İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1167 E. 2024/362 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2019/1167
2024/362
27 Mayıs 2024
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/1167
KARAR NO : 2024/362
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/12/2019
KARAR TARİHİ : 27/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; -----emrine 60.0000 TL tutarında 31.12.2016 tarihli ----- nolu çek düzenlendiğini, müvekkilinin ise çeki ciro edip devraldığını, ancak müvekkilinin çeki bankaya ibraz ettiğinde çekin karşılığının olmadığı bilgisini aldığını, asıl alacağa konu olan çeki adı geçen numaralı dosyada mevcut olduğunu, davalıların haksız itirazından ötürü itirazın iptali davası açmadan önce, zorunlu dava şartı olan arabuluculuğa müracaat edildiğini, ----- Arabuluculuk Bürosu'nun ---- başvuru no ve ----- arabuluculuk nolu dosyası ile anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, davalıların; haksız olarak, hakkında yapılan takibi durdurmak amacıyla kötü niyetli bir şekilde mevcut itirazda bulunduğunu, mevcut takibin ilamsız icra takibi olduğu için yapılan bu haksız itiraz nedeniyle icra takibinin durduğunu ve bu durumun müvekkilini mağduriyetine sebebiyet verdiğini, bu nedenle İİK madde 67/2 hükmü gereği, asıl alacağın % 20sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi talebinde bulunarak yapılmış olan itirazın iptalini ve takibin devamına karar verilmesi gerektiğini bu nedenlerle; ----. İcra Müdürlüğü ----- Esas sayılı dosya kapsamında başlatılmış olan takibe yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini ve davalılara %20'sinden az olmamak koşuluyla icra inkar tazminatı yükletilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı/borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLER:
---- İcra Müdürlüğü ---- Esas sayılı dosyası.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, icra takibine konu edilen kambiyo evrakı vasfını yitirmiş çek nedeni ile davacı yanın çek bedeli olan alacağının tahsili istemi ile başlatılmış ilamsız icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.Yargıtay ----- Hukuk Dairesi'nin -----Esas, ----Karar sayılı ilamında; "Kıymetli evrak niteliğinde olan çek bankaya ibraz edilmediği zaman son hamil, kambiyo hukukundan doğan haklarını yitirmiş ise de TTK. ‘nun 732. maddesine dayalı olarak alacağını keşideciden talep hakkına sahiptir. " hükmüne yer verilmiştir.----BAM ---- HD ----- Esas ------ Karar sayılı ilamı; "Çekin süresinde muhatap bankaya ibraz edilmemesi halinde hamil, ciranta ve keşideciye karşı kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını kaybeder. Yani süresinde ibraz edilmeyen çek nedeniyle kambiyo hukukundan kaynaklı haklar yitirilmiş olur. Bu durumda çeke dayalı müracaat hakkını kaybeden hamil alacağına kavuşabilmesi için iki yola başvurabilir. Hamil; ya aralarındaki temel ilişkiye dayanarak çeki devraldığı ciranta veya lehtara başvurarak ve süresinde ibraz edilmeyen çeki yazılı delil başlangıcı olarak göstermek suretiyle, alacağını diğer her türlü delille ispat edebilir, ya da TTK'nın 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayanarak ve sadece keşideciden alacağını talep edebilir.
Bu kapsamda TTK'nın 732. maddesinde "Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar. Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, muhataba, yerleşim yerli bir poliçeyi ödeyecek olan kimseye ve düzenleyen, poliçeyi başka bir kişi veya ticari işletme hesabına düzenlemiş olduğu takdirde o kişiye veya ticari işletmeye karşı da ileri sürülebilir. Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir istem ileri sürülemez. Zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir." düzenlemesine yer verilmiştir. Çekler hakkında da uygulanacak olan bu maddede ifade bulan sebepsiz zenginleşme talebi hukuki niteliği itibariyle, çekten doğan hakkın korunması veya kullanılması için gereken işlemlerin yapılmaması nedeniyle düştüğü veya zamanaşımına uğradığı hallerde çek borçlusu keşideci nezdinde oluşan sebepsiz zenginleşme nedeniyle ve çekten kaynaklı alacağını elde edemeyen, bu nedenle mal varlığında hakkaniyete aykırı şekilde keşideci lehine değer kaybı oluşan yetkili hamile, kambiyo hukuku uyarınca tanınmış yeni bir haktır.TTK'nın 732. maddesi uyarınca keşideciye başvurabilmek için öncelikle kıymetli evrak vasfında bir çekin bulunması ve çeke dayalı hak talebinde bulunan kişinin yetkili hamil olması zorunludur. Ayrıca hamilin müracaat hakkının düşmesi veya zamanaşımına uğramasından dolayı bir zararının ortaya çıkması da gerekmektedir. Zararın mevcudiyeti sebepsiz zenginleşmeye ilişkin talebin kabul şartıdır. Zararın varlığının kabulü için hamile ait ve tahsili mümkün bir alacak hakkının düşmesi veya zamanaşımına uğraması sonucu kıymetli evrak borçlusu nezdinde oluşan zenginleşmenin, bundan başka bir sebebinin bulunmaması yani sebepsiz olması yeterlidir. Bu madde uyarınca alacak talebinde bulunmak için hamil ile keşideci arasında temel ilişkinin varlığına da ihtiyaç yoktur. TTK'nın 732. maddesi uyarınca açılan davalarda ispat yükü sebepsiz zenginleşmediğini veya senet bedelini cirantalardan birine veya hamile ödediğini savunan keşideciye aittir.Diğer yandan, çek nedeniyle talebin sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak niteliğinde bulunması nedeniyle takip öncesi dönem için temerrüt faizi talep edilmesi ancak borçlu-keşidecinin TBK'nın 117. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmesi halinde söz konusu olur. Takip konusu çek süresinde bankaya ibraz edilmediğinden kambiyo vasfı kalmamıştır. Bu durumda keşide tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilemez. Somut olayda davalının takip öncesi temerrüde düşürülmediği anlaşıldığından işlemiş faiz talebinde bulunulamaz. Bu sebeple davacı-hamilin bu yöndeki talebi de kabul edilmemiştir. Yargıtay ----. Hukuk Dairesi --- Esas, ----- Karar sayılı kararında da benzer şekilde, "...davalı keşidecinin sebepsiz zenginleşme sebebiyle sorumluluğu saptanırsa bu durumda çeklerin keşide veya bankaya ibraz tarihlerinden itibaren temerrüt başlaması söz konusu olamayacağından temerrüt sağlayan icra takibi veya noter ihtarı gibi bir durum olduğunun davacı tarafından ispatlanamaması halinde temerrüt halinin dava tarihinden başlatılması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır." ifadeleriyle takip veya dava tarihinden önce borçlu keşidecinin temerrüte düşürüldüğüne dair bir delil alacaklı davacı-hamil tarafından sunulamaz ise davalıdan ancak icra takibinden veya dava tarihinden itibaren temerrüt faiz istenebileceğini belirtmiştir." şeklindedir.
----BAM ----. HD ----- Esas ---- Karar sayılı ilamı;
"Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları uyarınca çek zaman aşımına uğramış olsa bile, taraflar arasında çekten dolayı hukuki ilişki mevcut ise, alacak temeldeki borç ilişkisinin zaman aşımı süresine kadar zaman aşımına uğramaz. Alacaklı temeldeki hukuki ilişkinin tabi olduğu zaman aşımı süresi içinde, temeldeki hukuki ilişkiye dayanarak ilamsız takip yapabilir ise de, açılacak davada hukuki ilişkiyi kanıtlamak zorundadır.Yargıtay uygulamaları uyarınca; zaman aşımına uğramış çekten dolayı kambiyo hukukuna göre müracaat hakkını kaybetmiş hamil, kendi cirantasına karşı aralarındaki temel ilişki sebebiyle açacağı davasında genel hükümler çerçevesinde çeke yazılı delil başlangıcı olarak dayanıp alacağını her türlü delil ile kanıtlama hakkına sahiptir. (YARGITAY ----. Hukuk Dairesi'nin 21.06.2012 tarihli Esas No: ---- ve Karar No: -----sayılı kararı ) Davaya konu çek yönünden, HMK'daki genel hükümler doğrultusunda davalı ile arasındaki temel hukuki ilişkiyi kanıtlamak zorunda olduğundan, davacı vekilinin zamanaşımına uğramış kambiyo senetlerinde taraflar arasında temel ilişki bulunduğunda, çek yazılı delil başlangıcı teşkil edeceği, davanın tanık dahil her türlü delil ile ispatlanabileceğine ilişkin istinaf sebebinin yerinde olduğuna kanaat edilmiştir. Ancak taraflar arasındaki temel ilişki ispatı için dava dilekçesi incelendiğinde, davacı taraf alacağın varlığının ispatı konusunda dava dilekçesinde tanık veya yemin deliline dayanmadığı bununla birlikte cevap dilekçesi incelendiğinde davalının münhasıran davacının ticari defter ve kayıtlarına dayanmış olduğunun anlaşıldığı, davalı tarafa ispat yükü düşmemekle birlikte, münhasıran davalının davacının kayıtlarına dayanmış olması sebebiyle davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiği, davacının kayıtlarında ödeme kaydının bulunmaması halinde ispat yükünün yer değiştireceği değerlendirmesi yapılarak bir sonuca varılması gerekirken kayıtlar incelenmeden karar verilmiş olması sebebiyle, davacının istinaf isteminin kabulüne karar vermek gerekmiş ve kararın 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar.." şeklindedir.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacı tarafça dava dilekçesi ile açıkça TTK m. 732 sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılmamış olduğu, davacı tarafın dava konusu çekin davalı tarafa satılan mal karşılığında verildiğini iddia ettiği, davanın dayanağını taraflar arasındaki temel ilişkiye dayandırdığı, davacının temel ilişkiye dayalı iddiasını ibraz süresi geçmiş, delil başlangıcı niteliğindeki çeke dayandırmış olması nedeniyle iddiasının tanık dahil her türlü delille ispatının mümkün olduğu ancak dinlenen tanık beyanlarının davacı ile lehtar arasındaki mal alım satım ilişkisini somut olarak ortaya koyamadığı, bu haliyle tanık beyanları ve dosya kapsamında yer alan delillerin davacı ile davalı arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan alacak borç ilişkisini ispat için yeterli olmadığı anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın REDDİNE,
-
Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL TL karar ve ilam harcından peşin alınan 77,90 TL harcın mahsubuyla bakiye 349,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
-
Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 maddesi gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,
-
Arabuluculuk Kanununun 18/A. (13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-
6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; . . . . . Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:27