İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1007 E. 2024/394 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/1007
2024/394
10 Temmuz 2024
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/1007
KARAR NO : 2024/394
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/12/2022
KARAR TARİHİ : 10/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile dava dış--- arasında organik bağ bulunduğu, -----. İş Mahkemesinin ----. Sayılı dosyası ile tespit edildiği, esasen ----- şirketinin davalının yurtdışı iştirakinin olduğu, müvekkilinin 2022 yılında davalı şirketin organik bağı bulunduğu dava dışı ---- şirketi adına toplamda 375.424,31 USD tutarlı fatura düzenlediği, borcun ödenmemesi nedeniyle takip başlatıldığı ancak davalının takibe itiraz ettiği, anılan nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu faturalarla ilgili müvekkilin taraf veya hakimi olmadığını; huzurdaki davayla ilgili müvekkilinin taraf olamayacağını, müvekkili şirket defterleri incelendiğinde davacı ile hiçbir ilişkinin bulunmadığının görüleceği, davacının bilinçli olarak müvekkili şirket ile --- şirketini tek elden yönetiliyor gibi gösterdiği, her iki şirketin ayrı tüzel kişiliği bulunduğu, -- --- firmasına açılan bir iflas davası olduğu, bu hususla ilgili firmaya ticaret mahkemesi tarafından kayyum atandığı, dolayısıyla davacının alacaklarını ---- ülkesi sınırları ve kanunları içerisinde tahsil etmesi gerektiği, ----- eski genel müdürü ----- eşi olduğu, davacı şirket hissedarı ----sahibi olduğu tüm hisseleri ---, ---- ise 13.10.2022 tarihinde ----- devrettiğini; ---- bir takım yasa dışı faaliyetler içerisinde olduğu ve hakkında yakalama kararı bulunduğu, bu nedenle Türkiye'ye dönüş yaptığı, bu hususların göz önünde bulundurulması ile davacının kötü niyetli olarak kazanç sağlama peşinde olduğunun anlaşılacağını, ----- adına kesilen fatura tarihleri incelendiğinde şirket yetkilileri eşi ----- ve kayınvalidesi ---- eski genel müdürü ile aile ilişkisi göz önüne alındığında davacının haksız ve kötü niyetli kazanç sağlama peşinde olduğunun anlaşılacağı, ---- eski genel müdürü ----- bir takım yasa dışı faaliyetleri nedeniyle müvekkili şirket ile yollarını ayırdığı, bu kişinin ----- hayali ticaret ile sahte fatura ve vergi dolandırıcılığı suçlarından arandığı, davacı şirketin ilk hissedarı olan eşi ve kayınvalidesi aracılığıyla hayali ticari işlerini bu şirket üzerinden devam ettirdiği, ----- bu süreçte müvekkili şirkete de zarar verdiğini; davacı faaliyet konusunun inşaat, taahhüt ve müteahhitlik işleri yapmak olduğu ve faturaların düzenlendiği ---- firmasının ---- yürüttüğü projelerde duraksama yaşadığı işçilerin greve gittikleri hususlarının bir arada değerlendirilmesiyle davacının 1,5 ay gibi bir sürede 375.424,31 Usd tutarlı olarak düzenlediği faturaların şüphe uyandırdığı, huzurdaki davada tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanamayacağını zira müvekkili şirketin hukuka aykırı işlem, yasal hükümlerin dolanılması, hilekarlık veya borçların ödenmemesi gibi kötü niyeti amaçlarla hareket etmediği, iş mahkemesi dosyasında işçiyi gözetme ilkesinin benimsendiği ve bu nedenle tespit edilen organik bağ hususunun Sayın Mahkeme nezdinde yeterli bir ölçüt olamayacağı, kaldıki ilgili iş mahkemesi kararının kesinleşmediğini ileri sürerek davanın husumet yokluğundan ve esastan reddini, davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı tarafından davalı aleyhinde başlatılan icra takip dosyasında davalının itirazının iptaline karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığı, davalı ile ----- şirketi arasında fiili ve organik bağlantı bulunup bulunmadığı, davacının alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı, davacı şirket yetkilisine dair davalı iddiaları nazara alındığında davacının düzenlemiş olduğu faturaların gerçek bir alacağa müstenit olup olmadığı, davalının iş bu davada pasif husumet ehliyeti olup olmadığı, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması yolu ile davalının bir alacağı varsa bundan sorumlu tutulup tutulamayacağına ilişkindir.Mahkememizce deliller toplanmış dosya alanında uzman bilirkişiye tevdii edilmiştir. Bilirkişi kök raporunda "...incelemeler ve tespitler sonucunda dava dosyasına konu olan somut olayda tespit edilen durumların yukarıda belirtilen gibi olduğu, bu belirtilen durumlara göre;
1.Davacının 2021-2022 yıllarına ait yasal defterlerinin sadece e-beratlarının ibraz edildiği, talep edilmesine rağmen yevmiye-kebir e-defterleri ile cari hesap ekstrelerinin ibraz edilmemesi nedeniyle davacı nezdinde davalı ve dava dışı ----- firma hesap hareketlerinin tespit edilemediği,
2.Davalının 2021-2022 yıllarına ait ticari defterlerine ait GIB onaylı e-beratların yasal süresi içerisinde alındığı, her iki yıla ait envanter defterleri noter açılış tasdiklerinin ise ibraz edilmediği, davalı ticari defterlerinin delil kabiliyeti ile ilgili nihai değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,
3.Davalı nezdinde davacı hesap hareketlerinin incelendiği ve takip tarihi itibariyle davalı nezdinde davacının borç alacağının bulunmadığı,
4.Huzurdaki davaya konu faturaların düzenlendiği ---- firmasının ve ---- ülkelerinde faaliyet gösterdiği, şirket kurucusunun --- olduğu, --- ülkesinde şirketin iflasına karar verildiği, --- isimli kişinin aynı zamanda davalı---- 20.09.2025 tarihine kadar yönetim kurulu başkanı olarak seçildiği,
5.Dosya kapsamında bulunan deliller incelendiğinde, yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda davalı şirket ile borçlu şirket arasında iktisadi anlamda bir kader birlikteliğinin bulunduğu ve bu sebeple dava konusu borçtan dolayı davalı şirketin sorumlu olduğu ancak;
6.Davacının dava dışı ---- isimli firmaya vize basım bedeli, vize fark bedeli, hizmet bedeli açıklamalarıyla 14.02.2022 ile 31.03.2022 tarihleri arası dönemde toplamda 375.424,31 Usd tutarlı fatura düzenlediği, faturaya konu hizmetlerin dava dışı ---- veya davalıya teslim edildiğine yönelik ispat yükünün davacı üzerinde olduğu ancak mevcut incelemeye göre faturalara konu hizmetin verildiğini gösterir destekleyici belgelerin bulunmadığı, bu nedenle mevcut delil durumuna göre davacı iddiasına iştirak edilemediği..." belirtilmiştir.
Davacı vekili bu rapora itiraz etmiş eksik belgelerin flash bellek içerisinde bulunduğunu belirterek bu belgeler de dikkate alınarak ek rapor düzenlenmesini istemiştir.Bilirkişi 25.05.2024 tarihli ek raporunda özetle; "...incelemeler ve tespitler sonucunda dava dosyasına konu olan Somut olayda tespit edilen durumların yukarıda belirtilen gibi olduğu, bu belirtilen durumlara göre;
-
Davalıya ait Yasal defterlerin Vergi Usul Kanunu 223-224-225 maddeleri ile TTK'nın ilgili hükümlerine uygun olarak noter açılış tasdikleri ile GIB onaylı e-beratların yasal süresi içerisinde alındığı, dolayısıyla ticari defterlerin delil niteliğine haiz olduğu, davalının 31.12.2021 tarihinde davacı adına 1 adet karşılığı 4.662,95 TL tutarlı fatura düzenlediği, davacının da ilgili fatura bedelini banka havalesi yoluyla 07.01.2021 tarihinde davalıya ödediği, böylece davalı nezdinde davacının borç alacak bilgisinin bulunmadığı,
-
Dava dosyasına 28.03.2024 tarihinde ibraz eedilen usb içeriğinde yer alan davacı nezdinde dava dışı ----firma hareketlerinin incelendiği, takibe konu edilen fatura tutarları ile muavin dökümde yer alan tutarların uyumsuz olduğu, takibe konu edilen 375.424,31 Usd karşılığı 5.271.190.561,44 TL tutarlı 9 adet faturadan 8 adet karşılığı 2.323.900,05 TL tutarılık kısmının davacı ticari defterlerinde yer aldığı,
-
02.12.2022 takip tarihi itibariyle davacı ---- nezdinde dava dışı -----firmasının -----Alıcılar hesabında 8.089.260,92 TL borçlu olarak göründüğü, ayrıca İlgili firmanın -----Alınan Sipariş avanslarında 3.274.754,45 TL alacaklı göründüğü, iki tutarın netleştirilmesine göre takip tarihi itibariyle davacı nezdinde -----4.814.506,47 TL borçlu olarak göründüğü, bu tutarın takip konusu 9 adet fatura toplamı olan 5.271.190.561,44 TL tutarlı alacak iddiasını karşılamadığı, esasen takiple Usd para birimi üzerinden talepte bulunulduğu ancak sunulan muavin dökümde sadece TL tutarların yer alması nedeniyle bu minvalde sonuca gidilmek durumunda kalındığı,
-
Davacının takibe konu ettiği ancak ticari defterlerinde yer almayan ----- sıra numaralı 208.740,41 Usd tutarlı fatura ile ----- sıra numaralı ticari defterlerde yer alan fatura ve cari hesap ekstresinin --- firmasının posta adresine gönderildiği yönündeki ekran görüntülerini sunduğu, ancak bu hususların faturalara konu hizmetin dava dışı firmaya teslim edildiğini göstermediği, hususla ilgili nihai değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,
-
İşbu ek raporda yer verilen tespitlere göre kök rapordaki görüşümüzün cari olduğu..." belirtilmiştir.
Takip dosyasındaki takip talebi incelenmiş borcun nedeni olarak "fatura cari alacağı" ibaresi kullanıldığı görülmüştür. Takip ekinde söz konusu faturalar gösterilmiş olup faturalar incelendiğinde vize bedeli yansıtma , vize hizmet bedeli, randevu bedeli, hak ediş fark bedeli gibi açıklamalar olduğu bazı faturalarda hizmet verilen kişi sayısının gösterildiği örneğin 14.02.2022 tarihli faturada verilen hizmetin 68 kişiye ait olduğu, bu tarihli diğer faturada 97 kişiye ait olduğu, 24.02.2022 tarihli faturada 130 kişiye hizmet verildiği bilgileri olduğu görülmüştür.
Davalı şirketle ----firması arasında organik bağ olduğu açık olup bu hususta bir çok yerel mahkeme kararının istinaf denetiminden de geçerek kesinleştiği görülmüştür. Bilirkişi raporunda da bu hususta izahat bulunmakta olup davalının aksi yöndeki beyanlarına itibar edilmemiştir. Davalı yan davacı şirketin ---- şirketinin eski müdürü tarafından muvazaalı olarak eşi adına kurulduğunu, 2 ay içerisinde bu kadar fatura kesilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, böyle bir hizmet de verilmediğini ileri sürmüştür. Takibe dayanak faturalar incelendiğinde 2022/1,2 ve 3. Aylarına ilişkin olduğu görülmüştür.Davalı şirket ile organik bağlantı içinde olan ----- firmasının fatura tarihlerindeki müdürünün ---olduğu, davacı firmanın da hissedarlarından -----eşi olan-----olduğu, bu kişinin 08.10.2018 e kadar davacı şirketin tek yetkilisi olduğu, aynı zamanda 19.12.2022 tarihine kadar şirketin münferit yetkili müdürü olduğu, hisselerini annesine devrederek şirketten ayrıldığı ticaret sicil kayıtlarından görülmüştür. Davalı yanca bu kişinin boşanma davası delil olarak gösterilmiş celp edilen ---- AHM'nin -----. Sayılı dosyasında karşı dava ve cevap dilekçesinde ----- vekilinin ".. Davacı-karşı davalı -----, evlilik birliğini de kirli çıkar ilişkilerinde kullanarak eşini de paravan olarak kullanmıştır. Sonradan anlaşıldığı üzere kazandığı kara paraları aklamak için eşi ve eşinin annesi adına şirketler kurmuş, buralarda elde edilen gelirleri kendisi kullanmıştır. Bununla da yetinemeyen Davacı-karşı davalı ---, kazanımları ile evlilik birliği içerisinde edindiği taşınmazlardan bir kısmını müvekkil eşi adına tescil ettirmiş, eşini emanetçi olarak kullanmış ancak taşınmazlar üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunmuştur." şeklinde yazılı beyanı olduğu görülmüştür. Takibe konu faturaların 2022/1-2 ve 3. Aylarına ilişkin olduğu, bu dönemlerde davacı şirket münferit yetkili müdürünün boşanma davasında bu şirketin paravan olarak kurulmuş kara para aklama amaçlı kurulmuş bir şirket olduğu beyanı olduğu görülmüştür.Öte yandan davalı şirket ile organik bağlantılı --- firması eski müdürü olan ----SGK hizmet dökümü celp edilip incelendiğinde 20.05.2022 de davalı iş yerinden çıkışı yapıldığı ve davacı ----isimli firmada( Davacı firmanın yeni unvanı) çalışmaya başladığı görülmüştür. Davalı firma eksi müdürünün iş yerinden ayrılmadan kısa süre evvel söz konusu faturaların düzenlendiği, müdürün iş yerinden ayrıldıktan sonra davacı firma nezdinde çalışamaya başladığı ve davacı firma o dönem yetkilisinin bu işlerden haberdar olmadığı, bu şirketlerin paravan şirketler olduğu yönünde beyanları bulunmaktadır. Öte yandan bilindiği üzere bir mal veya hizmet sağlamış olan tacir mal ve ya hizmeti verdiğini ispatla mükelleftir. Mahkememizin ön inceleme duruşmasının---- nolu ara kararı ile taraflara delillerini sunmaları hususunda kesin süre verilmiş sonuçları da ihtar edilmiştir. Davacı her ne kadar rapora itirazlarında söz konusu faturaların defterlerine işli olduğunu davanın kabulünü istemiş ise de bir faturanın davacı defterlerine işli olması ispat için yeterli olmayıp söz konusu faturalar davalı defterlerinde görülmemektedir. Davacı faturaya dayanak hizmeti verdiğini dayanak belgeleri ile ispat edememiştir. Davanın esas bakımından ispat edilemediği açık olup ancak aşağıda açıklanacağı sebeplerden ötürü davanın dava şartı noksanlığı nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
Davalı ek rapor alındıktan sonra davacının takip talebinde istediği paranın TL karşılığının gösterilmediğini, bu hususta takibin iptali davası açtıklarını sonucunun beklenmesini istemiştir. Takip dosyası incelendiğinde takip talebinde alacağın TL karşılığının gösterilmediği görülmüştür.İİK'nın takip talebinde bulunması gereken unsurların sayıldığı 58/3 Maddesinin " Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi"hükmüne haiz olduğu görülmüştür.
Yargıtay------ HD-----. Sayılı ilamının "....İİK’nın 58. maddesinin 3. fıkrasında; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği, yine aynı Kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının birinci bendinde ise; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmektedir.Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının TL karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Anılan noksanlık kamu düzeni ile ilgili ve devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK’nın 12.05.1999 tarih -----sayılı kararı). Diğer taraftan, HMK'nın 445. maddesi ile HMK'nın uygulanmasına ilişkin yönetmeliğe göre elektronik ortamda saklanan Uyap kayıtları asıldır. Somut olayda, Uyapta kayıtlı olan takip talebinde toplam 11.057,86 EURO alacağın tahsili istenilmekle birlikte yabancı para alacağının TL karşılığı gösterilmediği gibi, harca esas değerinin de Türk Lirası olarak yazılı olmadığı anlaşılmaktadır. O halde, her ne kadar kararı alacaklı temyiz etmiş ise de, HGK'nın 06.10.2004 tarih ve ---- esas sayılı kararında da benimsendiği üzere kamu düzenine aykırılıkta aleyhe bozma ilkesi nazara alınamayacağından, kararın alacaklı tarafından temyiz edilmiş olması sonuca etkili olmayıp, kamu düzeni ile ilgili olan İİK’nın 58. maddesi gözetilmek suretiyle, İlk Derece Mahkemesince, Uyapta kayıtlı takip talebinde 11.057,86 EURO yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup kararın bozulması gerekmiştir..." belirtmiştir.
Yargıtay -- HD. ----Sayılı ilamında "...İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3. fıkrasında, alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise, alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine aynı kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının birinci bendinde alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58 inci maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmiştir.Somut olayda UYAP'ta kayıtlı ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası olarak karşılığının gösterildiği, ancak takip talebinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı ya da harca esas değerine yer verilmediği görülmüştür. Bu noksanlık kamu düzeni ve devletin hükümranlık hakları ile ilgili olup, süresiz şikayet nedeni olduğu gibi, takibin her safhasında doğrudan doğruya göz önünde tutulmalıdır. (Hukuk Genel Kurulu’nun 12.05.1999 tarih, ---- Esas, ------ Karar sayılı kararı) O halde İlk Derece Mahkemesince, takip talebinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sonuca gidilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olup,..." belirtmiştir.
Yargıtay ---HD. -----Sayılı ilamında "....İtirazın iptali davası açılabilmesinin koşullarından birisi de ortada geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunmasıdır. Geçerli bir ilamsız icra takibinin mevcut olmaması halinde itirazın iptali davası açılamaz. Bu husus dava şartı olup, mahkemece re’sen gözetilmelidir.Dava dosyası içinde bulunan dava konusu ---İcra Müdürlüğü’nün ----- esas sayılı takip dosyasının aslı incelendiğinde, dayanak takip talebi ile takip borçlusuna çıkarılan ödeme emrinin içerik olarak birbirinden farklı olduğu anlaşılmaktadır. Böyle bir halde geçerli bir ilamsız icra takibinin varlığından söz edilemez. Mahkemece bu yön gözetilerek geçerli bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın, dava şartı yokluğundan reddi gerekirken işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. " belirtmiştir.
--- AHM'nin ----- Esas,----Sayılı ilamı ile "... Somut olayda, borcun sebebinin hem takip talebinde, hem de ödeme emrinde gösterilmediği ve takip talebiyle, ödeme emrinin İİK'nun 58 ve 60. maddelerine uygun içeriğe sahip olmadıkları anlaşılmaktadır. Geçerli bir icra takibi itirazın iptali davasında dava şartı olup icra takibi geçersiz olduğu anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile verilen kararın ---- BAM ----- HD. ------ Sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası açılabilmesinin koşullarından birisi ortada geçerli bir icra takibinin bulunmasıdır. Geçerli bir ilamsız icra takibinin mevcut olmaması halinde itirazın iptali davası açılamaz. Bu husus dava şartıdır. Somut olayda yukarıda alıntılanan emsal yüksek mahkeme kararlarında da belirtildiği üzere davacının başlattığı takipte takip talebinde bulunması gereken zorunlu unsur eksikliği nedeni ile başlatılan takip usul ve yasaya aykırıdır. Her ne kadar davalı bekletici mesele talep etmiş ise de itirazın iptali davasının açılabilmesi için de ortada usul ve yasaya uygun bir takip bulunmalıdır. Bu hususun dava şartı olduğu ve kamu düzeninden olduğu da yukarıdaki emsal kararlarda belirtilmektedir. Dava şartları yargılamanın her aşamasında dikkate alınır. HMK'nın 115/3 maddesi hüküm anında giderilmiş bir dava şartı noksanlığı nedeni ile davanın reddine karar verilemeyeceğini belirtmiştir. Ortada giderilebilecek türden bir dava şartı noksanlığı bulunmamakta olup kaldı ki davalı yanca da bu husus ileri sürülmüştür. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın dava şartı noksanlığı nedeni ile usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
-
Davanın İİK'nın 58, 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2. Maddeleri gereği USULDEN REDDİNE,
-
492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu harcın peşin alınan 84.667,31 TL'den mahsubu ile fazla yatırılan 84.239,71 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalı yanca yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-
6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara iadesine,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine,
-
Adalet Bakanlığı Bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, . . . . Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:01