İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/965 E. 2023/679 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/965
2023/679
19 Ekim 2023
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/965 Esas
KARAR NO: 2023/679
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/12/2022
KARAR TARİHİ: 19/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya olan borcundan dolayı, davalı/borçlu hakkında --------- E, sayılı icra dosyasından davalı borçluya ödeme emri gönderildiğini, ödeme emrini tebellüğ eden davalı borçlu icra müdürlüğüne vermiş olduğu itiraz dilekçesinde asıl borca ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, borçlu şirketin, davacıdan aldığı malların bir kısmı için icra takibine dayanak olan; 03.06.2021 tarihli ---------- no.lu 526,50 TL bedelli, 03.06.2021 tarihli, ---------- no.lu, 11.510,90 TL bedelli 11.06.2021 tarihli -------- no.lu, 2.358,72 TL bedelli 11.06.2021 tarihli ---------- no.lu, 120.632,82 TL bedelli 18.06.2021 tarihli, ---------- no.lu 10.342,08 TL bedelli, 27.09.2021 tarihli --------- no.lu 11.930,98 TL bedelli, 12.10.2021 tarihli ---------- no.lu 3.879,25 TL bedelli, 18.10.2021 tarihli --------- no.lu 544,02 TL bedelli, 15.11.2021 tarihli --------- numaralı 1.062,00 TL bedelli olmak üzere toplam 9 fatura düzenlendiği, davacı, davalıya muhtelif tarihlerde mal sattığını, dava konusu faturalarda yer alan ürünler ve faturaların tamamı, davalıya teslim edilmesine rağmen davalı/borçlu teslim edilen mallara ve fatura içeriğine hiçbir itirazda bulunmadığını, Mahkemenizce de takdir olunacağı üzere 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesi gereğince, davalı/borçlu emtia ve faturaların tesliminden itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında herhangi bir itirazda bulunmadığından kanunen faturaların içeriğini kabul etmiş sayıldığı, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairesi müdürlüklerinden istenilecek BA-BS formlarında da taraflar arasında ticari ilişkinin olduğu ve dava konusu faturaların tarafların ticari defter ve kayıtlarında yazılı olduğu da görüleceğini, davalı borçlunun itiraz nedenlerine bakıldığında, yapmış olduğu itirazın soyut, hukuki dayanaktan yoksun ve gerçek olmadığı, davalıya satılan mallardan dolayı davalı adına düzenlenen faturalar ve faturalarda belirtilen mallar davalı/borçluya teslim edilmesine rağmen, davalı fatura bedellerini harici tüm girişimlere rağmen davacıya ödememiştir. Fatura tarihinde borcunu ödemesi gereken borçlunun, fatura tarihinde borcunu ödememesi nedeniyle fatura tarihinden itibaren faiz ödemesi gerektiğini, davalı aleyhinde, 162.503,78 TL asıl alacak, 32.250,61 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 194.754,39 TL talepli olarak icra takibi yapılmış ise de işlemiş faiz miktarını ayrıca talep etme hakkı saklı kalmak kaydıyla, şimdilik asıl alacak miktarı olan 162.503,78 TL için itirazın iptalini, icra takibinde fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip tarihinden itibaren asıl alacak için hesaplanacak 3095 sayılı Yasa uyarınca --------- Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı yıllık 9615,75 avans oranından az olmamak üzere faizi istendiğini, yukarıda sunulan durumlar karşısında yapılacak yargılama sonunda; davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalının-------- E, sayılı dosyasına yapmış olduğu 162.503,78 TL'lik itirazın iptaline, icra takibinin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki taleplerin kısmi dava olarak dermeyan edilmesinin mümkün olmadığını, davacının icra takibinde talep etmiş tutar açıkça belli olduğundan kısmı davanın mümkün olmadığını, HMK. 114/1-h maddesine göre hukuki yarar dava şartı olduğunu, davacının dava açmakta hukuki yararının varlığından söz edilemeyeceğini, icra takibinde alacaklı olduğu iddia eden tarafın alacak kaydı firmanın o dönemki şirket yetkilisi ---------- isimli kişi tarafından onaylandığını, ancak eski yönetici -------- hakkında dolandırıcılık, hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik suçlarının işlendiğinden bahisle savcılık şikayeti yapıldığını, --------- hakkında ilgili savcılık dosyasından yurt dışına çıkış yasağı verildiğini, müvekkili şirket yetkilisi --------- tarafından şirketi zarara uğratan eylemlerde bulunulduğu tespit edildiğinden onaylamış olduğu alacak kayıtlarının sahteliği ihtimali mevcut olup şirket nezdinde gerekli araştırma ve incelemeler yapıldığını, bu sebeple --------- Sor. Sayılı dosyası iş bu dosyanın sonucunu doğrudan etkileyeceğinden dosyasının bekletici mesele yapılması talepleri bulunduğunu, müvekkilinin davacıya icra takibinde talep edilen tutarda borcu olmadığını, icra takibine yapılan itirazda haklı olduğunu, tarafların tacir olduğu sabit olup; her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, müvekkili --------- firması yetkilisi ile davacı arasında yapılmış bir yazılı sözleşme olmadığı gibi müvekkili şirket yetkilisi tarafından davacı ile sözleşme yapılmasına ilişkin herhangi bir çalışana verilmiş bir yetki de bulunmadığını, bu kapsamda basiretli tacir gibi davranması gereken tacirin şirket yetkilisi olmayan biri ile müvekkili şirketi borç altına sokma işlemi yapma yetkisine sahip olmayan kişi ile işlem yapmasının kabul edilemez olduğunu, aksinin kabulü halinde şirket yetkilisi olmayan birine imzalatılan her belgenin şirketi bağlayacağı sonucu çıkarken bunun kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca süresinde düzenlenmeyen faturanın yok hükmünde olduğundan bu faturaya bağlı KDV talebi de yerinde olmadığını, faturanın ilgili olduğu takvim yılı henüz sonuçlanmamışsa, takvim yılı sonuna kadar faturada yer alan KDV tutarını KDVK’nın 29. maddesi uyarınca indirim konusu yapılmasının mümkün olmadığını, söz konusu faturalar için de bir kabul olmamak üzere bu imkanlar da ortadan kalktığını, müvekkilinin davacıya icra takibinde talep edilen şekilde ve tutarda borcu bulunmadığını, borcu kabul anlamına gelmemek kaydı ile birlikte davalının temerrüdü söz konusu olmadığını, bu sebeple takipte işlemiş faize yönelik talebin haksız olduğu, ilaveten talep edilen faiz oranlarının da yasaya aykırı ve fahiş olduğu, yukarıda izah edilen ve resen gözetilecek sebeplerle; fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile haksız ve mesnetsiz davanın külliyen reddi ile yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yüklenmesine, davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine, aksi kabulde TBK hükümleri gereğinde indirim yapılmasına, davalı zararının takas ve mahsubuna karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: --------- E.dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları, ---------soruşturma dosyası, Taraf Şirketlerin bağlı Bulunduğu Vergi Daireleri Mükellef Kayıtları ve BA-BS Formları, (2021 BA/BS formları) Faturalar ve e-irsaliyeler Tarafların Ticari Defter ve Belgeleri, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali ve Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince dava değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, hak düşürücü süre ile süresinde öne sürülen zamanaşımı defi incelenmek ve sair usulü itirazlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle davaya esas -------- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca taraf şirketlerin ticaret sicil kayıtları çıkartılarak dosyaya konulmuş; bağlı bulundukları ------- ve -------- vergi dairelerinden vergi mükellef kayıtları ile özellikle uyuşmazlığa konu 2021 yılına ait BA-BS formları getirtilmiş ve dosyaya kazandırılmıştır. Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı şirket vekili tarafından --------- Esas sayılı dosyasından davacı-borçlu şirket hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara düzenlenen faturalara dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emri tebliğine bağlı olarak yasal süresi içinde davalı/borçlu tarafından icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, bunun üzerine icra takibinin durdurulduğu ve davacı-alacaklı tarafından bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş ve taraf vekillerince gösterilen tüm deliller toplanmış, işin niteliği gereği uyuşmazlığın çözümüne etki edecek gereken tüm bilgi ve belgeler ilgili yerlerden celbedilmiştir. Akabinde öncelikle taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği ,takibin temelinin de fatura alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla, 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya yetkin bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. ---------Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinden resen seçilen Bilirkişi SMMM -------- tarafından tarafların ticari defterleri ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 13.06.2023 tarihli raporda özetle; Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Sayın Mahkemenin vermiş olduğu görev ve yetki ile; tacir olan her iki tarafların ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2020-2021 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırıldığı, -------- onaylı Yevmiye ve Defter-i beratlarının süresinde alındığı, T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, tarafların kendi ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görüldüğü, Davacının Alacak Talebi Yönünden: Her iki tarafın raporun 4.b. bölümünde incelenen ticari defter kayıtlarında; davacı şirketin kendi defterlerinde 15.09.2022 takip tarihi itibariyle davalıdan 162.503,78 TL tutarında alacaklı gözüktüğü, davalı şirketinde kendi ticari defterlerinde davacıya 162.503,78 TL tutarında borçlu gözüktüğü, defter kayıtları arasında herhangi bir uyumsuzluk bulunmadığı, tarafların bağlı bulundukları vergi dairesi müdürlüğüne bildirmiş olukları BA/BS formları karşılaştırmalı olarak incelendiğinde; 2021 yılında davacının davalıya 6 adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 143.392,00 TL tutarında “satış” yaptığına ilişkin BS formu ile bildirimde bulunduğu, davalının ise aynı döneme ilişkin davacıdan 6 adet fatura karşılığı 143.392,00 TL “alım” yaptığına ilişkin BA bildiriminde bulunduğu, bahse konu BA/BS bildirimlerinin tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olan takip konusu faturalardan ibaret olduğu tespit edildiği, hiç kimsenin başkasına ait faturayı sebepsiz yere kendi defterlerine kendi borcu olarak yazmayacağı, “alım” olarak kendi aleyhine vergi dairesine beyan etmeyeceğinden işbu fatura içeriği malların davalı şirkete teslimine ilişkin karinelerin oluştuğu, bu kez ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalının işbu hizmeti almadığını veya fatura bedelinin tamamını ödediğini ispat etmesi gerektiği değerlendirildiği, tüm bu tespit ve değerlendirmeler neticesinde; davacının --------- E, sayılı dosyasındaki 162.503,78 TL tutarlı asıl alacak talebine ilişkin ispat karinelerin oluştuğu yönünde tespit, hesap ve görüşlerine yer verilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliği edilerek vaki beyan ve itirazları değerlendirilmiştir. (HMK,266,281, 282,) Mahkememizce bu kapsamda yapılan inceleme ve değerlendirmede davalı tarafın icra dosyasına genel ve soyut bir itirazda bulunduğu, taraflar arasındaki ticari ve akdi ilişkinin sabit olduğu görülmüştür. Somut olayda taraflar arasındaki ticari ve akdi ilişkinin sabit olması ve faturalara yasal süresi içinde itiraz edilerek iade edilmemesi, bilirkişi raporunda tarafların ticari defter ve kayıtlarının özellikle faturalar ve kayıtları itibariyle birbirleriyle uyumlu oldukları anlaşılmıştır. Filvaki, davalının da takibe ve davaya konu faturaları ticari defterlerine işlediği anlaşıldığından, davalının artık faturalara konu mal veya hizmeti almadığını ya da bedeli ödediğini ispat etmesi gerekmektedir. Zira bilinmelidir ki, ticari defterlere kaydedilmiş ve vergi dairesine bildirilmiş faturanın akdi ilişkinin varlığını da kanıtladığı kabul edilmektedir. Faturayı teslim aldıktan sonra sekiz günlük yasal süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davalı şirket bu yönde bir savunma ve delil sunmadığı gibi, faturaların bedellerini ödediğine de kanıtlayamamıştır. Dolayısıyla ticari defter ve belge içerikleri kesin delil oduğundan içeriklerinin doğru olduğunun kabul edilmesi gerekmiştir. Böylece davacının icra takibine konu ettiği alacağını ilişkin davasını TMK'nin 6. HMK'nin 190 ve 222/3 maddeleri nazarında usulüne uygun olarak tutulan her iki tarafın ticari defter ve kayıtları ile açıkça ispat ettiği anlaşılmıştır. Davalı şirket vekilinin davalı şirketin önceki yetkilisi --------- şirketi zarara uğratan eylemlerde bulunduğu iddiası ile suç duyurusunda bulundukları ve davaya konu alacak kayıtlarının da sahte olabileceğine yönelik savunması davalının tüzel kişi tacir olması, basiretli tacir kavramı, ticari defter ve belgelerin TTK gereğince tutulması zorunlu olması, kayıtların birbirini doğrulamasına göre defterlerin kesin delil niteliği ve özellikle işbu savunmanın ilgili kişinin ticaret sicil kayıtlarında şirket yöneticisi olduğuna ilişkin bir bilgiye rastlanmamakla birlikte; öyleyse ticari şirket yöneticilerinin sorumluluğu olarak başka bir davanın konusunu oluşturabileceği düşünülmekle yerinde görülmemiştir. Kaldı ki adı geçin kişi hakkında -------- CBS tarafından yapılan şikayet üzerine yapılan soruşturma sonucunda kişinin vefat etmesi nedeniyle kovuşturma yapılamasına yer olmadığına karar verilmiş olup hüküm tarihine kadar dava konusu alacağa ilişkin bekletici mesele yapılacak hukuki bir süreç bulunmadığı da kaydedilmelidir. Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi, tarafların tacir sıfatına göre takip tarihi itibariyle faiz tür ve oranı ile 6098 Sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluştuğu gibi hususlar da gözetilmiş ve dosyaya mübrez bilirkişi raporunun da gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davasının kabulü ile, davalı-borçlunun --------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin, asıl alacağa (162.503,78 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle 162.503,78 TL üzerinden devamına karar verilmiştir.Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda takip hukuku acısından tazminatın yaptırım amacı ışığında yapılan değerlendirmede; takibe konu alacak yönünden davalının itirazının haksızlığına karar verilmiş olması ve özellikle davalının takibe konu faturaları ticari defterlerine işlemesi ve vergi dairesine beyan etmiş olduğunun tespitine göre davalı borçlu yönünden asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince koşulları oluştuğundan asıl alacağın % 20'si olan 32.500,75 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi --------- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
) Davanın KABULÜNE,
-
) 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı. borçlunun . . . . . . . . . Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının İPTALİ ile icra takibinin, asıl alacağa (162.503,78 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle 162.503,78 TL üzerinden DEVAMINA,
-
)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, asıl alacağın %20'si olan 32.500,75 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 11.100,63 TL karar ve ilam harcına 1.801,39 TL peşin harcın ve icra dosyasından alınan 973,77 TL harcın mahsubuyla bakiye 8.325,47 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydın
-
)Arabuluculuk Kanununun 18/A. (13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca . . . . . . . . bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
-
)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı 1.801,39 TL peşin harç ve 11,50 TL vekalet harcı, 2.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 73,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 3.966,59 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanununun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 26.000,60 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/10/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:10