İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/388 E. 2024/480 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/388
2024/480
5 Haziran 2024
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/388
KARAR NO:2024/480
DAVA: 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 14/07/2023
KARAR TARİHİ: 05/06/2024
BİRLEŞEN---- DAVA DOSYASI
DAVA:3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ:25/08/2023
KARAR TARİHİ:05/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davacı müvekkili -----aleyhine,------ sayılı dosyası üzerinden, İİK M. 89 uyarınca haciz ihbarnameleri gönderildiğini, bu anlamda, --- birinci haciz ihbarnamesi, ------tarihinde ikinci haciz ihbarnamesi, 22.05.2023 tarihinde de üçüncü haciz ihbarnamesinin müvekkillinin ---- hesabına teslim edildiğini, davacının, ------ adresinin varlığından haberdar dahi olmayıp bu adrese yapılan tebligatları kontrol etmemesi sonucu, haciz ihbarnamelerine süresi içinde itiraz edemediği ve haciz ihbarnamelerinin kesinleştirilerek, müvekkilinin tüm menkul ve gayrimenkul mallarının haczedildiği, banka hesaplarına haciz konulduğunu, davacı müvekkilinin, icra takibinin borçlusu ya da alacaklısı ile herhangi bir hukuki ilişkisi, alacak-borç ilişkisi olmadığı, davacının, tarafları tanımamakta olduğu, davacının,-----çalıştığı dönem aldığı ve hiç kullanmadığını, davacının kişisel verilerinin hukuka aykırı şekilde ele geçirilerek tarafına haciz ihbarnameleri gönderildiği ve banka hesaplarına haciz konulduğunu, müvekkilleri ----- tarihinde, banka işlemi yapmak isteyip de yapamadığında, yürüttüğü araştırma sonucu, işbu icra dosyasından haberdar olduğunu, bir dönem ---- yardımı için olsa gerek almış olabileceği ve bugüne kadar hiç kullanmadığı ---- yapılan tebligatlardan haberdar olmadığı, yapılacak yargılamada, bu durumun açığa çıkacağını, davacının gayrimenkulüne de haciz konulduğunu, bu nedenle hacze konu mallar üzerindeki taşkın haczin kaldırılması için ------- sayılı dosya üzerinden şikayet yoluna başvurulduğunu, davalı tarafın talebiyle icra takibi sırasında 3. şahıs konumunda olan davacı hakkında, takip borçlusundan alacağı olduğuna dair hiç bir emare veya karine bulunmadan çıkartılan haciz ihbarnamesinin yasal ve yerinde olmadığı, takip borçlusu ile taraflar arasında hukuki ve fiili ilişki bulunmadan veya bu yönde bir delil olduğu gösterilmeden 3. kişilere haciz ihbarnamesi çıkarılamayacağını, kişisel veriler ele geçirilerek işlem yapılmasını hukukun korumayacağı, davacıya -----önderilen tebligatlar incelendiğinde ise haciz ihbarnamelerine ilişkin tebligatların zaten usulsüz olduğu ve ihbarnameleri içermediğinin görüldüğü, davacıya ikinci haciz ihbarnamesinin tebliğ edilmediği, tebligatın usulsüz olduğu, mahkemece yapılacak inceleme sonucu, ikinci haciz ihbarnamesinin usulsüz tebliğ edilmesi sebebiyle, menfi tespit davası açılması için hak düşürücü sürenin öğrenmeden (13.07.2023) itibaren başladığı kabul edilerek İİK M. 89/3 uyarınca menfi tespit davalarının kabulünün gerektiği aksi kanaat halinde ise davalarının İİK M. 72'e göre açılan menfi tespit davası olarak kabul edilerek yargılamaya devam olunması ve davalarının kabulü ile davacının davalıya borcu olmadığının tespitini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bu noktada öncelikle göreve yönelik itirazlarının bulunduğunu, takibin konusunun her iki tarafında tacir olup kambiyo senedinden kaynaklanmakta olduğundan bu hususta Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olduğundan dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini ve İİK 89/3. maddesi gereği dava süresinde açılmadığından reddi ile ayrıca İİK 72. maddesi gereğince hukuki yarar yokluğu nedeni ile davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.----- Karar sayılı dosyasının ----- sayılı dosyası ile birleştirildiği anlaşılmıştır.Davacı vekili tarafından birleşen dava dilekçesinde özetle; Davanın, ----- dosyası ile birleştirilmesini, davacının davalıya borcu olmadığının tespitini,------ verilen ihtiyati tedbir kararının ve belirlenen teminatın iş bu dosya yönünen de tedbir ve teminat olarak geçerli olduğunun kabulünü, ihtiyati tedbir yoluyla; ----dosyası üzerinden müvekkilinin-----hesabından haczedilen 4.226,35 Euro'nun, ve ------ dosyasına ödenen, teminat; 30.382,98 TL'nin, ------, iş bu dava dosyası kesin kararına kadar ödenmemesini, nihayetinde müvekkili ---- verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.------ karar sayılı görevsizlik kararı ile dosya mahkememize gönderilmiştir.Dava, 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan 3. kişi tarafından açılan borçlu olmadığının tespiti davasıdır.Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4 ve 5 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2 nci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Dava; İcra ve İflas Kanunun 89/3. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; menfi tespit istemine ilişkindir. İş bu eldeki dava ticari dava değildir. Dava, İİK. nun 89. maddesine dayalı menfi tespit davasıdır. Davacı ile davalıar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmamaktadır. Tarafların tacir olması da davayı ticari kılmamaktadır. Borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının da mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığı kanaatiyle davanın ticari dava olmadığı değerlendirilmiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca davanın TTK nun 4 ve 5 maddeleri kapsamında "ticari dava" olarak nitelendirilemeyeceği ve davaya bakmanın Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi kapsamında olduğu, -------Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi hakkındaki kararı da nazara alınarak, görev hususu dava şartı olduğundan, mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, Mahkememiz ile ------- Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından mahkememizce verilen karar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği taktirde HMK'nın 22/2 maddesi gereğince görevli mahkemenin belirlenmesi için dosyanın ---- Adliye Mahkemesi ---- gönderilmesine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
) DAVANIN ve BİRLEŞEN DOSYA DAVASININ GÖREVSİZLİK NEDENİYLE DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN AYRI AYRI USULDEN REDDİNE,
-
) Mahkememiz ile. . . . . . . . . Asliye Hukuk Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından mahkememizce verilen karar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği taktirde HMK'nın 22/2 maddesi gereğince görevli mahkemenin belirlenmesi için DOSYANIN . . . . . . . . . ADLİYE MAHKEMESİ . . . . . . HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
-
)6100 sayılı HMK md. 331/2 uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede hüküm altına alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ------------ Adliye mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile tensiben karar verildi. 05/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:19