İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/949 E. 2024/580 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2019/949
2024/580
19 Temmuz 2024
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/949
KARAR NO: 2024/580
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (TİCARİ SATIMDAN KAYNAKLANAN)
DAVA TARİHİ : 10/12/2019
KARAR TARİHİ : 19/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı toptan gıda satış faturalarından tahsil edemediğinden ----İcra Dairesi---- Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine 14.597,21 TL alacak bedelli icra takibi başlattığı, davalının itirazı ile takibin durduğu belirtilerek; arz ve izah edilen nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle, uygun görülecek teminat karşılığı, borçlunun, borca yeter miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi ve menkullerinin muhafazası için ihtiyati haciz talebinin kabulüne, Davalı - borçlu şirketin ----. İcra Dairesi ---- Esas sayılı dosyasında borca, faize ve vekalet ücretine ve borcun tüm ferilerine karşı yapmış olduğu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazlarının iptali ile davalı aleyhine %40'dan az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, takibin 14.597.21 TL asıl alacak, icra vekalet ücreti, masraf ve takip tarihinden sonra işleyecek faizle birlikte takibin devamına karar verilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı taraftan tahmiline hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibi fatura alacağına ilişkin olduğunu, davacı taraf, fatura muhteviyatında yer alan ürünlerin satışı yapıldığını ve teslim edildiğini iddia etmekte olup, bu iddianın gerçek dışı olduğunu, davalı şirkete teslim edilen bir mal olmadığı gibi, davalı şirket bünyesinde SGK'lı çalışanların ve imzaya yetkili kişilerin sevk irsaliyelerinde imzaları bulunmadığını, davacı tarafından alındığı iddia edilen mallar davalı şirkete teslim edilmemiş olup, dayanak faturalar davalı şirkete ulaşmadığını, davalı şirket defterleri incelendiği takdirde bu faturaların şirket defterlerinde yer almadığı ve bu sebeple vergi indirimine de tabi tutulmadığı görüleceğini, davacı tarafından alacağın varlığına ilişkin kesin deliller sunulmamış olduğundan davacının haksız ve hukuka aykırı ihtiyati haciz talebinin reddi gerektiğini, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Tarafların uhdesinde olan tüm delilleri ibraz ettikleri, getirtilmesi gereken delilleri ilgili yerlerden getirtilerek dosya içine alınmıştır.Dosya tüm delillerin ibrazından sonra konusunda uzman teknik bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, teknik bilirkişi ayrıntılı raporunu ibraz etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Huzurdaki dava, ---- İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas sayılı dosyasında yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar ve kötü niyet tazminatı hususunda uyuşmazlık içinde bulundukları görülmüştür.
---- İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas sayılı dosyası celp edilmiştir.Davacı tarafa ait ticari defterler üzerinde SMMM bilirkişi tarafından inceleme yapılmıştır.6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU /TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI - Madde 222 - (1): "Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir."
(2): "Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır."
(3): "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz."
(4): "Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur."
(5): "Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."
TÜRK TİCARET KANUNU madde 64- (1): "(Değişik fıkra: 26/06/2012-6335 S.K./8.md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecekşekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir."
(2): "Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür."
Madde 83- (1): "Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir."
Ticari defterler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir.
Tİcari defterlere anılan Kanun'larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır.
Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1).Yine Türk Ticaret Kanunu madde 83/1'de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re'sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re'sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veye diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (HMK. m. 222/3)Davacı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Davalı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır. Tacirler arasındaki huzurdaki ticari davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.Bu açıklamalar ekseninde değerlendirme yapıldığında; davacı ile davalı tarafın tacir sıfatını taşıdıkları, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır. Her iki taraf da tacir olduğundan ticari defter içerikleri delil vasfı taşımaktadır.Mahkememizce işbu dosyada Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişisi raporu dosya arasına alınmıştır. SMMM bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle;Davacı şirket tarafından düzenlenen faturalar aşağıdaki gibidir,¸Söz konusu faturalar, e-arşiv faturalarıdır. Davalı şirketin de e-arşiv fatura mükellefi olup olmadığı yönünde yapılan inceleme
Güncelleme Tarihi: 04.01.2021
Toplam 318168 adet kullanıcı bulunmaktadır.
Davalı şirketin e-arşiv fatura mükellefi olmadığı görüldüğü, davacı yan yasal defterlerinde davalı şirket, ---- nolu Alıcılar hesabında takip edilmekte olup; takip tarihi olan 17.09.2019 tarihinde davalı şirketten 14.597,21 TL alacaklı olduğu, davalı şirket tarafından yasal defter ve belgeleri incelenmesi üzere ibraz edilmediği, davalı vekili ile yapılan görüşmede görevini bıraktığını, şirket ile olan vekalet ilişkisinin sona erdiğini zira kendisinin de şirkete ulaşamadığını beyan ve ifade ettiği, SGK belgelerinde yer alan ve davalıya ait olduğu görülen “----” nolu telefon numarası aranarak defter ve belge ibraz edip etmeyeceği sorulmuş iş bu rapor tarihine kadar davalıdan herhangi bir cevap alınamadığı, iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkün olduğu, ticari defterler kesin delillerden olduğu, yasa'da delil vasfi taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispati gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşıldığı, ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabildiği, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerektiği, bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafından defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabileceği, karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde davacı tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün olmadığı, davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterinin incelenmesini istediği kabul edilmesini, aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacağı, karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinde delil olup olmadığı kendi sonucuna göre değerlendirilebileceği, karşı taraf defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışın ticari defterlerini davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucunun varlığını kabul etmiş sayılmasını, tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, resmi defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3 madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu Mahkeme kabul edebileceği, aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacağı, davalı yanın defter ve belge ibraz etmemesi karşısında eldeki davada davalı yanın kayıtlarının davacı kayıtlarını destekler mahiyette olduğunun kabulü zorunlu olduğu, (---- BAM. -----. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ----)Davacı şirket tarafından keşide edilmiş satış faturaları için ayrıca sevk irsaliyesi zira, faturanın ürün ile birlikte teslim edilmesi halinde ayrıca sevk irsaliyesi düzenlenmeyeceği fatura üzerinde de yer almaktadır.¸Düzenlenen her faturanın e-arşiv fatura olmasına rağmen her fatura üzerinde teslim alan kişilere yeraldığı görülmekte olup; teslim aldı; lerin isimleri yukarıda listelendiği, buna göre her fatura içeriği ürünün davalı şirkete fatura ile birlikte teslim edildiği anlaşıldığı, bilindiği üzere 6102 Sayılı Kanun'un 21. Maddesinde; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” Denmektedir ve davalı, yasal süresinde ya da sonrasında söz konusu faturalara, fatura içeriği ürünlere itiraz etmemiş ya da iade fatura düzenlemediği, davacı ve davalı şirket arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ve tarafların cari hesap ilişkisine dayalı olarak çalıştıkları, davacı tarafından 5 adet e-arşiv fatura statüsünde faura düzenlenerek davalı şirket yetkilileri imzasına teslim edildiğinin iddia edildiği, davalı şirket tarafından ibraz edilmeyen yasal defterler üzerinde inceleme yapılamadığı, ve davalı yanca BA/BS Formlarında haddi olan 5.000,00 TL üzerinde olmasına rağmen davaya konu edilen faturaların beyan edilmediği, davacı şirket yasal defterlerinin yasal süresi içinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış ve sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, davacı şirketin takip tarihi olan 17.09.2019 tarihinde davalı şirketten 14.597,21 TL alacaklı olduğu, davalı ile yapılan görüşmeye rağmen defter ve belge ibraz edilmediği, davaya konu alacak bakiyesini oluşturan faturalara, fatura üzerindeki imzalara itirazda bulunmadığı bildirilmiştir.
EK raporda özetle; 1. Davacı ve davalı şirket yasal defterlerinin yasal süresi içinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış ve sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, 2. Davacı ve davalı şirket arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ve tarafların cari hesap ilişkisine dayalı olarak çalıştıkları, 3. Davacı tarafından 5 adet e-arşiv fatura statüsünde fatura düzenlenerek davalı şirket yetkilileri imzasına teslim edildiğinin iddia edildiği ancak davalı yanca ibraz edilen yasal defter kayıtlarında 2019 dayılı Haziran ayında “hiç çalışanı olmadığı”, davalı yan SGK kayıtlarında 2019 yılı Haziran ay, (faturaların düzenlendiği ay olması sebebi ile) davalının hiçbir çalışanı olmadığının tespit edildiği, 5. Davacı şirketin takip tarihi olan 17.09.2019 tarihinde davalı şirketten 14.597,21.-TL alacaklı olduğu, ancak davalı yasal defterlerinde davacıya ait iş ilişkisine ait hiçbir bir kayıt bulunmadı; Dolayısıyla davacının söz konusu faturaları tebliğinin ispata muhtaç olduğu, bildirilmiştir.Tanık ... beyanında: ''Ben hem davacı ... hem de davalı ... bilir ve tanırım. Davacı şirketten ben davalı şirketten çalışırken mal almaktaydık, davalı şirkette ben çalıştım. Tam olarak hatırlayamamakla birlikte yaklaşık 4-5 sene olmuştur. Ben davalı şirkette mutfak şefi olarak çalıştım. Benim davalı şirkette resmi olarak kaydım yoktu, biz normalde ---- çalışıyorduk, ancak sigortamız ---- isimli bir işyerinden çıktı, biz sigortamızın ---- üzerinden işlediğini sanıyorduk. Çalıştığımız işyerinde tabelada --- yazıyordu, Davacı --- Davalı ... ---- mutfak malzemesi vermekteydi, mutfak malzemesinden kastım gıda malzemesiydi. Davacı adına davalı şirkete tüm siparişleri orada ben veriyordum. Ben orada olduğum zaman ürünleri ben teslim alıyordum, ben olmadığım zaman farklı kişi teslim alıyordu. Benim dışımda ürünleri ---- teslim alıyordu. Onun dışında ----- vardı. Başka hatırlayamadım. Ben olmadığımda bu kişilerden ürünleri teslim alıyordu. Tanıklık ücreti talebim yoktur, Ben çalıştığım dönemde davalı şirkette müdür olarak ---- aracılığıyla işe başladım. ----- biz patron olarak davalı şirkette bildiğimiz kişiydi. Ben siparişleri davacı şirkete şahsi telefonum ile arayarak veriyordum'' demiştir.Mahkememizce dosyada bulunan bilgi ve belgeler, dosyada alınan rapor, ticari defter kayıtları sonucunda; davanın başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, icra takibinin ödenmeyen bir kısım faturalar dolayısıyla alacağın tahsili istemine ilişkin olduğu, davalı şirket temsilcisine isticvap davetiyesi çıkarıldığı hazır olmadığı, tarafların ticari defterlerinin incelenmiş olduğu, ticari defter kayıtlarında davacı şirketin takip tarihi olan 17.09.2019 tarihinde davalı şirketten 14.597,21.-TL alacaklı olduğu, ancak davalı yasal defterlerinde davacıya ait iş ilişkisine ait hiçbir bir kayıt bulunmadığı, davaya konu düzenlenen her faturanın e-arşiv fatura olmasına rağmen her fatura üzerinde teslim alan kişilere yeraldığı, bilindiği üzere 6102 Sayılı Kanun'un 21. Maddesinde; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” Denmektedir ve davalı, yasal süresinde ya da sonrasında söz konusu faturalara, fatura içeriği ürünlere itiraz etmemiş ya da iade fatura düzenlemediği, davaya konu düzenlenen her faturanın e-arşiv fatura olmasına rağmen her fatura üzerinde teslim alan kişilerin yer aldığı, dinlenilen tanık beyanlarının davacının söz konusu faturalara ilişkin teslimatları yapmış olduğunu gösterdiği, buna göre her fatura içeriği ürünün davalı şirkete fatura ile birlikte teslim edildiği anlaşıldığı, açıklanan gerekçelerle davacının davalıdan 14.597,21 TL alacaklı olduğu görülmekle, aşağıdaki şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.Ticari defter kayıtlarında yapılan tetkik neticesinde davacının alacağı olduğu, işbu alacağın ticari defterler kapsamında likit (bilinebilir) mahiyette bulunduğu gözetilerek İcra İflas Kanunu madde 67/2 uyarınca asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi kararlaştırılmış olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
-
Davanın KABULÜNE,
-
. . . İcra Dairesi'nin . . . . . Esas sayılı icra dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, duran takibin 14.597,21 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte DEVAMINA,
-
Asıl alacak olan 14.597,21 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine,
-
Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. (13) Maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 Maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
-
Karar ve ilâm harcı olan 997,14. TL harçtan peşin alınan 176,30. TL harcın mahsubu ile bakiye 820,84. TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
-
Davacı vekille temsil olunmakla dava tarihindeki kur üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 14.597,21 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
-
Davacı tarafça yapılan 1.969,75 TL yargılama gideri ve 176,30 TL peşin harç toplamı 2.146,05 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
-
Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,
-
Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,Dair, davacı vekilinin (e. duruşma) ve davalı vekilinin (e. duruşma) yüzüne karşı, miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:55