İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1003 E. 2024/13 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/1003
2024/13
9 Ocak 2024
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1003
KARAR NO : 2024/13
DAVA : İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/12/2022
KARAR TARİHİ : 09/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davalı şirket ile müvekkili arasındaki devir iş ilişkisi çerçevesinde; hem sözleşmenin 4. maddesi uyarınca, 2019 haziran ayı rehabilitasyon ödemesini kurum devri yapılmış olması sebebiyle müvekkili şirkete ödemesi, hem de-----Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 03.12.2019 tarihli ----- sayılı yazısıyla şirket yetkilisine ödenmesi gerektiği sabit olmasına rağmen, devletten tahsil edilen tutarın müvekkili şirkete ödemediğini, bunun üzerine davalı hakkında ----. İcra Müdürlüğü’nün ---- sayılı dosyasıyla 118.608,03 TL asıl alacak ve işlemiş faiz toplamının tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalı borçlunun takibe itirazı sebebi ile takibin durduğunu, davalının devir sözleşmesinden dolayı borçlu bulunduğunu, davalının, itirazında müvekkili şirkete borcu olmadığından bahisle borca itiraz ettiğini beyanla davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Söz konusu davada müvekkili şirketin taraf sıfatı olmadığını davanın taraf sıfatı yönünden reddi gerektiğini, söz konusu protokolde Haziran ayında tahsil edilecek olan mayıs ayı ödeneğinden ----- feragat etmiş olup, şirket yetkilisi sıfatıyla feragat ettiğine dair de protokol de bir ibarenin olmadığını, takip eden cümlede söz konusu feragate ilişkin -----tarafından senet verileceği söylenmekle, yine söz konusu feragate ilişkin müvekkil şirketten bir güvence talebinde bulunulmaması da, feragatin ----- tarafından yapıldığı ve bu feragatin müvekkil şirketi bağlamayacağı da ortada bulunduğunu, . davacı tarafta ------- feragate ilişkin bir yetkisi olmadığını bilmekle, söz konusu senedi ------- adına istemiş olup, söz konusu davayı müvekkil şirkete yönlendirmekle kötü niyetli olduğunu, söz konusu protokolde söz konusu haziran ayına istinaden ------ tarafından 160.000,00 TL senet verileceği, söz konusu senedin ortalama olarak yazıldığı, kesilen fatura bedelinin iadesi halinde senedin iade edileceğinin belirtildiği, davacı taraf dava delillerinde ve ekinde söz konusu senedi sunmadığını, davacı tarafın söz konusu iadeye ilişkin aldığı senedi dosyaya sunması gerektiğini, söz konusu protokol maddelerinin birbiriyle çeliştiğini, davacı taraf devir bedelinin tamamını müvekkile ödediğini sunduğu banka dekontlarıyla ispatlayamadığını, Devir sözleşmesinin ya tarafların imza yetkilileri ya da onların vekaletname ile atadığı vekiller tarafından noter huzurunda imzalanması gerektiğini, söz konusu davaya konu protokolün noter huzurunda yapılmamış olup hukuken geçersiz olduğunu, davacı tarafından dava dilekçesinde ifade edilen beyanlar gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında imzalanan protokol 01/06/2019 yılına ait olduğunu, devir ücretinin 250.000,00 TL si noter devri esnasında----- ait-----Şubesi ----- İBAN numarasına gönderilecektir denmişse de; davacı tarafından müvekkile noter devir tarihinde söz konusu rakamı eksik ödediğini, davacı yanın sunmuş olduğu dekontlar söz konusu protokol tarihinden önce ki tarihli olup, noter devri esnasında yapılacak ödemeyi kapsamamakla, davacı yan söz konusu noter sözleşmesi sonrası eksik ödeme geçerek söz konusu protokolü hükümsüz hale getirdiğini, davacı tarafından dosyaya ----- kaymakamlığı ilçe milli eğitim müdürlüğüne ait 03/12/2019 tarihli yazının müvekkili şirketin davacı yana borçlu olduğuna ispat niteliği taşımadığını, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün müvekkile borç isnat etme yetkisinin bulunmadığını, davaya delil niteliği taşıyamayacağını, Milli Eğitim Müdürlüğü dava gerektirir bir konuda, sadece davacının sunduğu protokolü esas alarak müvekkiline borç atfetmesi kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirket haziran ayında söz konusu kurumu davacı yana devretmekle, mayıs ayı ödeneği müvekkil şirkete ait olduğunun açık olduğunu, icra takibinde takibe dayanak belge sunmayan davacının, itirazın iptali davasında icra dosyasında var olan belgeler dışında başka belgelere dayanamayacağını, somut olayda davacı alacaklı, iddia olunan borca konu takip talebinde borcun kaynağını ve nedenini açıkça yazmayıp, takibe dayandığı iddia olunan protokolü dosyaya sunmadığını, bu nedenle söz konusu protokol, senetler, ödeme dekontları vs. Sunulan delillerin bu davada delil olarak kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davacıya borcu bulunmadığını beyanla; davanın reddine, müvekkili aleyhine kötü niyetli hareket ederek icra takibi başlatan takip alacaklısı davacı aleyhine takibe konu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretini karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, ------ İcra Müdürlüğü'nün-----sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için;
a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu,----. İcra Müdürlüğü'nün -----sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (818 sayılı BK)’nun konuya ilişkin 61 ve devamı maddelerindeki (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (Benzer hüküm 6098 sayılı TBK)’nun m. 77 vd.yer almıştır.) düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.Sebepsiz zenginleşmenin gerçekleşmesi için aranan şartların şartlardan; birinci şart, taraflardan birisinin malvarlığında bir eksilmenin vukubulmasına karşı, diğerinin malvarlığında bir çoğalmanın gerçekleşmiş olmasıdır. Bir malvarlığındaki eksilme, aktifin azalması ya da pasifin çoğalması şeklinde olabileceği gibi, aktifin çoğalmasına ya da pasifin azalmasına engel olma yoluyla da gerçekleşebilir.
İkinci şart; sözü edilen eksilme ile çoğalma arasında bir illiyet bağının bulunmasıdır.Üçüncü şart, yine sözü edilen azalma ile çoğalmanın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Taraflardan biri, diğerine hükümsüz bir sözleşme gereğince misli mahiyette bir şey vermişse muteber olmayan sebebe dayanan bir iktisap söz konusudur. Sözleşmedeki şekil noksanlığı, fiil ehliyetsizliği, imkansızlık, hukuka veya ahlaka aykırılık, muvazaa gibi sebepler, butlan nedeniyle kazandırmayı geçersiz kılan sebepler olduğundan bu durumlarda kazandırma geçerli hukuki sebebe dayanmamaktadır.Dördüncü şart; vukubulan iktisabın (çoğalmanın) sebepsiz iktisap kuralları dışında, özel bir hukuk kuralına dayanılarak iadesi mümkün olmamalıdır. Zira böyle bir imkan varsa artık sebepsiz iktisap kuralları değil, sözü edilen özel kurallar uygulanır. İadenin; istihkak davası, haksız inşaat sebebiyle tazminat davası, sözleşmenin ifası davası, sözleşmeden dönme sebebiyle iade davası, vekaletsiz iş görmeye dayanan iade davası gibi yollarla gerçekleştirilmesi mümkünse, artık sebepsiz iktisap kurallarına başvurulamaz (----- Karar, 09.04.2014 Tarihli Kararı)
Somut olayda taraflar arasında 01/06/2019 tarihli devir protokolü ile rehabilitasyon merkezinin devri hususunda anlaşma sağlandığı, protokolün 4. Maddesine göre 2019 yılı Haziran ayı rehabilitasyon ödemesinin devir sebebiyle davacı tarafa ödenmesi gerekirken ödemenin yapılmadığı iddiası ile takip başlatıltıldığı, davalı tarafın ise taraf sıfatı olmadığını, protokol maddelerinin birbiri ile çeliştiğini, devir bedelinin ödenmediğini, eksik ödeme yapıldığını beyanla davanın reddini istediği görülmüştür.Mahkememizce -----Milli Eğitim Müdürlüğünden 2019 yılı Haziran ayı rehabilitasyon ödemelerinin kime yapıldığına ilişkin ödeme emri celp edilmiş olup yazı cevabının incelenmesi neticesinde 2019 yılı Haziran ayı Rehabilitasyon ödemesinin dava------22/07/2019 tarihinde 117.566,92 TL olarak yapıldığı anlaşılmış olup davalının husumet itirazı yerinde görülmemiştir.Taraflar arasındaki 01/06/2019 tarihli protokol ile kurumun davacıya devrinin yapıldığı, davacının kurumu işlettiği hususunda bir ihtilaf yoktur. Milli Eğitim Müdürlüğü yazı cevabında protokolün 4. Maddesine göre davacıya ödenmesi gereken 2019 yılı Haziran ayı rehabilitasyon bedeli davacıya ödenmesi gerekirken davalıya ödenmemiş ve davalı bu bedeli davacıya iade etmemiştir. İade etmemesinin dayanağını da protokol maddelerinin çelişkili olması, davacı tarafından devir bedelinin eksik ödendiği gibi gerekçelere dayandırmakta ise de protokolün 01/06/2019 tarihinde yapılmış olması, davacının kurumu işletmeye devam ettiği, aradan geçen süre içerisinde davalı tarafından protokolün iptali ve kurumunun tekrar devrini sağlayacak bir dava açmadığı, eksik ödeme ile ilgili de icra takibi veya dava açılmadığı dikkate alındığında davacı aleyhine sebepsiz zenginleşen davalının savunmalarının TMK'nun 2. Maddesine göre hakkın kötüye kullanılması sayılacağından davalının savunmalarına itibar etmeyerek sebepsiz zenginleşmeye konu 117566,92 TL'nin davacıya iadesi hususunda davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. 22/07/2019 tarihli ödeme emri dikkate alındığında alacağın likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
-
Davalının . . . . . İcra Müdürlüğünün . . . . . Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 117.566,92 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, işlemiş faiz talebinin reddine,
-
Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Karar harcı 8.030,99. TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.622,64. TL harcın mahsubu ile bakiye 6.408,35. TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
-
Davacı tarafından yatırılan 80,70. TL başvurma harcı, 1.622,64. TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 1.703,34. TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
-
Davacı tarafından yapılan 73,25. TL tebligat ve müzekkere gideri, yargılama giderinin haklılık oranına göre 72,61 TL sinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-
Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 18.810,71. TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 1.041,11. TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 1.308,41-TL.sinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 11,59-TL.sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:35