İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/862 E. 2024/124 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/862
2024/124
20 Şubat 2024
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/862 Esas
KARAR NO: 2024/124
DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/12/2023
KARAR TARİHİ: 20/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit (ticari ilişkiden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ortağı olan ------- --------Noterliği 04/07/2011 tarih -------- yevmiye numaralı hisse devir ve temlik sözleşmesi ile hissesini ------- devrederek ortaklıktan ayrıldığını ve müdürlükten çıkarıldığını, bu tarihten itibaren de şirketle herhangi bağlantısı bulunmadığını, takibe konu cari hesap alacağı 2013-2018 yılları arasında olduğunu, bu tarihlerde müvekkilinin davalı şirkette herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkil hakkında 89/1-2-3 ihbarnameleri TK.21/2'ye göre yapılarak müvekkil dosyaya borçlu olarak eklenmiş ve bankalarına ve maaşına haciz müzekkeresi gönderildiğinde takipten haberdar olduğunu, müvekkilin borcu bulunmadığını, dosyaya borçlu olarak eklenmesinin alacaklının tamamen kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, . Davaya konu takip hakkında mahkemece karar vaerilinceye kadar, müvekkilim hakkında yapılacak icrai işlemlerin müvekkilim nezdinde herhangi bir zarara yol açmaması için icra takibinin öncelikle tedbiren teminatsız olarak, dosyaya usulüne uygun olarak borçlu eklenmediğimizden takipten öncesi açılan menfi tespit davası hükümleri gözetilerek asıl alacağın %15'i kadar teminata hükmedilerek tedbir kararı verilmesini, öncelikle takibin teminatsız olarak durdurulmasını, ödeme bedelinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ile takipte borçlu olmadığımızın tespiti (menfi tespit - istirdat), yargılama gideri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görev itirazı olduğunu, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, dava konusu olayın TTK anlamında ne mutlak ne de nisbi ticari dava olmadığını, Haciz ihbarnamesi ticaret kanununda değil icra iflas kanununda düzenlendiğinden mutlak ticari dava olmadığını, davacı tarafın tacir olmadığını, bu nedenlerle görevsizlik kararı verilmesini; --------- Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde davacının takip talebinde ya da ödeme emrinde borçlu taraf olarak gösterilmediğini, davacı tarafın İİK madde 72 ve devamı maddelerine göre açmış olduğu menfi tespit davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini; Davacı tarafın kendisine gönderilen ve tebliğ olan üçüncü haciz ihbarnamesine karşı on beş gün içerisinde menfi tespit davası açması gerektiğini, davacıya üçüncü haciz ihbarnamesinin 18 Mayıs 2023 tarihinde tebliğ edildiği halde işbu davayı 05.12.2023 tarihinde açıldığını, İİK madde 89/3'te düzenlenen dava açma süresi hak düşürücü süre niteliğinde olduğundan davanın reddine karar verilmesini; Davacı tarafın icra müdürlüğüne sunmuş olduğu 04.12.2023 tarihli itiraz dilekçesine icra müdürlüğünün usulsüz tebligat itirazını İİK 16 ncı maddesine göre red ettiğini, davacı taraf icra müdürlüğünün tebligatın usulsüz olduğuna ilişkin itirazının reddine ilişkin karara karşı süresi içerinde (7 gün içerisinde) icra mahkemesine şikayet yoluna gitmesi gerektiğini, davacı tarafa gönderilen üçüncü haciz ihbarnamesinde borç miktarının 189.604,83.-TL olduğunu, davacının dava miktarını 71.356,80.-TL olarak belirttiğini ve bunun üzerinden harç yatırdığını, eksik harç nedeni ile davanın reddine karar verilmesini, davacının ----------Ticaret Sicil Memurluğu kayıtlarına göre ve Ticaret Sicil Kayıtlarına göre, dava dışı Borçlu ------- Şirketi’nin sermaye sahibi ortağı olduğunu,---------kayıtlarına göre de; davacı --------- dava dışı şirkete taahhüt etmiş olduğu nakdi sermayeyi de ödemediğini, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için davacının öncelikle gecikmeden doğan zararlar kapsamında ----------Esas sayılı dosyası kapak hesabını yaptırıp çıkan bedeli icra müdürlüğüne ödemesi ve bunun da en az %15 oranında teminatı sayın mahkeme veznesine yatırması gerektiğini, özellikle gecikmeden doğan zararlar karşılanmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini, davanın reddine karar verilmesini, haciz ihbarnamesinde kesinleşen tutarın %20 sinden az olmamak üzere davacının tazminata mahkumiyetine, karar verilmesini talep etmiştir.
Hukuki Nitelendirme, Delillerin Değerlendirilmesi ve Netice:Dava; İİK m.89/3'ten kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4 ve 5 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2 nci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması yeterli görülmüştür. Dava, İcra ve İflas Kanunun 89/ 3. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup menfi tespit istemine ilişkindir ve ticari dava değildir. Davacı ile davalı arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmamaktadır. Tarafların tacir olması da davayı ticari kılmamaktadır. Uyuşmazlık takip hukukundan kaynaklanmakta olup görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir . Yukarıda izah olunan ticari davalardan hiç bir kategoriye de girmediği, davanın ticari dava olmadığı da değerlendirilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeni ile davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 6100 sayılı Yasanın 20 nci maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip iki haftalık yasal süresinde talepte bulunulduğunda dosyanın görevli -------- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
2.-Yargılama gideri ve vekâlet ücretinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki (2) hafta süre içerisinde -------- Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu. 20/02/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12