İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/793 E. 2023/921 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2021/793
2023/921
21 Aralık 2023
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/793
KARAR NO : 2023/921
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 21/12/2021
KARAR TARİHİ : 21/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 23/01/2020 günü araçlarından düşen plakayı arayan müteveffalar----- ilçesi çıkışında ---- karayolu üzerinde davalı ---- sevk ve idaresindeki ---- plakalı minibüsün çarparak ölümlerine sebep olduğunu, ----Bölge Adliye Mahkemesi ----Ceza Dairesinin ----. ve -----. Sayılı kararı doğrultusunda 3 yıl 4 ay ceza verildiğini, -----. Ağır Ceza Mahkemesinin ----Sayılı dosyasında verilen ----- İhtisas Dairesi raporunda müvekkilin asli kusurlu bulunmasına karşı uzman heyetten rapor alınmasını talep ettikleri, ----- vefatından dolayı eşi ----ve kızı ----- destekten yoksun kaldıkları----- plakalı minibüsün davalı ----- tarafından ZMMS ile sigortalanmış olduğu gerekçeleriyle trafik kazasınde ölüm nedeniyle destekten yoksun kalan davacıların 6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesi uyarınca maddi tazminat isteklerinin incelenmesi, şimdilik 2.500,00 TL olan dava değerinin toplanacak delillere göre tazminat hesabı yaptırılarak olay tarihindeki sigorta limitini aşmayacak şekilde dava tarihinden işletilecek faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yargılama öncesinde başvurucuya istinaden hesaplanan miktar olan----- için 16.998,00 TL ve ----- için 60.900,00 TL olmak üzere toplamda 77.898,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı tespit edildiği ve bu tutarın ibraname ile davacı vekili hesabına ödendiğini, sulh protokolünün imza edilmişken bu protokolün geçersiz olduğunun kabul edilemeyecek olduğu ve bu tür iddiaların iyi niyetli olmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/10/2005 tarihli ve ----sayılı hükmüne göre ibranın alacak ve borcu ortadan kaldıran bir işlem olduğu, ZMM Sigortasının müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğu, sürücülerin somut olaydaki kusur oranlarının netleştirilmesi için dosyanın ----Dairesi'ne gönderilmesini, her durumda tazminat hesaplanmasına karar verilmesi halinde davaların talebine konu destekten yoksun kalma tazminatı hesabının ZMSS genel şartlarında yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini, dava konusu olayın iş kazası olup olmadığının ve şayet iş kazası ise davacılara ----- gelir bağlanıp bağlanmadığının tespitinin gerektiğini, davacılara iş kazasına istinaden aylık bağlanıp bağlanmadığının araştırılmasını, başvuru yapılmış ve gelir bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin tazminattan indirilmesi gerektiğini, davacının faize ilişkin taleplerinin kabul edilemez olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin davacı vekili hesabına ödeme yapmış olup temerrüde düşmediğini, haksız fiilden kaynaklanan olaylarda ancak yasal faizin talep edilebileceğinin Yargıtay Kararları ilse sabit olduğu, Trafik Kanunu ve Trafik Sigortası Genel Şartlarında düzenlenen şekilde usulüne uygun şekilde müracaatta bulunulmadığını, gerekli belge ve bilgiler sunulmadığı, müvekkil sigorta şirketi kusursuz olduğundan davacılara karşı sorumluluğu bulunmadığı, bu durumda alacağın muaccel olamayacağı ve dolayısı ile müvekkil şirketin temerrüde düşmemesi sebebiyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı belirtilerek işbu davanın reddini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: -----Ağır Ceza Mahkemesinin -----dosyası,---- Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat ve İnfaz Bürosu'na Ait ----- İlamat Nolu Dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Davacılara Ait Ekonomik Sosyal Durum Araştırma Tutanağı, Nüfus Aile Kayıt Tablosu, Mirasçılık Belgesi, ZMMS Poliçesi ve Hasar Dosyası, Banka Dekontu Trafik Tescil Kayıtları, ---- Raporu, Bilirkişi Hesap Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIALAR, DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava, Trafik kazası sonucunda murisin ölümü nedeniyle 6098 Sayılı TBK'nin 53/3 maddesi gereğince mirasçılar tarafından açılmış destekten yoksun kalma tazminatı (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın karşın duruşmaya katılan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluna gitmek istemediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, deliller incelenmiş ve karar duruşmasına katılan davacı vekilinin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle dosyaya mübrez Hukuk Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağına göre zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı; yine davacıların KTK'nin 97 maddesine göre davalı sigorta şirketine başvuruya ilişkin dava şartını yerine getirdikleri hemen kaydedilmelidir.Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (-----). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Destekten yoksun kalma tazminatı ise; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53/3 maddesinde düzenlenmiş olup, “Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmini gerekmektedir”. Bu maddeye göre, haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22/06/2018 tarih ve ----sayılı kararında, ana ve/veya babanın çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, destek ilişkisinin varlığının ispatı için -----Başkanlığından gelir bağlanması şartının aranmayacağı, destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların ana ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiği kabul edilmiştir. İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesine göre; ''Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Destek ilişkisinin varlığında destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer almaktadır. Burada ifade edilmek istenen süreklilik ve düzenlilik hali yardımın belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılması değil, eğer destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine dair bir beklentinin bulunmasıdır. Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de, tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa, bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır". Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerinden anlaşıldığı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır. Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş deyişle amaç; destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Burada önemle üzerinde durulması gereken husus, ölenin destek gücünün, eş ve çocuğun destek ihtiyacı ile beklenilen destek şeklinin ve miktarının yaşam deneylerine uygun olması gereğidir.Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; 23/01/2021 tarihinde dava dışı----- sevk ve idaresinde bulunan----- plaka sayılı minibüsün ----- ilçesi----Karayolu üzerinde davacıların murisi -----ve yanında bulunan ----- çarpması sonucunda yaya olan muris ve yanındaki kişinin ölümleri ile sonuçlanan trafik kazası meydana gelmiştir. Davacılar dosyada bulunan nüfus kayıtlarına ve mirasçılık belgesine göre müteveffa -----eşi ve kızı olup kabul edilen karini ve ülkemizin ekonomik ve sosyal koşullarına göre ölen eşin/babanın desteğinden mahrum kaldıkları tartışmasızdır. Dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ve poliçeye göre kazaya sebebiyet veren ------ plakalı sayılı aracın kaza tarihini kapsar şekilde 24/10/201-24/10-2020 başlangıç ve bitiş tarihlin 330.000 TL limitli olarak davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi bulunduğu tespit edilmiştir. Buna göre davalı sigorta şirketinin 2918 sayılı KTK'nin 91/1,85/1,85/son ve Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesine göre aracın sürücüsünün ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu tutulması mümkün olduğundan doğan zarardan poliçe limitine kadar müteselsil olarak sorumlu tutulabileceği bedihidir. Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü için taraf vekillerince gösterilen tük deliller toplanmış ve ilgili yerlerden getirtilmesi gerek bilgi ve belgeler celp dilmiştir. Bu kapsamda öncelikle kaza nedeniyle açılan ----.Ağır Ceza Mahkemesinin ----Esas sayılı dosyası fiziki olarak getirtilerek dosya arasına alınmıştır. Dosya üzerinde yapılan incelemede Sürücü ------ TCK'nin 85/2 maddesi gereğince 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve cezanın neticede 36.450,00 TL adli para cezasına çevrildiği ve karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ---- Bölge Adiliye Mahkemesi ------.Ceza Dairesi tarafından esastan reddine karar verilerek kesinleştiği görülmüştür. Bu incelemenin akabinde olayda davalının sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusuruna bağlı oladuğundan dosya ----- Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek kazaya karışan yaya müteveffa ve sürücünün kusur ve durum ve oranı hakkında rapor düzenlemesi istenmiştir. ----- Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 22/11/2022 tarihli raporda özetle ; I.Durum: Kazanın; müteveffa yaya------ yolun karşısına geçiş yaptığı sırada bahse konu minibüsün çarpmasına maruz kalması sonucu gerçekleştiğinin kabulü halinde; A) Sürücü ----- sevk ve idaresindeki minibüs ile yerleşim yeri içerisindeki katılım yolu üzerinde seyir halinde iken gereken dikkatini yola vermesi, sağında bulunan taşıtları ve mahal şartlarını da dikkate alarak hızını uygun seviyeye düşürmesi, yolun karşısına geçmekte olan müteveffa yayaya çarpmamak adına ikaz ile birlikte zamanında etkin fren ve direksiyon tedbirine başvurması gerekirken dosya kapsamındaki mevcut verilerden de anlaşılacağı üzere bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla meydana gelen kazada kusurludur. B) Müteveffa yaya----- gece vakti, devlet kara yoluna bağlanan katılım yoluna geldiği sırada mahaldeki taşıt trafiğini ve kendi can güvenliğini tehlikeye atar şekilde kaplama içerisine girdiği, solundan gelmekte olan minibüse rağmen kontrolsüz bir şekilde yolun karşısına geçmek istediği ve bu aracın çarpmasına maruz kaldığı anlaşılmakla meydana gelen kazada kusurludur. II.Durum: Kazanın; müteveffa yaya -----mahaldeki ofset taralı alan içerisinde bulunduğu sırada bahse konu minibüsün çarpmasına maruz kalması sonucu gerçekleştiğinin kabulü halinde; A) Sürücü -----sevk ve idaresindeki minibüs ile yerleşim yeri içerisindeki katılım yolu üzerinde seyir halinde iken gereken dikkatini yola vermesi, yol kenarında bulunan taşıtların varlığını dikkate alarak hızını azaltması, ofset taralı alan içerisinde bulunan yayaları dikkate alarak bu yayaların yanından güvenli bir mesafeden geçişini yapması gerekirken bunu yapmadığı ve mahaldeki taralı alan içerisine girerek müteveffa yayaya çarptığı anlaşılmakla meydana gelen kazada kusurludur. B) Müteveffa yaya ------gece vakti, devlet kara yoluna bağlanan katılım yoluna geldiği ve mahaldeki ofset taralı alan içerisinde bulunduğu sırada mevcut taşıt trafiğine ve araçların hareket durumlarına ilişkin yeterli-gerekli kontrollerini yapması ve kendisine yaklaşmakta olan bahse konu minibüse karşı etkin korunma tedbirini alması gerekirken bunu yapmadığı anlaşılmakla meydana gelen kazada kusurludur. Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; I.Durum: A) Sürücü ----- % 40 (yüzde kırk) oranında kusurlu olduğu, B) Müteveffa yaya ----- % 60 (yüzde atmış) oranında kusurlu olduğu, II.Durum: A) Sürücü ----- % 80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğu, B) Müteveffa yaya------ % 20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir rapor verilmiştir. ------ raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Bu kapsamda raporda ayrıntılı tespitlere ve ikili bir duruma yer verildiğinden alınacak başkaca raporlardan kesin bir sonuç elde edilmesinin mümkün olmadığı, kusurun tayin ve takdirinin hakimin görev ve yetkisinde olduğu düşüncesiyle kusur dağılımı yapılmıştır. Kuşkusuz kusurun takdiri ve tayini hükümle birlikte kabul ve takdir edilse de; burada yeri gelmişken sebeplerinin açıklanması gerekecektir. Mahkememizce -----Ağır Ceza Mahkemesinin------Ağır Ceza Mahkemesi'nin ------Esas sayılı dosyası içinde bulunan Trafik Polis Memuru ------ tarafından hazırlanan 19/03.2021 tarihli rapor ve rapor ekinde bulunan krokiden anlaşıldığı üzere sürücünün----- karayoluna bağlantı yolundan çıktığı, tam bağlantı/katılım noktasında lastiği patlayan ve kaldırım tarafında kenarda park edilmiş bir kamyon bulunduğu, kamyonun katılım yolunu daralttığı ve minibüs sürücüsünün bu nedenle dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde yayaların bulunduğu ofset taralı alana girmek suretiyle ölümlü kazaya sebep olduğu açıkça tespit edildiğinden olayda Sürücü -----% 80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğu, B) Müteveffa yaya ------ % 20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğu yönündeki ikinci değerlendirmenin olaya uygun ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilmiştir. (TBK, 74, HMK 266, Yargıtay -----.HD.-----.) Mahkememizce dava konusu olayda tazminat hesabının teknik bilgi gerektirdiğinden dosya bu kez ------Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen bir nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye verilerek rapor düzenlemesi istenmiştir. Bilirkişi Dr.-----tarafından hazırlanan 29/09/2023 tarihli raporda ------ tarafından belirlenen ikili kusur durum ve oranına göre iki ayrı hesaplama yapılarak sonuçta özetle; -----hesap tarihindeki yaşına göre yeniden evlenme olasılığının 9612 olduğu, Kusur Durumu-1' e göre ------için nihai tazminat tutarının 125.060,52 TL, bakiye tazminat tutarının ise 64.160,52 TL olduğu, Kusur Durumu-1' e göre-------nihai tazminat tutarının 32.425,22 TL, bakiye tazminat tutarının ise 15.427,22 TL olduğu, Kusur Durumu-1” e göre toplam nihai tazminat tutarının 157.485,74 TL olup toplam bakiye tazminat tutarının 79.587,74 TL olduğu, Kusur Durumu-2” ye göre -----için nihai tazminat tutarının 250.121,05 TL, bakiye tazminat tutarının ise 189.221,05 TL olduğu, Kusur Durumu-2” ye göre------ nihai tazminat tutarının 64.850,43 TL, bakiye tazminat tutarının ise 47.852,43 TL olduğu, Kusur Durumu-2” ye göre toplam nihai tazminat tutarının 314.971,48 TL olup toplam bakiye tazminat tutarının 237.073,48 TL olduğu, Tazminat tutarlarının ZMMS limiti içinde kaldığı yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce işbu bilirkişi raporu da taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Bu kapsamda kusura ve hesaba ilişkin yapılan bütün itirazlar raporlar yeterli görüldüğünden ve raporların takdiri delil oluşları gözetilerek reddedilmiştir. Bunun üzerine davacılar vekili tarafından dava HMK'nin 107.Mddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıldığından talep artırım dilekçesi verilmiş ve artırılan miktarlar üzerinden harç tamamlanmıştır. Mahkememizce yapılan değerlendirmede kusurun yukarıda açıklandığı şekilde % 80 oranında davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünde olduğu, bu oran üzerinden yapılan ödemeler tenzil edilerek belirlenen bakiye tazminatların olaya, dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu, bilirkişi hesap raporunun bu yönüyle benimsenip hükme esas alınabileceği anlaşılmışır. Davacıların haksız eylemi ,eylemin hukuka aykırılığını, eylem ile zarar arasındaki illiyet bağını, kusuru ve zararlarını ispat ettikleri gibi, eş ve babanın desteğinden yoksun kaldıklarının da sabit olduğu sonuç ve kanaatiyle ; 4721 Sayılı TMK'nin 6 ve 6100 sayıl HMK'nin 190. maddelerine göre ispat edilen davaların ihtiyari dava arkadaşlığı ve belirsiz alacak davası nitelikleri yanında taleple bağlılık ilkesi nazarında temerrüt tarihleri, faiz tür ve oranı ile poliçe limiti gibi hususlar da gözetilmek suretiyle ayrı ayrı kabulü ile; davacı (eş) ------ maddi tazminat (----) davasının kabulü ile, toplam 189.221,43 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan (sigorta şirketin, trafik sigorta poliçesi limiti olan 330.000 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacı ----- verilmesine ve davacı (çocuk) ------maddi tazminat (----) davasının kabulü ile, toplam 47.852,43 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan (sigorta şirketin, trafik sigorta poliçesi limiti olan 330.000 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacı -------verilmesine karar verilmiştir. (AY, 36, 138/1,141/4, TMK,1/1, 6, KTK, 85/1-son, 86/1 , 88/1 91/1, 97, 99, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A/1, TBK. 49, 50/1,53/3, 74, HMK, 190,198, 266 vd,282 ) 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince tamamen davalı sigorta şirketi sorumlu tutulmuştur. Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
)Davanın KABULÜNE,
-
)Davacı (eş) . . . . . . maddi tazminat (. . . . . ) davasının kabulü ile, toplam 189.221,43 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan (sigorta şirketin, trafik sigorta poliçesi limiti olan 330.000 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacı . . . . . verilmesine,
-
)Davacı (çocuk) . . . . . maddi tazminat (. . . ) davasının kabulü ile, toplam 47.852,43 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan (sigorta şirketin, trafik sigorta poliçesi limiti olan 330.000 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacı. . . . . verilmesine,
-
)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 16.194,51 TL karar ve ilam harcından; dava açılışında peşin yatırılan 59,30 TL harcın ve tamamlama harcı olarak yatırılan 802,17 TL harcın mahsubuyla bakiye 15.333,04 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
-
)Arabuluculuk Kanununun 18/A. (13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
-
)Davacılar tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 TL peşin harç, 802,17 TL tamamlama harcı, 8,50 TL vekalet harcı, 2.000,00 TL bilirkişi gideri, 2.260,00 TL. . . . . gideri, 188,60 TL posta gideri olmak üzere toplam 5.377,87 TL yargılama giderinın davalıdan alınarak davacılara müştereken verilmesine,
-
)Davacı (eş). . . . . maddi tazminat (. . . . ) davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.275,43 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine,
-
)Davacı (çocuk) . . . . . maddi tazminat (. . . . . ) davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine,
-
)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle . . . . bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:49