İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/595 E. 2023/637 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2019/595
2023/637
5 Ekim 2023
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/595 Esas
KARAR NO: 2023/637
DAVA: Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 05/11/2019
KARAR TARİHİ: 05/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sürücü davalı --------- yönetimindeki --------- plakalı --------- marka araç, müvekkilin şirketine ait --------- yönetiminde olan -------- palakalı -------- model --------- marka kamyona 17.05.2019 tarihinde çarpması sonucu meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında müvekkile ait kamyonetin kasası hasar görmüş, aracın hareket kabiliyeti kaza sonucu tamamen ortadan kalktığını, bu nedenle kamyonet 56 gün bir yandan hasar gören parçalaın değiştirilmesi, diğer yandan tamir edilecek ve boyanacak işlemler dolayısıyla serviste kalmış, bu süre boyunca kullanılamadığını, müvekkili şirketin bu hasarla ilgili toplam 36.430,70 tl ödeme yaptığını, araç tamir ve çekici bedeli ile ilgili faturaları ekte sunduklarını, davalıya ait aracın sigortalı müvekkilinin, müvekkili, aracını tamir süresi boyunca kullanamamış ve ortalama 500 TL olan günlük kazancını 56 gün boyunca elde edemediğini, günlük 500 TL den toplam 28.000 türk lirası araç mahrumiyet tazminatı talep etmek gerektiğini, açıklanan nedenlerle 28.000 TL araç kazanç kaybı mahrumiyet tazminatı ile 10.088,97 tl çekici ve masraf fazlası değer kaybı olmak üzere toplam 38.088,97 TL ’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kaza Tespit Tutanaklarının Bilirkişi Raporu Niteliğinde olmadığını, dolayısıyla Kaza Tespit Tutanağı beyanına dayanılarak hüküm kurulamayacağını, kusur, derecesi ve dağılımı hatta olayın oluş biçimi açısından gerekçelendirilmesi için özel ve teknik bir çözümleme gerektiren bilirkişi kurumuna başvurulması gerektiğini, henüz maddi hukuk açısından beyanların önceliğinde belirtmek gerekir ki konu açısından önem arz eden bir husus olarak; trafik kazalarına bağlı maddi zararların tazminin de sorumluluğun belirlenmesinde en önemli kriterin kusur olduğunu, kaza tespit tutanağı açısından belirtmek gerekir ki trafik kazalarında tanzim edilen tutanak kesin delil olmadığını, kusurun ancak ve ancak uzman bilirkişilerce tespit edilebildiğini, dolayısıyla trafik memurunun veya başkaca kolluk biriminin beyanına dayanılarak kusur tespiti yapılamayacağı gibi anlaşmalı kaza tespit tutanaklarının da hükme esas alınmayacağının tartışmasız olduğunu, bu noktada en önemli hususun kaza tespit tutanaklarında yer alan kusur bölümü yok hükmünde olması gerektiğini, zira iyi niyet ve dürüstlük kuralına uygun düzenlenmiş bir kaza tespit tutanağı olsa dahi tarafların veya kolluk biriminin kusur dağılımına ve derecesine yönelik bir görüş bildirme yetkileri bulunmadığını, yüksek Mahkeme Yargıtay bir kararında da bazı kaza tespit tutanaklarında 8/8 oranına göre kusur dağılımı yapılmakta ise de, söz konusu trafik görevlilerinin mahkemece bilirkişi olarak görevlendirilmiş olmadıkça kusur dağılımı yönünde görüş bildirme yetkileri bulunmadığını, trafik polislerinin sadece, kazanın meydana geliş biçimi, yol ve hava koşulları, araçların teknik durumlarını belirlemekle yetinmek zorunda olduklarını, kaza tespit tutanağında kolluk birimlerinin tek irade oluşturabileceği noktanın kazanın meydana geliş biçimi, yol ve hava koşulları gibi hususlar açısından görüş bildirme yeteneklerinin kabul edilebileceğini, ancak trafik memurlarına uzmanlık gereği yüklenebilen bu vaziyetin, trafik memurlarının bulunmadığının bir anlaşmalı kaza tespit tutanağında ise asla kabul edilemeyeceğini, kaza tespit tutanaklarının, kusur tespiti, dağılımı ve derecesi yönünde görüş bildirme gibi bir etkisi bulunmadığı gibi mahkemece de hükme esas alınamayacağını, davacı yanın, müvekkili şirketin avans faizinden sorumlu olacağını belirtmiş olmasına rağmen, meydana gelen kaza haksız fiil niteliği taşıdığından müvekkili şirket hakkında avans faizi değil haksız fiilden kaynaklı yasal faiz uygulanması gerektiğini, nitekim yerleşik Yargıtay uygulamaları da kazaya karışan araç ticari değilse yasal faiz uygulanacağı yönünde olduğunu, arz ve izah edildiği üzere; davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Davalı --------- tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı gerçek kişi vekili tarafından 31/05/202 tarihinde vekaletleme ibraz edilmiş olup, bu tarihten sonra kendisini vekille temsil ettirmiştir. Davalı vekili tarafından özellikle kusura itiraz edilerek davanın reddine karar verilmesi beyan ve talep edilmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, ---------- Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ZMMS Sigorta Poliçesi, -------Merkezi Kayıtları, Sigorta Hasar Dosyası Banka Dekontu, Trafik Tescil Kayıtları, Kaza ve Kazalı araç Fotoğrafları, Faturalar, Ekspertiz Raporu, Bilirkişi Kusur ve Hasar Raporları, Dosyadaki Sair Bilgi ve Belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava , Maddi Hasarlı Trafik Kazası Nedeniyle davacı şirketin maliki/işleteni olduğu araçta meydana gelen hasar onarım/çekici/kazanç kaybı zararından oluşan bedelin; haksız fiil sorumluluğu nedeniyle kusurlu olduğu ileri sürülen davalı sürücüden ve ZMMS Poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden müteselsilen tahsili istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle KTK'nin 97 maddesi kapsamında başvuru, arabuluculuk ve genel dava şartları, hak düşürücü süre, zamanaşımı ve ilk itirazların incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yolunu tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri ve delillerin incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasına katılan davacı vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılarak aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.Bilindiği üzere haksız fiil öğretide; Hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nın 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasa'nın 85/1. maddesinde, “ bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı” aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1. maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda; 17/05/2019 tarihinde --------- otoyolunda davacı şirketin işleteni dava dışı sürücü ---------- yönetimindeki -------- plaka sayılı kamyon ile dava dışı ---------Şti'nin işleteni davalı ---------sürücüsü olduğu ----------- plakalı ticari nitelikteki özel otomobilin karıştığı maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Davalı ---------- sevk ve idaresindeki ---------- plaka sayılı araç kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketine 20/03/2019-20/03/2020 başlanğıç - bitiş tarihli araç başına 36.000,00 TL limitli trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu anlaşılmıştır. Meydana gelen trafik kazası sonucunda --------- tarafından maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı düzenlenmiş ve olayda davalı sürücünün tam kusurlu olduğu tespitine yer verilmiş olup tutanak dosyaya mübrezdir. Davacı tarafın KTK'nin 97.maddesi gereğince davalı sigorta şirketine başvuru yaptığı anlaşılmış olup davalı sigorta şirketi tarafından oluşturulan hasar dosyası ve poliçe örneği de celbedilmiş olup davalı sigorta şirketi tarafından davacı şirkete 26.341,73 TL ödeme yapıldığı görülmüştür. Davacı yapılan ödemenin gerçek zararı karşılamadığı iddiasındadır. Buna göre somut olayda uyuşmazlığın temelinin meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle doğrudan kusur, hasar ve hasar onarım bedeli, kaza nedeniyle yapılan çekici masrafı ve ticari nitelikteki aracın tamir süresince kazanç kaybı üzerinde yoğunlaştığı ve kusur oranının tespitine bağlı olarak, kazaya bağlı masraflar ,hasar onarım maliyetinin ve kazanç kaybının ortaya çıkarılması halinde uyuşmazlığın aydınlanacağı aşikardır. Mahkememizce; haksız fiil sorumluluğu kusura bağlı olduğundan, kusurun ve zararın ispatı da davacıya ait olduğundan dosya alanında uzman bir bilirkişiye verilerek kazaya karışan sürücülerin kusur durum ve oranı hakkında rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bilirkişi --------- tarafından hazırlanan 05.11.2019 tarihli raporda özetle ; --------- Plakalı Araç Sürücüsü ----------: 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 46/b,c, Madde 67/a-1,2,3 Madde 84/j ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununa bağlı Yönetmeliğin Madde 94/b,c, Madde 137/A-1,2,3 Madde 157/a-10, Madde 157/b son paragrafında açıklanan hükümler gereği yukarıda açıklanan trafik kurallarını ihlal ettiğinden kazanın meydana gelişinde % 100 asli kusur kurallarını ihlal ettiği kanaatine varılmıştır. --------- plakalı araç sürücüsü ----------: 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununa bağlı Yönetmeliğin de açıklanan trafik kuralı ihlali görülmediğinden kazanın meydana gelişinde kusurunun olmadığı kanaatine varılmıştır şeklinde rapor verilmiştir. Mahkememizce işbu bilirkişi raporu taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş davalı gerçek kişi vekili tarafından itiraz edilmiştir. Mahkememizce olay sonrasında trafik ekiplerince tutulan kaza tespit tutanağı ve mevcut kusura ilişkin bilirkişi raporunun birbirini teyit ettiği, raporda davalı sürücünün kural ihlallerinin tek tek gösterildiği ve kazanın açıklandığı şekilde meydana geldiği , kazada davalı gerçek kişinin birden çok kural ihlali yaptığı ve özellikle manevraları düzenleyen genel kurallara uymadığından kazaya ve hasara sebebiyet verdiği, bilirkişi raporunun her yönüyle gerekçeli , denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu anlaşılmış ve buna göre davaya konu kazada davalı gerçek kişinin asli ve tam kusurlu olduğu, davacının maliki olduğu araç sürücüsüne atfı kabil bir kusur bulunmadığı tespit, tayin ve takdir edilmiştir. Bu tespitlere bağlı olarak maddi tazminat taleplerinini tespiti gerekecektir. Dosyada hasara ilişkin ekspertiz raporu bulunduğu ve buna bağlı olarak davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığı vazıhtır. Bu açıdan hemen ifade edilmelidir ki; Sigorta eksperlerinin hukuki statüsü ve sigorta eksperleri tarafından tanzim edilen raporların hukuki niteliği 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda düzenlenmiştir. Kanunun 2/1-n maddesinde sigorta eksperlerinin tarafsız ve bağımsız olduğu, aynı kanununun 22/13 fıkrasında sigorta eksperlerinin tarafsız olmak zorunda olduğu, yine aynı kanunun 22/17 fıkrasında eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu yönündeki düzenlemeler dikkate alındığında sigorta eksperleri tarafından düzenlenen raporların yargılama aşamasında itibar edilecek türden bir belgedir. Kuşkusuz bu rapora olayda olduğu gibi itiraz mümkün olup davaya konu talepler yönünden dosya özellikle ödenen hasar tazminatının hukuka uygunluğunun denetiminin sağlanması için makine mühendisi bir bilirkişiye verilmiş ve rapor istenmiştir. Bilirkişi Makine Mühendisi ---------- tarafından hazırlanıp dosyaya sunulan 10.05.2021 tarihli raporda özetle; dosya konusu kaza nedeniyle ; a- Parça ve işçilik bedeli : 24.091,73 TL b- Araçta Değer Kaybı: 6.250,00 TL c- Ticari olan İkame araç bedeli.: 5.000,00 TL d- Kurtarıcı ve nakliye ücreti : 4.130,00 --------- Plakalı araç hasarı ile ilgili Toplam Zararın : 39.471,73 TL olduğu yönünde tespit ve hesaplarını içeren rapor verilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve davacı vekili tarafından kısmi olarak açılan işbu dava bilirkişi raporunda hasar onarım bedelinin ekspertiz raporuyla aynı olmasına, değer kaybına ilişkin talep dışı hesaplama yapılması ve yapılan ödemenin de bulunan zarardan düşülmemesine rağmen işbu rapor esas alınarak toplamı üzerinden ıslah edilmiş ve harcı yatırılmıştır. Davalılar vekilleri tarafından ise bilirkişi raporuna açıkça itiraz edilmiştir. Bunun üzerine itirazların değerlendirilmesi ve karşılanması için bilirkişiden ek rapor istenmiş ancak bilirkişi tarafından verilen 11/05/2022 tarihli ek raporda kök rapordaki tespit ve görüşlerin aynen korunduğu bildirilmiştir. Davacı vekili tarafından dinlenilmesi istenen tanık --------gönderilen davetiye iade edilmiş HMK,240/3 kapsamında işlem yapılmış ve akabinde davacı vekili tarafından dinletilmesinden vazgeçilmiş ve diğer gerçek kişi taraf vekili tarafından muvafakat verilmiştir, aksi yönde başkaca bir beyan ve istem dosyaya yansımamıştır. Mahkememizce hasar ilişkin alınan bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlara göre yapılan değerlendirmede raporda özellikle talep olmamasına rağmen değer kaybı hesabı yapılması ve bulunan toplam zarar miktarından yapılan ödemenin tenzil edilmemesi hususları nazarında işbu raporun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı anlaşılmış ve dosya farklı bir bilirkişiye verilerek yeniden rapor düzenlemesi istenmiştir. --------- Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinden resen seçilen Makine Mühendisi Bilirkişi ---------- tarafından düzenlenen 04.06.2023 tarihli raporda özetle ; davacının aracında toplam hasar bedelinin işçilik, yedek parça , çekici ücreti dahil 27.220,10 TL olduğunu, onarım süresi olan on gün için 5.000,00 TL kazanç kaybı olacağını ve böylece toplam zararın 32.220,10 TL olacağı, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 26.341,73 TL düşüldüğünde bakiye toplam zararın 5.878,37 TL olduğu yönünde rapor verilmiştir. Anılan bilirkişi raporu taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen yasal süre içinde herhangi bir itiraz öne sürülmemiştir. Böylece dosyaya mübrez bilirkişi raporu taraflar yönünden kesinleşmiş ve mahkememizce de diğer adli trafik uzmanı bilirkişi raporunda tespit ve tayin edilen kusur durum ve oranları gözetildiğinde belirlenen zarar bedelinin;davacı tarafın özellikle kazanç kaybına ilişkin soyut talep dışında ispata havi hiçbir delil ikame etmemesi, bilirkişinin dosyada bulunan ekspertiz raporuna da yakın bir sonuç bulması karşısında, mevcut raporda belirlenen toplam zarar tutarının kazaya ve dosyaya uygun ve günün piyasa şartlarına göre de kadri maruf olduğu ve böylece davalıların yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca gerçek zararı müştereken ve müteselsilen tazmin etme sorumluluğu altında oldukları, bu ilkeye göre de bakiye zararın davalılarca ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. (AY.138/1) Binaenaleyh, dosyada mukim gerekçeli ,hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu için benimsenen kusur ve ikinci makine mühendisi bilirkişi raporlarına göre davacının davasını; TBK,49, 50/1, 74, KTK , 85/1-son, 90, 91/1, 86/1 , 88/1 ,97, 99/1 Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları temelinde TMK, 6 ile HMK, 190 ve 266. maddeleri esaslarına göre kısmen de olsa ispat ettiğinin tespitiyle beraber, faize ilişkin taleple bağlık ilkesi, her bir taraf yönünden temerrüt tarihi, poliçe limiti ve vaki ıslah işlemi gibi hususlar denetlenmek ve gözetilmek suretiyle davacının davasının kısmen kabulü ile; toplam 5.878,37 TL tazminatın (hasar onarım/çekici/kazanç kaybı) davalı --------- yönünden haksız fiil/kaza/temerrüt tarihi olan 17/05/2019 tarihinden ; davalı sigorta şirketi yönünden ise temerrüt tarihi olan 08/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (davalı sigorta şirketinin araç başına maddi 36.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin (33.593,36 TL) talebin Reddine, karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise tarafların arabuluculuk görüşmelerine katıldığı anlaşıldığından aynı yasanın 326/2-3 maddeleri gereğince tarafların haklılık durumu ve oranı ile davalılar yönünden müteselsil sorumluluk (kabul-ret) esas alınarak belirlenmiştir. Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi --------- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de kabul ve ret oranına göre karşılıklı olarak taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
)Davanın kısmen kabulü ile; toplam 5.878,37 TL tazminatın (hasar onarım/çekici/kazanç kaybı) davalı . . . . . . . . . yönünden haksız fiil/kaza/temerrüt tarihi olan 17/05/2019 tarihinden ; davalı sigorta şirketi yönünden ise temerrüt tarihi olan 08/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (davalı sigorta şirketinin araç başına maddi 36.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin (33.593,36 TL) talebin Reddine,
-
)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 401,55 TL karar ve ilam harcınnı peşin alınan 650,47 TL harç ve ıslah harcı olarak yatırılan 25,00 TL harçtan mahsubuyla kalan 273,92 TL fazla alınan harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
-
)Arabuluculuk Kanununun 18/A. (13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca . . . . . . . . . bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%15) üzerinden hesaplanan 196,58 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
-
)Arabuluculuk Kanununun 18/A. (13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca . . . . . . . . . bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%85) üzerinden hesaplanan 1.123,42 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
-
)Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvurma harcı, 401,55 TL peşin harç, 25,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 470,95 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-
)Davacı tarafından yapılan 363,65 TL posta ücreti, 3.350,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.713,65 TL yargılama giderinden davanın kabul (%15) ve ret (%85) oranına göre 553,06 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına,
-
)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 5.878,37 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-
)Davalılar davada kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalılar vekilleri için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,3/2 maddeleri uyarınca ret sebebi ortak olduğundan reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara müştereken verilmesine,
-
)Davalılar tarafından kendilerini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı ,davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalı --------- yokluğunda ; kararın kabul edilen kısmı yönünden karar tarihinde geçerli miktar itibariyle (Kabul-5.878,37 TL<17.830,00 TL ) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla KESİN; reddedilen kısmı yönünden ise karar tarihinde geçerli miktar itibariyle ( 33.593,36 TL > 17.830,00 TL ) 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/10/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:56:25