İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/915 E. 2023/763 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/915
2023/763
19 Ekim 2023
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/915
KARAR NO : 2023/763
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/11/2022
KARAR TARİHİ : 19/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açıkyargılaması sonunda,
Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili ---- Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ----- nakliye işi yapmakta olup, davalı şirkete ücret karşılığı sürücülü nakliye hizmeti verdiğini, müvekkilinin, davalıya sunduğu nakliye işi ile ilgili olarak takip dayanağı 31/05/2018 tarih ve --- nolu 5.528,30-TL bedelli, 30/06/2018 tarih ve ---- nolu 5.605,00-TL bedelli, 31/07/2018 tarih ve ----- nolu 5.605,00-TL bedelli, 31/08/2018 tarih ve ----nolu 6.968,02-TL bedelli, 28/09/2018 tarih -----nolu 6.195,00-TL bedelli faturaları düzenlediğini ve ticari defterlerine işlediğini, davalı şirketin faturadan kaynaklı borcunu ödememesi üzerine davalı şirket aleyhine-----. İcra Müdürlüğü'nün -----Esas sayılı icra takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirtmiş olup, davanın kabulüne, davalının icra takibine yaptığı haksız itirazın asıl alacak miktarını oluşturan 26.645,94-TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesine, takibe haksız ve kötü niyetli itiraz edilmesi nedeniyle davacı lehine davalı aleyhine asıl alacak miktarı üzerinden % 20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan işbu davanın, dava dilekçesinde belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığını, davacının, müvekkili şirket aleyhine-----İcra Müdürlüğü'nün -----Esas sayılı takip dosyasıyla icra takibi başlattığını, icra takibine konu ödeme emrinin 12.09.2022 tarihinde müvekkil şirkete tebliğ edilmiş olup, 13.09.2022 tarihinde süresi içerisinde takip konusu borcun dayanağında belirtilen cari hesap kayıtlarına ilişkin müvekkil şirketin herhangi bir borcu bulunmaması nedeniyle takip konusu borcun tamamına itiraz ettiklerini, davacının, müvekkili şirketin sistem kayıtlarına göre icra takibine konu cari hesaba ilişkin olarak, yansıtma faturaları bulunduğundan ve de sonuç olarak müvekkili şirketin alacaklı olması nedeniyle icra takibine itiraz edildiğini, işbu hususun bilirkişi incelemesiyle de sübuta ereceğini belirtmiş olup, haksız ve hukuki
dayanaktan yoksun olan davanın reddine, haksız takip nedeniyle davacı aleyhine %20’den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Dava, İİK'nun 67/1 maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır.
Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, ibraz ettikleri tüm deliller, tarafların BA-BS formları, ----- İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı dosyası, tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.-----İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 26.645,94-TL Asıl Alacak, 18.395,69 TL takip öncesi işlemiş faiz, olmak üzere toplam 45.041,63 TL'nin tahsiline yönelik icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 12/09/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 13/09/2022 tarihinde icra takibine itiraz edildiği, davanın yasal 1 yıllık süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
07/08/2023 Tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, tarafların defter ve belgelerinin incelenmesi, neticesinde; A- Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Davacının 2018 yılına ilişkin defterleri 05.05.2023 inceleme gününde ibraz edildiği, davacının işletme defterinin gelir beyan sistemi içinde usulüne uygun tutulduğu, Davalı şirketin 2018-2019-2020-2021 ve 2022 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, B- Davacı Alacağı Yönünden: Raporumuzun Genel Değerlendirme bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, takip konusu faturaların hepsinin davalı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiş olup, fatura içeriği hizmet ifasının davacı tarafından ispat edildiğine ilişkin karinelerin oluştuğu, aksinin ispat yükünün davalıda olduğu, davalının işbu hizmeti almadığını veya fatura bedellerini ödediğini ispat etmesi gerektiği, Kural olarak, ödeme yapılırken herhangi bir açıklama olmaması halinde, yapılan ödemenin öncelikle mevcut borçlara mahsuben yapılmış olduğunun kabulünün gerektiği, ancak huzurdaki davada bizzat davacı tarafından sunulan ----- hesap hareketlerinin incelenmesinde, bütün ödemelerde hangi ayların hakkedişi ve avans ödemelerinin olduğunun açıklamalarda yazılmış olması nedeniyle, nihai ve hukuki değerlendirme mahkemeye ait olmak üzere, davacı lehine hüküm kurulması halinde, davacının takip konusu yapılan 5 adet fatura toplamı 29.901,32 TL’lik tutara karşılık, davalı tarafından 20.243,02 TL tutarında ödeme yapılmış olması nedeniyle, davacının işbu faturalardan kaynaklı 9.658,30 TL tutarında alacak talebinde bulunabileceği, C- Davalı Şirketin Yansıtma Faturaları Yönünden: : Davalı şirketin kayıtlarında, davacı aleyhine 24.874,12 TL tutarında 9 adet işlemde toplam 24.874,12 TL tutarında “Kasa Açık Yansıtması-hasar yansıtma-hizmet bedeli ” açıklamaları ile tek taraflı borç kaydettiği davalı lehine olan kayıtların ispatına yönelik delillerin dosyada bulunmadığı, sonradan dosyaya sunulması halinde de uzmanlık alanım dışında kalacağından hukuki değerlendirmenin Mahkemeye ait olacağı, D- Davacının Tacir Olup Olmadığı Yönünden: nihai değerlendirme mahkemeye ait olmak üzere davacının 2018 yılına ilişkin İşletme Defteri Özeti incelendiğinde bu hadlerin altında kaldığı, 2018 yılında da 2019 yılında da bilanço esasına göre defter tutma hadlerinin altında olduğundan tacir sayılmadığı, E- Faiz: Her ne kadar davacı tarafından takip öncesi faiz talep edilmişse de taraflar arasında herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı, davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin tebliğ şerhine havi ihtarname bulunmadığı, takip öncesinde alacak muaccel olmadığından faiz talep edilemeyeceği, ancak, Mahkeme’nin kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde; davalı tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında hükmolunacak asıl alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faizi talebinin yerinde olduğu, icra inkâr tazminatı ve sair hususların mahkemenin takdiri içinde kaldığı, kanaati bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar (-----).Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nun 19/2.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesi ile değişik TTK’nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nun 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, dava şartı olması sebebiyle davanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Mahkememizce görev husus öncelikli olarak incelenmiştir.Somut olayda davacının esnaf tacir araştırmasının yapılması için ilgili yerlere müzekkereler yazılmış, gelen müzekkere cevaplarından davalının tacir olmadığı, gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, işletme esasına göre basit usulde vergilendirildiği----- Vergi Dairesi Başkanlığı ve ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünün müzekkere cevapları ile sabittir.
Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının tacir olmadığının gelen müzekkere cevapları ile sabit olduğu, davanın nispi veya mutlak ticari dava olmadığı, davacının sürücülü nakliye hizmeti verdiğinden bahisle eldeki takibi ve davayı açtığı, bu durumda taraflar arasındaki hukuki ilişkinin hizmet sözleşmesi olacağı dikkate alındığında eldeki dosya bakımından mahkememizin görevli olmadığı ve uyuşmazlığın çözüm yerinin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna mahkememizce kanaat getirilmiş, mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
-
Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 114/1. c ve 115/2. maddeleri uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE,
-
Yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli . . . . . Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
-
HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına,
-
Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1. son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde----- BAM nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:10