İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/585 E. 2023/438 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/585
2023/438
8 Haziran 2023
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/585 Esas
KARAR NO: 2023/438
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/08/2022
KARAR TARİHİ: 08/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/TALEP ;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından iş güvenliği danışmanlık hizmetine dayalı alacağa ilişkin davalı tarafa karşı ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz etmesi üzerine zorunlu ticari arabuluculuk yoluna gidildiğini, ancak söz konusu arabuluculuk sürecinde taraflarca anlaşmaya varılamadığını, işbu davayı açma gereği hasıl olduğunu, müvekkili şirket ----- şirketi ile davalı ----- arasında 01.07.2015 ve 20.10.2016 başlangıç tarihli sözleşmeler kurulduğunu, bu sözleşme ile müvekkilinin iş güvenliği hizmeti vermeyi, davalı ise bunun karşılığında anlaşmış oldukları ücreti ödemeyi kabul ettiğini, davalının faaliyet gösterdiği iş kolu tehlike sınıflandırmasında "tehlikeli" şirketler sınıfında olduğunu ve 6331 sayılı kanunumuzun 38. Maddesi gereğince iş güvenliği hizmeti alması zorunlu olduğunu, müvekkili şirket ise verilen hizmetin başlangıç tarihinden itibaren ------ sistemi üzerinden davalı firmaya personel atamaları yaptığını, işverence de bu hizmetin sistem üzerinden onaylandığını, müvekkili şirket, taraflar arasında kararlaştırılan ve kanunlarca verilmesi zorunlu tutulan hizmeti vermiş ve edimini yerine getirmiş olmasına rağmen davalı şirket kararlaştırılmış ücreti ödemediğini ve taraflar arasındaki hizmet ilişkisine aykırı davrandığını, taraflar, aralarında ticari iş ilişkisi olması nedeniyle Türk Ticaret Kanununa tabi olduğunu, müvekkili tarafından söz konusu hizmet satışına ilişkin fatura tanzim edildiğini ve davalı tarafa tebliğ edildiğini, davalı taraf da bu faturaları gider olarak işlediğini, dolayısıyla borcu kabul etmediğini, davalının ticari defterlerindeki gider kalemleri incelendiğinde söz konusu durumun ortaya çıkacağını, davalı borçlu haksız olarak borca itiraz ettiğini, davalı borçlunun haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu, bu nedenle davalı borçlu hakkında tasarrufu kısıtlayıcı herhangi bir işlem yapılamadığını, borçlu şirketin menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklar üzerine İİK m.259/2 maddesi gereğince teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Görev yönünden itirazı olduğunu, ticari bir iş olmadığını, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkiline iş güvenliği hizmetleri ile ilgili olarak sözleşme imzaladıklarını ancak davalı müvekkilinin ücret ödemediğini iddia ettiğini, davacı tarafın bu iddiaların gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin davacı tarafa hiçbir borcu olmadığını, davacı tarafın müvekkiline hayali bir borç üzerinden ilamsız icra takibine girmiş olduğunu, icra takibine haklı itirazı üzerine icra takibinin durduğunu, borcun kaynağını oluşturan sözleşmenin varlığı hususunun doğru olmadığını, 2015 tarihli sözleşmenin uzadığına dair herhangi bir belgenin müvekkiline verilmediğini, yenilenen sözleşmenin 31.12.2017 ye kadar geçerli olup davacı şirket tarafırdan yine herhangi bir uzatma talebi ve bunu kanıtlayan belge ibraz edilmediğini, çoktan bitmiş olan inşaata kontrol geliyormuş gibi davranılıp müvekkilden fazla para istendiğini, söz konusu inşaatın iskanının 20.11.2018'de alındığını, 100 iş bitirme belgesinin de 31.08.2018'de alındığını, bu tarihten sonra iş güvenliği hususunda yapılacak bir uygulama olmamakla birlikte davacı şirketin olmayan bir borcun doğumu için iş bitmemiş gibi davrandığını, davalı tarafın temerrüde düşürülmemesine rağmen işlemiş faiz talep edilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı şirkete 12.11.2018 tarihinde 5.000,00 TL toplu ödeme yaparak sözleşmeden kaynaklanan edimini ifa ettiğini” ------ sayılı icra takibinin iptaline karar verilmesini, kötü niyetli davacının %20'den az olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına matıküm edilmesini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacıva vükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER:------ Sayılı Dosyası UYAP Kayıtları, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, 01.07.2015 tarihli İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Sözleşmesi, ----- Ticaret Sicil Kayıtları, ----- Odaları Birliği Kayıtları, Nüfus Kayıtları, Vergi Dairesi Kayıtları, Ticari Defter ve Belgeler, Tarafların 2015-2016-2017-2018 Yılların Ait BA-BS Formları, Cari Hesap Ekstresi, Bilirkişi Raporu, Dosyadaki Sair Bilgi Ve Belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali ve tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince dava değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak dava şartları, hak düşürücü süre ,ilk itirazlar ve zamanaşımına ilişkin hususlar değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan her iki taraf vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle davaya esas --------- sayılı dosyası UYAP üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca davacı şirketin ticaret sicil kaydı ve davalının nüfus çıkartılarak dosyaya konulmuştur. --------gönderdiği müzekkere yanıtından davalının tacir olduğu ve dolayısıyla mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden mükellef kayıtları ve uyuşmazlığa ilişkin 2015,2016,2017,2018 yıllarına ait BA, BS formları, gelir vergisi beyannamelerine ilişkin bilgi ve belgeler celbedilmiştir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; ------ sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında hizmet sözleşmesi kapsamında açık hesap ilişkisi çerçevesinde kesilen faturalara bağlı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiştir. Bu kapsamda taraf vekillerince gösterilen deliller ve davanın niteliği gereği resen toplanması gereken tüm deliller toplanmış ve dosya kapsamına göre tarafların tacir olması ve davacı vekilinin ticari defter ve belgelere delil olarak dayanması da gözetilerek 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya bilirkişiye tevdi edilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi Genel Muhasebe uzmanı E. Öğretim Görevlisi ------- tarafından davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda özetle ve mealen; Ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri zamanında yapıldığı, Kayıt nizamının ----- muhasebe sistem uygulama ve genel tebliğ hükümlerince ve usulüne uygun birbirini tamamladığı tespit edildiği, yıl sonu açılış ve kapanış rakamlarının birbirini teyit eder doğrulukta olduğu tespit edildiği, Ticari defter ve belgelerin muhasebe standartlarına uygunluğu tespit edildiği, davacı, aylık fatura tutarları KDV hariç 5.000,00 TL altında olup Form Bs kapsamına girmediği tespit edildiği, davacının ticari defter kayıt ve belgeleri tam ve eksiksiz olup HMK 222/2'ye göre lehine delil teşkil ettiği tespit edildiği , davacının en son hizmet fatura tarihi 11.04.2018 olduğu, davacının ticari defter kayıt ve belgelerine göre 11.04.2018 tarih itibariyle davalıdan alacağının 3.895,07 TL sabit olduğu yönünde tespit, hesap ve görüşlerini içerir rapor verilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve beyan ve itirazları değerlendirilmiştir. Bilindiği üzere Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerekir. Tek yanlı düzenlenen faturanın, düzenleyen tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması alacağın varlığını ispatlamaz Malın tesliminin satıcı tarafından kanıtlanması gerekir. Faturanın sadece satıcının ticari defterlerinde kayıtlı olması malın teslimi için de karine teşkil etmez . Somut olayda taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi davalının da kabulünde olup sabittir. Davalı taraf ticari defter ve belgelerini incelemeye sunmamıştır. Bu durumda davacının ticari defter ve belgeleri kendi lehine kesin delil niteliğine sahip olacaktır. Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda sözleşme ilişkisi ve alacağın 3.894,07 TL olarak varlığı tespit edilmiş ancak raporda davacı vekilinin itirazlarında öne sürüldüğü üzere sözleşme içeriği ve vade farkı hususları gözetilmediğinden alacağın takipte olduğu gibi aynen kabul edilmesi gerekmiştir. Davalı tarafından ödeme savunması da ispatlanamamıştır. Binaenaleyh, davacı şirketin davasını, TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/3 maddeleri gereğince sözleşme ilişkisi , icra takip dosyası, genel olarak mevcut bilirkişi raporu ve burada anılan diğer durum ve deliller karşısında açıkça ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu kabul ve takdir edilerek, davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesi, tarafların tacir sıfatına göre avans faiz tür ve % 16,75 oranı ile 6098 sayılı TBK'nin 117/2 maddesi gereğince temerrütün sözleşmeye göre vade tarihlerinde oluşması sonucunda işlemiş faiz talebinin yerinde görülmesine bağlı olarak davacının davasının kabulü ile; davalı-borçlunun ----- sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin aynen devamına karar verilmiştir.Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; ----- kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda davalı borçlunun haksızlığına karar verilmekle birlikte; alacağın varlığı ve miktarının yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu yanında sözleşme ilişkisine ve ödeme savunmasına göre yapılan hukuki değerlendirmeye göre sonuçlandırılması nedeniyle davalı açısından mevcut alacak/borç likit/muayyen olmadığından İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluşmayan tazminat talebinin ise reddine karar verilmesi gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davalı sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ------ bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
) Davanın KABULÜNE,
-
) 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı. borçlunun. . . . . . sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın İPTALİ ile icra takibinin aynen DEVAMINA,
-
)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
-
)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 439,42 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 80,70 TL harcın ve icra dosyasından alınan 32,16 TL harcın mahsubuyla bakiye 326,56 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-
)Arabuluculuk Kanununun 18/A. (13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca . . . . . . bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
-
)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 TL peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 109,75 TL posta masrafı, 1.200,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere olmak üzere toplam 1.482,65 TL yargılama giderinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 6.432,70 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ;6100 sayılı HMK'nin 341/2. maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının miktar yönünden (6.432,70 TL<17.830,00) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla, KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/06/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:05:01