İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/916 E. 2024/39 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/916
2024/39
11 Ocak 2024
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/916
KARAR NO : 2024/39
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/11/2022
KARAR TARİHİ : 11/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile borçlu şirket arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak davalı şirkette alacağını tahsil edemediğini, bunun üzerine davalı şirket aleyhine -----.İcra Müdürlüğü’nün------ Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirtmiş olup, davanın kabulüne,davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına, davalının borca kötü niyetli olarak itiraz
etmiş olması nedeniyle %20 inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uluslararası alanda faaliyet gösteren, yaptığı işlerle hem Türkiye hem de dünya çapında son derece saygın konumda olan ticari bir kuruluş olup, ticari ilişkilerini de son derece titizlikle
yürüttüğünü, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü tüm iddiaların haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafından başlatılan takibi kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin, davacıdan hakkedişe yarar bir hizmet almadığını, faturalara konu ürünlerin müvekkili şirkete teslim edilmediğini, teslim edilen
bir kısım ürünlerin ise ayıplı olduğu ve ürünlerden beklenen faydanın alınmadığının fark edildiğini,müvekkili şirket tarafından sorunlu olduğu davacı firmaya bildirilen ayıplı mal satımının mevcut olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirketin ayıplı ifayı kabule zorlanamayacağının açık olup,davacının üzerine düşen edimleri gerçekleştirmediği ve dolayısıyla huzurdaki dava ve alacak iddialarının haksız olduğunu belirtmiş olup, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine,%20’den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafta bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle ----- İcra Müdürlüğünün ------Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu,----. İcra Müdürlüğünün-----Esas Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buluduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile davacı şirketin 2022 yılına
ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK
hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirket tarafından defter ve belge
ibrazında bulunulmadığından, usul ve hesap incelemesi yapılamadığı, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar içeriği malların davalı şirkete teslimine ilişkin karinelerin oluştuğu,bu kez ispat yükünün yer değiştirerek, davalı şirkete geçtiği, davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde malların teslim edilmediği, teslim edilen malların da eksik ve ayıplı olduğu belirtilmiş olduğundan, davalı şirket tarafından faturalar içeriği malların teslim alınmadığının, ayıplı/eksik olduğunun veya ödemenin yapıldığının ispat yükünün davalı şirkete geçtiği, dava dosyasına bu hususta herhangi bir belgenin sunulmadığı, fatura bedellerine karşılık davacı şirkete yapılan herhangi bir ödeme belgesinin de sunulmadığı hususları topluca değerlendirildiğinde, nihai ve hukuki değerlendirme Sayın Mahkemeye ait
olmak üzere, davacı şirketin 24.08.2022 takip tarihi itibariyle, 20.396,89 TL tutarlı açık hesap alacağını talep edebileceği,ayrıca, davacının kendi defterlerinin usulüne uygun tutularak HMK 222/2 şartlarını taşıdığı,takip konusu alacağını oluşturan faturaların kendi defterlerinde kayıtlı olduğu ve takipte talep edilen tutar kadar alacaklı gözüktüğü, Mahkemenin HMK m.220/3 kapsamında vermiş olduğu kesin süreye rağmen davalı şirketin defter ve belge ibraz ibrazından
kaçınması ile HMK m.222/3 ile defterlerin kesin delil olma şartlarını değiştiren “…veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi…” madde hükmü şartının davacı lehine değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,tacir olan taraflar arasında düzenlenmiş sözleşme ya da haricen başkaca somut belgede ödeme vadesi bulunmadığı ve davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin tebliğ şerhine havi ihtarname ya da eş eğer belge bulunmadığından, takip öncesinde davacı alacağının muaccel olmadığından davacının takip öncesi faiz talep edemeyeceği, ancak, Mahkemenin kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde;tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faiz talebinde bulunabileceği sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 20.396,89 TL alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir.Dosya kapsamında davalıyı temerrüde düşürücü bir ihtar bulunmamaktadır. Takip öncesi temerrüt faizi talep edilebilmesi için davalının TBK. 117 (eski TBK. 101) maddesi uyarınca temerrüt ihtarnamesi ile temerrüde düşürülmesi ya da borcun ödeneceği günün tarafların anlaşmasıyla kesin olarak belirlenmesi (TBK. m. 117/2) şarttır.
Davacı tarafın talebiyle bağlı kalınarak bilirkişi raporu da hükme esas alınarak 20.396,89 TL asıl alacak üzerinden davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın Kısmen KABULÜNE, davalı tarafından . . . . İcra Müdürlüğünün . . . . . sayılı dosyasına yönelik itirazın kısmen iptali ile 20.396,89 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,
-
Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan asıl alacağın %20 'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine
-
Davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
-
Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 1.393,31 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 252,87 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 1.140,44 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 252,87 TL peşin harç olmak üzere toplam 333,57 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, 98,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 4.098,00 TL yargılama giderinin davada haklı çıktığı %97,42 oranında olmak üzere 3.992,27 TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 20.396,89 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 539,82 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
10-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranı gözetilerek 3.039,50 TL sinin davalıdan, bakiye 80,50 TL sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
11-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin e-duruşma vasıtası ile yüzüne karşı miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:35