İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/533 E. 2023/654 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/533
2023/654
12 Ekim 2023
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/533 Esas
KARAR NO: 2023/654
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 28/07/2022
KARAR TARİHİ: 12/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalılardan olan alacağının tahsili amacıyla davalılar aleyhine --------- E. Sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalı tarafların icra dosyasına haksız olarak sunmuş olduğu takibe, borca, ödeme emrine, faize ilişkin itirazları sebebiyle ilgili icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, ancak davalı tarafların söz konusu itirazları kötüniyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olup iptali gerektiğini, müvekkili -------- Şirketi tarafından --------- numaralı 04/11/2019 başlangıç ve 04/11/2020 bitiş tarihli genişletilmiş kasko poliçesiyle sigortalanan, malikinin -------- şirketi olduğu ve --------- sevk ve idaresindeki --------- plakalı araç 20.12.2019 tarihinde kazaya karıştığını, 20.12.2019 günü saat 17.50 sıralarında, sürücü -------- idaresindeki --------- plaka sayılı araç -------- Kavşak istikametinden --------- Çevre Yolu üzerinden gelerek Eğlenceler Kavşağına ulaştığında aracın ön kısmıyla yine istikametten gelerek --------- Caddesi istikametine gitmek isteyen Sürücü --------- sevk ve idaresindeki --------- plaka sayılı araç ile Eğlenceler Kavşağında sağ şeritten sola dönüş yaptığı esnada aracın sol arka kısmına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda sürücü davalı --------- 2918 sayılı K.T.K.'nın 56/1-c "şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymamak" kuralını ihlal ettiğini ve %75 oranında kusurlu olduğu sürücü beyanları, kaza tespit tutanağı ve tramer kayıtları ile tespit edildiğini, hasarın tazmini için de müvekkili şirket tarafından müvekkili şirket nezdinde kasko sigortası bulunan araçtaki hasar için ekspertiz raporu gereği toplamda 9.973,13-TL hasar tazminatı ödemesi gerçekleştirildiğini, yapılan ödeme kapsamında --------- Şirketi'nden 2.176.50-TL tutarında ibraname alındığını, akabinde müvekkili şirketin yapılmış olan ek ödemeye ilişkin olarak -------- plakalı aracın ZMSS poliçesi bulunan ve 24.03.2020 tarihinde tarafımıza 2.176,50-TL tutarında rücu ödemesi yapan davalı sigorta şirketine farklı tarihli rücu mektupları ile bakiye alacağımız ile ilgili rücu talebinde bulunmuş ise de bu taleplere karşı davalı şirketin kayıtsız kaldığını, daha açık bir ifade ile ------- Sigorta, -------- vermiş olduğu zararları tazmin etmekle müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu bir nevi kabul ederek; müvekkili şirketin sigortalısına ödediği ek ödeme mahiyetindeki meblağ ile birlikte toplam 9.973,13-TL'nin; --------- kusur oranı olan %75'e tekabül eden toplam 7.479,84-TL'sinin 2.176,50'sini öderken; bakiye 5.303,34-TL'sini ödemekten imtina ettiğini, öte yandan, ---------- Başkanlığı'na ithafen tanzim olan 06.01.2022 tarihli rücu mektubunda ilgili mevzuat gereğince müvekkili şirket tarafından ödenen tazminat miktarı üzerinden -------- plakalı aracın kusur oranına isabet eden bakiye 5.303,25 TL tutarın hasar ödeme tarihinden itibaren işleyen %0.09 yasal faizi ödenmesi, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağı hususu bildirildiğini, ------------ Başkanlığı, 02.02.2022 tarihli yazısıyla, aracın --------- Sigorta nezdinde sigortasının bulunduğu, hasar bedelinin ödenmiş olduğunun tespit edildiği ve bu sebeple müvekkil şirketin taleplerinin yerinde olmadığının görüldüğünü ileri sürdüğünü, bu suretle, haklı alacağa kavuşmanın önüne geçildiğini, bunun üzerine 6102 sayılı TTK. 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesi gereği; kusurlu aracın sürücüsü, maliki ve aracın ZMSS poliçesi bulunan davalı şirkete karşı---------- E. sayılı dosyasında tazminat ödemesine ilişkin ilamsız icra takibine geçildiğini, davalıların icra takibine itirazları neticesinde icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verilmiş ise de davalı tarafların takibe itirazları haksız ve kötüniyetli olup iptali ile ödenen hasar tazminatının TTK, KTK ve Sigorta Genel Şartları ve ilgili mevzuat gereği davalılardan rücuen tahsili gerektiğini, motorlu bir aracın karayollarında işletilmesi sırasında, bir kimsenin zarara uğramasına neden olunması durumunda, o aracı işletenin üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli sınırlar içinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası türüne Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, ya da kısa adıyla Trafik Sigortası denildiğini, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, işbu sigortaya konu aracın üçüncü kişilere verdiği zararları karşılamak amacıyla oluşturulmuş bir zarar sigortası türü olduğunu, bu sebeple --------- Sigorta sigortacı sıfatıyla, --------- plakalı araç sürücüsünün verdiği zararları tanzim etmekle mükellef olduğunu ve meydana gelen zarardan kendi kusuru gibi, müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, yani -------- plakalı araç üzerinde meydana gelen hasardan sigortalı, araç sürücüsü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalı ---------- kusurlu araç sürücüsü, -------- Başkanlığı araç maliki/işleteni olarak ve davalı --------- Sigorta ZMMS sigortacısı olarak, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. Maddesi, Karayolları Trafik Kanunu ve Sigorta Genel Şartları gereği müvekkili şirket sigortalısının halefi olarak meydana gelen zarar neticesinde ödemiş olduğu hasar bedelini, kusurlu olan ---------- plakalı araç sürücüsü ----------, maliki/işleteni ----------- Başkanlığı'na ve ZMMS Poliçesi bulunan davalı -------- şirketine rücu ettiğini, izah edilen nedenlerden dolayı, davalıların --------- E. sayılı icra takibine yapmış olduğu haksız ve hukuka aykırı itirazlarının iptaline, takibin devamına, itirazların alenen kötüniyetli ve haksız olması nedeniyle davalılar hakkında alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı -------- şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle;Dava konusu trafik kazasına karışan, -------- plakalı araç müvekkil şirket nezdinde --------- no.lu ve 01/08/2018-2019 vadeli Zorunlu Motorlu Araçlar Zorunlu Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğu kazanın poliçe vadesi içinde meydana gelmesi şartıyla poliçe teminat miktarı ile sınırlı olup; sürekli sakatlık halinde kaza tarihi itibariyle kişi başı teminat limiti 390.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun, Karayolları Trafik Kanunu ve Poliçe Genel Şartları gereğince “Karayolu”nda meydana gelen zararların poliçe limiti dahilinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve gerçek zararın tazmini ile sınırlı olduğunu, davaya konu trafik kazasının 20/12/2019 tarihli olduğunu, bilindiği üzere sigorta poliçesinden doğan taleplerin 2 yıllık zamanaşımı süresine bağlı olduğunu, ancak başvuranın söz konusu talebi vefat talebi olmayıp, sakatlık talebi olduğunu, bu itibarla davayı kabul anlamına gelmemek üzere işbu davanın yasal süresi içinde açılmış olmadığından başvurunun zaman aşımı sebebiyle reddine karar verilmesini, başvuran tarafından dava öncesi müvekkili şirkete başvuruda bulunulmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafından dava öncesi müvekkili şirkete; şirketler arası mutabakat gereği maddi hasar talebiyle başvuruda bulunulmadığından, davanın usulden reddi gerektiğini, başvuru sahibi vekilinin haksız tazminat talebinin reddine, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
Davalı --------- Başkanlığı Vekili Cevap dilekçesinde özetle; Davacı sigorta şirketi tarafından başlatılan takibin yetkisiz icra dairesinde açıldığını, davacı tarafın bu şekilde icra takibi yoluyla harhangi bir kusur durumu belirlenmeden doğrudan icra takibine geçilmesi 4721 sayılı TMK' nun 2. Maddesi hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafça, icra dosyasına ait ödeme emrinde 5.303,00 TL asıl alacak, 52,30 TL faiz talebinde bulunulduğunu, kazaya konu araçtaki gerçek zarar bilimsel verilerle tespit edilemediğini, aynı şekilde davacı tarafça, sigorta ettirene ödenen miktardan müvekkili kurumun ancak icra takibiyle vakıf olduğunu, arz ve izah olunan nedenlerle mahkemenin resen dikkate alacağı nedenlerle taraflarına yöneltilen işbu davanın kanun hükümleri, yetki itirazı ve Yargıtay kararları da dikkate alınarak, yetkili icra dairesinde başlatılmış bir icra takibi bulunmaması nedeniyle davanın reddini, yine davanın yetkisiz mahkemede açılmış olması usul ve yasaya aykırı olup, davanın yetkisizlik nedeniyle reddini, müvekkili belediyeye yönelik açılan işbu davanın yargı yolu nedeniyle görevsizlikten reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davacının haksız ve yersiz davasının esastan reddini, takibinde haksız ve kötü niyetli alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, dava masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.Davalı -------- tarafından ise, 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Adı geçen davalı duruşmalara katılmamış; kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.
DELİLLER:--------- Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Davalı Gerçek Kişi Nüfus Aile Kayıt Tablosu, Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi, Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesi, Trafik Kazası Tespit Tutanağı,-------- Trafik Tescil Kayıtları, --------- Kayıtları, Ekspertiz Raporu, Hasar Dosyası, Fotoğraflar, Faturalar, Ödeme Belgeleri, Bilirkişi Kusur Raporu, Bilirkişi Hasar Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIALAR, DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava , 6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi uyarınca davacı sigorta şirketinin, genişletilmiş kasko sigorta poliçesi nedeniyle dava dışı sigortalısının haklarına halef olması sebebiyle, dava dışı sigortalısına maddi hasarlı trafik kazasına bağlı olarak meydana gelen hasar için ödediği tazminatın; sigortalısı araç sürücüsünün kusuru ve kusur oranı nedeniyle davalı sigorta şirketinden ve motorlu aracın malik-işleteni belediye ile bunlarla birlikte müteselsil haksız fiil sorumlularından olan kazayı yapan sürücü gerçek kişiden rücuen tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazlar nedeniyle; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince dava değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak arabuluculuk dahil dava şartları, hak düşürücü süre, ilk itirazlar ve zamanaşımı itirazları değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanmış , tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmaya katılan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçirilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Davanın, kazaya karışan araç maliki/işleteni olarak davalı ------- Başkanlığına haksız fiil sorumluluğu kapsamında yönlendirilmesi nedeniyle adli yargının ; davalı sigorta şirketinin de belediye aracının trafik sigortacısı olması karşısında mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan asliye ticaret mahkemesi olarak mahkememizin görevli olduğu; davalı sigorta şirketinin mahkememiz yargı çevresinde bulunması nedeniyle de, HMK'nin 6 ve 7/1 maddeleri gereğince mahkememizin yetkili olduğu tartışmasızdır. Ayrıca 2918 sayılı KTK'nin 109/4 maddesi gereğince zamanaşımının dolmadığı da vazıhtır. Öncelikle davaya esas ------- Esas sayılı dosyası UYAP Sistemi üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davanın yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Davacının aktif dava ehliyeti yönünden ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır.Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir . 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır.Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya gelince ; dava dışı sigortalı ------- şirketinin maliki olduğu yine dava dışı -------- sevk ve idaresindeki davacı sigorta şirketine 04/11/2019-04/11/2020 başlangıç ve bitiş tarihli birleşik kasko sözleşme sigorta poliçesi' genişletilmiş kasko' ile sigortalı ------- Plakalı otomobil niteliğindeki motorlu araç ile davalı gerçek kişinin sürücüsü, davalı belediyenin işeteni, diğer davalı sigorta şirketine ise 01/08/2018-01/08/2020 başlangıç ve bitiş tarihli trafik sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan --------- plakalı kamyonet niteliğindeki motorlu araç 20.12.2019 tarihinde --------- ili, ------- Mah. --------- kavşağında sadme suretiyle maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Dolasıyla trafik kazası tarihi itibariyle her iki araca ait kasko ve trafik sigorta poliçelerinin bulunduğu ve işbu poliçelerin kaza tarihi itibarıyla geçerli oldukları anlaşılmış durumdadır. Trafik Kazası sonucunda kaza mahallinde -------- Müdürlüğü ekipleri tarafından Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı düzenlenmiş olup bir örneği dosyaya mübrezdir. Trafik kazası nedeniyle davacı aracında oluşan hasar nedeniyle kendi kasko sigorta şirketine başvurmuş ve hazırlanan ekspertiz raporu doğurultusunda toplam 9.973,13 TL ödeme yapılmış olup ek ödemeye ve kusur oranına göre geri kalan miktar için davacı sigorta şirketi tarafından halefiyet ilkesi gereğince sigortalısı araç için ödemiş bulunduğu hasar bedelinin kazadaki davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli ve % 75 kusurlu olduğu iddiasıyla genel haciz yoluyla icra takibi başlatmış ve ödeme emirlerini tebliğine müteakip vaki itirazlar üzerine takip durmuş ve bir yıllık hak düşürücü yasal süre içinde işbu davanın açıldığı tespit edilmiştir. Yukarıdan beri açıklanan olay örgüsüne göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelinin yukarıda anılan trafik kazasındaki sürücülerin kusur durum ve oranı ile hasar onarım bedeli üzerinde yoğunlaştığı, sürücülerin kusur oranının tespiti ve hasar tazminatının yapılan kısmı ödemede gözetilerek net olarak belirlenmesi halinde uyuşmazlığın aydınlanacağı açıktır. Mahkememizce; sürücülerin kazadaki kusur oranına ilişkin yapılan itirazlar nezdinde haksız fiil sorumluluğunun kusura bağlı olması, kusurun ve zararın ispatının da davacıya ait olduğu anlaşılmakla öncelikle dosya 6100 Sayılı HMK'nin 266 vd maddeleri gereğince yargı çevremize göre------- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen alanında uzman bir bilirkişiye verilerek kazaya karışan sürücülerin kusur durum ve oranı hakkında rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bilirkişi --------- tarafından hazırlanan 05.05.2023 tarihli raporda özetle ;--------- plakalı kamyonet sürücüsü ---------- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun, Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller: başlıklı Madde 84 – Araç sürücüleri trafik kazalarında “g) Şeride tecavüz etme,” Hallerinde asli kusurlu sayılırlar, maddesindeki kuralları ihlal ettiği ve kazaya sebebiyet verdiğinden dolayı asli derecede kusurlu olduğu, Yüzde Altmış (%60) --------- plakalı otomobil sürücüsü --------- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak: başlıklı. Madde 52 – Sürücüler: “a) Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak, Zorundadırlar.” maddesindeki kuralları ihlal ettiğinden ve kazaya sebebiyet verdiğinden dolayı tali derecede kusurlu olduğu, yüzde Kırık (%40) görüş ve kanaatine ilişkin rapor verilmiştir. Mahkememizce işbu bilirkişi raporu taraf ve taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ve rapora karşı ileri sürülen itirazlar değerlendirilmiştir. Bu kapsamda olay sırasında trafik ekiplerince tutulan kaza tespit tutanağı, araçların niteliği, bilirkişi raporu ekindeki rennkli kroki, araçların hareket yönleri ve hareket alanları, hasarın yeri ve niteliği birlikte değerlendirildiğinde davalı ve davalıların sorumluluğundaki araç sürücüsünün şeride tecavüz asli kuralını ihlal ettiği, davacı şirkete sigortalı araç sürücüsünün hızına ilişkin dosyada yeterli bir veri ve delil bulunmadığı, kaldı ki asli kural ihlali varken tali nitelikteki hıza ilişkin kural ihlaline verilen oranın çok yüksek olduğu, görev verilmemekle birlikte bu konudaki makine mühendisi bilirkişinin kusura dair tespit ve görüşlerinin de farkı olduğu anlaşılmakla bilirkişi kusur raporuna belirlenen % 60-40 oranından farklı olarak kusur durum ve oranı % 75 - % 25 olarak tespit, tayin ve takdir edilmiştir. Bu aşama bu şekilde geçildikten sonra inceleme sırası hasar tazminatına gelmiş ve dosya ödenen hasar tazminatının bulunup bulunmadığı, bakiye hasar alacağının olup olmadığının belirlenmesi için dosya bu kez makine mühendisi bir bilirkişiye verilmiş ve rapor istenmiştir.--------- Bölge Adliye Mahkemesi Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen Bilirkişi Makine Mühendisi -------- tarafından hazırlanıp dosyaya sunulan 01.06.2023 tarihli raporda ise özetle ; Dosyanın titizlikle incelenip değerlendirilmesi neticesinde 20/12/2019 günü meydana gelen --------- plakalı araç ile--------- plakalı araç sürücülerinin karıştığı trafik kazasında;------ plaka sayılı araç sürücüsü ------; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu içinde hüküm altına alınan Madde 52/1a kuralını ihlal ederek trafik kazasına sebebiyet verdiği ve %25 oranında kusurlu olduğu, ------ plaka sayılı araç sürücüsü --------; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu içinde hüküm altına alınan Madde 56/1a kuralını ihlal ederek trafik kazasının meydana gelmesine sebebiyet verdiği ve %75 oranında kusurlu olduğu, --------- plaka sayılı araç maliki --------- Başkanlığı'nın; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu içinde hüküm altına alınan Madde 85 gereği 20.12.2019 tarihli trafik kazasında meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, 20.12.2019 tarihli trafik kazasında meydana gelen zarardan davalıların müştereken ve müteselsilen -------- plaka sayılı araç sürücüsü --------- kusuru oranında (9.973,13 - TL x %75= 7.479,85TL) sorumlu oldukları, 20/03/2020 tarihinde 2,176.50 TL maddi hasara ilişkin şirketler arası yapılan rücu mutabakatı gereği ödeme yapıldığı, davacının kalan 5.303,35TL bakiye yönünde halefiyet ilkesi gereğince rücuen talepte bulunabileceği yönünde tespit, hesap ve görüşlerine yer verilmiştir. Mahkememizce anılan bilirkişi raporu da taraf/taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve sunulan beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Öncelikle, Sigorta eksperlerinin hukuki statüsü ve sigorta eksperleri tarafından tanzim edilen raporların hukuki niteliği 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda düzenlenmiştir. Kanunun 2/1-n maddesinde sigorta eksperlerinin tarafsız ve bağımsız olduğu, aynı kanununun 22/13 fıkrasında sigorta eksperlerinin tarafsız olmak zorunda olduğu, yine aynı kanunun 22/17 fıkrasında eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu yönündeki düzenlemeler dikkate alındığında sigorta eksperleri tarafından düzenlenen raporların yargılama aşamasında itibar edilecek türden bir belge olduğu ifade edilmelidir. Buna göre de, dosyaya mübrez ekspertiz raporu ve işbu hasar raporu hasar tazminatı yönünden teyit eden makine mühendisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporu, mahkememizce tespit ve tayin edilen kusur durum ve oranları gözetildiğinde belirlenen hasar bedelinin kazaya ve dosyaya uygun ve kadri maruf olduğu, davalıların yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca gerçek zararı müştereken ve müteselsilen tazmin etme sorumluluğu altında oldukları sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, dosyada mukim benimsenen ekspertiz ve bilirkişi raporlarına göre davacının davasını; TTK, 1472, TBK,49, 50/1, 74, KTK , 85/1-son, 90, 91/1, 86/1 , 88/1 , Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları temelinde TMK, 6 ile HMK, 190 ve 266. maddeleri esaslarına göre açıkça ispat ettiğinin tespitiyle beraber, davalıların takibe itirazların tamamen haksız ve yersiz olduğu anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi, olayda takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin mümkün olması ve poliçe limiti gibi hususlar denetlenmek ve gözetilmek suretiyle davacının davasının kabulü ile ; davalı-borçluların ---------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazların ayrı ayrı iptali ile icra takibinin asıl alacağa (5.303,00 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun; 36.000,00 TL sigorta poliçe limitiyle sınırlı olması kaydıyla) aynen devamına karar verilmesi gerekmiştir. 2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; davaya konu olayın trafik kazası şeklinde vuku bulan haksız fiilden kaynaklanması, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi ve sonuca yapılan yargılama, kusura ve hasara ilişkin alınan bilirkişi raporları, hasar ve onarım bedeline ilişkin düzenlenen ekspertiz raporu ile hasar dosyası gibi bir kısım bilgi ve belgenin incelenmesi ve hukuken değerlendirilmesi sonucunda ulaşılması nedeniyle alacağın davalılar yönünden likit/muayyen olmadığı kanaatiyle tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1-3 maddeleri gereğince davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi --------- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
)Davanın KABULÜNE,
-
)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı. borçluların . . . . . . . . Esas sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazların ayrı ayrı İPTALİ ile icra takibinin asıl alacağa (5.303,00 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun; 36.000,00 TL sigorta poliçe limitiyle sınırlı olması kaydıyla) aynen DEVAMINA,
-
)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
-
)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 365,82 TL karar ve ilam harcından; 80,70 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 285,12 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
-
)Arabuluculuk Kanununun 18/A. (13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca . . . . . . . . bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
-
)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 TL peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 382,50 TL posta masrafı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.555,40 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-
)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir olunan 5.355,30 TL nispi vekalet ücretinın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-
)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalı -------- vekili ile davalı -------- yokluğunda ;6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının kabul ve ret edilen miktarlar yönünden ayrı ayrı ( 5.355,30 TL < 17.830,00 TL ) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/10/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:56:25