Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/197
2024/608
10 Ekim 2024
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/197
KARAR NO : 2024/608
DAVA : İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/03/2024
KARAR TARİHİ : 10/10/2024
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA: Davacı vekili 18/03/2024 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil ----(“Müvekkil Şirket”), alkolsüz içecek sektörünün öncü firmalarından olup --- gibi gazlı ürünlerin; ----- gibi gazsız ürünlerin ve ----- markalı sporcu içeceğinin satış ve dağıtım işleri ile uğraşmaktadır. Müvekkil Şirket, ürünlerinin satış işlemlerini anlaşma sağladığı bayiler veya işletmeciler aracılığıyla da gerçekleştirebilmektedir. Bu doğrultuda Müvekkil Şirket, satışa sunulacak ürünlerin muhafaza edilmesi, soğutulması ve teşhiri için bizzat şirket olarak veya bayiler aracılığıyla işletmecilere geçici surette kullanmaları amacıyla soğutucu cihaz temin etmektedir. Bu kapsamda, Müvekkil Şirket ile işletmeci Davalı ... (“Davalı”) arasında 11.08.2020 tarihli Direkt Satış Noktası Cihaz Ariyet Sözleşmesi başlıklı bir ariyet sözleşmesi (“Sözleşme”) imzalanmıştır (Ek-1: 11.08.2020 tarihli Direkt Satış Noktası Cihaz Ariyet Sözleşmesi). Bu Sözleşme uyarınca, mülkiyeti Müvekkil Şirkete ait bir adet soğutucu cihaz, Davalının “ /----” adresindeki “ ----” adlı işletmesinde (“Satış Noktası Adresi”) belirli koşullar dâhilinde ariyeten kullanması amacıyla bizzat Davalıya teslim edilmiştir (Ek-2: 11.08.2020 tarihli Ekipman Sevk İrsaliyesi ve Taşıma İrsaliyesi, Ek-3: Teslim Tesellüm Belgesi). Davalı, Sözleşme’nin 4. maddesinde sayılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda, ariyeten kullanması için kendisine teslim edilen soğutucu cihazı Müvekkil Şirkete aynen iade etmeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Sözleşme’nin 4. maddesinde belirtilen iade hallerinden birisi de satış noktasının kapatılmasıdır. Dava konusu olayda da Davalı, işletme faaliyetine son vermiş, bir başka deyişle satış noktasını kapatmıştır. Satış noktasını kapatan Davalı, Sözleşme uyarınca kendisine ariyeten bırakılmış olan soğutucu cihazı da alıp götürmüştür. Bu husus, Müvekkil Şirketçe yapılan rutin müşteri ziyaretleri esnasında anlaşılmıştır. Satış noktasını kapatan Davalının, kendisine ariyeten bırakılmış olan soğutucu cihazı, Sözleşme’nin yukarıda alıntılanan 4. Maddesi uyarınca Müvekkil Şirkete iade etmesi gerekmektedir. Ancak Davalı, ne satış noktasını kapattığını Müvekkil Şirkete bildirmiş ne de kendisine ariyeten bırakılan soğutucu cihazı iade etmiştir. Belirtelim ki, soğutucu cihazın teslim edilmemesi durumunda bunun bedelinin Müvekkil Şirkete ödenmesi gerekmektedir. Zira Müvekkil Şirket, işletmelere temin ettiği soğutucu cihazları üçüncü kişi firmalardan satın almaktadır. Dolayısıyla soğutucu cihazların Müvekkil Şirkete bir maliyeti vardır . Soğutucu cihazı iade alamayan Müvekkil Şirket, soğutucu cihazın bedeli 5.534,16 TL tutarında fatura düzenlemiş ve alacağın tahsili amacıyla ---- İcra Dairesinin ----- sayılı dosyasıyla Davalı hakkında ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Açılan takip üzerine gönderilen ödeme emri Davalıya tebliğ edilmiştir. Davalı, dosyaya sunduğu dilekçe ile borca ve ferilerine haksız bir şekilde itiraz ederek İcra Takibi'ni durdurmuştur. Davalının İcra Takibi’ne (borca) yönelik itirazının kabulü mümkün değildir. Takibe konu borç, taraflar arasındaki Sözleşme’ye aykırı davranan Davalının, kendisine ariyeten teslim edilen soğutucu cihazı Müvekkil Şirkete iade etmemesinden kaynaklanmaktadır. Soğutucu cihazı, Sözleşme’nin 4. maddesine göre iade etmeyen Davalının, cihaz bedelini Müvekkil Şirkete ödemesi gerekmektedir. Buna göre, borçlunun yaptığı itiraz, alacaklının alacağını elde etmesine engel olmayı amaçlayan tamamen haksız ve kötü niyetli bir itirazdır. Bu durum, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bir bilirkişi incelemesi ile de ortaya çıkacaktır. Ayrıca Müvekkil Şirket, işbu davayı ikame etmeden önce dava şartı olan Arabuluculuğa da başvurmuştur. Ancak Davalı toplantıya (herhangi bir mazereti bildirmeksizin) katılmamış ve arabuluculuk görüşmelerinden herhangi sonuç alınamamıştır. 21.02.2023 tarihli Arabuluculuk Son Tutanağı dilekçemiz ekinde yer almaktadır. Huzurdaki davada, Davalı/Borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi talebimiz mevcuttur. Zira dava konusu alacak belirlenebilir (likit) bir alacak olup Davalı/Borçlunun İcra Takibi'ne yönelik itirazları da tamamen haksızdır. Buna göre, Davalı/Borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için gereken şartlar dava konusu olayda gerçekleşmiştir. Yukarıda izah edilen nedenlerle, Davalı/Borçlunun İcra Takibi’ne yönelik tamamen haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına; haksız itiraz sebebiyle Davalının, asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ederiz." denmiştir. Usulüne uygun tebliğe rağmen davalı tarafın dosyamıza herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava , icra takibine yönelik yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 Sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı kanunun 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve dair usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının 6102 Sayılı TTK'da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.Öte yandan, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 Sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup 6102 Sayılı TTK'nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler."Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.Tüm dosya kapsamı bir arada incelendiğinde; TTK 4/1 maddesine göre bir davanın Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması ya da 4/2 maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gerektiği ancak davalı tarafın tacir olup olmadığına ilişkin mahkememizce yapılan araştırmada ---- Ticaret Odası ve ---- Vergi Dairesi(sadece 2008-2009 yıllarında kayıtlı) cevaplarında davalı adına tacir ya da mükellefiyet kaydına rastlanmadığının bildirildiği yine ---- Ticaret Odasına yapılan sorgulamada da davalının tacir kaydına rastlanmadığı dava konusu sözleşmede geçen ---- işyerinin --- isimli şahıs adına kayıtlı şahıs şirketi olduğu davalının bu hususları doğrular şekilde bahse konu yerde çalışan olduğunu beyan ettiği davalı asilin mükellefiyet kaydının son olarak 01.03.2009 tarihinde sonlandığının ---- Vergi Dairesi cevabından anlaşıldığı bu haliyle davalı asilin tacir olmadığı ve huzurdaki davanın ticari dava tanımına uymadığı anlaşılmakla huzurdaki uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin yetkili olduğundan mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
-
HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli . . . . Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
-
HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece KARAR VERİLMESİNE,
-
Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına ALINMASINA,Dair; gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:32:59