İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1003 E. 2024/237 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/1003
2024/237
28 Mart 2024
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1003
KARAR NO : 2024/237
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 29/12/2022
KARAR TARİHİ : 28/03/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından davalı şirkete, yeni ----model arabaya istinaden kaparo olarak ile 06.10.2022 tarihinde 100.000-TL, 19.10.2022 tarihinde 2.500.000-TL yatırıldığı; davacının arabadan almaktan vazgeçerek 19.10.2022 tarihinde davalı şirket yetkilisi ile yapılan yazışma ile ve 20.10.2022 tarihinde ise dilekçe ile davalı şirkete yatırılan toplam 2.600.000-TL kaporanın iadesini istediğini ancak iadenin yapılmadığını, bu nedenle 25.10.2022 tarihinde saat 09:12'de ---- İcra Dairesi'nin -----. dosyasından 2.600.000-TL'nin tahsili maksadıyla icra takibi başlatıldığını; 25.10.2022 tarihinde 14:46'da 2.600.000-TL'nin davalıcıya iade edildiğini; davalı tarafın icra takibine konu borcun tamamına itiraz ederek icra takibinin durduğunu; takipten sonra asıl alacak miktarı haricen davacı şirkete ödendiğini, bu nedenle icra dosyasındaki toplam borç üzerinden 2.600.000-TL'nin mahsubu neticesindeki bakiye miktarların bilirkişi marifetiyle hesap edilerek müvekkile ödenmesi ile haksız ve kötüniyetli itirazın iptaline, takibin ödenmeyen borç miktarı üzerinden devamını, ödenmeyen fazlaya dair talep hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 184.910,65-TL borç yönünden takip tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalı taraftan tahsilini ve davalı borçlunun alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesini; yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu aracın satış bedelinin davalı şirket tarafından gecikmeksizin davacıya aktarıldığını, davalı şirketin memnuniyeti adına iade sürecini mümkün olan en hassas ve özenli şekilde yürüttüğünü, davacı taraf, davalı şirket ile ----- model aracın satışına ilişkin 06.10.2022 tarihinde kaparo olarak 100.000-TL, 19.10.2022 tarihinde ise kalan bedel olan 2.500.000-TL'yi yatırdığını, araç satışına hazır edilmiş olmasına rağmen davacı taraf keyfi ve gerekçesiz bir şekilde aracı almaktan vazgeçtiğini ilgili satış danışmanına bildirdiğini, akabinde ise davacı ödediği bedelin iadesini talep ettiğini, bunun üzerine çok hızlı bir şekilde satış müdürü ve finans müdürlerinin onayı alınarak gerekli prosedürler işletildiğini, 25.10.2022 tarihinde de banka kanalıyla bedel iadesinin davalı şirket aracılığıyla davacı tarafa gerçekleştirildiğini, davalı şirket paranın iadesi için gerekli özeni göstererek hızlı bir şekilde hareket ettiği halde davacı taraf kötü niyetli olarak sırf vekalet ücreti hak etmek adına icra takibi gerçekleştirdiğini, ancak davalı şirkete bu konuda bilgi dahi vermediğini, davacı taraf icra takibi başlatacağına ilişkin herhangi bir uyarı veya ihtarda bulunmaksızın doğrudan, paranın iadesi için makul süreleri bekleme gereği duymadan dürüstlük kuralına aykırı şekilde haksız kazzanç elde etmek adına icra takibi başlattığını, bahse konu icra takibinden habersiz olan davacı şirketin, makul sürelerden de önce ödemeyi gerçekleştirdiğini, iade ödemesinin, 25.10.2022 tarihinde yapılmışken, ödeme emrinin davalı şirketin ödeme yaptığı tarihten iki gün sonra 27.10.2022 tarihinde davalı şirkete tebliğ olduğunu, davalı şirketin icra takibinden 27.10.2022 tarihinde haberdar olduğunu, satış bedelinin tamamının, eksiksiz bir şekilde davacıya iade edildiğinden haklı olarak ödeme emrine de tüm yönleriyle itiraz edildiğini, davacının tamamen keyfi tutumu ile aracı satın almaktan vazgeçmesi davalı şirketin yeterince mağdur etmişken üstüne icra masraflarıyla sorumlu tutulması hakkaniyete ve dürüstlük kurallarına da aykırılık teşkil ettiğini, davacı taraf, davalı şirketi usulüne uygun bir şekilde temerrüte düşürmeden ve alacak muaccel olmadan icra takibi başlattığını, davacı taraf, tacir olmasına rağmen TTK m. 18/3'te yer alan düzenlemeyi hiçe sayarak bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, tüm bunlar dikkate alındığında, davacı tarafın sözleşmeden dönme iradesini usulüne uygun bir şekilde bildirmeden icra takibini başlattığını ve o tarihte satış sözleşmesinin halen geçerliliğini koruduğu izahtan vareste olduğunu, her ne kadar davacı taraf yazılı şekilde sözleşmeden dönme iradelerini belirtmiş olsalar da davalı şirkete ulaşmış herhangi bir yazılı talepleri söz konusu olmadığını, arz ve izah edilen nedenlere dayalı olarak ; haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddine, icra takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: ---- . İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ---- Ticaret Odası Ticaret Sicil Kayıtları, Bilirkişi Raporu, Dosya Kapak Hesabı, Banka Dekontu ve Banka Kayıtları, Başvuru yazısı, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada; mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak taraf sıfatına uygun olarak taraf teşkilinin sağlandığı tespit edilerek öncelikle resen gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, harç, hak düşürücü süre ve sair hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas ------.İcra Dairesinin ------Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları çıkartılarak dosyaya konulmuştur.Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından -----.İcra Dairesinin ---- Esas ayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında araç satış sözleşmesi kapsamında ödenen kaporanın iadesi için banka dekontu ve sair araç satışına dair delillere dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emri tebliğine bağlı olarak yasal süresi içinde davalı/borçlu tarafından icra takibine/borca ödeme/iade gerekçesiyle tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, bunun üzerine icra takibinin durdurulduğu ve davacı-alacaklı tarafından bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Bu davada ispat yükü davacı alacaklıdadır. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da bu kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Mahkememizce açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş ve taraf vekillerince gösterilen ve resen getirtilmesi istenen ve gereken tüm deliler toplanmıştır. Taraflar arasında ticari nitelikte satış sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda davacının davalıya kapora olarak para gönderdiği, satış sözleşmesinin gerçekleşmemesi üzerine kaporanın iadesinin talep edildiği ve iade edilmemesi üzerine takibe geçildiği ancak takip günü itibarıyla ancak takip saatinden sonra takibe konu paranın aynıyla iade edildiği anlaşılmakla özellikle harç ve vekalet ücreti hesabı ile genel olarak dosya kapak hesabı yönünden teknik bilgi gerektiği anlaşılmakla, 6100 Sayılı HMK'nin 266 vd. maddeleri kapsamında dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen nitelikli hesaplamalar uzmanı bir bilirkişiye verilmiştir. Bilirkişi Dr.Öğretim Üyesi ---- - tarafından hazırlanan 29.11.2023 tarihli raporda özetle ; Davacı tarafın sözleşmeden dönme iradesini karşı tarafa geçerli şekilde bildirmemesine rağmen davalının satış bedelini aynen iade etmesi davranışını da somut olay nezdinde hakkaniyet çerçevesinde iyiniyetli olarak nitelendirmek mümkündür. Yukarıdaki sebeplerle, davacının tacir olmaya bağlanan hükümlere uygun davranmadığı açık olmakla birlikte, İİK kuralları gereğince henüz ödeme emrinin tebliğ edilmediği bir aşamadda ve icra takibi kesinleşmeden önce davalının takibe konu borcu ödemesi ile borcun sona ermiş olması (asıl alacağa bağlı fer’i hakları ile birlikte), davalının borcun tamamına itirazını haksız ve kötüniyetli bir itiraz olarak değerlendirilmesine yol açmadığına doğrultusundaki kanaatlerine ilişkin rapor verilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. (HMK,266,281, 282,) Maalesef bilirkişi tarafından taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlık anlaşılmamış ve bilirkişiden istenen hususlar da herhangi bir hesaplama yapılmadan olayla doğrudan ilgisi olmayan hususlarda genel açıklamalar yapılmakla yetinildiği tespit edilmiştir. Anılan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı gibi içerdiği görüşün de olaya uygun olmadığı kabul ve takdir edilerek rapora itibar edilmemiştir. Bunun üzerine icra dairesine müzekkere yazılarak 25.10.2022 tarihi itibarıyla borcun aynı gün haricen ödendiğinin kabulü ile, harç, vekalet ücreti ve masraf yönünden dosya kapak hesabı yapılması istenmiştir. Mahkememizin bilirkişiye başvurmasındaki asıl derdi aslında olayda davada ve takipte alınması gereken harç miktarı, vekalet ücreti ve masraf gibi hususlardan mütevellit, dava harcı ile kurulacak hükmün açık ve anlaşılır olması yanında infazda da tereddüt uyandırmamaktır. Zira uyuşmazlığın temelinde şu var ki; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nın 89'ncu maddesi gereğince, para borçları ödeme zamanındaki alacaklı yerleşim yerinde ifa edilir. Yani para borcu götürülecek borçlardan olduğundan, alacaklıya bizzat ya da bildirdiği yere götürülerek ödenerek sonlandırılabilir. 6098 sayılı TBK'nin 100. (Eski 818 sayılı BK 84. ) maddesinde, ''Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir'' hükmü yer almaktadır. Bu durumda, banka hesap numarasına yapılan ödemeden takipten sonra alacaklının ya da vekilinin haberdar edildiği ispatlanamadığından ve alacaklının her gün ve saatte banka hesabını denetlemesi hayatın olağan akışı içinde mümkün bulunmadığından dolayı bu ödemenin kısmi ödeme olduğunun kabulü gerekir. O halde, mahkemece takip günü yapılan ödemenin takipten önce yapılan ödeme olarak kabul edilemeyeceği ve alacaklının takipte haklı olduğu gözetilerek, takip tarihi itibarıyla tespit edilen toplam borç üzerinden borçlunun icra vekalet ücreti ve takip masraflarından sorumlu olacağı kabul edilerek buna göre bir karar verilmesi gerekirken, ödeme emrinin tebliğinden önce ödeme yapıldığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmekle Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi kabul edilerek mahkeme kararının kanun yararına bozulması gerekmiştir. (Yargıtay ----HD.10.03.2022 T.----.) Anılan Yargıtay ilamına göre somut olaya tekrar baktığımızda takibin 25.10.2022 tarihinde saat 09.12'de başlatıldığı, aynı gün saat 14.46 itibarıyla da takibe konu asıl alacak olan 2.600.000,00 TL paranın takip alacaklısı şirketin banka hesabına iade edildiği tarafların da kabulünde olup işbu husus tartışmasızdır. Somut olayda davacı şirket tarafından takipten beş gün önce yani 20/10/2022 tarihinde paranın iadesi için yazılı olarak başvurulduğu halde; davalı şirket tarafından TTK'nin 18/3 maddesinde yer bulan basiretli davranma ilkesi çerçevesinde söz konusu para iadesinin yapılacağının veya yapıldığının davacıya takip anına kadar usulüne uygun olarak bildirildiği savunulmadığı ve de bu yönde bir delil sunulmadığı gibi, vaki takibin de bankaya yapılan iade ödemesinden zaman (saat farkı) olarak daha önce yapıldığı anlaşılmakla, davacının davaya esas takipte hukuken haklı olduğu ve davalı borçlunun takibe konu asıl alacak toplamı üzerinden vekalet ücreti ve takip masraflarından sorumlu tutulması gerektiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Dava konusu olay böylece kesin olarak aydınlandığından davanın niteliği ve değeri, uyuşmazlıklı noktaları, gösterilen deliller ve sebeplerine göre başta tanık olmak üzere başkaca bir delil araştırılmasına ve tartışılmasına gerek görülmemiştir. Binaenaleyh; davacı şirket vekili tarafından duruşmada dava dilekçesindeki talep edilen miktar üzerinden davanın görülmesi ve neticeye bağlanması talep edilmesi ve talep edilen alacağın da doğrudan vekalet ücretine hasredilmesi ve bu miktarın dosya kapak hesabında belirlenen vekalet ücretinin de altında kalması karşısında; harç ve masrafların da icra dairesi tarafından resen hesaplanıp tahsilinin icra takip işlemi olarak icra dairesini ilgilendirmesi, takipte açıkça faiz türü yazılmaması nedeniyle talebin yasal faiz olduğunun kabulünün gerekmesi ve özellikle (Y----.HD.18/01/2024 T------icra dairesine takip açılışında yatırılan harcın miktarı ve dava açılışında düşüldüğü gibi tüm hususlar gözetilerek taleple bağlılık ilkesi gereği dava esas değeri 184.910,65 olarak kabul edilmek suretiyle TMK'nin 6 ile HMK'nin 190 maddeleri nazarında usulüne uygun olarak ispat edilen davanın kabulü ile; davalı-borçlunun------.İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 184.910,65 TL kısmı yönünden iptali ile icra takibinin, asıl alacağa (184.910,65 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %9 yasal faizi uygulanmak suretiyle 184.910,65 TL üzerinden devamına karar verilmiştir.
Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda takip hukuku acısından tazminatın yaptırım amacı ışığında yapılan değerlendirmede; takibin dayanağı paranın aynı gün iade edilmesi karşısında uyuşmazlığın hukuki bir tartışma ve yoruma bağlı olarak çözülmesi, alacağın varlığı ve miktarının yapılan yargılamaya göre belirlenmesi karşısında davalı borçlu yönünden dava konusu alacağın takip tarih itibarıyla muayyen/likid sayılamayacağı anlaşılmakla İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluşmadığından davacı vekilinin mütemerrid icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
) Davanın KABULÜNE,
-
) 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı. borçlunun . . . . İcra Dairesinin . . . . Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 184.910,65 TL kısmı yönünden iptali ile icra takibinin, asıl alacağa (184.910,65 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %9 yasal faizi uygulanmak suretiyle 184.910,65 TL üzerinden devamına,
-
)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin reddine,
-
)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.631,25 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 80,70 TL harcın ve icra dosyasından alınan 13.000,00 TL harcın mahsubuyla bakiye 449,45 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
-
)Arabuluculuk Kanununun 18/A. (13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
-
)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 TL peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 154,00 TL posta masrafı, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere olmak üzere toplam 1.826,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1.maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 29.585,70 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle . . . . . Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:49