Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/1000
2024/696
1 Ekim 2024
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1000
KARAR NO : 2024/696
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/12/2022
KARAR TARİHİ : 01/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 19.04.2021 tarihli fatura ile ---- Şirketi’nden ---- plakalı Motor No:----- Şase No:----- TİP ONAY ----aracı “0 km” olarak satın aldığını, araçta bulunan krom ön panjur, krom kapı bantları, krom kapı kolları v.s araçta bulunan tüm krom yüzeylerde 6-7 ay gibi kısa bir sürede sararma ve solma şeklinde, paslanmış gibi bir görüntü meydana geldiğini, bahse konu ayıpların ---- mail adresine 07.12.2021 tarihinde “----” konusu ile gönderildiğini, aynı gün bu maile cevap ile ---- nolu ---- İletişim Merkezi tarafından cevap verileceğinin bildirildiğini, telefon ile yapılan dönüş ile ----- Servisine aracın götürüldüğünü, inceleme sonunda bu durumun kullanıcı hatası olduğundan bahisle garanti kapsamında değişim yapılamayacağın söylendiğini, bunun üzerine davalılara ---- Noterliğinin 17.12.2022 tarih ve ----- yevmiye nolu ihtarnamesi ile hasarın garanti kapsamında giderilmesi gerektiğine dair ihtarnamenin keşide edildiğini, bu ihtara cevap veren davalılardan ------araçtaki hasarın üretim kaynaklı olmadığını, kullanımdan kaynaklandığının iddia edildiğini, bunun üzerine meydana gelen zararın üretim kaynaklı gizli ayıp olup olmadığının tespiti için ---- Sulh Hukuk Mahkemesi----- sayılı dosyası üzerinden tespit talep edildiği, 06.01.2022 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporunda gerçekleşen hasarın üretim kaynaklı, gizli ayıp niteliğinde olduğunun tespit edildiğini, tespit yapıldıktan sonra dava konusu hasarlar yetkili servis olan davalı ----- Şirketi'ne 21.162,12 TL bedel ile fatura karşılığı onarıldığını, bu bedelin tahsilinin ----İcra Müdürlüğü ----- Sayılı icra dosyası ile davalılardan talep edildiği, davalılar tarafından iş bu takibe itiraz edilerek takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla, davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı ----- cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketten 19.04.2021 tarihinde herhangi bir boya deformasyonu olmadan, ayıptan ve kusurdan ari şekilde ve tam çalışır vaziyette satın alınan aracın, yaklaşık 10 ay boyunca kullanıldığını ve müvekkili şirkete ait yetkili servise iki kez olmak üzere 17.11.2021 ve 18.02.2022 tarihlerinde sırasıyla 15.000 kilometre ve 30.000 kilometre bakımları için getirildiğini, ilgili aracın müvekkil şirkete ait servise 2. kez getirilmesime ilişkin düzenlenen servis evrakında araca ilişkin "renk atma şikayeti" bulunduğu kayıt altına alındığını, müvekkili şirket yetkililerince davacı yan şikayetine ilişkin yapılan inceleme neticesinde, söz konusu deformasyonların dış etmenlerden ve kullanıcı hatasından kaynaklandığının tespit edildiğini, dava konusu araçta ayıp olarak nitelendirilebilecek maddi bir hasar ya da eksiklik söz konusu olmadığını, bu hususta ispat külfetinin davacı yan üzerinde olduğunu, yokluklarında alınan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini beyanla; davanın ve fazlaya ilişkin taleplerin reddine, tüm yargılama giderleri ile ücret-i vekâletin davacı karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ----- Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin yetkili satıcısından satın alınan aracın, herhangi bir boya deformasyonu olmadan, ayıptan ve kusurdan ari olarak davacıya teslim edildiğini, otomobilde herhangi bir kusur veya üretim kaynaklı bir ayıp mevcut bulunmadığını, aracın tüm parçaları imalatta öngörülen standartlara sahip olduğunu, davacı şirket tarafından dava konusun aracın 7 ay boyunca kullanıldığını söz konusu deformasyonların dış etmenlerden ve kullanıcı hatasından kaynaklı olduğunu, araca kusur atfedilmesi kabul edilemez olduğunu, araca temas eden sıvılar, kimyasal maddeler, aracın hangi ekipmanlarla ne şekilde yıkandığı, araçta meydana gelen herhangi bir hasar, vurma, çarpma gibi dış etkenler sonucu araçta davacının ayıp olarak nitelendirdiği ancak kullanıcı hatasından kaynaklı sorunlar meydana gelebileceği izahtan veraset olduğunu, kullanıcıların üzerine düşen sorumlulukların, kullanıcı hataları değerlendirilmeden aracın ayıplı olduğunu iddia etmek hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla; Öncelikle davanın usulden reddine, davanın esastan reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, -----İcra Müdürlüğünün -----sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ------ İcra Müdürlüğünün -----sayılı sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu vekili tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
20.05.2023 tarihli bilirkişi tarafından alınan raporda ,"Dava konusu ---- plakalı -----marka/model aracın krom kaplama kaporta aksamlarındaki hasarların sebebinin üretim kaynaklı gizli veya açık bir ayıptan kaynaklı olmadığı, aracın üretimi sonrası, kullanım aşamasında krom parçaların hepsinin birden maruz kaldığı kimyasal dış etkenlerden dolayı hasarlanmış olduğu, dava konusu ----plakalı ---- marka/model aracın hasarları dikkate alınarak yapılan inceleme ve piyasa araştırmasına göre, davalı ----- tarafından hasarlı parçaların sökülerek, yerlerine yeni parça takarak yapmış olduğu, yedek parça ve işçilik dahil tamirat işlemi ücreti olan 21.162,12 TL'nin piyasa koşullarına uygun olduğu, dava konusu aracın üretiminde gizli veya açık ayıp olmadığından dolayı, davalıların üretim kaynaklı olarak, zarar sorumluluğunun olmadığı," şeklinde rapor sunulmuştur.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporunda çelişki bulunduğundan, çelişkinin giderilmesi için 3 kişilik makine mühendisi bilirkişi heyetinden rapor tanzimi istenilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından verilen raporda özetle; " Aracın, ön panjur, sol ön ve arka kapı bantları, kapı kolları ve sis far çerçeve parçalarının hepsinde birden ortaya çıkmış olan, sararma, solma, gümüş grimsi renkte dalgalı ve kısmi oksidasyonlar ile dökülmeler şeklindeki hasarlarının sebebinin üretim kaynaklı gizli veya açık bir ayıptan kaynaklı olmadığı, aracın üretimi sonrası, kullanım aşamasında krom parçaların hepsinin birden maruz kaldığı kimyasal dış etkenlerden dolayı hasarlanmış olduğu anlaşılmakla bir kullanıcı hatası olduğu, dava konusu aracın, hasarları dikkate alınarak yapılan inceleme ve piyasa araştırmasına göre, davalı ----- tarafından hasarlı parçaların sökülerek, yerlerine yeni parça takarak yapmış olduğu, yedek parça ve işçilik dahil tamirat işlemi ücreti olan 21.162,12 TL'nin piyasa koşullarına uygun olduğu, dava konusu aracın üretiminde gizli veya açık ayıp olmadığından dolayı, davalıların üretim kaynaklı olarak, zarar sorumluluğunun olmadığı, 20.05.2023 tarihli bilirkişi raporundaki değerlendirmelere iştirak edilmiş olduğu" şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi heyeti tarafından verilen ek raporda özetle; " Aracın, ön panjur, sol ön ve arka kapı bantları, kapı kolları ve sis far çerçeve parçalarında ortaya çıkmış olan, sararma, solma, gümüş grimsi renkte dalgalı ve kısmi oksidasyonlar ile dökülmeler şeklindeki hasarlarının sebebinin, "krom parçaların maskelenerek korumaya alınmadan seramik uygulamasının yapılması" şeklindeki işlemin olduğu, bu işlemin ise, aracın satın alındığı 19.04.2021 tarihinden sonra daha 5 kilometrede iken 28.04.2021 tarihinde araç üreticisi davalı---- yetkili servisi olan diğer davalı -----. Tarafından gerçekleştirildiği, buradan hareketle, dava konusu araçtaki oluşan yukarıda tanımı yapılan hasarların, üretim kaynaklı gizli veya açık bir ayıptan kaynaklı olmadığı, ancak, hasar sebebinin "krom parçaların maskelenerek korumaya alınmadan seramik uygulamasının yapılması" şeklindeki işlem olduğu şeklindeki kanaatimize dayalı olarak ve de hasarın daha sonra açığa çıktığı anlaşılmakla, bu işlemin gizli ayıplı servis işçiliği olduğu, bu ayıp daha sonra açığa çıktığı anlaşılmakla böylece, herhangi bir kullanıcı hatasından bahsedilemeyeceği, diğer taraftan, dava konusu aracın, hasarları dikkate alınarak yapılan inceleme ve piyasa araştırmasına göre, davalı ------ tarafından hasarlı parçaların sökülerek, yerlerine yeni parça takarak yapmış olduğu, yedek parça ve işçilik dahil tamirat işlemi ücreti olan 21.162,12 TL'nin piyasa koşullarına uygun olduğu, netice olarak, dava konusu araç hakkında yapılan işlemin gizli ayıplı servis işçiliği olduğu anlaşılmakla, davalıların %100 oranında zarar sorumluluğunun bulunduğu, " şeklinde rapor sunulmuştur.
İtirazlar doğrultusunda ve heyet raporunun kendi içindeki çelişkileri nedeni ile dosyanın yeni bir heyete tevdi ile uyuşmazlık konusunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde rapor tanzimi istenilmiştir.
Yeni Bilirkişi Heyetinden Alınan Raporda Özetle;"Dava konusu aracın, ön panjur, sol ön ve arka kapı bantları, kapı kolları ve sis far çerçeve parçalarında ortaya çıkmış olan, sararma, solma, gümüş grimsi renkte dalgalı ve kısmi oksidasyonlar ile dökülmeler şeklindeki hasarların harici etkilerle meydana geldiği, araçta gizli veya açık bir imalat hatasının olmadığı, davacı şirketin davalılardan talep edebileceği maddi zararının olmadığı, " şeklinde rapor sunulmuştur.
Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya 6098 sayılı Borçlar Kanunu (TBK) ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Türk Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK m. 207 vd) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 25/1, 3). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 25/I hükmü de uygulanacaktır.Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır.Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır:
Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” denilmektedir.
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (----- Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Ancak TTK 25/4’de zamanaşımı süresi altı ay olduğunun belirlenmesi nedeniyle gizli ayıplarda azami ihbar süresi altı aydır. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. Maddesine göre Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz.
Ayıba ilişkin bu genel açıklamadan sonra belirtmek gerekir ki satıcının ayıptan sorumluluğuna da "ayıba karşı tekeffül" denmektedir. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz.
Külfet teknik anlamda bir yükümlülük veya borç değildir. Külfet, mülkiyetten farklı olarak herhangi bir borç yaratmayan, yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış olan hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanabilir. Burada muayene ve ihbar külfetini yerine getirilmemesi halinde alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağına dair yasal bir karine söz konusudur. Dolayısıyla külfetlerin yerine getirilmemesi seçimlik hakların kullanılmasına engel olur, alıcı malı o haliyle kabul etmiş sayılır.Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 25/3. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını muhafaza için keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye mecburdur.” Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 25/3. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Türk Borçlar Kanunun 223. Maddesine göre; alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.Alıcı ihbar külfetini yerine getirmiş ise zamanaşımı süresi içinde Borçlar Kanununun 227 ve 228. maddelerinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği gibi zamanaşımı süresi dolsa bile kendisine karşı açılan davada ayıptan doğan defi hakkını ve seçimlik haklarını ileri sürebilir. Bu halde artık alıcının ayıpları bildiği ya da bilmesi gerektiği konusunda ispat yükü satıcıya aittir. Zira bu suretle satıcı yasal olarak kendisine düşen bir sorumluluğu reddetmektedir.Ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda “ispat yükü”nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir.Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür.İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır (1086 sayılı HUMK m. 238/1; 6100 sayılı HMK m.187/1).Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir.İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.Somut olayda davacı taraf 9.04.2021 tarihli fatura ile ----- Şirketi’nden ---- plakalı Motor---- Şase No:----- TİP ONAY NO:-----araç “0 km” olarak uyuşmazlık konusu aracı satın almıştır. Dava konusu araçta bulunan krom ön panjur, krom kapı bantları, krom kapı kolları gibi krom yüzeylerde yaklaşık 6-7 ay sonra sararma ve solma şeklinde görüntü meydana geldiğini, aracın gizli ayıplı olduğunu, ayıbın giderim bedelinin davalıların sorumluluğunda olduğunu iddia etmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere dava konusu araçta üretimden kaynaklı bir gizli ayıp olduğunu ispat yükü davacı üzerindedir. Mahkememizce alınan 01/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda "krom kaplama kaporta aksamlarındaki hasarların sebebinin üretim kaynaklı gizli veya açık bir ayıptan kaynaklı olmadığı, aracın üretimi sonrası, kullanım aşamasında krom parçaların hepsinin birden maruz kaldığı kimyasal dış etkenlerden dolayı hasarlanmış olduğu," hususunun tespit edildiği, mahkememiz dosyası açılmadan alınan delil tespiti niteliğindeki bilirkişi raporunda üretim kaynaklı bir gizli ayıp bulunduğunun belirlendiği, delil tespiti raporu ile mahkememizce alınan rapor arasında çelişki bulunduğu anlaşıldığından 3 kişilik heyetten itirazların değerlendirilmesi ve çelişkinin giderilmesi için rapor alınmıştır. Heyet kök raporunda " Aracın, ön panjur, sol ön ve arka kapı bantları, kapı kolları ve sis far çerçeve parçalarının hepsinde birden ortaya çıkmış olan, sararma, solma, gümüş grimsi renkte dalgalı ve kısmi oksidasyonlar ile dökülmeler şeklindeki hasarlarının sebebinin üretim kaynaklı gizli veya açık bir ayıptan kaynaklı olmadığı, aracın üretimi sonrası, kullanım aşamasında yukarıda ilgili bölümde detaylı izahatı yapıldığı şekilde krom parçaların hepsinin birden maruz kaldığı kimyasal dış etkenlerden dolayı hasarlanmış olduğu anlaşılmakla bir kullanıcı hatası olduğu," olduğu şeklinde değerlendirme yapmış ise de rapora yönelik itirazlar neticesinde alınan ek raporda "gizli ayıplı servis işçiliği olduğu, bu ayıp daha sonra açığa çıktığı anlaşılmakla herhangi bir kullanıcı hatasından bahsedilemeyeceği," söylenmiştir. Dosya kapsamındaki tüm raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için alınan 11/08/2024 tarihli heyet raporunda " Dava konusu aracın, ön panjur, sol ön ve arka kapı bantları, kapı kolları ve sis far çerçeve parçalarında ortaya çıkmış olan, sararma, solma, gümüş grimsi renkte dalgalı ve kısmi oksidasyonlar ile dökülmeler şeklindeki hasarların harici etkilerle meydana geldiği, araçta gizli veya açık bir imalat hatasının olmadığı," değerlendirilmiştir. Hal böyle olunca davacı taraf araçtaki solma ve sararmaların üretim hatası veya işçilik hatasından kaynaklandığını ispat edememiştir. Dolayısıyla meydana gelen zarardan davalılar sorumlu değildir. Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek davanın reddi yolunda aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmadığından davalının kötüniyet tazminatı talepleri yerinde görülmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın REDDİNE,
-
Davalı . . . . . kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
-
Karar harcı 427,60. TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 255,59 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 172,01 . TL harcın, davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı . . . . . tarafından yapılan 6.000,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalı . . . . . . verilmesine,
-
Davalı . . . . . tarafından yapılan 6.000,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalı . . . . . verilmesine,
-
Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00. TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
-
Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
-
Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. (13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00. TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekili ile davalılar vekillerinin yüzüne karşı miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:32:59