SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/829 E. 2024/191 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/829

Karar No

2024/191

Karar Tarihi

6 Mart 2024

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/829

KARAR NO : 2024/191

DAVA : Şirketin İhyası

DAVA TARİHİ : 06/12/2023

KARAR TARİHİ : 20/03/2024

Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili tarafından ibraz edilen dava dilekçesinde----- Ticaret Sicil Müdürlüğünün ---- sicil numarasında kayıtlı ''------Şirketi'' ünvanlı şirketin TTK. Geçici 7. Maddesi uyarınca resen terkin edildiği ancak davacı şirketin alacağı nedeniyle ----- İcra Dairesi'nin------Esas (Eski Esas No: -----sayılı dosyası üzerinden takip olduğu ve takip işlemlerinin yapılabilmesi için söz konusu şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek söz konusu şirketin söz konusu takip yönünden ihyasına karar verilmesi karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

Davacı vekili duruşmada da dava dilekçesini tekrar etmiştir.

Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; konuya ilişkin yasal düzenlemeler hatırlatılarak ticaret sicilinin mevzuata uygun işlem yaptığı ve sorumluluğun tasfiye memurunda olduğu ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.----- İcra Dairesi'nin -----Esas (Eski Esas No: ------) sayılı dosyasının UYAP içeriği celbedilerek incelenmiş olup, davacı şirketin alacaklı olduğu, ihyası istenen şirketin ise takip borçlularından biri olduğu ve takibin devam ettiği anlaşılmıştır.Dava TTK. Geçici 7. Maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edilmiş olan "----- Şirketi" ünvanlı şirketin söz konusu takip nedeniyle ihyasının gerekip gerekmediği hususunun aydınlatılmasına yöneliktir.Ticaret sicilinin cevabına göre söz konusu şirketin TTK. Geçici 7. Maddesine göre 07/07/2014 tarihinde resen terkin edildiği, şirketin adresinin "----- olduğu ve Mahkememizin yargı alanı içinde kaldığı, son temsilcinin ----- olup münferiden temsile yetkili olduğu ve temine edilen nüfus kaydına göre hayatta olduğu belirlenmiştir.

Terkin işleminin 07/07/2014 tarihinde gerçekleşmiş ve davanın herhangi bir davaya dayalı olmaksızın 5 yıl sonra 06/12/2023 tarihinde açılmış olması karşısında hak düşürücü süre yönünden irdeleme yapılması gerekmiş olup, başka bir dava nedeniyle -----BAM -----. Hukuk Dairesi' nin verdiği 24/06/2021 tarihli,------Esas ve------ Karar sayılı ve ilgili gerekçesi:

"...Somut olayda, şirketin 07.07.2014 tarihinde kaydının silindiği, şirket ortağı tarafından beş yıllık yasal süre geçtikten sonra 25.11.2019 tarihinde ihya talep edildiği açıktır. Ancak, yasal düzenlemeye göre on yıllık sürenin dolmaması nedeniyle şirkete ait aracın Hazineye intikal etmesi koşulu gerçekleşmemiştir. Bu durumda, şirketin ortada tasfiyesi gerekli bir mal varlığı bulunduğundan yasa koyucunun amacı doğrultusunda uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Yasa maddesinde, terkinden itibaren baş yıllık sürede ihya talep edilebileceği belirtilmesine karşın, şirketin mal varlığının on yıl sonra Hazineye intikal edeceği düzenlendiğinden, kanun boşluğunun bulunduğu kabul edilmelidir. Şirkete ait mal varlığının Hazineye intikal etme süresi olan on yıldan önce ne şekilde işlem yapılacağına ilişkin TTK'nın geçici 7. maddesinde bir düzenleme bulunmaktadır. Ortada bir hukuki düzenleme eksikliğinin mi (kanun boşluğu), yoksa yasa koyucunun bilinçli bir susmasının mı bulunduğunun belirlenmesi önem taşımaktadır. Kanun boşluğu, sorunun çözümüne katkı sağlayacak bir hukuk kuralının bulunmaması şeklinde tanımlanabilir. Ancak, açık bir düzenleme yapılmamış olması her zaman kanun boşluğu anlamına gelmeyebilir. Bir sorun hakkındaki çözüm başka bir alanda düzenlenmiş olabilir.

Hukuki bir sorun hakkında, hukuk sistemi mutlaka bir çözüm üretmek zorundadır. Yasanın bir düzenleme öngörmediği bir sorunun çözümsüz bırakılması düşünülemez. Kanun koyucunun bir konuda düzenleme yapmaması, o konuyu olumsuz düzenlemek istediğianlamına gelmez. Bu açıklamalara göre, somut olaydaki uyuşmazlık yönünden bir kanun boşluğunun bulunduğunun ve bu boşluğun, TMK'nın 1. maddesiyle hakime verilen yetki kapsamında doldurulması gerekir.Kanun boşluğunun doldurulmasında, TTK'nın geçici maddesine yansıyan kanun koyucunun iadesinin esas alınması uygun olacaktır. Kanun koyucu, mevcut düzenlemeyle, terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının on yıl sonra Hazineye intikal edeceğini kabul ettiğine göre, bu süre dolmadıkça, şirket ortaklarının bu mal varlığı üzerindeki haklarının devam ettiğini kabul etmiş durumdadır. Ortada bir mal varlığı bulunduğuna göre, bu mal varlığının tasfiyesi için şirketin ihyasına karar vermekten başka çözüm bulunmamaktadır. Aksinin kabulü, yasanın düzenlediği on yıllık sürenin anlamsız hale gelmesi sonucunu doğurur. Bu açıklamanın bir sonucu olarak, mal varlığının Hazineye intikal süresi olan on yıllık süre doluncaya kadar ortaya çıkacak mal varlığının tasfiyesi amacıyla ihya talebinde bulunulabileceği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur....şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan eldeki bu dava yönünden de emsal nitelikli söz konusu karar ışığında ve özellikle Anayasa Mahkemesinin 22/06/2023 tarih ve ----- Esas, -----Karar sayılı kararı ile söz konusu geçici 7. Maddenin 15. Numaralı fıkrasının 5. Cümlesinde yer alan "...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...'' ibaresinin Anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiş olması ve eldeki davanın 10 yıllık süre içinde açılmış olması karşısında hak düşürücü süre engelinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bilindiği üzere şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Ancak tüzel kişiliğin sona erebilmesi için şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılmış olması gerekmektedir. Tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi aynı zamanda hukuki bir işlemdir. Bu işlemin veya kararın hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün değildir. Eksik veya hatalı işlem sonucu şirketin sicilden tasfiye sonucu terkinine karar verilmiş ise, bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına sahiptir.Eldeki dava yönünden, söz konusu şirket hakkında takip olduğu halde tasfiyenin şeklen ve eksik olarak ticaret sicil kayıtlarına yansıdığı; söz konusu takibin yürütülmesinin TTK'nin 547. maddesi anlamında ek tasfiye işlemini gerektirdiği ve bunun için söz konusu şirketin ihya edilerek yeniden ticaret siciline tescilinin zorunlu hale geldiği anlaşılmıştır.Sonuç olarak söz konusu şirketin ihyası için gerekli yasal ve maddi şartların somut olayda gerçekleştiği ve sübut bulan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup ek tasfiye işlemlerinin yapılabilmesi için yukarıda belirtilen temsilcinin tasfiye memuru olarak atanmasının ve ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru tarafından yapılması uygun görülmüş ise de yargılama gideri yönünden yapılan irdelemeye bağlı olarak: davalı ----Ticaret Sicil Memurluğu, yasal hasım konumunda olup, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderinden sorumlu tutulmamıştır.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;

Davanın TTK'nin 547. Maddesi uyarınca KABULÜ ile;

a)-----Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ---- sicil numarasında kayıtlı iken tasfiyesi kapatılmış olan----- Şirketi'' ünvanlı şirketin ---- İcra Dairesi'nin ----- Esas (Eski Esas No: ------) sayılı icra takibi yönünden ve takibin infazı işlemleriyle sınırlı olarak ihyası ile şirketin bu konuyla sınırlı olmak üzere ----- Ticaret Siciline yeniden tesciline,

b)Söz konusu takip yönünden geçerli olmak üzere ek tasfiye işlemlerinin tamamlanması için------ tasfiye memuru olarak atanmasına ve ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru ------tarafından yürütülmesine, ek tasfiye bitinceye kadar tasfiye memurunun görevinin devam etmesine,

c)Kararın ------ Ticaret Siciline tescil ve ilanına,

  1. Gerekçede açıklanan nedenlerle davalı ticaret sicil müdürlüğünün yargılama giderinden sorumlu tutulmasına yer olmadığına ve buna göre sonuçta:

a) 5411 Sayılı Kanunun 143. Maddesinin 6. Fıkrası gereğince davacı taraf harçtan istisna tutulması nedeni ile başlangıçta harç alınmamış olması da gözetilerek sonuçta aynı yasal düzenleme gereğince harç alınmasına yer olmadığına,

b) Davacı tarafça yapılan giderin üzerinde bırakılmasına,

c) Davacı vekili yararına avukatlık ücreti takdir edilmesine yer olmadığına,

d) Davalı tarafça yapılmış bir gider olmadığından bu konuda başkaca karar verilmesine yer olmadığına,

  1. Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,İlişkin olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde . . . . . Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

asliyeticaretkabulümahkemesiİhyasıŞirketinhüküm

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim