İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1198 E. 2024/211 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2018/1198
2024/211
4 Nisan 2024
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2018/1198 Esas
KARAR NO:2024/211
DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:31/12/2018
KARAR TARİHİ:04/04/2024
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA: Davacı vekili 31/12/2018 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ----------------- firmalan ile müvekkil davaaya ait aktif ve pasiflerin davalıya devri konusunda taraflar arasında 31.05.2015 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme ile devredilen firma ortaklan hak ve alacaktan ile müvekkile ait malvarlıklannın davalıya geçtiğini, sözleşmenin 23. maddesine göre devralan ------- firmasının müvekkile 100.000 TL'si geri ödemesiz 200.000 TL ödeme yapacağı hususunun belirtildiği, kalan 100.000 TL'nin ise devir alınan fîrmalann faaliyetleri sonucu doğacak kardan 2. yıldan itibaren ise eşit taksitlerle tasfiye edileceği konusunda mutabık kalındığı, sözleşmenin 15.maddesinde davalının kann %10'unu müvekkile ödeyeceğinin belirtildiği, davalının devir aldığı fîrmalann iştigal alanlarına ilişkin faaliyete başlamışsa da sözleşmeye aykın olarak müvekkile bilgi verilmediğini ve kar payının ödenmediğini, sözleşmeden doğan yükümlülüğün yerine getirilmesi için davalıya 23.03.2018 tarihli nober İhtarnamesi gönderildiği, davalının verdiği cevabi ihtarnamede ise müvekkile ödenmesi gereken 200.000 TL tutarlı ödemenin kar elde edilemediği için ödenmediğinin belirtildiği, bunun üzerine davalıya ikinci bir ihtarname gönderildiği ancak davalının ödeme yapmadığını, anılan nedenlerle şimdilik 20.000 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesini iddia ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı --------- müvekkil arasında ön devir protokolü imzalandığını, davacının taraf olmadığı protokole istinaden hak iddiasında bulunmayacağını, davaya konu sözleşmenin taraflan limited şirket olması ve limited şirketlerde devir sözleşmesinin ancak resmİ ve yazılı şekillerde yapılması halinde geçerli olacağını, oysaki müvekkil ile davacının sahibi olduğu ---------- firmalan arasında resmi veya gayri resmi devir yapılmadığını, devir işleminin-----yayımlanmadığını, buna karşın ön protokole istinaden müvekkil şirketin bir takım edimlerini yerine getirdiğini, ancak fiili devrin gerçekleşmediğini, devredildiği iddia edilen dava dışı şirketlerle müvekkil şirket adresi ile faaliyet konularının farklı olduğundan hareketle davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, devir sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili talebine ilişkindir.Davacı--------tarihinde vefat etmesi ve mirasçılarının mirası reddetmesi sebebiyle TMK 612 Maddesi uyarınca dava tereke tasfiye memurunca takip edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık dava dışı ----------davalı şirket arasında düzenlenen 31.05.2017 tarihli devir sözleşmesi kapsamında, davalıya ait yükümlülükleri bölümünde yer alan 23. Maddedeki edimin, sözleşmeye taraf olmayan davacıya ödenmesi kararlaştırılan 200.000 TL yönünden istem koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği noktasına toplanmış sonrasında davacı vekili 19.10.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini devir sözleşmesi gereğince geri ödemesiz olarak alacağı olduğunu belirttiği 100.000 TL’ye hasretmiştir.TBK 129 m ‘Kendi adına sözleşme yapan kişi sözleşmeye üçüncü kişi yararına bir edim yükümlülüğü koydurmuşsa edimin üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebilir.Üçüncü kişi veya üçüncü kişiye halef olanlar da tarafların amacına örf ve adete uygun düştüğü takdirde edimin ifasını isteyebilirler. Bu durumda, üçüncü kişi veya ona halef olanlar bu hakkı kullanmak istediklerini borçluya bildirdikten sonra alacaklı borçluyu ibra edemeyeceği gibi borcun nitelik ve kapsamını da değiştiremez. şeklinde düzenlenmiştir.
Üçüncü kişi yararına sözleşme, sözleşmenin tarafı olmayan bir kişiye, onun yararına bir edim kararlaştırılmasıdır. Üçüncü kişi yararına sözleşmede üçüncü kişiye Özgü bir hak tanınmış olur. Üçüncü kişi, yararına kurulan sözleşmeden doğan hakkını derhal, herhangi bir irade açıklamasına, sözleşmeye katılmasına, kabul açıklamasında bulunmasına, hatta bu durumu bilmesine gerek kalmadan kazanır. Alacak(somu olayda davacının) üçüncü kişini kişiliğinde doğar.
Davalı vekili davacının sözleşmenin tarafı olmadığını bu sebeple husumet yokluğu bulunduğunu ileri sürmüştür.Sözleşmenin 23. Maddesinde; ----- kartları borcu toplamı olarak 156.000 TL ---- Alüminyum tarafından ödenecektir, ---- 200.000 TL ---- tarafından ödenecek olup söz konusu ödemenin 100.000 TLsi ---------------- alacağı kardan 1. Yılı ödemesiz 2. Ve 3. Yılı karlardan 3’er aylık dönemlerde alınacak miktardan eşit olarak kesilerek ödenecek diğer 100.000 TL’nin geri ödemesi olmayacaktır.’ şeklinde olup bu haliyle üçüncü kişi yararına hüküm içerdiği kaldı ki aynı zamanda salt davacının da aktif ve pasiflerine yönelik hükümler içerdiği anlaşılmakla davalının husumet itirazı yerinde görülmemiştir.Davalı vekili limited şirket hisse devrine ilişkin sözleşmenin resmi şekilde yapılması gerektiğini bu sebeple devrin geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de dava konusu sözleşme hisse devrine ilişkin olmayıp ---- isimli şirketlerin aktif ve pasiflerinin devrine ilişkin olup herhangi bir geçerlilik şartına tabi olmadığından davalı vekilinin geçersizlik itirazı yerinde görülmemiştir.İsteme dayanak sözleşmenin konusunun,--------şirketlerinin aktiflerinin devredilmesi buna karşılıkta davalı tarafından bahse konu şirketlerin borcunun ödenmesini içerdiği bu manada dava dışı şirketler ile davalı arasındaki sözleşmede, davalının yükümlülüğü kapsamında sözleşme dışı davacıya 200.000 TL’nin ödenmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davacıya yapılacak ödeme açısından sözleşmede herhangi bir şart öngörülmemiş ise de sözleşmenin bir bütün olduğu ve davalı vekilinin sözleşmenin yükümlülüklerinin yerine getirilmediğini ayrıca dava dışı şirketlerin çalışanlarının özlük haklarına ilişkin dosyada mevcut davalar ve icra takipleri sonucunda işçilik alacağı olarak 1.150.000 TL zararı oluştuğunu bu sebeple davacı alacağının yerinde olmadığını iddia etmiştir.Sözleşmenin 10. Maddesinde; ----- bulunan işçilerine ait bugün itibariyle 500.000 TL kıdem ve ihbar tazminatı dahil tüm yasal hak tazminatları, --------- iştigasl alanları için kuracağı işletme/şirket tarafından üstlenilmiştir.EK-11-B listesinde bulunan çalışanlar ise çalışmayı kabul etmeleri halinde her türlü hak ve alacağı ile ---- devredilecektir. şeklinde düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre işçilik alacakları 500.000 TL ile sınırlı bir şekilde davalı tarafça yükümlenilmiştir.Aynı sözleşme ilişkisi nedeniyle taraflardan birinin katlandığı bazı yükümlülüklerin ya da elde ettiği bir kısım semerelerin diğer tarafın alacağından indirilmesi talebi, hukuki niteliği itibariyle "mahsuplaşma" olarak nitelendirilmektedir. Somut olayda ileri sürüldüğü gibi, dava dışı şirketler sözleşmeye göre davalının yükümlendiği miktar üzerinde kalan ve davalıya beyan edilmeyen işçilik alacakları açısından dava dışı şirketlerin kendi yükümlülüğünde olan işçilik alacaklarını ödemeyerek bu alacakları davalının ödemek zorunda bırakıldığı yönündeki itirazının, maddi vakıa olarak davalının katlanmış olduğu mali yükümlülüğün davacı alacağından tenzil edilmesi talebi niteliğinde olduğu, bu bakımdan; davalı savunmasının mahsuplaşma itirazı niteliğinde bulunduğu görülmektedir. Bu kapsamda 18.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davacının davalıdan alacağı olduğunun söylenemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıda ki şekilde karar verilmiştir.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın REDDİNE,
-
Peşin alınan 341,55 TL harç ve 1.366,20 TL ıslah harcının toplamı olan alınması 1.707,75 TL'den gerekli 427,60 TL peşin harcın düşümü ile geri kalan 1.280,15 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
-
Davalı tarafından yatırılan 269,85 TL ıslah harcının karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,
-
Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ,
-
Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
-
Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı tasfiye memuru yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.04/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:49