İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1105 E. 2024/145 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2019/1105
2024/145
21 Şubat 2024
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/1105
KARAR NO : 2024/145
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/12/2019
KARAR TARİHİ : 21/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki 2003 yılında----yakasında başladığını, müvekkilinin öncelikle 2006 yılında davalının ----- yakasındaki tek distribütör olduğunu, 2015 senesinden itibaren ise----tamamında (-----yakası dahil) tek distribütör olarak faaliyet gösterdiğini, tüm bu zaman aralığında davalıya ait bebek bakım, bebek şampuanı, ıslak havlu, sabun parfüm, deodorant, duş jeli, tıraş, krem, kolonya, saç bakım ve diş bakım ürünlerinin satışı ve pazarlaması müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, ancak müvekkili tarafından 2003 yılından itibaren hiçbir zaman ödeme ve teminat ile ilgili bir problem çıkartılmamasına, davalıya yapılması gereken ödemelerin ve verilmesi gereken teminatların eksiksiz şekilde yerine getirilmesine kısacası müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmekte iken davalının özellikle 2016 yılından itibaren müvekkilleri üzerinde kurduğu ticari baskı, yıldırma politikaları, ülke ekonomisinin geldiği fiili durumda gerçekçi olmayan hedefler talep edilmesi, mutabakatların zorla, baskı sonucu imzalatılması, 16 yıllık karşılıklı çalışmanın sonunda taraflar arasında oluşan güven doğrultusunda yıllık cironun %1nin müvekkiline ödenmesi gerektiği şeklindeki anlaşmanın yerine getirilmemesi vb. fiiller sonucunda son olarak davalı tarafından müvekkilinin 2018 yılı hedeflerini gerçekleştirememesi ve performansının düştüğü gerekçesiyle----Noterliği 06.05.2019 tarihli ----- yevmiye numaralı ihbarnamesi ile distribütörlük ilişkisinin ihbarnamenin tebliğinden 3 ay sonra sonuç doğuracak şekilde tek taraflı, haksız bir şekilde sona erdirildiğini, bu itibarla, taraflar arasında sözleşme ilişkisi haksız bir şekilde davalı tarafından tek taraflı olarak sona erdirildiğinden dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu'nun 122. Maddesi uyarınca denkleştirme talebinin şartları oluştuğundan ve davalının haksız feshi nedeniyle uğranılan maddi zararların tanzimi için işbu davayı ikame etme zarureti hâsıl olduğunu, tüm bu nedenlerle şimdilik 150.000-TL (belirsiz alacak) Portföy tazminatının, sözleşmenin fesih tarihinden başlayacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, müvekkilinin distribütörlük sözleşmesinden doğan ödenmemiş alacakları ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğramış olduğu şimdilik 150.000-TL zararın sözleşmenin fesih tarihinden başlayacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın 2006 yılında ----- yakasındaki tek distribütör olduğunu, 2015 senesinden itibaren ----- tamamında tek distribütör olarak faaliyet gösterdiğini iddia ettiğini, davacı taraf ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkisi sadece alım/satım ilişkisi olduğunu, taraflar arasında imzalanmış herhangi bir bayilik/tek satıcılık sözleşmesi olmadığını, tek satıcılık sözleşmesinin belirleyici unsurlarından birinin de, tek satıcıya sözleşme konusu bölgede, sözleşme konusu ürünlerin satımı hususunda tekel hakkı tanınması olduğunu, tek satıcı ile belirli bir bölgede mamullerini satması ve pazarlaması maksadı ile sözleşme yapılmakta olduğunu ve bu sözleşme gereğince belirli miktarda malı tek satıcıya satma yükümlülüğü altına girmekte olduğunu, sağlayıcıdan, sözleşme uyarınca bu malları satın alan tek satıcının da, bu malları kendi müşterilerine satma tahhüddü altına girmekte olduğunu, işte bu noktada sağlayıcı, sözleşme konusu bölgede, kendisi doğrudan sözleşmeye konu malların satışını yapmayacağı gibi, başka bir kimseye de tek satıcılık veremeyeceğini, eğer tek satıcılık hakkı verilmişse, Yargıtay ve Doktorinde tek satıcılık sözleşmelerinde üreticinin doğrudan satış hakkı bulunmadığı kabul edildiğini, somut olayda, davacı tarafın satış yaptığı bölgede müvekkili tarafından doğrudan satış yapılmakta olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin aynı bölgede davacının yanı sıra kozmetik ve hırdavat alanında farklı distribütörlerle çalışmakta olduğunu, taraflar arasında bir tek satıcılık sözleşmesinin olmadığının ortada olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 8 Ağustos 2019 tarihi itibari ile sona erdiğini, müvekkili şirket tarafından ---- Noterliği’nin 06.05.2019 tarih ve ----- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; 2019 Mart ve Nisan aylarında ortalamanın altında kalması, 2018 yılı hedefleri gerçeleştirilmemiş olması ve performansındaki düşüş sebebiyle taraflar arasındaki ticari ilişki işbu ihbarnamenin tebliğ edildiği tarihten itibaren 3 ay sonra hüküm doğrucak şekilde feshedildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona ermeden önce ihtarnamede de açıkça belirtildiği üzere Davacı tarafından karsızlık problemleri olması sebebiyle ticaret yapmaktan memnun olmadığının dile getirildiğini, davacının ticari ilişkiden memnun olmaması, performansının hedeflerin çok altında kalması sebebiyle taraflar arasındaki ticari ilişki sona erdiğini, somut olayda, davacı kusuru sebebiyle taraflar arasındaki ticari ilişki sona erdiğini,, Yargıtay Kararları ve Kanun kapsamında açıkça belirtildiği üzere, davacının portföy tazminat hakkı bulunmadığını, davacı tarafın sürümü ve pazarlamayı artırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacı tarafın, mahkemeyi yanıltmak için temeli olmayan bir iddiada bulunduğunu, taleplerinin değerlendirmeye alınmamasının gerektiğini, tüm bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, tarafların tanıkları dinlenilmiş, ----- İl Müdürlüğü'nden davacı tarafın delil listesinde bildirdiği işçilerin hizmet döküm belgeleri, işe giriş çıkış tarihleri istenilmiş ve----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ esas sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilmiş, tarafların ticari defter kayıtları üzerinde iki mali müşavir, iki nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden kök rapor alınmış ve taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda bilirkişi heyetine bir ekonomi uzmanı eklenerek ek rapor alınıp taraflara tebliğ edilmiştir.Davacı vekili 25/10/2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile dava dilekçesini sonuç ve istem kısmının ---- numaralı bendinde yer alan portföy (denkleştirme) tazminatı talebini 150.000,00 TL'den 1.658.160,00 TL'ye, - numaralı bendinde yer alan distribütörlük sözleşmesinden doğan ödenmemiş alacakları ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğramış olduğu zarar/kar mahrumiyetine dair taleplerini ise 50.000,00.TL'den 356.015,00 TL'ye olmak üzere 300.000,00 TL olan toplam taleplerini 2.014.175,00 TL olarak artırmış olup, talep artırım dilekçisinden bir suret davalı vekiline tebliğ edilmiştir.
Dava, davacı ile davalı arasında ticari ortaklığın haksız şekilde feshi nedeniyle denkleştirme alacağının ve uğranılan zararların tahsili istemine ilişkindir.
Portföy tazminatı yönünde yapılan değerlendirmede;
6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde, acentelik sözleşmeleri bakımından düzenlenen portföy tazminatı aynı maddenin 5.fıkrası gereği, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanacaktır.
6102 sayılı TTK.nın 122. maddesi uyarınca portföy tazminatı istenebilmesi için maddede aranan tüm koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Denkleştirme talebinde bulunabilmek için sözleşmenin sona ermesi yeterli olup, sözleşmenin hangi sebeple sona erdiğinin bir önemi yoktur. Sözleşme; sürenin son bulması, iflas, ölüm, kısıtlama veya feshi ihbarla sona ermiş olabilir (----- ) Sözleşmenin sona ermesinde acentenin kusurlu bir davranışının olmaması gerekir. ( ----- ). (Yargıtay -----. Hukuk Dairesi -----sayılı 1.3.2017 tarihli kararı) Bundan başka tek satıcının sözleşmenin ifası sırasında sözleşmeye konu ürünün, markanın yayılmasına katkıda bulunarak müşteri çevresini oluşturması veya önemli ölçüde geliştirmesi ve sözleşmenin sona ermesinden sonra, tek satıcı tarafından oluşturulan müşteri çevresinden üreticinin yararlanmaya devam etmesi gerektiği gibi tek satıcının da, sözleşme sonrasında kendisinin oluşturduğu veya önemli ölçüde geliştirdiği müşteri çevresinden artık yararlanamaması gerekir. Ayrıca, fesih tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve uyuşmazlığa uygulanması gereken 5684 sayılı Sigorta Kanunu'nun 23/16. maddesi uyarınca sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilecektir.
Portföy tazminatının belirlenmesinde TTK 122/2 maddesi dikkate alınacak olup, anılan hüküm gereği, tazminat, tek satıcının son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. Portföy tazminatı koşularının oluştuğunu ispat yükü tek satıcı olan davacıya, tazminat miktarının indirilmesi gerektiğinin ispatı ise davalıya aittir. (Yargıtay ----Hukuk Dairesi ----- sayılı 10.5.2017 tarihli kararı)Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte uzun yılardır süren ticari ilişki bulunduğu, davalı tarafın ----- Noterliği’nin 06/05/.2019 tarih ve -----yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; 2018 yılı hedeflerinin gerçeleştirilmemiş olması ve performansdaki düşüş gerekçe gösterilerek, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ihbarnamenin tebliğ edildiği tarihten itibaren 3 ay sonra hüküm doğrucak şekilde feshedildiği, taraflar arasında bayilik, acentelik, veya tek satıcılık gibi bir sözleşme ilişkisinin bulunduğu yazılı şekilde kanıtlanmamış olup, esasen taraflar arasında uzun yılardır süren bir ticari ilişki bulunmakla beraber, buna ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığı ve acentelikten doğan veya tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sözleşme ilişkisi bulunmadığı hususu da uyuşmazlık konusu olmayıp, bu durumda, taraflar arasındaki sözleşmenin bayilik/tek satıcılık sözleşmesi olmadığı ve yasal koşulları oluşmadığından davacının da bu durumda denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği kanaatine varıldığından davacı tarafın portföy (denkleştirme) tazminatı talebinin reddine karar vermek gerektiği anlaşılmıştır.Davacı tarafın haksız fesih nedeniyle uğramış olduğu kar mahrumiyeti ve işçilere ödemek zorunda kalınan bedelin tazmini talebi yönünde yapılan değerlendirmede;
Davacı tarafın ticari ilişkinin haksız feshi nedeniyle kar mahrumiyeti talebinde bulunduğu görülmekle;TBK'nın 112. maddesi uyarınca borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu kendisine hiçbir kusuru yüklenemeyeceği ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararlarını gidermekle yükümlüdür. TBK'nın 112. ve devamı maddesine göre; alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için, bu yüzden bir zarara uğramış olması gerekir. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet (olumlu) zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir. Müspet zarar; Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar, borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkan zarardır. (-----.). Kâr kaybı ise kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir.Sözleşmenin feshedilmiş olması halinde menfi zarar talep edilebilecek olup, sözleşme feshedildikten sonra müspet zarar talep edilebilmesi için sözleşmede bu yönde açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir. Kar mahrumiyeti müspet zararlardan olup, sözleşmede aksine hüküm bulunmaması halinde aktin feshinden sonra talep edilemez. Taraflar arasındaki herhangi bir yazılı sözleşme bulunmaması ve dolayısıyla sözleşmenin feshinden sonra müspet zarar talep edileceğine yönelik aralarında yazılı bir sözleşme olmaması ve aralarındaki ticari iişkinin de olağan fesih ile sona ermesine göre yasal koşulları oluşmayan, davacının müspet zarar niteliğindeki istemlerinin reddine dair karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Davacı tarafın, bizzat davalı için istihdam edilen personellere fesih sonrası ihtiyaç kalmadığından, İş Kanunu kaynaklı tazminatları ödenilerek işten çıkarılmaları nedeniyle uğranılan maddi zarar talebinde bulunulduğu, ancak bu talebin konusu edilen giderler işletmeye ilişkin olup sadece davalı ile aralarındaki ticari ilişkiye istinaden yapıldığına dair bir delil bulunmamaktadır. Öte yandan davacının fesih sonucu kaybettiği ticari işin yerini alacak ikame bir iş üretememiş olmasının sorumluluğu ve sonuçlarının tümüyle davalıya yükletilmesi de hakkaniyete aykırı olup, bu talebin de reddi gerektiği kanaatine varlmıştır.
Sonuç olarak; yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca, davacının sübut bulmayan davasının tümden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davanın REDDİNE,
-
Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL harcın peşin yatırılan harçtan bahsubu ile arta kalan 33.969,65 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
-
Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariye yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 233.134,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine,
-
Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
-
Davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde . . . . . Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12