SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/841 E. 2024/385 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/841

Karar No

2024/385

Karar Tarihi

30 Mayıs 2024

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/841

KARAR NO : 2024/385

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 11/11/2020

KARAR TARİHİ : 30/05/2024

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/

DAVA/TALEP;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Borçlu ------ ile davacının takip dayanağı olan cari hesap ekstresine konu faturalardaki mal ve hizmet alım satımı konusunda anlaştığını, bu anlaşma çerçevesinde faturalarda belirtilen malların borçluya teslim edilmiş olmasına rağmen malların bedellerinin davacı şirkete ödenmediğini, cari hesap ekstresi içeriğinde yer alan ve ödenmeyen faturalardan kaynaklanan bakiye 125.746,16 TL asıl alacak ile takip tarihine kadar işlemiş 5.498,38 TL faiz olmak üzere toplamda 131.244,54 TL tutarlı alacağın davacı tarafından ----İcra Müdürlüğü’nün -----Sayılı dosyasıyla icra takibine geçildiğini, ödeme emri 20/02/2015 tarihinde iş yeri daimi çalışanına tebliğ edilmiş, borçlu vekili tarafından 24/02/2015 tarihinde kısmi itiraz dilekçesi sunulduğunu, borçlu şirket vekilinin İtiraz dilekçesinde, davacının alacaklıya 10.941,64 TL borcu olduğunu bildirmiş ve asıl alacağın ve takip öncesi işlemiş 5.498,38 TL faiz ile faiz oranına itiraz ettiğini, borçlunun itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu, cari hesap ekstresine konu olan faturalarda yer alan ve sevk irsaliyele numaraları yazılı olan mallar, borçlu şirkete teslim edildiğini, bu husus da faturalara konu malların borçlu şirket tarafından teslim alınmasına rağmen malların bedellerinin davacı şirkete ödenmediğini gösterdiğini, davacı şirketin satışını yaptığı malların faturalarını resmi kurumlara bildirdiğini, borçlu şirket yetkilileri, davacı şirket ile sözlü görüşmelerde teslimi yapılan malların bir zaman sonra bozulduğunu iddia ederek malların imha edildiğini beyan ettiğini, borçlu ----- tarafından iade şartlarına uygun iadesi yapılmayan mallar için iade faturası kesmiş olmasının davacı tarafından teslimi yapılan ve faturaya konu edilen malların bedelini ödememek için haklı gerekçe olmayacağını, müvekkilce ayıplı teslim edilen mal vardıysa eğer borçlu tarafından sözleşme ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri gereğince ayıp ihbarında bulunulması gerekeceğini, davacı tarafından teslimi yapılan malların ----- tarafından saklama ve bakma yükümlülüğünün ihlali neticesinde zarar görmesinden davacının sorumlu olmadığını, davalı vekili tarafından icra takibine karşı 24/02/2015 tarihinde itiraz edildiğini, davalı tarafın takibe itirazda bulunması, icra takibini sürüncemede bırakmak suretiyle kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu, kanun koyucunun inkar tazminatını yasaya koyma amacının; borçlunun borçlu olduğunu bildiği halde borcunu inkar etmek suretiyle alacağın tahsilini engellemesini ve geciktirmesini engelleyeceğini, davalı şirket hakkında ticari davalar için zorunlu arabuluculuk yoluna başvuru yapıldığını ve davalı yan vekili ile görüşülmüş ise de taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, izah edilen nedenlerden dolayı borçlunun --- İcra Müdürlüğü'nün ---- takip dosyası kapsamında esasa ilişkin olarak yapmış olduğu itirazının iptaline ve takibin davalı ... açısından devamına, itiraz ile duran icra takibinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL' alacak bakımından devamına ve asıl alacağa takip tarihten itibaren işleyecek olan ticari temerrüt faizinin uygulanmasına, davalının itiraz ettiği 120.302,90 TL üzerinden asgari %20’sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından başlatılan -----.İcra Müdürlüğü'nün ------. sayılı icra takibine 24.02.2015 tarihinde borca itiraz dilekçesi sunularak 10.941,64 TL dışında kalan asıl alacağa ve takipten önce işletilen faize, faiz oranına ve tüm fer'ilerine açıkça itiraz edildiğini, İİK.67/1 maddesi uyarınca, itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiğinden huzurdaki davanın yasal süresinde açılmadığının aşikar olduğunu, davacı tarafın avukat ile takip edilen bir icra takip dosyasına yapılan itirazın sırf kendisine tebliğ edilmediğinden bahisle dava açma süresinin başlamadığı gerekçesi ile işbu davayı itirazın iptali olarak açması yasanın amacına aykırı olduğu, davacı tarafın yasadaki hakkını kötüye kullandığı anlamına geldiğini, diğer taraftan, borçlu tarafın takibe itiraz etmesi halinde itirazın kendisine tebliği için gerekli masrafı İİK.59. Maddesi hükmüne istinaden alacaklı - davacı tarafın icra dairesine öncelikle depo etmesi ve itiraz halinde de icra dairesinin bu masrafı kullanarak İİK.62/2. Fıkrası doğrultusunda alacaklı tarafa tebliğ etmesi gerektiği hükme bağlandığını, İİK.'nun bu iki hükmünde takibe itiraz eden borçlunun itirazını alacaklı tarafa tebliğ ettirmek veya bunun masrafını karşılamak gibi bir mükellefiyeti bulunmadığını, bu sorumluluk masrafın depo edilmesi bakımından takibi açan alacaklı taraf ile bu masrafı kullanarak tebliğe çıkarması bakımında icra müdürlüğü sorumluluğunda olduğunu, yasal sorumluluğun bu şekilde düzenlendiğini, borçlu taraf olarak görünen davalı şirketin itirazını tebliğ masrafı veya tebliğ ettirmeyi sağlama sorumluluğu olmadığı halde, bundan sorumlu tutulması veya sonuçlarına katlanmak zorunda bırakılması hukukun temel prensiplerine aykırı olduğunu, ----yönetim kurulu tarafından alınan karar ile şirketin ---- ile birleşmesine karar verildiğini ve işbu karar 18.01.2016 tarihinde tescil edilerek 21.01.2016 tarihli ------Gazetesi'nde yayınlandığını, davalı şirket ile davacı ... arasında imzalanan 02.06.2014 tarihli sözleşme uyarınca; -----Marketler'de satışa sunulmak üzere canlı çiçek alımına ilişkin satın alma sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme uyarınca Sardunya, Yıldız ve Fesleğen türündeki canlı çiçeklerin satışa uygun olmak üzere ---- belirleyeceği depolara tesliminin gerçekleştirilmesi kararlaştırıldığını, canlı çiçek alım ve satımına ilişkin ticarette, çiçeklerin dayanıklılığın zayıf olması ve bozulma oranının yüksek olması nedeniyle, alım ve satıma konu canlı çiçekler konusunda hassas davranılması gerektiğinin herkes tarafından bilindiğine, davacı taraf, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak davalı şirkete satıma uygun olmak üzere canlı çiçek göndermesi gerekir iken davalı şirketin müşterisi olan ----depolarına davacı tarafından gönderilen canlı çiçeklerin bozuk ve kurumuş olduğunu, dolayısıyla satışa sunulamayacağının anlaşıldığını, taraflar arasında imzalanan 02.06.2014 tarihli sözleşme uyarınca canlı çiçekler iadeli olarak alındığını, davacının davalı şirketin müşterisi olan ---- depolarına gönderdiği canlı çiçeklerin bozuk olduğuna ilişkin müşteri----yetkilileri tarafından şikayetler geldikten sonra, davacıya bildirimde bulunulduğunu ancak davacı şirketin bu şikayeti çözüme kavuşturmadığından iade faturaları düzenlenerek davacıya gönderildiğini, davacının ağır kusurlu olarak çiçekleri satılamayacak derecede ayıplı olarak teslim etmesi ve ayıplı ürünlere ilişkin davacıya bildirim yapılmasına rağmen çiçeklerin iadesini kabul etmemesi ve tüm bunlara rağmen ayıplı sattığı ürünlerin bedelinin davalı şirketten talep edilmesi satıcı/davacının kötü niyetli olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, açıklanan sebepler ve gözetilecek nedenlerle; davanın yasal süresinde açılmaması nedeniyle usulden reddine, aksi kanaat halinde haksız ve mesnetsiz davanın külliyen reddine, davalının kötüniyetli olması nedeniyle alacağın %20'sinden az olmamak koşuluyla kötüniyet tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kaydı, Ticaret Sicil Kaydı, 06/04/2014 tarihli satış sözleşmesi, ----- İcra Dairesinin -------- Esas sayılı dosyası, Vergi Dairesi Kayıtları, E-mailler, 2014 Yılı BA-BS Formları, Ticari Defter ve Belgeler, Faturalar, Bilirkişi Raporu, Tanık, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.

TANIK (DAVALI TANIĞI) ...; 'Ben davacı ... ---- tanımıyorum davalı ... Holdingi ise holding bünyesindeki ----- çalıştığım için biliyorum, -----çeşitli bölgelerinde yatırım uzmanı olarak çalışmaktayım, ben davacı ile davalının ticari ilişkisi olup olmadığını bilmiyorum, dava konusu hakkında da herhangi bir bilgim yoktur, benim konuya ilişkin görgü ve bilgim bundan ibarettir,' şeklinde beyanda bulunmuştur.

TANIK (DAVALI TANIĞI) ...; 'Ben daha önce şuanda ---- ile bünyesine geçen-----satış operasyon yöneticisi olarak çalışıyordum. Davacı kişiden de o dönem canlı çiçek satın alıyorduk. Bizim firma satın aldığı çiçekleri ----- isimli işyerine satıyorduk, daha doğrusu biz aldığımız çiçeklerin tamamını ---- veriyorduk. Yanlış hatırlamıyorsam 2013 yılında ---- bize bir mail geldi. Bu maile göre bizim davacıların alıp-----gönderdiğimiz canlı çiçeklerin bozulduğu, solduğu ve pazarlamaya uygun olmadığı bildirilmişti. Ben de bu durumu bizim şirketin ilgili satın alma yöneticisine bildirdim. Zira tedarikçi firma olan davacı ile o kişinin görüşmesi gerekiyordu. Ben yöneticimiz olan ---- Hanıma bu konuda mail gönderdim ve -----gelen şikayeti bildirdim ve aynı zamanda şifa i olarak da konuştuk. Ben bu çiçekleri canlı olarak görmedim. Ancak ----- gönderilen mail ekinde söz konusu çiçeklere ait fotoğraflar yer alıyordu. Bu fotoğraflara göre çiçekler solmuş, kurumuş durumda olup satıma uygun değillerdi. Aynı şekilde bu şikayetler ---- marketin birden çok şubesinden yapılmıştı. Bana daha sonra ----- hanım durumu davacı ...'na beyan ettiğini bildirmişti. Ben ----- hanımın davacı ile çiçeklerin durumu hakkında nasıl konuştuğunu ve hangi yöntemle bildirimde bulunduğunu bilmiyorum, hatırlamıyorum, ancak bana kendisi durumu davacıya bildirdiğini firmada bize bayan etmişti. Ben o dönem ki ayıplı olduğunu bildirilen çiçeklerin toplam miktarını ve fiyatını bilmiyorum, ben ürünlerin iade alınıp alınmadığını tam hatırlamıyorum. Ancak söz konusu ürün niteliği itibariyle iadeye çok uygun olmadığından ve iade masrafları değerini karşılamayacağından genelde uygulamada olduğu yerde kalıyor ya da orada imha ediliyordu. Ancak bu durum kesinlikle satıcı firmanın onayı alındıktan ve bilgisi dahilinde yapılıyordu. Bu konuyu da bizim firmada ----- hanım organize ederek yerine getiriyordu dedi.

Davacı vekilinin isteği üzerine tanıktan soruldu: bizim aldığımız çiçekler doğrudan satıcı firma tarafından ---- marketin depolarına gönderiliyordu. ---- market çalışanları da depolarından çiçekleri şubelerine dağıtıyordu. --- marketin bildiğimiz kadarıyla tüm Türkiye'nin değişik yerlerinde depoları bulunuyordu. Hatta şuan Türkiye çapında 33 adet genel depoları olduğunu biliyorum. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir, tanıklık ücreti istemiyorum dedi,' şeklinde beyanda bulunmuştur.

TANIK (DAVALI TANIĞI) ...; 'BBen davacının babası olurum, oğlum ...'nun bir firması vardı ve alım-satım konusunda ticaret yapıyordu, ---- grubuna bağlı ----- isimli şirkete de çiçek satıyordu, ben de kendisine boş zamanlarımda yardımcı oluyordum, bu ticaret 2013-2014 yıllarında yapılmıştı, oğlum çiçekleri ---- firması adına satsa da ---- adlı firma çiçekleri ---- markette satıyordu, dolayısıyla biz çiçekleri ------markete gönderiyorduk, bir süre sonra oğluma çiçeklerin bozulduğu iddiası ile iade faturası kestiler oğlum da bu iade faturalarına itiraz etmişti, çünkü göndermiş olduğu çiçekler sözleşmeye uygun ve iyi durumda idi, aslında çiçekler ----- marketin deposunda bozulduğu halde oğlumun çiçekleri bozuk şekilde sattığı iddia edilmişti, ancak dediğim gibi çiçekler sağlam ve iyi şekilde teslim edilmişti, kaldı ki bizim göndermiş olduğumuz çiçeklerin bozuk olması halinde kesinlikle depo görevlileri tarafından teslim almıyordu, çiçek teslim alındığı halde kullanıma uygun olmayan şekilde satıldığı iddiası işin niteliğine de aykırıdır dedi.

Davacı vekilinin isteği üzerine tanıktan soruldu: bize mail yoluyla çiçeklerde sorun olduğunu bildirerek iade faturası düzenlediklerini söylediler ancak bize iade faturası düzenlemelerine rağmen bozuk ya da kullanılamaz durumda olduğu iddia ettikleri çiçekleri iade etmediler, daha doğrusu biz satmış olduğumuz çiçeklerin bozuk olup olmadığını görmedik, ben benzer şirketlerde uzun yıllar genelmüdürlük yaptığım için bir malın teslim alınma şartlarını iyi bilirim, bu nedenle oğlum da benim yönlendirmem ile çalışmalarını ona göre yürütüyordu, bu çiçekler kolay bozulmayacak nitelikte canlı çiçeklerdir, dediğim gibi bizim bozuk çiçek teslim etmemiz asla söz konusu değildir, teslimden 1 hafta 10 gün sonra bize anlattığım şekilde çiçeklerin bozuk olduğu beyan edilmişti dedi. Benim olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir,' şeklinde beyanda bulunmuştur.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :

Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak taraf teşkilinin sağlanmasına müteakip öncelikle resen incelemeye tabi arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas ----. İcra Dairesinin------ Esas sayılı dosyası fiziki olarak getirtilmiş ve dosyaya eklenerek incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca davacının nüfus kayıtları, davalının ticaret sicil kayıtları dosyaya kazandırılmış; gösterilen tanıklar dinlenmiştir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinin yerine getirildiği ve anlaşma sağlanamaması üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.

Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; ----. İcra Dairesinin------ Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı olarak davalı aleyhinde icra takibi başlatıldığı , ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak yasal süresi içinde borca yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Mahkememizce açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösteriler deliller ve davanın niteliği gereği resen toplanması gereken deliller toplanmış ve öncelikle 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. ---- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen Bilirkişi SMMM ------- tarafından her iki tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 15/09/2021 tarihli raporda özetle mealen; davacının işleteme defteri tuttuğu ve davacının kayıtlarına göre davalıdan 146.503,85 TL alacaklı olduğu , davalı cari hesap kayıtlarına göre ise takip tarihi itibarıyla 13.998,36 TL borçlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillene tebliğ edilmiş ve itirazlar gözetilmiştir. Buna göre tarafların BA-BS formları ve fatura sayısı bakımından bir uyumsuzluk bulunmadığı, davalının takipten sonra 13.998,36 TL ödeme yaptığı ve böylece kayıtlara göre borcunun kalmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık esasen iade faturalarından kaynaklanmakta olup ; iade faturalarının satış sözleşmesine konu çiçeklerin ayıplı olması nedeniyle düzenlendiği açıktır. Zira dosyada bulunan taraflan arasındaki satış sözleşmesine göre, satıcının her türlü müşteri şikayetini en geç 18 saat içinde çözmek zorunda olduğu, aksi halde alıcı tarafından ürünlerin müşterinden iade alınacağı ve satıcıya faturalandırılacağı düzenlenmiştir. Dosyada bulunan ve içeriği inkar edilmeyen elektronik posta yazışmalarından ve tanık beyanlarından açıkça tespit edildiği üzere çiçekler hakkında müşterilerden gelen şikayetler bulunduğu ve durumun davalı şirket tarafından davacıya işin niteliği gereği canlı çiçeklerin ayıplı olduğunun anlaşılması üzerine süresinde ihbar edildiği ve buna bağlı olarak iade faturaları düzenlendiği tespit edilmiştir. Öte yandan davacı taraf davasını yargılama sırasında tam ıslah etmiş ise de; teminat yatırmak başta olmak üzere buna bağlanan hukuksal sonuçları yerine getirmediğinden davanın ilk açıldığı şekilde itirazın iptali davası olarak görülüp sonuçlandırılması gerekmiştir. Davacı taraf sözleşme ilişkisini ispat etmekle birlikte; alacağın varlığını ve miktarını ticari defterler başta olmak üzere, davalının karşı ispat faaliyeti kapsamında sunduğu deliller ve tanık beyanlarına göre TMK'nin 6 ile HMK'nin 190. 191. maddeleri nazarında ispat edemediği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Bunun üzerine davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı anlaşılmakla vekaletnamesindeki özel yetkiye binaen davacı vekiline davalı tarafa takibe konu alacağın varlığına ve miktarına ilişkin davalı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış; ancak davacı vekili tarafından yemin teklif etmedikleri mevcut delilere göre davanın kabulüne karar verilmesi beyan edilmiştir. Binaenaleyh; davacının takipte / davada gösterilen alacak yönünden davasını ispat edemediği anlaşıldığından davanı reddine karar verilmiştir.

Davalı vekilinin, 2004 sayılı İİK'nin 67/2 maddesi gereğince kötüniyet tazminatına yönelik talebine gelince; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2.fıkrasına göre; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ”düzenlemesi bulunmaktadır. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi için açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Mahkememizce davaya konu olayda Eczacı olduğu anlaşılan davacının davalı ve ailesi ile dosyaya yansıdığı üzere dostluk ilişkisini aşacak şekilde banka, kredi, kefalet, alım-satım borç- alacak ilişkilerine girmesi yapmış olduğu meslek ile bağdaştırılamadığı gibi, gerçekleşen olayların ve işbu davanın sadece öznenin yaptığı iş ve eylemlerden nesnenin etkileneceğine yönelik doğal kuralın işlemesi olarak görülmüştür. Bu ilke ve düşünceler ışığında somut olaya bakıldığında hüküm sonucuna yapılan yargılama, hukuki yorum ve ispat kurallana göre ulaşılması yanında, davacının davalıyı ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalı tarafın vaki soyut beyan ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığından davalının tazminat talebinin de reddedilmesi gerekmiştir.

6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davacı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. )Davanın REDDİNE,

  2. )Davalının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince haksız takip nedeniyle kötüniyet tazminatı talebinin reddine,

  3. )Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

  4. )Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubuyla bakiye 373,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına ,

  5. )Arabuluculuk Kanununun 18/A. (13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,

  6. )Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için ; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 10.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

  7. )Davalı tarafından yapılan 290,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

  8. )6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; . . . . Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

delillerasliyeticaretİtirazındavatalepSatımdan(TicarimahkemesiKaynaklanan)İptalitanıkhükümdavalıtanığı

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:27

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim