SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/832 E. 2024/549 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/832

Karar No

2024/549

Karar Tarihi

3 Temmuz 2024

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/832

KARAR NO : 2024/549

DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)

DAVA TARİHİ : 02/12/2023

KARAR TARİHİ : 11/07/2024

Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 10.08.2022 tarihinden bu yana ---- Şirketi (eski Ünvan:----Şirketi) nin ortağı olduğunu, şirketin sermaye bedelinin 1.000.000 Türk Lirası değerinde olduğunu, müvekkilinin 500.000,00 TL toplam itibari değerde 2000 payı mevcut olduğunu, diğer davalı ortağın payı ile eşit durumda olduğunu, şirket yönetim kurulunun ise iki ortağın kardeşleri olan ---- ve ---- müştereken yetkili olarak temsil etmekte olduğunu, davalı taraf ile müvekkili ---- %50-%50 oranlarında birlikte ortak oldukları ---- ile ilgili daha evvel keşide edildiğini dava dilekçesi ekinde sundukları ihtarnamelerde belirtildiği üzere kanundan doğan denetim ve inceleme yetkisini kullanması bizzat davalı tarafından engellenmekte ve iyi niyetli tüm çabalara, görüşmelere rağmen ortaklığın devamına yönelik olumlu bir gelişme elde edilememekte olduğunu, müvekkilİ tarafından şirket adresinde kendisi adına imza yetkisini kullanacak ve yine müvekkili adına şirket kasa ve ön muhasebe işlemlerini denetleyecek----ile ona yardımcı olacak müvekkilinin şahsi denetime ve muhasebe işlemlerine muktedir personelinin şirket adresinde bulunmasının davalı tarafından istenmeyerek engellenmesi, buna ilişkin zorluk çıkartılmasının müvekkilinin ortağı olduğu şirkete yönelik denetim ve gözetim hakkını açık şekilde ortadan kaldırmakta olduğunu, keza geçen süreç içerisinde şirket kredi kartından müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında yüklü tutarlarda dayanağı belirsiz kişi ve şirketlere ödemeler yapıldığını ve yapılan tüm ödemelerin müvekkilinin denetimi ve onayı dışında meydana geldiğinden ötürü şirket mali kaynağının tamamen diğer ortağın kontrolsüz şeklide ortaya koyduğu iş ve işlemler ile tükenme noktasına geldiğini, davalı tarafından şirketin iki ortaklı yapısını adeta unutarak iş ve eylemlerde bulunulmasının müvekkili tarafından kabul edilemez ve katlanılamaz bir hal aldığını, --- ve ------arasında mevcut 28.12.2022 tarihli ortaklık sözleşmesi ve yine buna ek protokolü kapsamında şirketin hedeflediği ciro hedefini ve karlılığı yakalamadığı gibi müşteri sayısındaki belirgin düşüş ve müvekkiline olan borçların yerine getirilmediğinin ortada olmasına rağmen halen şirket yönetiminin kötü bir şekilde yürütülmesi ile davalı tarafından uğratılan yönetim zafiyeti ve boşluğu şirketi maddi olarak çıkmaza soktuğunu, müvekkilinin, ortaklığın başladığı tarihten bugüne kadar şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaktan bilgi alamadığını, ,kar dağıtımı yapılmamakta, şirket bilançoları ve muhasebe kayıtları kendisine gösterilmemekte olduğunu, ayrıca şirketin sicilde kayıtlı gösterilen adresinde faaliyetine devam etmesine rağmen davalı diğer ortak tarafından müvekkilinin ----ülkesinde yaşaması fırsat bilinerek denetim için gönderdiği personel ----şirket içerisinde sokulmamakta ve adeta fiilen şirket dışında bırakılmakta olduğunu, hatta ---- isimli personelin 10.11.2023 tarihinde istifa beyanı olmamasına rağmen diğer ortağın haksız emir ve talimatı ile SGK kaydında işten çıkartıldığını, müvekkilinin şirketin iş ve işleyişinden, muhasebesel durumundan hiçbir haberi bulunmamakta olduğunu, davalı şirketin, faaliyet konusundan uzaklaşmış, zarar etmiş, malvarlığı israf edilmiş ve akıbeti belirsiz bir hale diğer ortaklar tarafından sokulduğunu, bu durumun müvekkilinin aile birliğini tehdit eder konuma geldiğini, iki ortak arasında sözlü ve fiili iletişim ise bittiğini, müvekkilinin bilgi edinme hakkı ortadan kaldırıldığını, ortaklar arasındaki güven ilişkisi sona erdiğini ve sürekli güvensizlik ortamı oluştuğunu, diğer ortağın kendi kusurundan kaynaklı şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde hukuki ve ekonomik imkansızlık meydana geldiğini, şirketin devamlı olarak zarar ettiğini ve kar sağlayamamakta, şirket yönetiminde yolsuzluklar yapıldığı kanaatinin güçlendiğini, imza yetkilisi davalının kardeşi olan ----- ile birlikte restoran müdürü olan -----davalı ortağın emir ve talimatları ile müvekkil aleyhine işlemlerde bulunduklarını, keza taraflar arasında mevcut 28.12.2022 tarihli ortaklık sözleşmesi ve yine buna ek protokolü kapsamında beraber ortak oldukları ---- Ticaret Sicil Memurluğunun ----- sicil nosunda kayıtlı -----ŞİRKETİ ile ilgili kuruluş aşamasında müvekkilinin hem şirkete borç olarak verdiği hem de şahsen davalı taraf ----- verilen şahsi borçlar tutarları ile birlikte karşılıklı olarak kabul edilerek imza edildiğini, gelinen aşamada müvekkili tarafından davalı tarafa verilen şahsi borçların tasfiyesine yönelik olarak protokolde belirtildiği üzere şirket gerçekçi bir kar yakalayamadığını, protokoldeki yükümlülüklerin ----- tarafından yerine getirilemeyeceğinin anlaşıldığını, diğer yandan davalı tarafından şirkete imza yetkilisi yönetici yönetim kurulu başkanı olarak atanan ----- tarafından şirket yönetiminde eksiklikler ve finansal planlamalarda hatalar yapıldığının tespit edildiğini, ---- Şirketinin finansal tablolarının görüşülmesi ve yine ortak ------ şirkete kaynak borç olarak aktardığı tutarların ne şekilde ve hangi tarihlerde tasfiye edileceğinin açık ve net bir ödeme planına bağlanması noktasında genel kurulun toplanması ve bilgi edinilmesi bakımından ihtarname keşide edildiğini ancak müvekkilinib gönderdiği sayısız ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını, ortaklar arasında çıkan anlaşmazlık nedeniyle anonim şirket organlarının iş göremez hale gelmesi ve gerekse şirketin organsız kalması nedeniyle şirket yönetimine kayyum atanmasını talep ettiklerini tüm bu nedenlerle davalı şirket yönetimine kayyum atanmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı-karşı davacı ---- vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacı, müvekkil ve şirkete karşı ----. Asliye Ticaret -----ve müvekkilinin şirket ortaklığından çıkartılması talepli dava açtığını ve davanın mevcut olarak derdest olduğunu, bu halde, yine şirkete kayyım atanması talebiyle açılan huzurdaki davanın, HMK 114/1-ı hükmü uyarınca dava şartından yoksun olduğunu, sırf bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca yine mahkemeden de ----sayılı dosyası ile aynı talepte bulunduğunu ve bunu da mahkemenin hukuki yarar yokluğundan reddettiğini, davacı tarafın dava dilekçesindeki iddialarına dayanak olarak hiçbir somut dayanak ileri sürmediğini, somut ispat faaliyetinde bulunmadığını, davacının iddialarının aksine, şirketin bizzat müvekkilinin önderliğinde ticari faaliyetlerini her daim, basiretli bir tacirden beklenen özen ve gayret ile sürdürmeye çabaladığını, zira geçmiş süre zarfı boyunca şirket aleyhine bu anlamda yapılan olumsuz bir bulgu veya tespitte bulunmadığını, davacının mesnetsiz iddialarını desteklemek adına herhangi somut delil göstermemesinin, daha doğrusu gösterememesinin de esasen iddiaların gerçek dışı olduğunun en büyük göstergesi olduğunu, ayrıca davacı ortağın kardeşi olan imza yetkilisi -----, "----" isimli yazılım kanalıyla şirketin tüm hesap hareketlerini, faturaları , stoklarını , tüm alımlarını ve ciroları günün 24 saati inceleme hakkına ve yetkisine sahip olduğunu ve bu denetlemeyi sürekli olarak yapmakta olduğunu, davacının talebi üzerine ---- Şirkette --- girişi yapıldığını, fakat anılan şahısın ----- kaydı yapıldıktan sonra 25.09.2023 tarihinden 10.11.2023 tarihine kadar işe, herhangi bir mazeret bildirmeksizin gelmediğini ve buna ilişkin 45 adet tutanak tutulduğunu, bunun üzerine kendisi ile yapılan telefon görüşmesinde de; işten anlamadığını ve gelmeyeceğini beyan ettiğini, iş akdi istifa olarak feshedildiğini,, sırf işbu örneğin bile, davacının iddialarının ne denli mesnetsiz olduğunu ve huzurdaki davayı kötü niyet ile ikamet ettiğini göstermekte olduğunu, somut olayda, şirketin %50-%50 pay sahipliği oranını haiz iki ortağı bulunmakta, yönetim kurulu da iki üyeden oluşmakta, şirket işbu ortakların müşterek imzalarıyla temsil ve ilzam edilebilmekte olduğunu, pay sahipleri arasındaki ilişki kapsamında gelinen mevcut aşama itibariyle, davacının asılsız itham ve iddialarıyla şirket hem yönetim kurulu hem de genel kurul seviyelerinde kilitlendiğini ve devamı halinde şirketin mahvına sebebiyet vereceğini, şirketin esas sözleşmesinde yönetim kurulunun iki üyeden oluşacağının kararlaştırılmış olduğunu, 27.02.2026 tarihinde kadar görev yapmak üzere --- ve ---- mevcut Yönetim Kurulu Üyeleri olarak seçildiğini, ------ müvekkilinin kardeşi, ----- ise davacı ----kardeşi olduğunu, haliyle söz konusu üyeler esasen Yönetim Kurulunda, gayri resmi olarak kardeşleri olan Şirket ortaklarını temsil etmekte olduklarını, davalı şirketin Olağanüstü Genel Kurulu 27.02.2023 tarihinde yapıldığını, şirketin temel faaliyetinin, "----" unvanlı restoranının işletilmesi olduğunu, bu bağlamda taraflar ve ilişkileri hakkında mahkemeye bilgi sunmak zorunlu hale geldiğini, tarafların 28.12.2022 tarihli ve bila tarihli ek protokol olmak üzere, hissedarlar sözleşmesi mahiyetinde iki sözleşme imzaladıklarını, anılan sözleşmelerde şirketin işletme sermayesinin ağırlıkla davacı/karşı davalının yatırımıyla yapılacağı kararlaştırıldığını bu kapsamda müvekkilinin ve şirkete ödenecek tutarlara ilişkin düzenlemeler yapıldığını, sözleşmeler incelendiğinde, davacı/karşı davalı tarafça ödenen tutarlar için bir vade öngörülmediğini, şİrketİn 31.12.2023 tarihine kadar zarar etme ihtimalinin öngörüldüğü ve davacı/karşı davalının "şirketin kar edemeyeceği ihtimali söz konusu olursa, şİrkete ilave maddi destek sağlamayı kabul ve taahhüt ettiğinin görüldüğünü, ödenen tutarların ancak Şirket kâra geçmeye başladıktan sonra, öncelikle ortaklara ödenmesi kararlaştırılan tutarların ödenmesi sonra kârdan artan olması durumunda ödeneceği kararlaştırıldığını, görüldüğü üzere davacı/karşı davalı tarafından ödenen tutarların geri ödenmesi hususunda, vade, miktar ve muacceliyet belli şartlara bağlandığını ve bu şartların da gerçekleşmediğini, müvekkilin bu konuda iş tecrübesi olduğu dikkate alınarak, taraflar arasındaki ortaklık sözleşmesi madde 8 ile şirketin işletmesinin başında durma ve idaresi görevi (imza yetkisi olmaksızın) müvekkiline bırakıldığını, restoranın açılışı mart 2023 tarihinde yapıldığını ve iyi bir işletme haline geldiğini ve istikrarlı şekilde zarar elde etmeden gelir elde edilmeye de başlandığını, şirketin bu geliri elde etmeye başlamasından ve istikrara kavuşmasından sonra, davacı/karşı davalı, esasen taraflar arasında akdedilen hissedarlar sözleşmelerine aykırı olarak, ödediği parayı erken tahsil etmek amacıyla asılsız gerekçeler öne sürerek ihtarlar çekmeye başladığını ve en nihayetinde müvekkili aleyhine --- İcra Dairesi --- -ve ----- İcra Md. ---- Sayılı, şirket aleyhine de ----- İcra Dairesi ----- Sayılı, icra takiplerini başlattığını, anılan icra takipleri durdurularak neticesiz bırakılınca, davacı/karşı davalı, Şirket Yönetim Kurulu Üyesi ve imza yetkilisi olan kardeşi---- talimat vererek şirketin işleyişini durdurmak adına başta çalışanların maaşları, SGK ödemeleri, Kira, Vergiler ve tedarikçilere yapılacak ödemeler dahil hiçbir belgeye, ödemeye imza atmaması talimatını verdiğini, gerçekten de, davacı/karşı davalının kardeşi --- ---Yönetim Kurulu Üyeliği görevinden istifa etmemiş olmasına rağmen yönetim kurulu toplantılarına iştirak etmeyi bıraktığını, şirkete gelmemeye başladığını ve belki de en önemlisi şirketin temsil ve ilzamı için gerekli olan imzasını vermediğini, kendisine münferit ihtarnameler gönderilerek Yönetim Kurulu Üyesi ve imza yetkilisi olduğu hatırlatılarak, bu yönde sorumluluklarına uygun hareket etmesi talep edilmişse de, neredeyse hiçbir sonuç alınamadığını, şirket kilitlenme haline girdiğini, zira ---- katılımı olmadan yönetim kurulu toplantı nisabı oluşmadığı gibi, imzası olmadan da şirket temsil ve ilzam edilemediğini, şirket gibi, restoran işletmekte olan müesseselerin haftalık olarak tedariklerini gerçekleştirmekte ve tedarikçi ödemelerini de bu kapsamda yapmakta olduğunu, yönetim kurulu üyesi ----müşterek imzasının eksik olması nedeniyle şirketin uzun zamandır ödemelerini gerçekleştirememiş vaziyette olduğunu, ----- her ne kadar 30.11.2023 tarihli Yönetim Kurulu Toplantısına katılmış olsa da, ekli Yönetim Kurulu kararından görüleceği üzere şirketin işleyişine devam etmesi için ödenmesi zorunlu olan tedarikçi ödemelerini gerçekleştirmeye ilişkin karara olumsuz oy kullandığını, haliyle bu konuda karar alınamadığını, mevcut halde şirketin toplam yaklaşık 1.454.040,00-TL tutarında ödemeleri halen gerçekleştiremediğini, bu ödemelerin tamamı fatura karşılığı yapılan ve MART 2023 yılından beri her hafta tekrarlanan ödemeler olduğunu, bu ödemelerin yapılmaması halinde şirketin yasal yollara muhatap olacağının muhakkak olduğunu, bu halde, şirketin mevcut olarak fiilen işlemez hale geldiğini ve bu durumun devam etmesinin şirketin mahvına sebebiyet vereceğini, tüm bu nedenlerle müvekkiline karşı açılan mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle usulden, aksi takdirde esastan reddine, karşı davanın kabulü ile ---- Yönetim Kurulu Üyelerinin görevlerine son verilerek yönetim kurulu tekrardan oluşturulana kadar, şirketin muaccel hale gelen tüm ödemelerini yapmak görev ve yetkisini haiz, yönetim kayyımı atanmasına, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı karşı karşı davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ---- son duruşmada şirketin en lehine olacak şekilde karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce Ticaret Sicil Müdürlüğünden davalı ----Şirketi'nin kuruluşundan itibaren tüm sicil kayıtları getirtilmiş,---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------- Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilerek incelenmiştir.Davalı karşı davacı vekilinin 02/01/2024 tarihli talep dilekçesi ile, davalı şirkete tedbiren kayyım atanrması talebinde bulunduğu, Mahkememizce 03/01/2024 tarihi ara karar ile, davalı şirketin yönetimi ile ilgili olarak geçici hukuki korunma sağlanması için şartların bulunduğu kanaatiyle davalı şirkete dava sonuçlanıncaya kadar Mali Müşavir/Bağımsız Denetçi ----- yönetim kayyımı olarak tedbiren atanmasına dair karar verilmiştir.Dava ve karşı dava, davalı ----- Anonim Şirketi'ne kayyım atanması istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda, anonim şirketin münfesih olma durumlarının ortaya çıkması halleri dahil şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin herhangi bir düzenleme yoktur. Zira şirketin genel kurul tarafından seçilen yönetim kurulu tarafından idare olunması esastır. Kaldı ki Mahkememizce celp edilerek incelenen ticari sicil kayıtlarından, dava ve karşı davanın açıldığı tarihlerde davalı şirkette organ boşluğu bulunmadığı, dava açıldıktan sonra yapılan 29/12/2023 tarihi olağanüstü genel kurul ile mevcut yönetim kurulu üyelerinin görevine son verildiği, ancak yeni yönetim kurulunun seçilemediği anlaşılmaktadır.

TMK'nın 427/4 maddesi gereği organ boşluğu bulunması halinde ticaret şirketlerinde kayyım atanması mümkündür. Kayyım, kayyımın atanmasına yol açan durumlarla sınırlı yetkilidir. Eğer kayyım atanması belli bir işin görülmesi için istenirse, yetki, görev ve süre de bu işe göre belirlenir. Eğer organ yokluğu nedeniyle atanırsa, kayyımın görevi bu organın seçimini sağlamak olmalıdır. Yoksa kayyım organın yerine geçecek şekilde atanamaz. Örneğin, yönetim kurulu, genel kurul toplantıya çağrılamadığı için seçilemiyorsa, kayyım genel kurulu toplamak ve yönetim kurulu seçimini gerçekleştirmek üzere yetkilendirilir. Yoksa kayyım yönetim kurulu yerine geçemez. Eğer kayyım genel kurulun toplanmasını da sağlayamazsa bu durum zaten TTK'nın 530. madde çerçevesinde bir fesih nedenidir ve kayyımın görevi de yukarıda belirtildiği gibi bu çerçevede belirlenir.

Somut olayda; dava tarihinden sonra şirketin olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığı ancak genel kurulu, yönetim organı atanması hususunda karar alamadığı anlaşılmaktadır. Bu noktada; şirketin dava tarihinden sonra organsız kaldığı bir gerçek ise de TTK'nın 530. maddeye başvurulmadan yönetim kayyımı atanması talebi kayyımlık görevinin geçici süre ile atanması gerekmesi ve ancak sınırlı yetki ile atanabileceği, yönetim kurulunun yerine kayyım atanamayacağı, TTK'nın 530. maddesinde organ boşluğu halinin fesih sebebi olarak düzenlendiği göz önüne alınarak davacının davalı şirkete kayyım atanması istemli ayrı bir dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından ve dava dilekçesi içeriğinde şirketin feshi yönünde de bir talebi bulunmadığından HMK m.114/1-h ve HMK m. 115/2 uyarınca davacının şirkete yönelik davasının usulden reddine dair karar verilmiştir.( Yargıtay ---.HD'nin ----esas, ---- karar sayılı 06.04.2009 tarihli ilamı ve ---- BAM ----. HD'nin ---- esas, ----- karar sayılı ilamı da aynı yöndedir.)Her ne kadar açılan esas davada husumet davalı şirket yanında davalı şirket ortağı ------karşı davada da davacı-karşı davalı----- yöneltilmiş ise de, şirkete kayyım atanması yönünde açılacak davalarda şirketin hasım gösterilmesi gerekmekte olup, bu davalarda, davanın şirket ortağı veya şirket müdürüne yöneltilmesi mümkün değildir. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur. Eldeki esas davada da davalı şirketin yanında davanın yöneltildiği davalı şirket ortağı ----, karşı davada da husumetin yöneltildiği davalı şirket ortağı -----pasif husumeti bulunmamaktadır. Dolayısıyla asıl davada davalı ----- yönünden açılan davanın ve husumetin salt şirket ortağı ----- yöneltildiği karşı davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle ayrı ayrı usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM (Yukarıda Açıklanan Nedenlerle):

  1. Asıl davada davalı . . . . . yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle, davalı . . . . . . yönünden açılan davanın HMK'nın 114/1. h ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine,

  2. Karşı davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine,

  3. Mahkememizin 03/01/2024 tarihli ara kararı ile verilen davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına dair kararın kaldırılmasına,

4-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;

a)Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin yatırılan toplam 269,85 TL hacın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

b-)Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

c-)Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

d-)Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

5-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;

a)Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin yatırılan toplam 269,85 TL hacın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davalı karşı davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

b-)Karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

c-)Karşı davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

d-)Davacı karşı davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalı tarafa verilmesine,Dair; davacı karşı davalı vekili ile davalı karşı davacı ve davalı şirket vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

KayyımlıkasliyeAtanması)ticaret(TicarimahkemesiKayyımŞirketeşirketihüküm

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim