İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/903 E. 2024/346 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/903
2024/346
9 Mayıs 2024
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/903 Esas
KARAR NO: 2024/346
DAVA: Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 19/12/2023
KARAR TARİHİ: 09/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili -------- Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin ------- Mah. ------- Sk. -------- Sitesi ------- Blok Apt. No:------- Kat:------- Daire:------- -------- adresinde bulunan taşınmazının 06.02.2023 tarihli --------- merkezli depremde ağır hasar aldığını, davalı tarafça --------- nolu Zorunlu Deprem Sigortası Poliçesi kapsamında müvekkiline eski tarife üzerinden 183.252,16 TL. ödeme yapıldığını, 25.08.2022 tarih ve -------- sayılı ---------- ilan edilen "Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği ekinde yer alan Binaların Metrekare Normal İnşaat Maliyet Bedellerini Gösterir Cetvel" de esas metrekare bedelinin 3.016 TL olarak güncellendiğini, ancak davalı kurum tarafından Türk Ticaret Kanunu’nun “Aydınlatma yükümlülüğü” başlıklı 1423 üncü maddesindeki; “(1) … Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar.” hükmüne aykırı davranılarak müvekkiline zeyilname yaptırmasına ilişkin yazılı bir bildirimde bulunulmadığını, bu nedenle de müvekkiline zeyilname yaptırması gerektiğinden haberdar olamadığını, müvekkili adına 23.10.2023 tarihinde kayıtlı elektronik posta sistemi üzerinden davalı kuruma 25/11/2022 tarihinde --------- ilan edilen yeni tarife üzerinden bakiye tazminat limitinin taraflarına ödenmesi için başvuruda bulunulmuş ise de taraflarına menfi ya da müspet bir cevap verilemediğini, arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığından eldeki davayı açmak zorunda kaldıklarını, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik poliçe teminat limitine ilişkin bakiye 183.252,16 TL. tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticari davaların TTK m. 4 hükmüyle düzenlendiğini, müvekkili kurumun bir ticari işletme olmadığından kuruma karşı açılacak davaların da ticari dava niteliğinde olamayacağını, bununla birlikte --------- özel kanun olan Afet Sigortaları Kanunu kapsamında kurulup faaliyet yürüttüğü için Sigortacılık Kanunu hükümlerine tabi olmadığı gibi, TTK hükümlerine de tabi olmadığını, --------- bir sigorta şirketi olmadığından ve dolayısıyla faaliyette bulunmak üzere ruhsatı da mevcut olmadığından, TTK m. 1401/2 uyarınca TTK hükümlerine tabi olmadığını, bu nedenle davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğinden davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddini talep ettiklerini, husumete yönelik itirazları olduğunu, dava konusu meskene ilişkin tapu kaydında herhangi bir rehin alacaklısının yer alıp almadığı hususu araştırılması gerektiğini, davacının, sigorta poliçesinden kaynaklanan hasar tazminatı alacağı yönünden talepte bulunabilmesi için öncelikle rehin alacaklısının Türk Medeni Kanunu’nun 879. maddesi uyarınca bu konuda açık ve yazılı muvafakat vermesi gerektiğini, rehin alacaklısının açık ve yazılı muvafakat vermemesi halinde işbu davanın usulden reddi gerektiğini, husumete ilişkin itirazları doğrultusunda davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmesini, davaya konu taleplerin kısmi dava olarak ileri sürüldüğünü, belirsiz alacak davası olduğuna dair herhangi bir beyan ve iddia bulunmadığını, huzurdaki davanın kısmi dava olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından deprem tarihini kapsayan ZDS poliçesi kapsamında tam hasar ödemesi yapıldığını, müvekkili kurumun herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, 06.02.2023 tarihli depreme ilişkin açılan -------- numaralı hasar dosyası incelendiğinde; 28.04.2022-2023 tarihleri arasında tanzim edilmiş ZDS poliçesine istinaden davacının deprem sonucunda konutunda meydana gelen hasarın tespiti amacıyla müvekkili kuruma yapılan hasar ihbarı neticesinde hasar dosyası oluşturulduğunu, yapılan inceleme sonucunda 06.02.2023 tarihinde 04:17:34'te --------- meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremden kaynaklı olarak sigorta bedelinden muafiyet tutarı düşülerek 183.252,16-TL ödeme yapıldığını, davayı kabul etmemekle birlikte davacının zararının hasar tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuata göre tamamen karşılandığını, davacının zararı karşılanmış olduğundan haksız davanın reddini talep ettiklerini, --------- tarafından herhangi bir ilave prim alınmaksızın (zeyilname yapılmaksızın) güncel tarife üzerinden sigorta bedelinin ödenmesi Zorunlu Deprem Sigortasının amacı ve işleviyle uyuşmadığını, müvekkili kurumca davaya konu meskene ilişkin tam hasar bedeli ödenmiş olduğundan müvekkili kurumun başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını, Zorunlu Deprem Sigortası yapılan bağımsız bölüm veya binanın değeri Zorunlu Deprem Sigortası ile belirlenen sigorta bedeli tutarının üzerinde olması durumunda, sigorta bedelinin üzerindeki kısım için, Zorunlu Deprem Sigortasının yapılmış olması kaydıyla, sigorta şirketleri tarafından ihtiyari deprem sigortası yapılabildiğini, kendi özel kanununu havi olan --------- ruhsatı bulunmayan, kanunla kurulmuş olan, kendine özgü istisnai bir kurum olduğunu, --------bir sigorta şirketi olmadığından ve faaliyette bulunmak için ruhsatı da mevcut olmadığından TTK m.1401/2 uyarınca TTK hükümlerine tabi olmadığını, zeyil yapılmaksızın ve prim arttırılmaksızın tüm sigortalıların artırılmış teminatlardan faydalanmasının Zorunlu Deprem Sigortası sistemi ile örtüşmediğini, aksi durumun sigortalının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, davacının talebine ilişkin sigorta kapsamı ve teminat dışı kaldığı hallerin mevcut olup olmadığının araştırılmasını, bu hallerin mevcut olması halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bu doğrultuda işbu davaya konu hasar dosyası çerçevesinde temini sağlanan herhangi bir eksper raporu bulunmamakla birlikte Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartlarında sigorta kapsamı dışında kalan binalar ve teminat dışında kalan haller açıkça belirtildiğini, belirli bir deprem hadisesine bağlı olmaksızın binanın kendi kusur ve özellikleri nedeniyle zamanla oluşan zararların müvekkili kurumun sorumluluğunda olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacının iddia ve taleplerinin incelenmesi, ihtilaf bakımından sağlıklı yargılamanın yapılabilmesi için bilirkişi heyeti oluşturularak heyette Jeoloji mühendisi, inşaat mühendisi ve sigorta eksperlerine yer verilmesi ve yine söz konusu dairede keşif de yapılmak suretiyle rapor alınmasının elzem olduğunu, beyan yükümlülüğüne aykırılıktan dolayı tazminattan en az %50 oranında indirim yapılması gerektiğini, müvekkili kurum aleyhine tazminat hesaplaması yoluna gidilmesi durumunda dahi; sigortalanan meskenin doğru brüt yüzölçümünün ve yapı tarzının vb. hususların tespiti yapılması gerektiğini, bu doğrultuda eksik/aşkın sigorta hükümleri uygulanarak sigorta bedeli hesaplanmasını, --------- tarafından yayınlanan bina aşınma payı oranının sigorta bedeli üzerinden muafiyet uygulandıktan sonra tenzil edilmesi gerektiğini, müvekkili kurum temerrüte düşmediğinden faiz talebinin reddi gerektiğini, tüm bu nedenlerle haksız, usul ve yasaya aykırı davanın usulden reddine, aksi takdirde haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikteki talebinin esastan reddine, yargılama masraf ve vekâlet ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :Dava, davacının deprem sebebiyle hasar gören taşınmazı için ödenen hasar bedelinin düşük olduğundan bahisle poliçe limitinin bakiye kısmının tahsili için açılmış alacak davasıdır.Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, ibraz ettikleri tüm deliller, tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: davanın zorunlu deprem sigorta poliçesi kapsamında sigorta bedelinin tahsili talepli olduğu, 28.11.2013 tarihli --------- yayınlanarak 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı tüketicinin korunması hakkındaki kanunun 2. maddesinde, söz konusu kanunun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsadığı düzenlemesine yer verilmiş, üçüncü maddede ise tüketici işlemi tanımlanmış, mal ve hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifadelerine yer verildiği, bu düzenlemeler ile sigorta şirketi ve tüketiciler arasındaki sigorta sözleşmesinden kaynaklanan her türlü ilişkinin tüketicinin korunması hakkındaki kanun kapsamına alınmış olduğunun kanun koyucu tarafından açıkça beyan edildiği, yine aynı yasanın 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği beyan edilmekle 6502 sayılı kanunun tüketici işlemlerinde mutlak uygulama alanı bulacağının ayrıca vurgulandığı, dava tarihinde yasanın yürürlükte olduğu, 6502 sayılı yasa kapsamında taraflar arasındaki ilişkinin tüketici işlemi olup tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, uyap ortamından yapılan sorguda davacı gerçek kişinin Emekli Sandığı mensubu olup memur olduğu, tacir olmadığı, davaya konu bağımsız bölümün de mesken/daire olduğu anlaşılmakla nizanın mutlak yahut nisbi ticari davadan kaynaklanmadığı, mahkememizin somut uyuşmazlıkta görevsiz olduğu, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu mahkememizce değerlendirilmiş ve açılan davanın görev dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
-
Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 114/1. c ve 115/2. maddeleri uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE,
-
Yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli. . . . . . . . Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine,
-
HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına,
-
Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1. son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde -------- BAM nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 09/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32