Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/348
2024/580
3 Ekim 2024
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/348
KARAR NO : 2024/580
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 15/05/2024
KARAR TARİHİ : 03/10/2024
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA: Davacı vekili 15/05/2024 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; " Davalı hakkında --- İcra Müdürlüğü’nün ------ sayılı dosyası ile davacı müvekkil lehine başlatmış olduğumuz ilamsız icra takibine, davalı borçlu tarafından 29/01/2024 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiştir. İşbu itiraz neticesinde itirazın iptali için mahkemenize başvurma zorunluluğu hasıl olmuştur. Davacı müvekkil ile davalı arasında ticari ilişki bulunmaktadır. 24/11/2022 tarihinde müvekkil ile davalı arasında "Sinema Filmi Uygulayıcı Yapımcı Sözleşmesi" başlıklı bir sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşme ile davalı, her türlü hakları müvekkilde bulunan "----" isimli eser ile ilgili söz konusu sözleşmede belirtilen her türlü iş ve hizmetleri sağlayarak eserin tamamlanması edimini üstlenmiş bulunmaktadır. Devamla sözleşmenin 4.maddesi altında görülebileceği üzere tüm bu işlerin yerine getirilebilmesi için karşı tarafa 1.170.000,00 -TL (birmilyonyüzyetmişbin) bütçe sağlanması konusunda anlaşılmıştır. Hem anlaşmanın imzalanması öncesindeki müzakereler aşamasında hem de anlaşmanın imzalanmasını takiben davalı taraf, sürekli çeşitli bahaneler göstererek müvekkilden ek bedel göndermesini talep etmiştir. Gerekçe olarak sözleşme imzalandıktan sonraki aşamada bütçenin yeterli olmadığını ileri sürmüştür. Sözleşmede işbu kapsamda davalının davacıdan ek bir bedel talep etmeyeceği kabul, beyan ve taahhüt edilmiş olmasına rağmen davalı taraf aradaki anlaşmaya aykırı bir şekilde ek ücret talep etmiştir. Eserin yapım sürecinin baltalanmamasını isteyen müvekkilimiz bütçeye ek olarak karşı tarafa borç vermiştir. Dilekçemiz ekinde de sunulan dekontlar uyarınca görülebileceği üzere davalıya toplamda 313.000,00 -TL borç gönderilmiştir. Ancak gelinen aşamada davalı taraf ise üzerine düşeni yerine getirmeyerek, anlaşmaya aykırı şekilde almış olduğu borcunu geri ödememiştir. Dolayısıyla borcun tahsili amacıyla ---- İcra Müdürlüğü ---- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatma zorunluluğu hasıl olmuştur. Davacı müvekkil gerek anılan sözleşme kapsamında üzerine düşen edimleri tam ve eksiksiz yerine getirmiştir. Buna karşılık davalı taraf, aradaki sözleşmeye aykırı olarak çeşitli bahaneler ileri sürerek müvekkil şirkette borç almıştır. Ancak davalı taraftan kendisine ek olarak borç verilen, takip tarihine kadar işleyen faiziyle birlikte 371.606,03 TL'yi tahsil edememiştir. Davalı borcunu ödemekten haksız ve kötü niyetli olarak kaçınmaktadır ve iş bu tutumuyla müvekkili zarara uğratmıştır, uğratmaya da devam etmektedir. Davalı hakkında başlatılan icra takibine ise yine müvekkili zarara uğratmak, borçtan kaçmak ve yargılamayı uzatma maksatlı olarak itiraz etmiştir. Alacağın tahsili amacıyla davalı tarafla ---- Arabuluculuk Bürosunun ----- sayılı dosyası kapsamında müzakereler gerçekleştirilmişse de arabuluculuk faaliyetleri sonuçsuz kalmıştır. Davalının yapmış olduğu işbu haksız itirazın iptali gerekmektedir. Davalı taraf, icra takibine yapmış olduğu itirazda borcu ödediğine dair herhangi bir belge sunmamıştır. Davalının borcu olmadığı yönündeki beyanları içi boş iddialardan ibarettir. Davalı kötü niyetli, müvekkili zarara uğratma maksatlı olarak iş bu alacağına dayanan ilamsız icra takibine itiraz etmiştir. ----- İcra Müdürlüğü’nün -----. sayılı dosyasında takibin devamı ile birlikte davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ederiz. Yukarıda açıklamış olduğumuz hususlar bütünlük halinde incelenecek olursa ; davalı borçlunun yapmış olduğu haksız borca itiraz tamamıyla mahkemeyi oyalayıp süre kazanmak amacıyla yapılmıştır. Yapılan bu itirazın hukuki olarak hiçbir dayanağı bulunmamaktadır. Yerleşik Yargıtay İçtihatları davanın en kısa sürede bitirilmesi gerektiğini belirtmektedir ve bu konuda usul ekonomisi ilkesi belirlemiştir. Bu ilke bir davanın yargı organlarını en az meşgul ederek bitirilmesi gerektiğini anlatmaktadır. Lakin borçlunun yapmış olduğu bu itiraz usul ekonomisi ilkesine aykırı bir itirazdır. Borçlu borcunu olabildiği kadar geç ödemek için borca itiraz etmiş ve sayın mahkemenizdeki iş bu dava açılmak zorunda kalınılmıştır. Dolayısıyla arz ve izah edilen sebepler neticesinde ----.İcra Müdürlüğü'nün --- sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20’den aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmekteyiz." denmiştir.Usulüne uygun tebliğe rağmen davalı tarafın dosyamıza herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, sinema filmi uygulayıcı yapımcı sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.Somut olayda, davacı vekilince; müvekkili ile davalı arasında sinema filmi uygulayıcı yapımcı sözleşmesi akdedildiği, müvekkilinin sözleşmeye istinaden edimini yerine getirdiğini ancak davalının müvekkili ile aralarındaki sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğinden bahisle davalıdan ödenen bedelin iadesi talebinde bulunmuş ve dosya kapsamında davacı taraflardan birisi ticari şirket ise de davalının tacir olmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşıldığından bu yönde görevsizlik kararı verilmiştir.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4 ve 5 maddeleri gereğince görevli mahkeme . . . . . Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olması sebebi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
-
HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli . . . . Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi takdirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına( ihtarat yapıldı)
-
HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece karar verilmesine,
-
Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına alınmasına,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, . . . . . Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere, davacı vekilinin ve davalı asilin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:32:59