İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/405 E. 2024/469 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/405
2024/469
7 Haziran 2024
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/405 Esas
KARAR NO: 2024/469
DAVA: Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)
DAVA TARİHİ: 28/12/2023
KARAR TARİHİ: 07/06/2024
Mahkememizin -------- E. Sayılı dosyasında 05/06/2024 Tarihli duruşmada "Dosyanın mahiyeti itibariyle davacı ... ile davalı ... arasındaki adi ortaklığın tasfiyesi ve tasfiye payının tahsiline ilişkin davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydına " karar verilmiş ve mahkememizin ------- E. Numarasına kaydı yapılmış ve yapılan yargılama sonunda ;
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; Müvekkili ile davalı ... arasında bir mobil yazılımın gelirlerinin paylaşılması amacıyla iki yıl süreli bir adi şirket kurulmuş ve bu adi şirketin hukuka uygun bir kılıfı olarak da ayrıca davalının tek ortaklı olarak kurduğu limited şirkete müvekkilimiz de şeklen ortak yapıldığını, müvekkilinin adi şirkete ve limited şirkete %10 ortak olmuş olup taahhüt ettiği sermayenin yarısını nakden ödemiş, kalan yarısını ise (şirketin elde edip müvekkilimize ödeyeceği kâr payından mahsuplaşma suretiyle) hesaben ödediğini, ancak davalı ... aylık bilgilendirmeye ve hesap görmeye yanaşmadığı gibi aylık kâr payı ödenmesi talebini de reddettiğini, bu haklı sebeple hem limited şirketten çıkma ve çıkma payı ödenmesi hem de adi şirketin tasfiyesi ve tasfiye bakiyesinden müvekkili hissesine düşenin ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi özetle ; Davacı ... ile müvekkili ... arasında adi şirket kurulduğu iddia edilmekte ve bütün dava sebepleri buna dayalı ileri sürülmekteyse de bu husus gerçeği yansıtmadığını, dosyaya ibraz edilen sözleşme, --------- ile, davacı arasında 01.09.2022 tarihinde imzalandığını, müvekkili ... ise bu sözleşmeye yalnızca şirket yetkilisi olarak imza attığını, şahsı ya da şahıs şirketi (kaldı ki kendisinin şahıs şirketi bulunmamaktadır) adına sözleşmenin tarafı olmadığını, bahsi geçen sözleşme, şirketin %10'luk hissesinin davacıya devri ile devre ilişkin şartların, hak ve yükümlülüklerin belirlenmesi adına imzalanmış olup adi şirket kuruluş sözleşmesi mahiyetinde olmadığını, davacı taraf, ortaklığın yükümlülüklerinden kurtulmak ve müvekkili ... sözleşmenin tarafıymış gibi göstererek borç altına sokmaya çalıştığını, 01.09.2022 tarihli ortaklık sözleşmesinde ortaklığın 2 yıl süreli olduğu, 01.09.2024 tarihinde sona ereceği, yapılacak mutabakat ile fesih sonucunda ortağın şirket hisselerini bedelsiz olarak şirkete devretmeyi kabul ve taahhüt ettiği düzenlendiğini, sözleşme maddesi bu kadar açık ve net iken, davacı taraf dava dilekçesinde zorlama ve yanlı bir yorum ile sözleşmenin anılı olan 3/5. maddesi ile kastedilen(!) asıl şeyin sözleşmenin sonunda devredilecek hisselerin tek ortak olarak kalacak olan müvekkili ... iade edilmesi olduğunu iddia ettiğini, bu husus sözleşmede yoruma ve tereddüde mahal bırakmaksızın açıkça, "şirkete devredileceği" şeklinde hüküm altına alınmış olup bunun temelinde de Türk Ticaret Kanunu'nun 612. Maddesi'ne dayanılmaktadır. İlgili kanun hükmüne göre şirket kendi esas sermaye paylarını iktisap edebilmektedir. bu kapsamda taraflar arasında imzalanan sözleşmedeki hisse devrinin bu usule göre yani %10'luk hissenin şirkete iade edilmesi suretiyle yapılacağı açık ve nettir. Ancak davacı taraf müvekkillerinin sözleşme kapsamında kar elde edememesini gerekçe göstererek müvekkili ... sanki sözleşmenin tarafıymış gibi sözleşmeden menfaat sağlayacağı intibasını yaratarak mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, müvekkili ... yalnızca şirketi temsilen sözleşmeyi imzalamış, davacı ile şahsen bir ortaklık kurmamıştır. ... sözleşmeden şahsi bir menfaati bulunmamaktadır. dolayısıyla huzurda görülen bu davada müvekkil ... adına husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 01.09.2022 tarihli sözleşme TTK kapsamında iki tarafa da borç yükleyen bir sözleşme olmakla birlikte sözleşmenin konusu limited şirket ortaklığının prensipleri ile şirket hisse devri olduğundan TTK hükümleri uyarınca talepler değerlendirilmesi gerektiğini, bu itibarla, müvekkil -------- ile davacı arasında imzalanan sözleşme; bir adi ortaklık kurulmasına ilişkin olmayıp yalnızca şirket hissesinin hangi hak ve yükümlülükler ile birlikte davacıya devredildiğini gösteren ve en nihayetinde davacının şirkete ortak edildiği bir ortaklık sözleşmesi olduğunu, kural olarak sözleşmeler yalnızca taraflar arasında borç doğurduğunu, hisse devri davacı tarafın da kabul ve beyan ettiği üzere noterlikte usulüne uygun bir biçimde yapılmış, davacının ortaklığı sicile de tescil ettirildiğini, dolayısıyla adi ortaklık söz konusu olmadığından Türk Ticaret Kanunu kapsamında yargılamaya devam edilmesi gerektiğini, adi ortaklık kuruluşu söz konusu olmadığından davacı tarafın Borçlar Kanunu kapsamında şirketin tasfiyesi ve kayyum atanmasına yönelik taleplerinin de tamamının reddi gerektiğini, TTKT'nun 638/2 maddesi ile ortaklıktan haklı sebeple çıkma koşulları gerçekleşmediğini, davacı tarafından taahhüt edilen sermaye borcu ödenmediğini, davacı taraf, her ne kadar kalan sermaye bedelinin şirketin elde edip davacıya ödenecek kar payından mahsuplaşmak suretiyle hesaben ödendiğini ileri sürmekteyse de, böyle bir husus sözleşmede yer almadığını, bu durum davacının sermaye borcu temerrüdüne ve ortaklıktan ayrılma haline bir kılıf bulmaya çalıştığını, ödenmeyen sermaye borcunun tahsili istemi ile --------- İcra Müdürlüğü'nün -------- E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup davalı borçlu ortağın itirazı neticesinde yapılan yapılan Arabuluculuk görüşmesinde de uzlaşma sağlanamadığını dolayısıyla davacı ortağın, sermaye borcunu dahi ödememişken haklı sebep gerekçesi ile ortaklıktan çıkmaya çalışması kabul edilemez olduğunu, davacı ortak şirket ortaklığından bugüne dek kendisine kar payı ödenmediğinden haklı çıkma nedeninin var olduğunu iddia etmekteyse de bu husus gerçeği yansıtmadığını, yapılacak incelemeler de gösterecektir ki şirket sözleşme konusu uygulamadan kar edemediği gibi uygulama sebebi ile topyekun zarar ettiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :Dava ; adi ortaklığın tasfiyesi ve tasfiye payının tahsiline ilişkindir.Mahkememizin --------- esas sayılı dava dosyasından istem konusu yapılan davacı ... ile davalı ... arasındaki adi ortaklığın tasfiyesi ve tasfiye payının tahsiline ilişkin dava, tefrik edilerek mahkememizin -------- esas sırasına kaydı yapılmıştır.Türk Borçlar Kanununun 620. maddesinde "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir." hükmüne yer verilmiştir.
Adi ortaklık TBK'nın 620 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir.6100 sayılı HMK'nın 2. maddesinde; "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalar ile, şahısvarlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda ... ile davalı ... arasındaki adi ortaklığın tasfiyesi ve tasfiye payının tahsiline ilişkin bulunmaktadır. Mahkememizce celbe dilip dava dosyasına intikal eden belgelere göre her iki tarafın da tacir olmadıkları gibi, ticari işletmeleri ile ilgilide değildir. Davacı tarafından dava konusu edilen husus , mutlak ve nispi dava niteliğinde bulunmamaktadır.Bu itibarla mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, karar kesinleşip talep halinde dava dosyasının --------- Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere :
- Mahkememizin görevsizliği nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE,
Kararın kesinleşmesi ve talep halinde dosyanın yetkili -------- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine,
-
HMK 331/2 maddesi uyarınca; yargılama giderlerinin yetkili mahkemece değerlendirilmesine,
-
Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1. son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
HMK 138 maddesi gereği dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile --------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:19