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

  6. Artan gider avansı bulunması ve talep etmeleri halinde gider avansının ait olduğu tarafa iadesine,

  7. 6325 sayılı Kanun'un 18. A/13. bendi uyarınca . . . . . . . . . tarafından karşılanan 1.560,00 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalını yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.14/12/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

değerlendirilmesidelillerinasliyeticaretFiilden(HaksızmahkemesiistinafKaynaklanan)Tazminatgereği

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:49

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim