İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/983 E. 2024/361 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/983
2024/361
15 Mayıs 2024
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/983
KARAR NO : 2024/361
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/12/2022
KARAR TARİHİ : 15/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: takibe dayanak senetlerin teminat olarak verildiğini üçüncü şahıslara ciro edilemez kaydı içerdiğini, teminat senedi bir kambiyo senedi olmadığından teminat senedi ile kambiyo senetlerine mahsus takip yoluna başvurulamayacağını, müvekkili şirket ile dava dışı ----- ve ------. Arasında 30/10/2015 tarihli ve 19/10/2015 tarihli protokollerin imza edildiğini, davaya konu senedin protokol doğrultusunda verilen teminat senedi olduğunu, müvekkili şirket tarafından protokol gereği tüm iş ve işlemlerin yerine getirilmiş olmasına rağmen senetlerin müvekkili şirkete iade edilmediğini ve müvekkili aleyhine haksız icra takiplerinin başlatıldığını, davalı yanın değeri bugün 120 milyonu geçen taşınmazları bedelinin çok çok altında iktisap etmesinin müvekkili şirketin müzayaka halinden faydalandığının açık göstergesi olduğunu, müvekkillerinin 20/10/2015 Tanzim - 31/03/2016 Vade Tarihli 1.750.000,00 TL miktarlı senet ve iş bu senede istinaden haksız ve kötü niyetli olarak sebepsiz zenginleşme niyeti ile ikame edilen---- İcra Müdürlüğü'nün ---- esas ve-----. İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı takipler nedeni ile müvekkillerinin alacaklı görünene hiçbir borcu olmadığının tespitine, kötü niyetli takip nedeni ile davalının harca esas değerin %20'sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile dava konusu alacağın zaman aşımına uğradığını, davacıların müvekkilinin alacaklarından açıkça haberdar olduğunu ve ödeme için pek çok kereler görüşmeler yapıldığını, hal böyle iken davacıların devam eden haciz işlemlerinden duyduğu rahatsızlık neticesinde afaki iddialarla bu davayı ikame ettiklerini, müvekkilinin dava konusu senetlerden kaynaklanan alacağını ödememek için davacı tarafından ikame edilen, gerçeğe aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun beyanlardan oluşan bu davada, davacı tarafın dava konusu senetten kaynaklı borcu olmadığı hususunu ispat etmek durumunda olduğunu, itiraz edilen icra takibine konu alacağın 31 Mart 2016 vadeli 1.750.000 TL bedelli kambiyo senedinden kaynaklanan alacağı olduğunu, davacı tarafından ibraz edilen protokollerde böyle bir bedel ve tarihin yer almadığını, gerçekten de bu senetlerin teminat amaçlı verilmediğini, davacı tarafın protokollerde belirtilen edimlerin hiç birisini ifa etmediğini, müzayaka hali iddiasının gerçeği yansıtmadığı gibi bundan bahsedilmesinin dava konusu ile bir ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) dair menfi tespit davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, dava konusu 31.03.2016 tediye, 20.10.2015 tanzim tarihli 1.750.000,00 TL senetten ve bu senedin icraya konulduğu----. İcra Dairesi'nin ---- esas ve ----. İcra Dairesi'nin ---- esas sayılı dosyalarından dolayı davacının davalılara borçlu olup olmadığı, söz konusu senedin 30.10.2015 ve 19.10.2015 tarihli protokoller çerçevesinde verilen teminat senedi olup olmadığı hususlarında olduğu
tespit edilmiştir.Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalı(alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi sadece inkâr etmekle yetinir ise, başka bir deyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmüş ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalıya düşer. Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer.Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir. Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir. Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’înin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür.Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir.(Yargıtay HGK'nın ------. Sayılı ve 17.11.2022 tarihli kararı)Davacı takibe konu senetlerin, müvekkili şirket ile dava dışı -----Şti ve ------arasında imzalanan 30/10/2015 tarihli ve 19/10/2015 tarihli protokoller kapsamında verilen teminat senedi olduğunu, protokol gereğini yerine getirdiklerinden bahisle senetlerin iadesi gerektiği, teminat amacıyla verilen senetler nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarını ileri sürmüş, davalı taraf ise, senetlerin teminat senedi niteliğinde olmadığını, ayrıca davacı tarafın protokol edimlerini yerine getirmediğini savunmuştur.
Takibe ve davaya konu senetlerde teminat kaydı bulunmamaktadır. Davacı senet borçlusu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille ispatlayabilecektir. Davacı tarafça dayanılan ve dosyaya ibraz edilen 30/10/2015 tarihli ve 19/10/2015 tarihli protokollerde takip alacaklısı davalının sözleşmenin tarafı olmadığı, senetlerin bu protokoller gereğince ve protokollerin tanzim edildiği sırada verildiğine dair bir açıklama içermediği ve protokollerde takip ve dava konusu senetlerin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf yapılmadığı, davalı tarafın protokolleri kabul etmekle birlikte senedin bu protokollere istinaden teminat amaçlı verildiğini kabul etmediği, buna göre senetlerin protokoller uyarınca verildiği ve teminat senedi olduğunu ispat yükünün davacıda olduğu, dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğunun yazılı belge ile kanıtlanamadığı, taraflar arasında ticari işletmelerini ilgilendiren bir uyuşmazlık olmadığından tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ve protokole konu uyuşmazlıkların değer tespiti yapılmasının da hükme etki edecek veya değiştirecek mahiyette olmadığı, YİBGK ----- Karar ve 03.03.2017 tarihli ilamında belirttiği üzere davacı taraf ne dava dilekçesinde, ne de ıslah dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığından, yemin delilinin de hatırlatılamadığı, sonuç itibariyle davacılar tarafından, temel borç ilişkisi içerisinde senedin protokollere istinaden verilen teminat senedi olduğu hususu kanıtlanamadığından davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiş, İcra ve İflas Kanunu'nun 72/4. maddesinde de, ''Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.'' hükmünün yer aldığı, buna göre, somut olayda davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi için Mahkememizce aleyhine verilmiş bir tedbir kararının bulunmadığı, dolayısıyla tazminat koşulların oluşmadığı anlaşılmakla davalının tazminatı talebinin de reddine dair aşağıdaki şekilde karar hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Kanıtlanamayan davanın REDDİNE,
-
Davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin, şartları oluşmadığından REDDİNE,
-
Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 29.885,63 TL harçtan mahsubu ile artan bakiye 29.458,03 TL harcın talep halinde davacılara iadesine,
-
Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Artan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde yatırana iadesine,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre takdir olunan 212.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde . . . . . Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32