İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/821 E. 2023/856 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2021/821
2023/856
5 Aralık 2023
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/270 Esas
KARAR NO: 2023/749
DAVA: Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ: 25/02/2022
KARAR TARİHİ: 06/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili hakkında davalı tarafından ------- E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı tarafından yapılan icra takibine dayanak yapılan belgenin müvekkiline ait olmadığını, belgede yer alan yazı ve imzanın müvekkiline ait olmadığını, belgenin sahte olduğunu beyan ederek yapılan icra takibinin durdurulması konusunda HMK m.389 uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLER:Vergi Dairesi müzekkere cevapları.
SAFAHAT:Huzurdaki dava evvela Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben ikame edilmiş, ikame edilen dava dosyası -------- Esasına kaydedilmiş, yapılan yargılamada neticesinde 04.03.2022 tarihli karar ile mahkemenin görevsizliğine karar verilerek dosyan mahkememize gönderilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde; Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi düzenlenmiş olup, bu hükme göre "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." Ancak aynı maddenin ikinci fıkrasında istisna öngörülerek "Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." ifadesine yer verilmiştir. Türk Ticaret Kanununun 4. Maddesinde; nispi ve mutlak ticari davalar düzenlenmiş olup her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava olup, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddenin ilk fıkrasında a, b, c, d, e ve f bentlerinde sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ise mutlak ticari dava niteliğindedir. TTK m. 5 uyarınca aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Aynı kanunun 12.maddesine "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır." Anılan Yasanın 11.maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, -------- çıkarılacak kararnamede gösterilir."; 15.maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemeleri bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde; Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, --------- bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.Gerçekten, 19.02.1986 tarih -------- sayılı --------- yayımlanan 25.01.1986 tarihli -------- Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; taraflar arasında akdedilen ve -------- sayılı dosyasına dayanak 08.06.2020 ve 16.06.2020 tarihli belgelerin içeriği incelendiğinde, sözleşmelerin şirket adına imzalandığına dair bir ibarenin yer almadığı, dava konusu belgelerde yer alan imzaların tarafların yetkilisi oldukları şirket adına atıldığı düşünülse dahi huzurdaki davanın tarafların yetkilisi oldukları şirketler adına değil, şahıslar taraf gösterilerek ikame edildiği, vergi dairelerinden gelen müzekkere cevaplarının incelenmesinde de sözleşmelerin akdedildiği tarihlerde tarafların tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla huzurdaki davanın nisbi ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, aynı zamanda mutlak ticari davalardan da olmadığı anlaşılmakla davanın Asliye Hukuk Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmekte olup görev yönünden davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
)Davanın, 6100 sayılı HMK'nın 114/1. c maddesi uyarınca 'mahkememizin görevli olmaması nedeniyle' 6100 sayılı HMK'nın 115/1. 2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
-
)6100 sayılı HMK'nın 114/1. c ve 1,2. maddeleri uyarınca görevli mahkemenin . . . . . . . . . ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
-
)6100 sayılı HMK'nin 114/1. c maddesi uyarınca önceki mahkeme tarafından verilen görevsizlik kararı kanun yoluna başvurulmadan kesinleştiğinden mahkememizce verilen görevsizlik kararının da kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde 6100 sayılı HMK'nın 21/1. c maddesi gereğince dosyanın görevli yargı yerinin belirlenmesi için . . . . . . . Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
-
)6100 Sayılı HMK'nin 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin 6100 sayılı HMK'nin 21/1. c maddesi gereğince belirlenecek görevli yargı yeri tarafından (Mahkemece) değerlendirilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmezse talep halinde dosya üzerinden davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
-
) 6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birininin, Bölge Adliye mahkemesi tarafından görevli yargı yerinin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun belirlenmesi halinde işbu kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli . . . . . . . . Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesini talep etmemesi halinde mahkememiz tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek 6100 Sayılı HMK'nin 331/3 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle -------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 06/11/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:03