SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/259 E. 2024/494 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/259

Karar No

2024/494

Karar Tarihi

18 Eylül 2024

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/259

KARAR NO : 2024/494

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 09/04/2024

KARAR TARİHİ : 18/09/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında taşınmaz satım sözleşmesi imzalandığı, davalının zamanında devir ve teslim yapmadığını, müvekkili adına gönderilen ihtarnameye verdikleri cevapla sözleşmenin geçersizliğini ileri sürdüklerini, sözleşme hükümlerine riayet etmediğini, taşınmazların 24 ay sonra (31.01.2013 tarihinde) teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, ancak iskanın 23.06.2014 tarihinde alındığı, geçersiz sözleşmeye dayalı ödenen 416.000,00 TL nin sebepsiz zenginleşme, haksız fiil ve TTK hükümleri uyarınca iadesi için 31.12.2013 tarihinde açılan icra takibi yapıldığını ve davalının da icra takibine itiraz ettiğini, bunun üzerine itirazın iptali davası açıldığını, kararı istinaf etmeleri üzerine ---- Bölge Adliye Mahkemesi ------. Hukuk Dairesi istinaf incelemesi neticesinde ----- Esas ----- Kararı ile davalı yanın ---- İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline; takibin 416.000.00 TL üzerinden aynı zamanda ana alacak olan bu miktara 3095 Sayılı Yasanın 2/2 maddesi uyarınca % 13,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu karar kesinleştiği için bu karardaki alacağan yıllara yaygın bir şekilde tahsil edilemediğinden munzam zarar oluştuğunu, buna ilişkin uzman mütaalası ile bilirkişi raporu alındığını, icra takibi açıldığını ve likit borca sırf takibi durdurmak için kötü niyetle itiraz edildiğini, alacağın gecikmesinden mütevellit munzam zararın izahtan vareste olduğunu, buna ilişkin hesaplanan bilirkişi raporu doğrultusunda icra takibine ödeme yapılması gerekirken bunun yerine itirazla takip durdurulduğunu ve likit borca itiraz olduğu için yüzde 20 icra inkar tazminatı ile beraber itirazın iptalini talep zarureti hasıl olduğunu, açılan icra takibine borçlu vekilince (borca, faize ve takibe, ferilerine) itiraz edilmesi ve borcun inkâr edilmesi üzerine işbu itirazın iptali davasını talep zarureti hâsıl olduğunu, itiraz dilekçesini kabul etmediklerini, itirazın hukuki ve yasal dayanaktan yoksun bir itiraz olduğunu, en hafif tabirle kötü niyetli ve hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiğini, tensiple birlikte, likit para borcunu zaman kazanma maksadıyla inkar eden ve mal kaçırma girişiminde olan davalının; taşınır, taşınmaz malvarlığı ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine borç miktarınca, mümkünse teminatsız aksi takdirde uygun bir teminat mukabilinde ihtiyati haciz konulmasına, hukuka aykırı ve kötü niyetli borca itirazın iptaline ve takip tarihinden itibaren talep edilen ticari avans faiz oranıyla birlikte devamına, likit alacağı kötü niyetli ve zaman kazanma amaçlı inkar eden davalı borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davanın kabulüne ve yargılama masrafları ve ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ---- dava dilekçesinde dava değerini 5.562.857,04 TL olarak gösterdiğini ve dava değeri üzerinden harç yatırmadığını, davacı yanın taraflar arasında ki ilişki ticari olmasına rağmen zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmadan davayı ikame ettiğinden davanın reddi gerektiğini, söz konusu alacağın1.12.2013 tarihinde-----İcra Müdürlüğünün -----sayılı dosyası ile talep edildiği düşünüldüğünde söz konusu davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında ----- Mahallesi 240-EF-3B-3C-4D pafta 3991 ada, 3 parselde bulunan recidans projesinde ----- ve ----- nolu bağımsız bölümün davacı şirket tarafından satın alınması ile ilgili olarak 31/01/2011 tarihli adi konut satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 9.1. maddesinde bulunan "Konut sahibi imza tarihinden itibaren şayet talep ederse en geç 1 ay içinde işbu sözleşmenin aynı şartları dahilinde noterde resmen düzenleme şeklinde yapılabileceğini, ancak noter harç ve masraflarının kendisine ait olduğunu kabul ve taahhüt eder" hükmüne rağmen davacı tarafça talep edilmesi halinde sözleşmenin şekil şartı noksanlığın giderilebilmesi imkanı varken müvekkili firmadan böyle bir talepte bulunulmadığını, müvekkili firma tarafından inşaatın tamamlandığını ve davacı tarafından taşınmaz bedelinin büyük bir bölümünün ödendiği için davacı tarafa icra takibinden önce 30 Aralık 2013 tarihinde e-mail gönderilerek tapu devir işlemleri için hazır olduklarını bildirdiklerini ve harç masraflarını talep ettiklerini, bu maile takiben yine icra takibinin müvekkiline tebliğinden önce 7 Ocak 2014 tarihinde davacıya tekrar e-mail gönderilerek tapu devir işlemi için gerekli olan belgeler ile tapu masraf listesinin gönderildiğini, bu e-maile davacı tarafça 8 ocak 2014 tarihli cevabi olarak gönderilen e-mailde de tapu devir işlemlerinin kabul edildiğini ancak davacı tarafça tapunun devir alınmadığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi müvekkili şirket tarafından tapu devri işleminden yapılmadığı, teslimden kaçınıldığı, bu sebepler ile haksız fiil hükümlerinin oluştuğu gibi bir durumun söz konusu olmadığını, tüm bu işlemlerin davacı tarafından ikame edilen icra takibinden önce gerçekleştiğini, davacı tarafça taşınmazların teslimde gecikildiği ileri sürülmüş olsa dahi sözleşmede geç teslim ile alakalı hükümler bulunmakla birlikte davacı yanca gecikme ile birlikte 1 yıl beklenildiğini, bu bir yıl boyunca ödemelerin düzenli olarak yapıldığını, müvekkili firma tarafından inşaat tamamlandıktan ve teslime hazır olunduktan ve dahi taşınmazların teslimi ve devri teklif edildiklten ve kabul edildikten sonra müvekkili firmaca bütün yükümlülükler yerine getirildikten sonra sözleşmenin geçersizliğinden bahisle bedelin iadesinin talep edildiğini, davanın öncelikle usulden reddine, mahkemeniz aksi kanaatte ise esastan reddine, davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava munzam zararın tazminine ilişkindir. Davanın 09.04.2024 tarihinde açıldığı, davacının 05.04.2024 tarihinde arabulucuya başvuru yaptığı, arabuluculuk bürosu tarafından 02.05.2024 tarihinde arabulucu görevlendirildiği, son tutanağın tanzim tarihinin ise 15.05.2024 olduğu görülmüştür.Davacının dava açmadan 4 gün evvel arabulucuya başvuru yaptığı, henüz büro tarafından arabulucu görevlendirilmeden ve son tutanak düzenlenmeden dava açtığı görülmüştür.6100 sayılı HMK'nın 115/3 maddesi dava şartı noksanlığının mahkemece davanın esasına girilmeden önce fark edilmemiş olması ve taraflarca ileri sürülmemesi ancak hüküm anında noksanlığın giderilmesi halinde başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü davanın usulden red edilemeyeceğini düzenlemiştir. Davadaki dava şartı noksanlığı ön inceleme duruşması icra edilmeden ve davanın esasına girilmeden önce mahkememizce fark edilmiştir. 19.12.2018 günlü ----- yayımlanarak, yürürlüğüne giren 7155 Sayılı Kanunun 20. maddesi ile 6102 Sayılı TTK. 'nın ( 5. ) maddesine eklenen 5/A maddesi gereğince ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak düzenlenmiş olması ve 7155 Sayılı Kanunun ( 23. ) maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A ( 2 ) maddesi ile "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hlinde herhangi bir işlem yapılmakszın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir'' hükmü getirilmiştir.Arabuluculuk tamamlanabilir dava şartı mahiyetinde değildir. Uygulamada görevsiz mahkemede dava açılması durumunda yargılama aşamasında dava şartının tamamlanması durumunda yargılamaya devam edilmesi gerektiğine dair bazı kararlar varsa da aksi yönde kararlar da vardır. Esasen davanın konusunu ilgilendirmemekte olup dava görevsiz bir mahkemeden mahkememize tevdi edilmemiş doğrudan mahkememizde açılmıştır. ( Görevsiz mahkemede dava açılması durumunda yargılama aşamasında tamamlanması durumunda davaya bakılmaya devam edilmesi gerektiğine dair kararlar için bkz. Dr. ----, Ticari davalarda Zorunlu arabuluculuk 2021 baskı sayfa 358 vd, Görevsiz mahkemede de açılsa davanın ticari niteliğinin görevsiz mahkemede dava açılması ile ortadan kalkmayacağı ve zorunlu arabuluculuk dava şartını ortadan kaldırmayacağına dair kararlar için bkz. Aynı kitap sayfa 367 vd. )

---- BAM ----. HD. 30.01.2020 Tarih---- Sayılı kararında "....Arabuluculuk, tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı olmayıp ilk derece mahkemesince tefrik edilen maddi, manevi tazminat istemleri yönünden dava tarihinden sonra arabuluculuğa başvurulmuş olması nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi yerindedir..." belirtmiştir. ( Arabuluculuğun tamamlanabilir dava şartı mahiyetinde olmadığına dair diğer kararlar için bkz. ---- BAM ----- HD. ---- Sayılı ilamı, ---- BAM----- HD. -----Sayılı ilamı, ---- BAM ----- HD. ----- Sayılı ilamı, ---- BAM ----- HD. ----- Sayılı ilamı, ---- BAM ----- HD----- sayılı kararları)

6325 sayılı Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk kanununun 18/A maddesi " (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.

(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir..." hükmüne haizdir. Davacı her ne kadar arabulucuya başvurunun dava şartı olduğunu, vekaletteki eksiklik nedeni ile arabuluculuk görüşmelerinin bu şekilde aksadığını kaldı ki arabuluculuğun tamamlanabilir dava şartı olduğunu ileri sürmüş ise de arabuluculuk tamamlanabilir dava şartı değildir. Kanun hükmü açık olup davacı dava dilekçesine arabuluculuk süreci sonunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanak aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini eklemek zorundadır. Davacının somut olayda kaldı ki dava açmadan sadece 4 gün evvel arabulucuya başvuru yaptığı, büro tarafından henüz arabulucu dahi görevlendirilmeden dava açtığı da sabittir. Aksi yorumda davacıların dava ile eş zamanlı veya dava açmadan çok kısa bir süre önce arabulucuya başvurup henüz son tutanak düzenlenmeden dava açmalarının ve arabuluculuğun pasifize edilmesinin yolu açılmış olur ki bu kanun koyucunun istediği bir durum değildir. Uygulamada görevsiz mahkemelerden gelen davalarda henüz esasa dair inceleme yapılmadan arabuluculuk sürecinin tamamlanması halinde yargılamaya devam edilmesi kabul edilmekte ise de somut olayda dava doğrudan mahkememizde açılmış olup davacının henüz süreç tamamlanmadan, son tutanak imzalanmadan dava açtığı açıktır. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;

  1. 6100 sayılı HMK'nın 114/2, 115/2 ve 6325 sayılı kanunun 18/A. 2 madde ve fıkraları uyarınca davanın USULDEN REDDİNE,

  2. 492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL maktu harcın, peşin alınan 427,60 TL ve tamamlama harcı olarak yatırılan 69.644,36 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 69.644,36 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

  3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

  4. 6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider/delil avansının taraflara veya ahzu kabza yetkili vekillerine iadesine,

  5. Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

  6. Davalı vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapefbcdasliyeticaretİtirazınİptalimahkemesiSatımdan(TicarihükümKaynaklanan)

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:58

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim