İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/887 E. 2024/106 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/887
2024/106
22 Şubat 2024
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/887
KARAR NO : 2024/106
DAVA : Menfi Tespit ve İstirdat
DAVA TARİHİ : 12/12/2023
KARAR TARİHİ : 22/02/2024
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA: Davacı vekili 12/12/2023 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil hakkında alacaklı tarafından yapılan, kambiyo senedine dayalı icra takibi sonunda ----- aldığı emekli maaşının tamamına haciz konulmuştur. Davalı tarafın kötü niyetiyle konulan haciz davalı taraf hukuken emekli maaşına haciz koyduramayacakken işbu bütün parayı müvekkilim haciz tehtidi altında ödemek zorunda kalmıştır. Müvekkil iş bu dosyadan dolayı borçlu değildir. Davalı taraf sadece müvekkilime değil bir çok emekli kişiyi aynı yöntemi ile dolandırmaktadır. Alacaklı taraf icra dosyalarında bütün emeklilere karşı aynı yöntemle senet imzalatmıştır. Davalı alacaklı olduğu tüm icra dosyalarında matbu dilekçe ile müvekkilimde olduğu gibi muvaffakat almışlardır. Davalı müvekkili kredi sağlamak amacıyla senet düzenlemiş, müvekkile bu paranın tamamını da vermeden işbu icra dosyasını başlatıp müvekkil ve daha bir çok kişiyi mağdur etmişlerdir. Davalı olmayan bir borç ilişkisi göstererek yasal tefecilik yapmaktadır. Yukarıda açıkladığımız nedenlerle emekli maaş haksız olması ve yapılan bu haksız ödeme sebebiyle müvekkilimin borçlu olmadığının tespiti için işbu davayı açmak zorunluluğu doğmuştur. Davalı taraf müvekkilime fatura vermemiştir. Nitekim müvekkilim ile davacı arasında alım satım sözleşmesi, kredi sözleşmesi, krediye aracılık edilmesi sözleşmesi gibi bir yazılı imzalı sözleşme, bilgilendirme formu, müvekkilime bilgilendirme yapıldığına dair yazılı bir delil, alacağının varlığını ve tutarını gösteren hiçbir delil yoltur. Nitekim ilamsız icra takibine dayalı menfi tespit ve istirdat davalarında alacağın varlığını, haklı dayanağını tutarını muaccelliyeti ispat yükü, icra dairelerinde alacaklı konumunda olan davalıdadır. Öte yandan müvekkilimle aynı yaşlardaki onlarca emekli vatandaşın (davalı tarafın alacaklı olduğu dosyaların sorgusu yapıldığında bu husus ortaya çıkacaktır) aynı yöntemle borçlandırılması hayatın olağan akışına aykırıdır. Alacağın varlığına dair haklı bir dayanak bulunmamaktadır. Alacağın tutarı ve muaccelyeti ile ilgili hiçbir ispat bulunmamaktadır. Müvekkilim emekli maaşını almadığından ve başkaca bir geliri olmadığından dolayı adli yardım talebimiz bulunmaktadır." denmiştir. Davalı tarafın usulüne uygun tebliğe rağmen dosyamıza herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Taraflar arasında davacının davalı tarafa ödediği bedelden kaynaklı olarak alacağının bulunup bulunmadığı ve ödenen bedelin istirdatı konusunda uyuşmazlık bulunduğu anlaşıldı.01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 Sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı kanunun 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve dair usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının 6102 Sayılı TTK'da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.Öte yandan, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 Sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup 6102 Sayılı TTK'nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler."Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.
Tüm dosya kapsamı bir arada incelendiğinde; TTK 4/1 maddesine göre bir davanın Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması ya da 4/2 maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gerektiği ancak davacı tarafın tacir olup olmadığına ilişkin mahkememizce yapılan araştırmada ----- Vergi Dairesi Müdürlüğünün 27.12.2023 tarihli yazısında; davacı asilin mükellefiyet kaydını 30.10.1999 tarihinde sonlandırdığının belirtildiği, yine ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünün 27.12.2023 tarihli yazısında davacı adına tacir kaydına rastlanmadığının belirtildiği bu haliyle davalı asilin tacir olmadığı ve huzurdaki davanın ticari dava tanımına uymadığı, bununla birlikte davacı tarafça takibin kambiyo senedinden kaynaklandığı iddia edilmiş ise de takibin fatura alacağından kaynaklı olduğu anlaşılmakla huzurdaki uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin yetkili olduğundan mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4 ve 5 maddeleri gereğince görevli mahkeme. . . . . . Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olması sebebi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
-
HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli . . . . . . Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi takdirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına( ihtarat yapıldı)
-
HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece karar verilmesine,
-
Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına alınmasına,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, . . . . Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere, davacı vekili yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12