SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/828 E. 2024/91 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/828

Karar No

2024/91

Karar Tarihi

15 Şubat 2024

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/828

KARAR NO : 2024/91

DAVA : Tespit

DAVA TARİHİ : 23/11/2023

KARAR TARİHİ : 15/02/2024

Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi

DAVA: Davacı vekili 23/11/2023 harç tarihli dava dilekçesinde özetle;"Davalı -----tarfamdan, 30 Kasım 2015 tarihinde-----. Noterliğinde----- yevmiye numaralı vekaletname düzenlenmiştir. ----- Şirketi yetkilileri ----- (T.C. ---- ile ------(T.C. ------) tarafından,------ (T.C. ------) adına çıkarılan vekalet ile ----- davalı ------ şubeleri için Genel Müdür tayin edilmiş ve kendisine bu şirketin şubelerinin mal varlığını yönetme yetkisinin yanında kısmen veya tamamen dilediği miktara satma ve devir etme yetkisi de verildiği kapsamlı vekaletname verilmiştir. 29 Şubat 2016 tarihi itibarıyla ------ Şirketi'nin %99,96 oranında ana pay sahibi ortağı olmuş ve şirket kuruluş sözleşmesi ile sermaye olarak taşınmaz mülkiyeti taahhüt edilmiştir. Söz konusu davalı şirket tarafından verilen vekaletname esas alınarak 20 Ocak 2017 tarihinde ------. adına kayıtlı taşınmaz------ Şirketi'nin şirket kuruluş sözleşmesi ile taahhüt edilen kayıtlı sermayesini oluşturmak üzere taşınmaz devrine ilişkin sözleşme imzalanmış ve devir işlemi yapılmıştır.----- Cumhuriyeti'nin 15 Kasım 1996 tarih ve 60 Sayılı "İş Ortakları ve Şirketler Hakkında" Kanunun 3 paragrafı, 37. maddesinin 4, bendine göre "bir limited şirketteki sınırlı sorumlu olan ortaklar aşağıdakileri yapmakla yükümlüdür: kuruluş belgelerinde ve sözleşmede öngörülen şekilde ve miktarda sermaye borçlarını yerine getirmeleri gerekmektedir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.---- Cumhuriyeti'nin 15 Kasım 1996 tarih ve 60 Sayılı "İş Ortaklıkları ve Şirketler Hakkında" Kanununun 38'inci maddesinin 2. paragrafı uyarınca, "Şirket'in resmi sicile kayıt tarihinden itibaren bir yıl içinde kuruluş sözleşmesinde ortaklar tarafından taahhüt edilen sermaye miktarı, tam olarak ödenir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. ------tarafından, vekalet ilişkisine istinaden vekili ----- aracılığıyla, 30 Kasım 2015 tarih ve ----- yevmiye numaralı vekaletnameye istinaden, kendisi tarafından-----Şirketi ne taahhüt edilen kayıtlı sermaye borcunu yerine getirmek amacıyla 20 Ocak 2017 tarihinde taşınmaz devrine ilişkin sözleşme yapılmış ve taşınmaz devredilmiştir. Ancak 12 Temmuz 2017 tarihinde, davalı -----Şehir Mahkemesine başvurarak söz konusu taşınmaz çevrine ilişkin şirket kuruluş sözleşmenin, taşınmaz devir sözleşmesinin ve işleme esas olar vekaletin geçerli olmadığı gerekçesiyle geçersizliğine hükmedilmesi istemiyle dava açılmıştır. Davalı ------ müvekkile karşı açtığı davada -----Asliye Hukuk Mahkemesi ------ Karar sayılı karara, -----Cumhuriyet Savcılığı ----- Esas nolu dosyası kapsamında ------. Sulh Ceza Hakimliği ------- dosyası ile verilen kararlara dayanmıştır. Ancak tarafımca ------. Asliye Hukuk Mahkemesi ------ Karar sayılı kararı incelendiğinde davalının vekaletin geçersizliğinin tespiti için dava açtığı, ancak "davanın tarafların tacir olması sebebiyle görevli Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu bu nedenle davanın görev ve usulden reddine, kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içerisinde müracaat halinde dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiş ancak dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesi yönünde tarafların talebi olmadığı ve dosyanın bu şekilde kaldığı görülmüştür. Davalının, vekaletin ve buna istinaden yapılan devir sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti için ------ Mahkemesinde açtığı dava sonucunda ------Şehir Mahkemesinin 12 Mayıs 2023 tarihli kararıyla 29 Şubat 2016 tarihinde taraflar arasında yapılan ve kayıtlı sermaye borcunun yerine getirilmesi için taşınmazın devredilmeme ilişkin sözleşme geçersiz olarak kabul edilmiştir. Karar müvekkili tarafından İstinaf edilmiş ve ticari davaların incelendiği---- İstinaf Mahkemesi 25 Temmuz 2023 tarihli kararı ile ilk derece Mahkemesi kararanı onamıştır. ------Şehir Mahkemesinin 05/12/2023 tarihli kararı, 25/07/2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir.-----Şehir Mahkemesi kararında taşınmaz devrine ilişkin sözleşmenin geçersiz ilan edilmesinin gerekçesi olarak-----geçerli olmayan vekaletname ile temsil etmiştir" sonucuna vararak söz konusu işlemi geçersiz kabul edilmesinin temeli olarak şunlara vurgu yapmıştır: Mahkeme heyeti, "şubeyi temsil etmek için verilen vekâletnameni, Yönetim Kurulu Başkanı tarafından ve adından düzenlenmesi veya tüm Yönetim Kurulu üyelerinin ortak imzası ile imzalanması gerektiği kanaatine varmıştır." şeklinde Türk Hukuki ile çelişen ve adeta Türk mevzuatına müdahale eden gerekçeyle vekaletin ve buna istinaden yapılan devir sözleşmesinin geçersiz olduğuna karar vermiştir. Görüldüğü üzere, -----Mahkemesi yetkisinde olmadığı halde, Türk mevzuatına uygun olarak düzenlenen vekaletnamenin yönetim kurulu başkanı tarafından ve adından düzenlenmesi veya tüm yönetim kurulu üyelerinin ortak imzası ile imzalanması gerektiği gerekçesiyle, geçerli olan vekaletnamenin geçersiz olduğuna ve söz konusu vekalet ile yapılan taşınmazın devrine ilişkin işlemi de geçersiz kılarak iptal etmiştir. -----Mahkemesinin verdiği Türk resmi belgelerinin hukuki statüsüne ilişkin tespitkr içeren kararı Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuki egemenliğine müdahale niteliğindedir. Türkiye Cumhuriyeti noterliğinden söz konusu vekalet sorgusu yapıldığında otomatik bilgi sisteminden alınan bilgiye göre Sorgulanan vekaletnameye ait azil istifa düzeltme ve şerh kaydına rastlanmadığı yönünde bilgi bulunmaktadır. ------noterliğinde avukat olarak tarafımca alınan bilgiye göre söz konusu vekaletnamenin bir örneğinin noterde muhafaza edildiği, değiştirilmediği ve iptal edildiği tespit edilmiştir. Ticaret Sicil kayıtları incelendiğinde, 06.04.2015 tarih, sayfa-----ve---- sayılı ---- Ticaret Odası sicilinde yayımlanan bilgiler kontrol edildiğinde ---- Yönetim Kurulu Üyelerinin şirketin merkezi olan -----adresinde aldığı ve ticaret siciline tescil ettirdiği Karar no: -----Karar tarihi: 07/03/2015 şirketin görev bölümü, temsili ve ilzamı hakkında alınan karara göre, 'T.C. ----kimlik numaralı ----Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve ----- Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçilmiştir. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı -----Yönetim Kurulu Üyesi ----- üye----- ve üye------ herhangi ikisinin şirket kaşesi veya ünvanı üzerine atacakları Müşterek imzaları ile şirketi her konuda en geniş şekilde temsil ve izam etmelerine, oy birliği ile karar verilmiştir". (EK-5 ticaret sicil kayıtları) Görüleceği üzere şirketin Yönetim Kurulu üyeleri oy birliği ile yukarıda kararda ismi geçen kişileri şirketi her konuda en geniş şekilde temsil ve ilzam etmelerine karar verilmişler ve bu kararı devleti ---- Ticare Odası Ticari Siciline kayıt etmişlerdir. Bu karara göre. şirketi temsile yetkili kişilerin herhangi ikisinin şirketi her konuda en geniş şekilde temsil ve ilzam etme yetkisi bulunmaktadır. Bu karara uygun olarak davalı şirket adına yetkilileri----- tarafından----- Şirketi'ni temsil elmesi üzere ------ vekalet verilmiştir. Müvekkil şirket iyi niyetli 3 kişi konumunda olup, ----- Noterliğ tarafından Resmi şekilde düzenlenen ve apostil edilen vekalete istinaden davalı -----mal varlığında olan taşınmazı şirketin kuruluş sermayesi olarak kabul etmiş ve buna istinaden taşmaz devrine ilişkin sözleşme yapmıştır. Gelinen noktada, davalı -----yönetim kurulu başkan vekili ve yönetim kurulu başkan yardımcısı taralından usulüne uygun düzenlenen vekalet aradan geçen onca zaman sonra davalının yeni yönetim kurulu üyeleri tarafından kötü niyetli olarak iptal ettirilmeye çalışılmaktadır. Müvekkilim her ne kadar vekalet veren veya vekil olmasa da, söz konusu vekalet ilişkisine güvenen iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olup. söz konusu vekaletin geçerli olduğunun tespit edilmesinde hukuki yararı vardır. HMK'nın 114/1 -h maddesine göre davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması bir dava şartıdır. Maddenin gerekçesinde Burada sözü edilen hukuki yarardan maksat, davacının sübjektif hakkına hukuki korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâli hazırda hukuken korunmaya değer bir yararın bulunasıdır. Bir başka ifadeyle, davacı hakkına kavuşmak için, hâli hazırda mahkeme kararına muhtaç konumda değilse onun hukuki yararının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir." şeklinde açıklanmıştır. Davacının dava açmaktaki yararının hukuki, korunmaya değer, güncel ve dava açıldığı anda var olması gerekmektedir. Yerleşik Yargıtay kararlarına göre, hukuki yararın bulunduğunu kabul etmek için davacının, davalının davranışına bağlı veya başka bir nedenle kendisinin hukuki durumunu tehlikeye sokabilecek bir durumun var olması ve bu durumur başka bir yolla ortadan kaldırılamayacak nitelikte olması gerekir. Müvekkilin, ---- Cumhuriyetinin ------ şehrinde görülen davasının Yargıtay aşamasında delillerin ve mevcut hukuki durumun yeniden değerlendirilmesi için Türk Mahkemesi tarafından Türk Kanunlarına uygun olarak vekaletin geçerliliğine veya geçersizliğine ilişkin hukuki uyuşmazlığın aydınlatılması için yargı kararma ihtiyaç duyulmaktadır. Müvekkil şirketin malvarlığı statüsü, şirket kuruluşuna ve sermaye taahhüdüne ilişkin sözleşmenin akibeti söz konusu vekaletin geçerli olup olmadığına, yetkili kişiler taralından verilip verilmediğine ve hukuki durumunun tespitine bağlı olduğundan uyuşmadığın çözümü için Mahkemenize başvuru zorunluluğu doğmuştur. "denmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; FETÖ/PDY irtibat ve iltisakı ile örgüte finans teminine yönelik yürütülen ceza soruşturması kapsamında kayyım atanmış ve halen TMSF’nin kayyımlığı altında TMSF tarafından atanmış yöneticiler tarafından yönetilmekte bulunan ----- Mahkemelerinde -----Şirketine karşı, muvazaalı ve yok hükmündeki taşınmaz malvarlığı devir sözleşmelerinin iptali ve asgari değeri 30.196.116,72-ABD Dolarına tekabül eden taşınmaz malvarlığının iadesi talebiyle açmış olduğu eda davası,------ Mahkemelerindeki 6 yıllık dava süreci neticesinde ----- İlçe Mahkemesi, Şehir Mahkemesi ve nihai olarak Yüksek Mahkemesinin vermiş olduğu kesin karar ile -----. lehine hükme bağlanmış ve malvarlığı iade alınmıştır. HMK uyarınca tespit davası eda davasının öncüsü olup, eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gibi; huzurdaki davanın davacısı aleyhinde açılmış eda davası -----Mahkemelerinde (tüzel kişiliğin kurulu bulunduğu, taşınmaz malvarlığının bulunduğu, muvazaalı devirlerin yapıldığı yer) ----- Limited Şirketi aleyhinde kesin kararla hükme bağlanmıştır. (EK-1:----- Yüksek Mahkemesi kararı) Dolayısıyla davacı ----- Şirketinin huzurdaki tespit davasını açmakta güncel hukuki yararı bulunmadığı gibi aleyhinde açılmış eda davasında aleyhinde verilmiş kesin mahkeme kararı bulunmakla, huzurdaki davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesini talep ederiz. HMK uyarınca dava şartları incelenmeden ve karara bağlanmadan esasa girilemeyeceğinden; huzurdaki davada öncelikle “hukuki yararın yokluğuna” yönelik itirazımızın incelenmesini talep ederiz. Huzurdaki hukuka aykırı tespit davasına karşı usule yönelik itirazlarımız ve yine esasa yönelik itirazlarımız, işbu dilekçeyle aşağıda kapsamlı şekilde mahkemeye sunulacak olmakla birlikte, öncelikle aşağıdaki itirazlarımızı Sayın Mahkemenin incelemesine sunmaktayız. Davacının dava dilekçesinde “sonuç ve istemde” talep ettiği --- numaralı talebi, “noterler birliğinden vekaletin sorgusunun yapılması” olup, bu talebe itiraz ediyoruz. söz konusu sorgunun sonucu şekli kayıt bilgisi, vekaletin esasına şamil değildir. kaldı ki davacının elinde zaten bir sorgu sonucu bulunduğu, dava dilekçesine ek-4 nolu şekilde eklenmiş “sorgulaması yapılan vekaletname” başlıklı yazıdan anlaşılmaktadır. Davacının vekaletinin sunulması dava şartıdır. dava şartının yerine getirilmiş olması için, “---- kurulu davacı şirketin imza yetkilisinin ----- noteri önünde imzalayacağı ve noter tasdikini içeren avukat vekaletnamesinin apostil tasdikini de içermesi, devamında ise ----- dilinde düzenlenmiş vekaletin Türkiye’de ---- noterliğinde ----dilinden Türkçe diline tercümesinin yapılarak noter tercüme tasdikini içermesi” gerekmektedir. dava şartı yerine getirilmemiştir, itiraz ediyoruz. 3-davacı, davasını ispatla ve delillerini ibrazla yükümlü olup; dava dilekçesiyle birlikte sunduğu ---- dilindeki evrakın, apostil şerhi ile birlikte-----noterlik nezdinde tercüme tasdikini yaptırarak resmi mühürlü türkçe tercümesini dosyaya sunmakla yükümlüdür. Davacının hukuka aykırı tespit davasına karşı usule ve esasa yönelik itirazların sunulması öncesinde, ----- kesin mahkeme kararına bağlanmış eda davası hakkında Sayın Mahkemeye bilgi sunulması gerekmektedir. Davacının huzurdaki tespit davasına konu ettiği muvazaalı vekaletname ve bu vekaletnameyle kurulmuş muvazaalı vekalet sözleşmesi, söz konusu vekaletin kullanıldığı muvazaalı yok hükmündeki malvarlığı devir işlemleri, muvazaanın tarafı bulunan ve malvarlığını devralan ---- Şirketi ve muvazaalı geçersiz işlemlerle devredilmiş malvarlığının iadesi için ----. tarafından ----- açılmış, kesin karara bağlanmış dava hakkındaki açıklamalar aşağıda Sayın Mahkemenin incelemesine sunulmuştur. 1-Davalı ---- FETÖ/PDY irtibatı ve iltisakı nedeniyle ----Cumhuriyet Başsavcılığının ----- Soruşturması kapsamında 11.04.2016 tarihinde -----.Sulh Ceza Hakimliğinin ------sayılı kararı ile CMK md.133 uyarınca kayyım atanmıştır. 01.09.2016 tarihli 674 sayılı KHK (6748 sayılı Kanun) ve 22.11.2016 tarihli 677 sayılı KHK (7083 sayılı Kanun) düzenlemesiyle kayyımlık yetkisi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmiştir. Davalı şirket halen Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun kayyımlığı altında TMSF tarafından atanmış yöneticiler tarafından yönetilmektedir.

Ülkemizde yaşanan 17/25 Aralık 2013 süreci sonrası 2014 yılında başlatılan ceza soruşturmaları çerçevesinde FETÖ/PDY irtibatı ve iltisakı nedeniyle ilk olarak 17 Kasım 2015 tarihinde-----ye ve iştiraki bir kısım şirketlere yapılan CMK 133 tahtındaki kayyım ataması sonrasında, FETÖ/PDY irtibatı ve iltisakı tespit edilebilen diğer şirketlere de süreç içerisinde kayyım atanmıştır. ---- kurulduğu tarihlerde -----iştiraki olup, ilerleyen süreçte hisseleri ----- hissedarları ve yöneticisi bulunan ----- gibi kişilere devredilmiş olup, kısaca ----- 11 Nisan 2016 tarihinde kayyım atanmıştır. Davacı ----- Şirketi ise 30 Kasım 2015 tarihli vekaletle vekil ---- tarafından ve------ %99,96 hissedarlığıyla 24 Şubat 2016’da ----- şehrinde kurulmuş bir şirkettir. Davacı şirketin muvazaalı kuruluşu, muvazaalı malvarlığı devirleri aşağıda özetlenmiştir:

2.1. ----- 17 Kasım 2015 tarihinde kayyım atandıktan sonra, o tarihlerde----- Şubesinin Genel Müdürü bulunan ----- yeni bir vekaletname çıkartılmış ve -----. adına -----ve ----- imzası ile 30 Kasım 2015 tarihli vekaletname düzenlenmiştir.

2.2. ----- şehrindeki Şubesi, merkeze bağlı şube olarak 23.04.2004 tarihinde ---- Adalet Bakanlığı tarafından tescil edilmiştir-----Belediyesi tarafından ----- Şubesine kullanım hakkı tahsis edilmiş 26.723-m2 arazi üzerinde ----- tarafından inşa edilmiş ----Ticaret Merkezi isimli alışveriş merkezi ve 2 adet ofis kulelerinden oluşan taşınmaz malvarlığı, ----- mülkiyetinde işletilmekte, çok yüksek miktarlarda kira geliri elde edilmekte iken aşağıda açıklanan muvazaalı işlemlerle 30 Kasım 2015 tarihli vekaletle 2016 yılı başında yani ----- 11 Nisan 2016’da kayyım atanmasından sadece 2-3 ay öncesinde ----- Şirketine devredilmiştir.

2.3. 30 Kasım 2015 tarihli vekaletle ----tarafından önce 24 Şubat 2016’da -----Şirketi kurulmuştur. (EK-2 : ----- Şirketi kuruluş ana sözleşmesi)------Şirketi’nin kurucu hissedarları;

• Hissedar ------ Şirketinin ana sermayesinin %99,96’sına karşılık gelen 2.287.584.600---sermaye payı ile ----- Şirketine hissedar yapılmıştır. (Söz konusu 30 Kasım 2015 tarihli vekaletle----. adına vekil -----tarafından----kuruluş ana sözleşmesi imzalanmıştır) 2016 yılı itibarıyla ---- para birimi -karşılığı ABD Doları kuru dikkate alındığında sermaye payı 2.287.584.600--- karşılığı tutar 30.196.116,72-ABD Dolarıdır.

• Hissedar -----Şirketinin ana sermayesinin %0,02’sine karşılık gelen 457.700 ---- sermaye payı ile ----- Şirketine hissedar olmuştur.

• Hissedar -----Şirketinin ana sermayesinin %0,02’sine karşılık gelen 457.700--- sermaye payı ile-----Şirketine hissedar olmuştur.

2.4. Şirketin kuruluşunu müteakip 29 Şubat 2016’da söz konusu vekalet kullanılarak, -----Şirketi arasında Şubenin malvarlığı ----- Ticaret Merkezinin ----Şirketine devri sözleşmesi imzalanmıştır. (EK-3)Bu sözleşmeyi, söz konusu 30 Kasım 2015 tarihli vekalete istinaden----- Şubesi adına hareket eden----- ve yeni kurulan----Şirketi adına vekaleten hareket eden-----imzalamıştır. -----Şirketi tarafından ---- verilen vekaleti de yine-----Şirketi adına----- imzalamıştır.---- Şubesinin malvarlığı olan 26.723-m2 arazi üzerinde inşa edilmiş ------ Ticaret Merkezi, 2.287.584.600 ----kuruluş sermayesi payı karşılığı ----- Limited Şirketine söz konusu sözleşmeyle devredilmiştir. (2.287.584.600 ----- karşılığı 30.196.116,72-ABD Dolarıdır.)2.5. Malvarlığının devrini müteakip 02 Mart 2016’da vekaleten imzalanan hisse devir sözleşmesiyle,---- Şirketi’ndeki %99,96 hissesi bedelsiz şekilde ----- devredilmiştir. (EK-4 : Hisse devir sözleşmesi)

Söz konusu hisse devir sözleşmesi, 30 Kasım 2015 tarihli vekalete istinaden ----. adına hareket eden ------ arasında imzalanmıştır.

2.6. Buraya kadarki işlemler özetlenirse; 24 Şubat 2016 – 02 Mart 2016 arasında ----- tarafından müştereken ifa edilen işlemlerde; 30 Kasım 2015 tarihli vekalet kullanılarak, ----- Şirketi kurulmuş (HUZURDAKİ DAVANIN DAVACISI ŞİRKET),----bu şirkete kurucu hissedar yapılmış, ---- Şubesinin malvarlığı ----- Ticaret Merkezi, kuruluş sermaye borcu ödemesi olarak ----- Şirketine devredilmiş, malvarlığının devrini müteakip -----Şirketindeki hisselerinin tamamı bedelsiz şekilde ----devredilmiş, ---- Şirketindeki hissedarlığı sona erdirilmiştir. 2.7. -----Şirketindeki hissedarlığı yukarıda yazılı şekilde sona erdirildikten sonra; 02 Mart 2016 itibarıyla ---- Şirketindeki ortaklar %99,98 hisseyle -----ve %0,02 hisseyle---- iken; Türkiye’de yaşanan 15 Temmuz 2016 FETÖ/PDY Darbe Girişiminin sonuçsuz kalması üzerine, 29 Eylül 2016 tarihinde, ----Şirketindeki %99,98 hissesinin %49,98 hissesini ---- Vatandaşı ----kızı ----- bedelsiz devretmiş (EK-5: Hisse devir sözleşmesi), ---- Şirketindeki %0,02 hissesini ----- kızı ----- bedelsiz devretmiştir. (EK-6: Hisse devir sözleşmesi) Böylece bu hisse devirleriyle 29 Eylül 2016 itibarıyla ----Şirketindeki hissedarlar %50---- ve %50 ---- vatandaşı ---- kızı -----haline getirilmiştir. (EK-7: Hissedarlık yapısını gösterir ortaklar kurulu tutanağı)29 Eylül 2016 tarihli bu şekli hisse devirlerindeki amaç,---- kaçırılan malvarlığı---- Ticaret Merkezinin devredildiği ---- Limited Şirketinin ----- yerel yatırımcının şirketi olduğu algısı yaratılmasına matuftur. Zaten----- 6 yıl süren davada savunma aracı olarak hep bu husus kullanılmış----- Limited Şirketinin yerel yatırımcı ----- vatandaşının şirketi olduğu ifade edilmiştir.

2.8. Bilahare 20 Ocak 2017’de vekaleten imzalanan bir başka sözleşmeyle, bu defa ----- Ticaret Merkezinin bulunduğu 26.723-m2 arazinin kullanım hakkı, -----. Şubesi tarafından ----- Şirketine devredilmiştir. (EK-8: Arazinin kullanım hakkının devri sözleşmesi) Söz konusu devir sözleşmesi, yine 30 Kasım 2015 tarihli vekalete istinaden -----Şubesi adına hareket eden ----- Limited Şirketi arasında imzalanmıştır.

Dolayısıyla, yukarıda açıklanan işlemlerle, ----- adına söz konusu vekaletle hareket eden-----tarafından önce 2016 yılı Şubat ayında ---- Ticaret Merkezinin(bina) mülkiyeti ----Şirketine devredilmiş, sonrasında 2017 yılı Ocak ayında arazinin kullanım hakkı-----Şirketine devredilmiştir.

2.9. Yukarıda açıklanan tüm işlemler sonucu olarak; 30 Kasım 2015 tarihli vekalete istinaden -----. adına hareket eden ------ tarafından tamamlanan işlemlerle, 2016 yılı itibarıyla asgari 30.196.116,72-ABD Doları değerindeki ---- Ticaret Merkezinin mülkiyeti ve üzerinde bulunduğu arazinin kullanım hakkı----- Şubesinin malvarlığından bedelsiz şekilde çıkartılmıştır. O tarihten itibaren yüksek tutardaki kira gelirlerini de----- Şirketi tahsil etmiştir.

----dava hakkında :

kaçırılan taşınmaz malvarlığının geri iadesi için---- takip edilmiş 6 yıllık hukuki süreç sonunda, ----- ilçe mahkemesi, şehir mahkemesi ve yüksek mahkeme olmak üzere 3 aşamalı yargı sistemindeki yargılama neticesinde nihai olarak ---- yüksek mahkemesinin verdiği 02 kasım 2023 tarihli kesin kararla ----ticaret merkezinin ----- şubesine iadesine karar verilmiş ve malvarlığı geri alınmıştır.------ kayyım atanmasındaki olağanüstü süreçte ve yine kayyımlık yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devrindeki süreçte, -----şubeye, şubenin malvarlığı---- Ticaret Merkezine ve yine yukarıda açıklanan muvazaalı işlemlere ait bilgi, belge şirkette bulunmamakla; ---- yerel avukat bulunarak yapılan görüşmeler, avukatların araştırmaları neticesinde, Şubenin malvarlığının elden çıkartıldığı anlaşılmış;----- Ticaret Merkezinin ve arsasının---- Şubesine iadesi için ----Şirketine karşı 12 Temmuz 2017’de ---- dava açılmıştır. ---- 6 yıllık dava süreci neticesinde -----İlçe Mahkemesinin 12 Mayıs 2023 tarihli kararıyla,----- Ticaret Merkezinin mülkiyetinin ve arazisinin kullanım hakkının -----Şirketine devrine yönelik 30 Kasım 2015 tarihli vekalete istinaden-----tarafından imzalanmış 29 Şubat 2016 tarihli sözleşme ile 20 Ocak 2017 tarihli sözleşmelerin geçersizliğine, malvarlığı -----Ticaret Merkezinin ve arazisinin ----- Şubesine iadesine karar verilmiştir.-----Şirketinin bu karara karşı yaptığı itirazlar, -----Şehir Mahkemesinin 25 Temmuz 2023 tarihli kararı ile reddedilmiştir. -----Limited Şirketinin Şehir Mahkemesinin kararına karşı yaptığı itirazlar ise ----- Yüksek Mahkemesinin 2 Kasım 2023 tarihli kararı ile nihai olarak reddedilmiştir. Sonuç itibarıyla ----- Yüksek Mahkemesinin 2 Kasım 2023 tarihli kararı kesin karar olup; 29 Şubat 2016 tarihli sözleşme ile 20 Ocak 2017 tarihli sözleşmelerin geçersizliği kesin mahkeme kararına bağlanmıştır. ----- Mahkemelerince, ----- Cumhuriyeti Anayasasındaki ve Medeni Kanunundaki “mülkiyetin dokunulmazlığına, hiç kimsenin keyfi olarak mülkiyetinden yoksun bırakılamayacağına, medeni haklar ve yükümlülükler oluşturmayı, değiştirmeyi, devretmeyi, feshetmeyi amaçlayan sözleşmelerin geçerliliği için tarafların iradesinin esas olduğuna, iradenin sakat veya yok olması halinde işlemin geçersiz olacağına, bir işlemi örtbas etmek için yapılan görünürdeki işlemin geçersiz olacağına, tarafların gerçekte niyet ettikleri işleme, işlemin niteliği dikkate alınarak, onunla ilgili kuralların uygulanacağına” dair yasal düzenlemer dikkate alınarak dava görülmüştür. Huzurdaki tespit davasının esasına yönelik aşağıda sunacağımız itirazlarımız da ---- Mahkemelerinde davada incelenmiş, 30 Kasım 2015 tarihli vekalete istinaden imzalanmış 29 Şubat 2016 tarihli sözleşme ile 20 Ocak 2017 tarihli sözleşmenin geçersizliğine ve malvarlığı ----AVM’nin----- iadesine kesin olarak karar verilmiştir.

----- tarafından ---- açılmış eda davasını kaybeden----- kurulu tüzel kişilik ----- Şirketi, aleyhinde verilmiş kesin mahkeme kararı bulunduğu halde bu defa Türkiye’de------aleyhine huzurdaki tespit davasını açmıştır. HMK md.115 uyarınca; “mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır, taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.” HMK md.114/1-h uyarınca; “davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması” dava şartıdır. HMK md.106’da tespit davası düzenlenmiştir. HMK md.106/2 ve 3 uyarınca; “Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.”

Davacının huzurdaki tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığı, ----- eda davasının kesin hükümle karara bağlandığı, dava şartı yokluğundan işbu davanın reddedilmesi gerektiği yukarıdaki itirazlarımızda açıklanmıştır. ----- ana sözleşmesine, Türk Ticaret Kanununun emredici hükümlerine aykırı muvazaalı 30 Kasım 2015 tarihli vekalet kullanılarak, şirketin ana sözleşmesine ve TTK emredici hükümlerine aykırı muvazaalı taşınmaz malvarlığı devir işlemlerindeki hukuka aykırılık ve hükümsüzlük ----- eda davasının konusu olmuş, tüm itirazlar mahkemece incelenerek, malvarlığının devrindeki hukuka aykırılık tespit edilmiştir. Taşınmaz malvarlığının bulunduğu ve hukuka aykırı devir işlemlerinin ifa edildiği ülkede görülmüş 6 yıl süreli davada, malvarlığının iadesine kesin olarak karar verilmiştir. Hal böyle iken -----Şirketi, aleyhinde kesin karara bağlanmış eda davasından sonra bu defa huzurdaki tespit davasını açmıştır. Dava şartı hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiği gibi davacının tespit davasında aktif husumet ehliyeti de bulunmamaktadır.

HMK uyarınca usule dair itirazlarımız yanında esasa dair itirazlarımızın da cevap dilekçesiyle sunulması gerektiğinden,------ mahkemelerinde kesin nihai kararla geçersiz kılınmış malvarlığı devir sözleşmelerinde kullanılmış 30 Kasım 2015 tarihli vekaletin gerek vekaletteki taşınmaz satış ve devir yetkisi bakımından gerekse muvazaalı düzenlenmiş vekaletin tamamı bakımından hükümsüz, yok hükmünde ve geçersiz olduğuna yönelik esasa dair itirazlarımız aşağıda mahkemeye sunulmuştur. Dolayısıyla vekalet verenin düzenlediği gerçek, geçerli bir vekaletin bulunduğu hallerde dahi vekalet verenin yararı ile bağdaşmayan vekil işlemleri, vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde olan diğer kişi bakımından geçersiz kılınmakta ve vekil eden söz konusu işlemle/sözleşmeyle bağlı tutulmamaktadır. Oysa huzurdaki davaya konu vekalet ve tesis edilmiş vekalet sözleşmesi, zaten geçersizdir, işlem en başından itibaren muvazaalı, yok hükmünde, kesin olarak hükümsüzdür.

TBK md.19 ve md.27 çerçevesinde ilgili işlemlere bakıldığında;----Şirketinin kuruluşu dahi muvazaalı ve yok hükmünde olup, yetkisiz kişi ----tarafından kuruluş sözleşmesi imzalanmıştır. Kuruluş ana sözleşmesini söz konusu vekalete istinaden -----adına ---- imzalamış ise de 30 Kasım 2015 tarihli vekalette bu konuda bir yetki (yurt dışında yeni şirket kurma, şirkete hissedar olma yetkisi) zaten yoktur. Bu husus bir tarafa bırakıldığında,----- kurulan şirketin %0,02’şer hisseyle hissedarıdır. ---- Şirketi adına----- vekalet vermiştir. Sonrasında da ---- adına ----Şirketi adına -----arasında imzalanan sözleşmeyle (esasen taraflar aynı olarak) ---- Ticaret Merkezinin ----- Şirketine devri yapılmıştır. Akabinde de yine----- arasında imzalanan hisse devriyle ----- yeni kurulan şirketteki hisseleri -----devredilmiştir. Söz konusu muvazaalı sözleşmelerin tarafları aynı kişiler olmakla, korunabilecek bir iyiniyet bulunmadığı gibi ----Şirketi de 3.kişi değildir. İç içe geçmiş ilişkide, muvazaalı, batıl ve hukuka aykırı ortak irade olan malvarlığının kaçırılması işleminin ortakları tarafından icra edilmiş işlemler yumağı bulunmaktadır. FETÖ/PDY iltisakı ve örgüte finans temini suçlarından dolayı Türk Ceza Kanunu kapsamında -----müsaderesi talebiyle görülen ceza davası devam etmekte olup, her ne kadar ----- Ticaret Merkezinin mülkiyeti 6 yılın sonunda geri alınabilmiş ise de; 2016-2023 yılları arası süreçte -----tarafından tahsil edilmiş ---- Merkezindeki dükkan ve ofislerin yüksek tutardaki kira gelirlerinin akıbeti bilinmemekle, kira gelirinden mahrumiyetten doğan kamu zararının tazmini hususu ise -----başka davanın konusu olacaktır.

Davacının huzurdaki tespit davasının öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddini, şayet mahkemece dava şartı yokluğuna yönelik itirazımız yerinde görülmez ve esasa girilmesine karar verilirse, bu halde de davacının aktif husumet ehliyeti yokluğuna yönelik itirazımız ve esasa dair sunulmuş yukarıdaki itirazlarımız uyarınca davanın esastan reddini talep ederiz" denmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, vekaletnamenin geçerliliğinin tespiti istemine ilişkindir.

HMK 114. maddesinde dava şartları düzenlendiği, dava şartlarından birinin de davacının dava açmakta hukuki yararı bulunması hali olduğu, burada sözü edilen hukuki yarardan maksat davacının sübjektif hakkına hukuki koruma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hali hazırda hukuken korunmaya değer bir yararın bulunması olduğu bir başka ifadeyle davacı hakkına kavuşmak için hali hazırda mahkeme kararına muhtaç bir konumda değilse onun hukuki yararının bulunduğundan söz etmek mümkün olmadığı belirtilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından----- Noterliği 30.11.2015 tarih ----- yevmiye nolu vekaletnamenin sorgulanması, tercüme edilmesi ve geçerli olduğunun tespiti talepli dava ikame edildiği ancak bahse konu tespit talebi yönünden davalı tarafından -----Mahkemelerinde eda davası açıldığı ve bu eda davasında bahse konu tespit talebinin değerlendirmeye tabi tutulduğu, kaldı ki adli yargıda Asliye Ticaret Mahkemesinde bahse konu taleplere yönelik böyle bir davanın açılmasının yasal dayanağı bulunduğunun söylenemeyeceğinden dava tarihi itibariyle mahkememize açılan davada hukuki yarar dava şartının sağlamadığından HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın dava şartı yokluğu sebebi ile USULDEN REDDİNE,

  2. Alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin yatırılan 269,85 TL harcın düşümü ile geri kalan v TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA ,

  3. Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ,

  4. Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

  5. Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilleri ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevaphuzurdakiasliyedavanınticaretmahkemesidavacısıTespitfetöpdy

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim