İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/877 E. 2024/155 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/877
2024/155
14 Mart 2024
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/877
KARAR NO : 2024/155
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/12/2023
KARAR TARİHİ : 14/03/2024
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA: Davacı vekili 08/12/2023 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; "Davacı müvekkil, davalı tarafın Karşılıksız Çek Keşide Etme Suçu’na konu ettiği ve tarafımızca da Sayın Mahkemenizde davaya konu edilen işbu çek nedeniyle yukarıda belirtilen İcra Ceza Mahkemesinin dosyasında yargılanmışlar ve Sayın -- Mahkemesi müvekkilimizin bu çekten kaynaklı sorumlu olup olmadığı yönünde ticaret mahkemesi nezdinde menfi tespit açılıp açılmadığı hususunda bilgi verilmesine dair ara karar oluşturmuştur. Davacı müvekkillerin anılan dava dosyasında yargılanmasına konu edilen bu çek dava dışı “------unvanlı şirket tarafından keşide edildiği iddiasına dayanmaktadır.
Her ne kadar davalı tarafça, anılan dava dosyasında; dava dışı bu şirket tarafından davaya konu çekin keşide edildiği belirtilmiş ve iddia edilmiş ise de müvekkilin anılan çekin keşide edildiğinden bilgisi olmadığı gibi, dava konusu iş bu çek altında yer alan imza da müvekkile ait değildir. İmzası müvekkilimize ait olmayan işbu çekin karşılıksız çıkmasından dolayı müvekkilimizin gerek malen ve gerekse cezai manada sorumlu tutulması hem mevzuat hem de yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca söz konusu değildir. Bu doğrultuda müvekkilimizin işbu davaya konu çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti gerekmektedir. Dolayısıyla İcra İflas Kanunu’nun “menfi tesbit ve istirdat davaları” başlıklı 72/1. maddesi uyarınca müvekkillerin işbu davayı açmalarında hukuki yararları bulunmaktadır. Yargılama aşamasında da görüleceği üzere; Müvekkilimiz lehine açmış olduğumuz işbu menfi tespit davasında müvekkilimizin hukuki yararının bulunduğu hususu tartışmasızdır. Üstelik Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre de menfi tespit davası açmaya yönelten bir tehlikenin söz konusu olması halinde menfi tespit davasını ikame etmekte hukuki yararın olduğu kabul edilmektedir.Bu doğrultuda karşılıksız kalan çekten ötürü müvekkilimizin cezai ve mali anlamda sorumlu tutulmaları söz konusu olduğundan, müvekkilimizin borçlu olmadığının tespiti için Sayın Mahkemenizde işbu menfi tespit davasını ikame etmelerinde hukuki yararlarının bulunduğu açıktır. Üstelik davacı müvekkil dava dışı bu şirketin bir dönem imza yetkisi olmasına rağmen, ilgili kurumlardan celp edilecek bilgi ve belgelerden de görüleceği üzere, anılan dava dışı şirketlerle müvekkilin herhangi bir ilişkileri kalmamıştır. Dolayısıyla davacı müvekkilin, gerek dava dışı şirketle herhangi bir hukuki ve fiili bağlarının kalmaması ve gerekse anılan çekte yer alan imzaların müvekkile ait olmaması karşısında; müvekkile atfedilecek gerek hukuki ve gerekse cezai bir sorumlulukları da söz konusu değildir. Tüm bu maddi ve hukuki gerçekliklere rağmen, davalı şirket tarafından davaya konu çekte yer alan imzanın müvekkille aitmiş gibi davalar açılması ve bu sebeplerle haklarında ceza yargılamasına konu davalar açılarak mahkumiyetlerine yönelik taleplerde bulunulması hukuken kabul edilemez bir durumdur. Zira anılan ceza dava dosyalarında müvekkil Karşılıksız Çek Keşide Etme Suçu’ndan yargılandıkları ve cezalandırıldıkları gibi aynı zamanda anılan çekin bedellerinden de sorumlulukları da söz konusu olmuştur. Ayrıca bu aşamada bildirmek isteriz ki; anılan dava dosyasına gerekli imza itirazları ve sair beyanlarımız iletilmiştir. Ancak anılan mahkeme tarafından tesis edilen ara kararlarda; çeke yönelik menfi tespit davası veya imzaya yönelik davalar açılıp açılmadığı sorulmuş ve bu yönde bir dava açılmaması durumunda müvekkilimizin cezalandırılacağı yönünde bir karar verileceği ortaya konmuştur. Oysaki anılan mahkemenin yaptırmış olduğu bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkan duruma göre karar vermesi gerekmekte iken bunun aksine sırf çekin keşide tarihinde şirket yetkilisi olması sebebiyle ceza verecek olmasının kabulü hukuken mümkün değildir. Fakat gelinen noktada müvekkilimizin adli para cezası veya ödenememesi durumunda hürriyetinin kısıtlanacak olması da kabul edilebilir değildir. Mevcut haliyle icra ceza mahkemesince esasa ilişkin itirazlar kapsamında imzaya yönelik inceleme yapılmış olmasına rağmen, müvekkilimiz ceza alma baskısı altındadır.
1.12.Netice itibariyle; anılan dava dosyasında imzaya yönelik itirazlarımız ve de beyanlarımıza rağmen bu incelemelerin neticesi dikkate alınmadan doğrudan mahkumiyete yönelik karar tesis edilecek olması nedeniyle ve aynı zamanda karar oluşmasına müteakip; müvekkilin Karşılıksız Çek Keşide Etme Suçu’nu işlediğinden bahisle hükmedilecek cezanın para cezasını da kapsaması ve bu suçun ortadan kaldırılabilmesi veya düşürülebilmesi için ancak ve ancak müvekkilin ödeme yapmak durumunda kalacağı da değerlendirildiğinde; işbu çekten kaynaklı menfi tespit içerikli davayı açmaktaki hukuki yararımızın olduğunun çok net görüldüğünü değerlendirmekteyiz. Yukarıdaki beyanlarımıza ek olarak, müvekkilimizin kendisine ait olmayan imza ve yazılar taşıyan çekten ötürü cezalandırılması hukuka açık aykırılık teşkil etmektedir. Bu haliyle işlemlerin devam etmesi durumunda müvekkilimizin cezalandırılması karşısında bu cezaların haksız ve hukuka aykırı olarak çektirilmesi durumu ortaya çıkacaktır. Müvekkilimizin borçlusu olmadığı çekten dolayı adli para cezası veya çek bedeli kapsamında ödeme yapması kabul edilemezdir. Sırf verilen adli para cezası sebebiyle dahi işbu davayı açmakta hukuki yararımızın bulunduğu açıktır. İşbu davamızın görülebilmesi için arabuluculuk dava şartına gerek olmadığına dair beyanlarımız: Sayın Mahkemenizin de malumu olduğu üzere; ticari dava niteliğindeki menfi tespit davalarında Yargıtay’ın yerleşik içtihadı gereğince arabuluculuk şartı bulunmamaktadır. Bu nedenle işbu dava ikame edilmeden önce arabuluculuğa başvurulmamıştır.Yapılacak yargılama neticesinde işbu davayı açmaktaki haklılığımız ve de davaya konu çekte yer alan imzaların müvekkile ait olmadığı görülecektir. Davaya konu çekin incelenmesinde görüleceği üzere; çekin keşidecisi ve de borçlusu ------Aynı zamanda bu çekte yer alan dava dışı şirkete atfen atılan imza da müvekkilimize ait değildir. Bu husus ve beyanlarımızın doğruluğu yapılacak basit bir imza incelemesi ile de kolayca ortaya çıkacaktır. Dolaysıyla bu doğrultuda imza incelemesi yapılmasıyla çekte yer alan imzanın müvekkilimize ait olup olmadığı ortaya çıkabilecektir. Aksi halde müvekkilimizin Anayasa ile korunan temel haklarına ciddi ölçüde zarar gelecektir. Bilindiği üzere "Adil Yargılanma Hakkı” gerek “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi” ve gerekse “Anayasa” kapsamında koruma altına alınmış en temel haklardan biridir. Somut olayımız bakımından değerlendirildiğinde; imzaya itirazlarımızın değerlendirmesi, bu kapsamdaki incelemenin yargılamanın esasında dikkate alınması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması sağlanarak hüküm tesis edilmelidir. Aksi halde müvekkilimizin Anayasa ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ciddi ölçüde zarar görecektir. Dilekçemizde kısaca izah ettiğimiz ve yargılama aşamasında çok net görüleceği üzere; davacı müvekkilİmizin kendisine ait olmayan çekteki imza neticesinde cezai ve hukuki sorumlulukları oluşmuştur. Müvekkilin sorumlu olmadığı çekten kaynaklı cezai sorumluluğunun yanı sıra maddi olarak çek bedellerini karşılamak gibi bir sorumluğu da doğmuş olup, tüm bu durumlar sebebiyle müvekkilin anılan çekten kaynaklı borçlu olmadığının tespiti amacıyla Sayın Mahkemenize başvurma zorunluluğu hasıl olmuştur. " denmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; " Bilindiği üzere en kısa tabiriyle, sübjektif bir hakkı dava edebilme ehliyeti olarak tanımlanan “Aktif Husumet” 6100 sayılı HMK'nun 114/1-d bendi gereğince dava şartı niteliğinde olup, aynı kanunun 115. maddesi uyarınca davanın her safhasında ve taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece re’sen nazara alınması gereken, usul hukukuna ilişkin ancak sonuçlarını maddi hukuk boyutunda doğuran son derece önemli bir müessesedir. Bu nedenle davacının, davada aktif husumetinin bulunup bulunmadığının öncelikle ve re’sen incelenerek karara bağlanması gerekir. Kararlarında, dava açma yetkisinin keşideci veya cirantada olduğu huzurdaki davada olduğu gibi şirketin temsilcisi olmaları kendilerine davacıların dava konusu takipte taraf sıfatı vermeyeceğini , davanın borçlu şirket tarafından açılması gerektiği, aksi halde aktif husumet ehliyeti yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.Dava şartları ise HMK m. 114'te sıralanmıştır ve bunlardan biri de taraf ve dava ehliyetine sahip olmaktır. Davacı bu ehliyete sahip olmadığından, husumet itirazımız bulunmaktadır ve davanın esasa girilmeden usulden reddi gerekmektedir.3-Dava konusu çek dava dışı ----- aittir.Müvekkil şirkete dava konusu çek, alacaklısı olduğu ----- den ciro vesilesi ile geçmiştir.
Dava dışı borçlu şirket tarafından vadeli olarak keşide edilen;------ iban nolu hesaba ait,------ seri numaralı 69.778,55 TL tutarlı 28.02.2021 tarihli
çek teslimi kronoloji sırasına göre ;Borçlu şirket, 14.09.2020 tarihinde çeki keşide edip ------ nolu tahsilat makbuzu ile teslim ediyor. (EK-2)------ tarafından 17.09.2020 tarihinde çek cirolanarak 786 tahsilat makbuzuyla müvekkil şirkete teslim ediliyor. (EK-3)Müvekkil şirket, şikayete konu çekin tahsil için , 22.10.2020 tarihinde -----şubesine çeki teslim ediyor. (EK-4)Davacıların şirkete müşterek atacakları imzalar ile temsil etmelerine karar verildiği tarih olan; 19/10/2020 tarihinden önce 14.09.2020 tarihinde çek keşide edilerek alacaklılarına teslim edilmiştir.
- Dava dışı şirket aynı dönemlerde aynı imza ile ekte sunulan;
------ iban nolu hesaba ait, ------ Şubesi ----- iban nolu hesaba ait,----- Şubesi ----- iban nolu hesaba ait,------Ticari Şubesi ------ iban nolu hesaba ait, çekleride borçlarına karşılık vermiş ve ödemelerini de yapmıştır.(Dava dışı şirkete ait ticari faaliyetler gereği geçmişte imzaladıkları çek-senet örneklerinin ilgili banka ile kurum ve kuruluşlardan temin edilmesi neticesi davaya konu imzalarla bire bir eş oldukları anlaşılacaktır.
Davaya konu çek bedeli ödenmemesi üzerine dava dışı borçlu şirket ve müvekkil şirkete çeki ciro eden ------ hakkında------.İcra Müdürlüğünün ----- Sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatılmış ancak dava dışı şirket tarafından takibe herhangi bir itiraz yapılmamıştır.Müvekkil şirkete dava konusu çeki ciro eden ------ dahili davalı olarak davaya katılmasına karar verilmesini talep ederiz.Bir diğer yandan, davacıların haksız şekilde müvekkil Şirket aleyhine açılan dava nedeniyle davacılar aleyhine %20 oranından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ederiz. " denmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.
-----İcra Dairesinin -----Esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden celp edildiği görüldü. ----- İcra Ceza Mahkemesinin-----Esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden celp edildiği görüldü-----Ticaret Sicil Müdürlüğünden, ----- Şirketi'nin (VKN:-------) 2021 yılından bugüne değin şirket yetkililerini gösterir kayıtların celp edildiği görüldü-----Ticaret Sicil Müdürlüğünden, Dava dışı ------ isimli şirketin şirket esas sözleşmesi, 2020-2024 yılları şirketi temsile yetkili kişileri gösterir kayıtlar dahil olmak üzere tüm ticaret sicil kayıtlarının celp edildiği celp edilen kayıtlarda şirket genel kurul kararları ile her iki davacı şahsında temsile yetkili kılındığının görüldüğü anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerden; her ne kadar davacılar ----- ve ------ dava konusu çek üzerinde dava dışı -----adına atılı bir adet imzanın kendilerine ait olmadığından bu çek sebebiyle sorumlu ve borçlu olmadıklarını iddia etmiş iseler de dava konusu çekin incelenmesinde; çeki keşide eden şirketin yani çek borçlusunun ------ olduğu, yani bu çekten dolayı borçlu olmadığı iddiasını çeki keşide eden şirketin talep edebileceği, imza tarihinde davacı şirketi temsile yetkili olan gerçek şahıs davacıların bu anlamda aktif husumeti bulunmadığı anlaşılmış olup husumet nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle REDDİNE,
-
Peşin alınan 1.191,64 TL harçtan, alınması gerekli 427,60 TL peşin harcın düşümü ve yatırılmayan 427,60 TL başvuru harcın düşümü ile geri kalan 336,44 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
-
Yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına ,
-
Davacılarca peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
-
Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
-
3.120,00 TL Arabulucu ücretinin davacılardan tahsiliyle hazineye irad kaydına,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57