SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/551 E. 2024/22 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/551

Karar No

2024/22

Karar Tarihi

9 Ocak 2024

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/551

KARAR NO : 2024/22

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 04/08/2022

KARAR TARİHİ : 09/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı alacaklı ... vekilince-----.İcra Müdürlüğü ----- Sayılı takip dosyası ile müvekkilin annesi aleyhine örnek 10 ödeme emri ( kambiyo senetlerine özgü takip ) ve ----İcra Müdürlüğü ----- Sayılı takip dosyası ( örnek 10 ödeme emri ) icra takiplerinin başlatıldığını, takiplerde dosya borçlusu bono borçlusunun-----olduğunu, -----.İcra Müdürlüğü ------ E. Sayılı takibine konu senedin, Alacaklı ..., borçlu ------Düzenleme Tarihi 07.12.2021,Düzenleme yeri-----ödeme tarihi 07.12.2021, Bedeli Nakten,Miktar,26.000 TL olduğunu, -----İcra Müdürlüğü----. Sayılı takibe konu senedin, Alacaklı ..., Borçlu ----Düzenleme Tarihi 02.12.2021,Düzenleme yeri -----Ödeme tarihi 02.12.2021, Bedeli ( BOŞ ), Miktar 30.000 TL olduğunu, Senet borçlusu -----davacının öz annesi olduğunu, Müteveffa ----- 05.06.1928 doğumlu olduğunu, ----- 11.01.2022 yılında vefat ettiğini, vefat ettiği tarihte 94 yaşında olduğunu, 94 yaşında bir insanın senet ( bono ) tanzim etmesinin mümkün olmadığını, irade sakatlığı halleri ( Hata, hile ve tedhit ) kullanılarak senetlerin alındığını, her iki senedin toplam bedeli 56.000 TL olduğunu, 94 yaşında bir insanın bu şekilde hukuki işlem tesisinin yok hükmünde olduğunu, hukuki ehliyetinin bulunmadığını, ayırt etme gücünün kuşku halinde olduğunu, 94 yaşındaki bir okuma-yazması olmayan birinden alınan senetlerden 26.000 TL bedelli senendin üzerinde bedeli nakten alınmıştır şeklinde olduğunu, Müteveffa-----07.12.2021 tarihli senede yanımızda mühür ve parmak bastığını, mühür ve imzanın yanında ise 09.12.2021 şeklinde yazısının altında----- köyü muhtarı mühür ve imzası yer aldığını, senedin düzenlendiği yerin------olduğunu, düzenleme tarihi 07.12.2021 olduğunu, ancak bu yazının altında ise 09.12.2021 tarihinin yazdığını,----- köyünün ----- ilinde bulunan bir köy olduğunu, Muhtarın ise o tarihlerde ------ ilinde olmadığını, "Müteveffa ----- 07.12.2021 tarihli senede yanımızda mühür ve parmak basmıştır.’ şeklindeki yazının altında ... ve ------ isimli şahısların isimlerinin yer aldığını beyanla; fazlaya ilişkin tüm dava hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla, Haklı ve hukuki dayanağı olan iş bu menfi tespit davasında borçlu olunmadığının tespitine,-----.İcra Müdürlüğü ----- Sayılı takip dosyası, -----.İcra Müdürlüğü ------Sayılı takip dosyalarının ayrı ayrı iptallerine, asıl alacak üzerinden %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının işbu davayla aynı iddialarda bulunduğu ve delil olarak dayandığı ----Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ------Soruşturma sayılı dosyasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilerek müvekkilinin haklılığı ve davacının iddialarının gerçeğe aykırı ve dayanıksız olduğu kanıtlandığını, söz konusu takipte ödeme emri davacıya tebliğ edilmiş olup davacı, icra takibine ve senede karşı süresi içerisinde hiç bir itirazda bulunmadığını, davacının itirazlarına karşı zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, süresinde yapılmayan itiraz sonucunda davacı tüm senet içeriğini kabul etmiş sayılacağını, üzerinden bu kadar zaman geçtikten sonra yapılan itiraz da bir kötü niyet göstergesi olduğunu, davacının kötü niyetinin anlaşılması için belirtmek isteriz ki; davacı annesi olan borçlu -----ekte ilgili belgeler sunulduğu üzere -----kendi evinden kovduğunu---- evine el kovmuş ve kendi evine sokmadığını, borçlu -----damadı olan Müvekkilinin de ------tekrar evine kavuşması için hukuki işlemler yapmış, evine bir çok eşya aldığını, tadilatlar yaptırdığını ve borçlarını ödediğini, bahse konu senetlerin de hep bu harcamalar karşılığında ----oğlu ..., Torunu ..., Gelini ..., Kızı-----şahitliğinde verildiğini, müvekkilinin borçlu -----cenaze masraflarını da üstlendiğini, fakat davacı tarafından hiç bir harcama yapılmadığını, davacının ise borçlu -----50.000-TL'den fazla para aldığını, Ekte sunulan mesaj kayıtlarından da para aldığını ve annesi ----- kendi evine almadığını kendisi beyan ettiğini, müvekkilinin -----tüm cenaze işlemlerini ve harcamalarını da üstlendiğini, -----Valiliğine de ...'ün----- evinden tahliyesi için başvuruda bulunulmuş olup başvuru süresi içerisinde yapılmadığından reddedildiğini, müvekkilinin, avukat ücretleri ve harçlarla birlikte 10.000-TL'den fazla harcama yaptığını, müvekkilinin----için ve evi için yaptığı harcamaları geri alabilmesi için de ---- tarafından müvekkile senet verildiğini, buna Muhtar dahil şahit olduğunu, davacı, borçlu------ akli melekelerinin yerinde olmadığına ilişkin herhangi bir delil sunamadıklarını, ayrıca senet imzalamakta kanunen herhangi bir yaş sınırının bulunmadığını, Menfi tespit davasında borçlu olmadığına ilişkin ispat yükü davacıda olup davacı iddialarını somut ve yazılı belgelerle destekleyememiş ve borçlu olmadığını kanıtlayabilecek somut bir delil de sunamadığını beyanla davanın reddine, icra takibinin durmasına sebebiyet verildiğinden, alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet ve icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takipleri nedeni ile borçlu olunmadığının tespitine yönelik olarak açılan Menfi Tespit Davasıdır. Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (-----). Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (----- ). Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itiraz yoluyla itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (-----). Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (-----).

Taraflar tanık deliline dayandığından ----- Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak tanıkların beyanı alınmıştır.

Tanık ... beyanında" Ben davacı ...'ün ağabeyinin kızı olurum. Davalı ... ise halamın eşi olur. Müteveffa-----davacının annesi, benim babaannem olur. Kendisi bir yıl önce vefat etti. Babaanneme deprem sonrası -----ev çıktı. Evin tadilatları için yapılan tüm masrafları davalı karşıladı. Davacı herhangi bir masraf yapmadı. Evin anahtarını davacı ... almıştı, babaannemi de evine almıyordu. Fakat evin aidatı, ödemeleri gibi hiçbir ödemeye katılmadı. Hatta bu konuda Valiliğe de başvurup, anahtarı o şekilde teslim aldık. Davalı dava konusu senetleri, babaannemin evine yapılan tadilatlar ve alınan eşyalar karşılığında imzalatmıştır. Yanlış hatırlamıyorsam iki tane senet imzalattırıldı. İki amcam, babaannemle ilgilenmeyince ve hiçbir masrafa katılmayınca babaannem de böyle bir çözüm buldu. Babaannemin maaşı vardı. Okuma yazması yoktu, ancak akıl sağlığı tamamen yerindeydi. Bu çevremiz tarafından da bilinen bir durumdur. Alınan eşyaları da biliyordu. Davalı, babaannemin borcunun bilinmesi için bu senetleri imzalattı. Dava konusu senetler-----babaannemin evinde imzalandı. Bizler de oradaydık. Komşumuz da vardı. ----- köyü muhtarının huzurunda senetler imzalandı. Babaannemin cenaze masraflarını davalı karşıladı. Davacı taraf cenazenin ikinci günü gelip, kısa bir süre kalarak geri gitti. Babaannem sağlığında büyük çoğunlukla bizde kalıyordu. Annem rahatsızlandıktan sonra davalının evine gitti. Bakımını onlar yapıyordu. Bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Tanıklık ücreti talebim yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık ... beyanında "Ben tarafları köylüm olması nedeniyle tanırım. Muris---- evi depremde yıkıldı. ---- hak sahibi oldu. Bende ---- oturduğumdan komşum olması nedeniyle tanıyorum. Öncesinde oğlu olan ...'ün yanında bir dönem kaldı. Daha sonra hak sahibi olduğu-----evine yerleşti. Dava konusu senetlere ilişkin benim görgüye dayalı bir bilgim yoktur. Muris ----- bulunan evinde vefat etti. Ölmeden önce bir ara----- davalı-damadının eşi olan kızının yanına gittiğini duydum ancak tam olarak tarihini bilmiyorum. Senet düzenlemeye ihtiyacı yoktu. Kendisinin, eşinden kalan emekli maaşı vardı. Murisin okuma yazması yoktu. Yaklaşık 94-95 yaşlarındaydı. Son dönemlerde bilinci yerinde değildi. Ölmeden önce son bir ay evde yatıyordu. Davacı ile murisin aralarında herhangi bir husumet yoktu. Beraber kalıyorlardı. Davacı ile davalı arasında mal anlaşmazlığı vardı ancak ayrıntısını bilmiyorum," şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık ... beyanında; "Davacı benim damadım olur. -----damadımın annesidir. Murisin düzenlemiş olduğu senetlere ilişkin benim bir bilgim yoktur. Muris öldükten sonra dava konusu senetlerin düzenlendiğini duydum. Muris ölmeden son bir ay içerisinde alzaymr olduğu için akli dengesi yerinde değildi. Ben evine gidip gelirdim ancak son zamanlarda beni dahi tanımazdı. Ölmeden iki ay önce ..., -----getirdi. Murise son dönemlerde oğlu ... ve eşi baktı. ---- eşi gelip murise 1 ay baktı ancak ----baktığına hiç şahit olmadık. ---- arasında mal paylaşımına ilişkin anlaşmazlık olduğunu biliyorum. Muris ----maaşı vardı. Senet düzenlemeye ihtiyacı yoktu. Maaşını ----- alıyordu. ---- ölmeden 1 sene öncesinde----- gitmişti. Ölümüne yakın bir tarihte ------gitmedi. Okuma yazması yoktu." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık ... beyanında; "Ben davacının abisiyim. Ben ------çalışıyorum. Muris ---- deprem nedeniyle hak sahibi olunca bu ev için ------tarafından eve eşya almak amacıyla 1.000,00 euro istedi. Bende 500,00 euro vereceğimi söyledim. Annemin eski eşyaları da olduğu için para vereceğini söyledi. Dava konusu senetlerin ne için düzenlendiğini ben-----sordum. Ev eşyaları için aldığını söyledi. Ben yeni eşya alındığını görmedim. Duyduğum kadarıyla eve eski eşyalar getirilmiş. Annem ölmeden son 1 ay önceye kadar kimseyi tanımıyordu. Hafızası yerinde değildi. Bu süre içerisinde -----evde kalmaktaydı. Son bir aylık süre içerisinde------ve eşi, diğer kardeşlerim zaman zaman yanında kaldı. Annemin okuma yazması yoktu. Ölmeden önce senede imza atacak, parmak basacak durumu yoktu. Annem zekaret halinde iken bu senetler imzalatılmış. Bu haldeyken zaten annemin hiçbir ihtiyacı yoktu. Ölmeden son bir ay içerisinde----- gitmedi. Daha öncesinde ----- gidip bir ay kaldığını biliyorum ancak tarihi tam olarak bilmiyorum. Annem hastanede vefat etti. Cenaze masraflarını belediye karşıladı. " şeklinde beyanda bulunmuştur.Tanık ... beyanında " Ben davacıyı annesinin komşusu olmam sebebiyle tanırım. Davacının annesi vefat etmiştir. Çok yaşlı idi. Davacının annesi akıl sağlığı pek yerinde değildi. Kendi işlerini yapamazdı. Ben evinin temizlenmesinde yardımcı olurdum. Vefatından bir ay kadar önce de hiçbir işlerini yapacak durumda değildi. Yemeğini dahi yiyecek durumda değildi. Davacının annesi kışları davacı ile kalır , bakımını davacı yapardı yazları ise köye gelirdi. Kendisine biz yardımcı olurduk. Ayrıca okuma yazma da bilmezdi. Ben davacının annesinin yanında sürekli olduğum için okuma yazma bilmediğini biliyorum. Davacının annesi vefat etmeden önce eski eşyalarını kullanmakta idi. Vefatından sonra eski eşyalar atılıp kızı ------ eşi olan damadı yeni eşyaları getirdi. Davacının annesi ----- senet düzenleyecek , mühür basacak kadar akli melekeleri yerinde değildi, " şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık ... beyanında "-----benim kayınvalidemdir. ... kaynımdır. ----damadı olur.Kayınvalidem 2022 yılında vefat etti. Akli durumu yerindeydi. ---- ev çıkmıştı. Eşyaları damadı ----- aldı. Karşılığında da ----- senede parmak bastı. ---- onu hiç zorlamadı. Ben bu sırada yanlarındaydım, bu sebeple biliyorum. Ayrıca ----- ödemelerini de ----yapıyordu. Şu anda bu -----evde ben arada gidip geliyorum, arada görümcem ----- eşi oturmaktadır. ------ eşinden kalmak emekli maaşı vardı, birikimi yoktu. Emekli maaşını da harcıyordu. Benim bilgim bu kadardır," şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık ... beyanında"-----benim kardeşimdir. -----annem olur. ----- kız kardeşim ----- eşidir. Kardeşim -----yaşamaktadır. Diğer kardeşim ---- yaşar. ---- ile ----- -----yaşamaktadır. Babam vefat ettikten sonra annemi ben ve eşim baktık. Çünkü ---- yaşayan sadece bizdik. Eşim onkoloji hastası olduğu için belli bir dönem ---- de gönderdik, orada çocuğun yanında da kaldı. Deprem olduktan sonra evi hasar almıştı. Evine girilmesi yasaktı. Bu sırada------ ev çıktığı için biz de dedik ki evi alalım. Annem orada yaşar, sırayla gelen bakar. Ancak evin eşyaları yoktu. Ben de emekliyim, durumum yoktu. Diğerleri de ödemeye yanaşmadı. ----- durumu iyiydi. Eşyaları ------ aldı. 2021'in 4. Ayından beri de aidat ve yakıt parasını da-----ödemektedir. Yapılan masrafların paylaştırılmasını istedik ancak kimse yanaşmadı. Annem de sen onlardan parayı alamazsın, bir belge olsun dedi. Annemin akli durumu yerindeydi. Bunun üzerine şahitlerin huzurunda parmak bastı, imza attı. Mühürü de vardı.----- hiçbir şekilde zorlamadı. Şahitte bizim köyün muhtarıdır. O da bizim evin alt katında oturmaktadır. ----- taksitlerini 2 hisseyi ----- 2 hisseyi ----- ödedi. ----- evde şu an------yaşamaktadır. Annemin birikmiş parası yoktu. Emekli maaşı vardı. Kimin yanında kalıyorsa emekli maaşı kartını da yanında olduğu için birlikte kullanılırdı. Benim bilgim bu kadardır," şeklinde beyanda bulunmuştur.------- Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak tanıklar dinlenmiştir.Tanık ... beyanında" Ben -----Üniversitesinde Veteriner Fakültesinde öğretim Üyesi olarak görev yapmaktayım, davacı ...'ü amcamın oğlu olması nedeniyle tanırım, davalı ...'da aynı amcamın kızının eşi olur, tarafları bu nedenle tanırım, Dava konusu olayı daha önce duymuştum, ...'ün annesi benimde yengem olan ----- vefat etmiştir, vefat ettiğinde tahminimce 90 yaşı üzerindeydi, ------ evinde kaldığı sürede vefat etti, zaman zaman kendi köyündeki evinde kaldığını biliyorum, çoğunlukla -----kaldırdı, nadiren ----- kalıyordu, Yengem ----- bulunan oğlu ... 2021 yılı 20 Kasım tarihinden bir kaç gün önce beni arayarak Annesinin ----- hasta olduğunu söyledi, benim ----- gidip gidemeyeceğimi sordu, bende kendisine gidip yengemi ziyaret edeceğimi söyledim, 20 Kasım 2021 tarihinde----gittiğimde Yengem -----yapmış olduğu deprem konutlarında bulunan evindeydi, yanında kızı -----oğlu ... ve gelini ... vardı, ben kendisini gördüğümde kendisi oldukça hastaydı, zayıflamıştı, yemek yemiyordu, günde 2 kaşık yiyebildiğini söylediler, beni tanımadığını gördüm, zaten yatıyor durumdaydı, bende bu durumu oğlu -----mesaj olarak bildirdim, ----- yaşlı ve hasta durumdaydı, ancak kendisinin o durumda kendisinin senet imzalayıp imzalayamacağı konusunda bir fikrim yoktur, ben ----- okuma yazma bilmediğini düşünüyorum ama bundan emin değilim, kendisini ziyarete gittiğimde evde bir takım eşyalar vardı ancak o eşyaların yeni olup olmadıklarına hiç dikkat etmemmiştim, bu nedenle eşyalarının yeni olup olmadığını hatırlamıyorum,----- herhangi bir evrak veya belge içeriğini anlayıp anlamayacağı hususunu da tam olarak bilemiyorum, çünkü ben -----yanında uzun süre kalmadım, kendisi rahatsızdı , zaten beni de tanımadı bende hemen çıktım, olay ile ilgili bilgim görgüm bundan ibarettir. " şeklinde beyanda bulunmuştur.Senet tarihi itibarı ile yürürlükte olan HMK 206 maddesinde göre; “İmza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulmasına bağlıdır. İmza atamayan kimselerin, cüzdanla iş yapmayı usul edinmiş kuruluşlarla olan işlemlerde kullanacakları mühür, kazınmış imza, işaret veya parmak izinin, işlemin başlangıcında hesap defterine veya cüzdanına basılmış olması veya önceden noterde bir örneği saklanmak üzere onanmış bulunması yeterli olup, her işlemde ayrıca onamaya bağlı değildir".HMK 206 md düzenleme ile 1086 sayılı Kanundaki ihtiyar heyeti ve iki tanık huzurunda işlemin yapılması usulü kaldırılmıştır. Kanunun madde gerekçesinde; bu durum "İmza atamayanların, hukukî işlemlerinin sonuçları konusunda aydınlatılmalarını ve bu şekilde işlemlerini daha güvenli bir şekilde yapmalarını sağlamak amacıyla, belgenin, noterde düzenleme biçiminde oluşturulması kabul edilmiştir. Özellikle, noterlerin hukukçu olmaları sebebiyle, hukukî işlem yapma konusundaki bilgi ve tecrübeleri ile imza atamayan kimseleri de gereği gibi bilgilendirmeleri sonucu hukukî işlemler daha güvenli bir şekilde yapılmış olacaktır" şeklinde açıklanmıştır.

Takip kambiyo senedine dayalı olarak başlatıldığından TTK hükümlerinin de dikkate alınması gerekir. Bonolar hakkında da geçerli olan TTK 756 maddesi; "Poliçe üzerindeki beyanların el ile imza edilmesi gerekir. El ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmî bir şahadetname kullanılamaz" şeklindedir.Dava konusu senetler incelendiğinde senetlerde müteveffanın imzasının yer almadığı, senetlerin parmak basmak suretiyle tanzim edildiği görülmüştür. Davalı taraf senetlerin tanıklar huzurunda parmak basılarak tanzim edildiğini kabul etmektedir. Tanık beyanlarından da müteveffanın okuma yazma bilmediği anlaşılmaktadır.

Somut uyuşmazlıkta; dava konusu bonoların TTK.'nun 756. maddesinde, poliçe üzerindeki beyanların el ile imza edilmesi gerektiği, el ile atılan imza yerine mekanik herhangi bir araç veya el ile yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şahadetnamenin kullanılamayacağı, TTK.'nun 776. maddesinde düzenleyenin imzasının bulunması bononun bir unsuru olarak sayıldığı ve Yasa'nın 777. maddesinde ise düzenleyenin imzasının bulunmadığı bir senedin bono sayılamayacağının belirtildiği, 6100 Sayılı HMK'nun 206.maddesinde imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulmasına bağlandığı, dava konusu bonoların HMK 206. Maddesine göre noter tarafından düzenlenmediği de dikkate alındığında bonoda müteveffanın eli ürünü bir imzasının bulunmadığından davacının dava konusu senetler sebebiyle davalıya sorumluluğu bulunmamaktadır. (----BAM----. HD----- Sayılı Kararı da aynı doğrultudadır.)Davalı yan ayrıca müteveffaya yapılan masraflar sebebiyle senet düzenlendiğini iddia etmiş ve yapılan masraflara ilişkin bir takım fatura ve ödeme dekontları sunmuş ise de ------ 11/01/2022 tarihinde vefat ettiği, site aidat ödemelerinden sadece 16/12/2021 tarihli 1130 TL'lik bedelin ölüm öncesine ait olduğu, diğer site aidat ödemelerinin ölüm sonrası olduğu kaldı ki bu ödeminin de senetlerin tanzim tarihinden sonra olduğu, diğer ödemelerin de senetlerin tanzim tarihlerinden sonra olduğu dikkate alındığında da davalının savunmalarına itibar edilemeyeceği bu yönü ile de davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği kanaati ile davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi, menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir.Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır.

Başka bir ifadeyle; İİK.nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir.Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir hükmünde, takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmektedir. Somut olayda davalının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın KABULÜ İLE; . . . . . .İcra Müdürlüğü . . . . . . Sayılı dosyasında takibe konu edilen alacaklısı ..., borçlusu . . . . . düzenleme Tarihi 07.12.2021 düzenleme yeri . . . . . ödeme tarihi 07.12.2021 olan 26.000 TL bedeli bono ve. . . . .İcra Müdürlüğünün. . . . . Sayılı dosyasında takibe konu edilen alacaklısı ..., borçlusu . . . . düzenleme Tarihi 02.12.2021 düzenleme yeri . . . . . , ödeme tarihi 02.12.2021 olan 30.000 TL bedeli bono sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,

  2. Şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine,

  3. Karar harcı 3.825,36‬. TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 956,34 . TL harcın mahsubu ile bakiye 2.869,02. TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,

  4. Davacı tarafından yatırılan 80,70. TL başvurma harcı,956,34. TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 1.037,04. TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine

  5. Davacı tarafından yapılan 752,50 . TL tebligat ve müzekkere gideri, yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,

  6. Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  7. Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00. TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  8. Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde . . . . . Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

asliyeincelemeMenfiticaretmahkemesi(KambiyoSenetlerindenTespithükümsavunmaKaynaklanan)gerekçe

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:35

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim