İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/896 E. 2023/1022 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/896
2023/1022
14 Aralık 2023
T.C.
İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/896
KARAR NO : 2023/1022
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/11/2022
KARAR TARİHİ : 14/12/2023
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dilekçesinde özetle;
Müvekkili şirketin beyaz eşya sektöründe faaliyet gösteren, ---- markalarının üreticisi olduğu, Davalı---- müvekkilden 23 adet ---- tam entegre edilmiş bulaşık makinesi satın aldığı, geçekleştirilen bu satışa istinaden müvekkil tarafından davalıya 05.11.2021 tarihinde 5.238,00 EUR tutarında fatura düzenlendiği, işbu faturanın 03.02.2022 tarihinde müvekkiline ödeneceği hususunda tarafların anlaştığı, ancak, davalı’ nin 21.12.2021 tarihinde müvekkile 3.608,98 EUR ödeme yaptığı ve davalının 1.629,02 EUR bakiye anapara borcu kaldığı, ödenmeyen 1.629,02 EUR borca istinaden davalı aleyhine 26.10.2022 tarihinde-----. İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, başlatılan icra takibi ise davalının haksız ve mesnetsiz itirazları sebebiyle durdurulduğu, arz ve izah olunanlar ve re'sen değerlendirilecek hususlar ışığında yargılama yapılarak; Öncelikle; davalının ----. İcra Müdürlüğü’nün ---- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın iptali ile takibin devamına, Davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, İlk talebimizin Sayın Mahkemenizce kabul görmemesi halinde; davaların terditli olarak alacak davası olarak görülmesini 1.629,02 EUR 'nin işleyecek faizi (03.02.2022 tarihinden itibaren bankaların Euro mevduata uyguladığı en yüksek mevduat faizinden az olmamak üzere) ile birlikte davalıdan fiili ödeme gününündeki döviz rayici üzerinden tahsili ile müvekkile verilmesine,Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davacı---- ile müvekkil ----- Arasındaki ticari ilişkide müvekkil şirketin ticari defter ve belgelerinde herhangi bir borç bakiyesi bulunmadığı, müvekkil şirketçe usulüne uygun tutulan ticari defter ve belgeler incelendiğinde, müvekkili şirketin borcu olmadığının sabit olduğu, dava dilekçesi ve takip talebinde yalnızca faturadan bahsedildiği ancak, iddia edilen ve dayanak yapılan fatura tutarı ile talep edilen tutarın örtüşmediği, takip talebi ve eki olarak alacak iddiasını somutlaştıracak bir mutabakat metni ve/veya cari hesap ekstresinin de mevcut olmadığı, takip talebi /ödeme emrinden talep edilen alacak tutarının nasıl oluştuğunun belli olmadığı, arz ve izah olunan sebepler ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; Haksız ve mesnetsiz DAVANIN REDDİNE, Davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmaması kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini cevap ve talep etmişlerdir.
DELİLLER:
----. İcra Dairesi Müdürlüğünün---- esas sayılı dosya sureti,
----Vergi Dairesi Müdürlüğünün ve
----- Vergi Dairesi Müdürlüğünün yazı cevapları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
23/05/2023 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 10/08/2023 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir
.Bilirkişi raporunda özetle;
Taraflar arasındaki hukuki ihtilaf davacı yanın 25/10/2022 tarihinde borçlu aleyhine -----. İcra Dairesi ----- sayılı dosyası ile; 1.629,02 Euro Takip Tarihi Fatura alacağı, için icra takibi başlatması karşısında, davalı yanın takibe itiraz etmesi üzerine çıkmış bulunmaktadır. Davacı ve davalı şirkete ait 2021 ve 2022 yıllarına ait tüm ticari defterlerinin 6102 sayılı yeni TTK. İlgili hükümleri yönünden açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı ve usulüne uygun tutulmuş olduğu, Davalı Yanın Defter İncelemesi Neticesinde; Davacı ile davalı arasında ki ticari ilişkinin 20/08/2021 tarihinde başladığı, davacı tarafından faturaların döviz cinsinden düzenlendiği ve davalıya 272.107,70 TL cinsinden 26.548,93 EURO tutarında 9 adet fatura düzenlendiği, davalı tarafından 272.107,72 TL ödeme yapıldığı, davalının ödemeleri TL olarak yaptığı, davalı defterlerinde miktar bazında kayıt tutulmadığı, 27/12/2021 tarihinde davacı tarafından davalıya 18.243,41 TL tutarında kur farkı faturası düzenlendiği ancak davalı tarafından aynı gün davacıya iade faturası düzenlendiği, Davalıya ait 2022 yılı ticari defterlerinde Davacı tarafından 07/02/2022 tarihinde davalının düzenlemiş olduğu -----nolu faturaya istinaden 18.243,41 TL tutarında kur farkı faturası düzenlendiği, davalı tarafından aynı gün davacıya iade faturası düzenlendiği, davacı tarafından 21/02/2022 tarihinde davalıya düzenlemiş olduğu iade faturasına karşılık kur farkı faturası düzenlendiği yine davalı tarafından davacının düzenlediği faturaya karşılık iade faturası düzenlendiği, davacı tarafından 28/02/2022 tarihinde davalıya düzenlenen kur farkı faturasının davalı kayıtlarında yer almadığı, 25/10/2022 takip tarihi itibariyle davalının bakiyesinin 0,00 olduğu görülmektedir. Davacı Yanın Defter İncelemesi Neticesinde; Davacı ile davalı arasında ki ticari ilişkinin 20/08/2021 tarihinde başladığı, davacı tarafından davalıya 272.107,70 TL cinsinden 26.548,93 EURO tutarında 9 adet fatura düzenlendiği, davalı tarafından da 272.107,72 TL cinsinden 24.919,91 EURO ödeme yapıldığı TL bakiyenin sıfırlandığı ancak davacının düzenlemiş olduğu 05/11/2021 tarih ----- nolu 5.238,00 EURO tutarlı faturadan 24/11/2021 tarih itibariyle kısmi olarak kalan 1.629,02 Euro tutarında kur farkı alacağı doğduğu, davacı tarafından davalı yana 27/12/2021 tarihinde kur farkı faturası düzenlendiği, davalı tarafından aynı gün davacıya iade faturası düzenlendiği, Davacı tarafından 07/02/2022 tarihinde davalının düzenlemiş olduğu----- nolu iade faturaya istinaden 18.243,41 TL tutarında kur farkı faturası düzenlendiği, davalı tarafından aynı gün davacıya iade faturası düzenlendiği, davacı tarafından 21/02/2022 tarihinde davalıya düzenlemiş olduğu iade faturasına karşılık kur farkı faturası düzenlendiği yine davalı tarafından davacının düzenlediği faturaya karşılık iade faturası düzenlendiği, davacı tarafından 28/02/2022 tarihinde davalıya kur farkı faturası düzenlediği ve 25/10/2022 takip tarihi itibariyle davalıdan 18.243,41 TL tutarında 1.629,02 EURO kur farkı alacağı olduğu, Netice itibariyle; Taraflar arasında esas çekişmenin davacının davalı adına düzenlemiş olduğu kur farkı faturasından kaynaklandığı görülmektedir. Davacının düzenlemiş olduğu kur farkı faturasına karşılık davalı iade faturası düzenlemiş davacı bu faturayı kayıtlarına alarak tekrar davalıya fatura düzenlediği görülmekte olup tarafların bu konuda bir döngüye girdiği görülmekle birlikte davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 18.243,41 TL tutarında 1.629,02 EURO kur farkı alacaklı olduğu, Detaylı açıklamaları raporumuzun faiz kısmında olmak üzere; Davacının davalıyı temerrüde düşürmediği, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise 1.629,02 Euro alacağı için toplam 58,91 Euro faiz talep edebileceği ancak taleple bağlılık ilkesine göre bu rakamın en çok 44,48 Euro olabileceği şeklinde tespitte bulundukları görülmüştür.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, kur farkı fatura alacağına yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, ---- Esas ve----- Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. (-----Bölge Adliye Mahkemesi -----.Hukuk Dairesi'nin ---- Esas ve----- Karar sayılı ilamı)
-----Bölge Adliye Mahkemesi ------.Hukuk Dairesi'nin ---- Esas ve-----Karar sayılı ilamında "Taraflar arasında, vade farkına ilişkin herhangi bir sözleşme olmadığı gibi sürekli uygulama nedeniyle teamül hale geldiğine ilişkin ticari defter ve kayıtlarında da herhangi bir bilgi ve belge mevcut değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.09.2003 gün ve ----- Esas, ---Karar 28.04.2004 gün ve ----- Esas, ----Karar, 06.10.2004 gün ve ---- Esas, ---- Karar sayılı vb emsal ilamlarında vade farkının sözleşmede kararlaştırıldığı ya da sonradan sürekli uygulama nedeniyle sözleşmenin bir unsuru kabul edildiği durumlarda alacaklının bu yöndeki istemini doğrudan sözleşmeye dayandırabileceği uygulanmıştır. Nitekim 27.06.2003 gün ve ----- Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında vade farkının, veresiye veya taksitle satışlarda ilk satış bedeline yani semene belirli oranlarda yapılan ilave başka bir anlatımla vade farkı mal ve hizmet satım sözleşmesinde kararlaştırılan veya ticari teamüllere göre vade tarihinden başlayarak fiili ödeme tarihindeki mal ve hizmet bedeline ekleme yapılmak suretiyle semenin ulaştığı miktarı ifade ettiği belirtilmiştir. TTK'nın 23/2. maddesindeki karine faturanın olağan içeriği ile ilgili olup faturaya sözleşmeyı değiştiren, diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların konulması, faturaya alanında olağan olmayan bu kayıtlara süresinde itiraz etmemiş olması bunları kabul ettiği ve sorumlu olacağı anlamına gelmeyecektir. Burada itiraz edilmemekle kesinleşen faturanın olağan içeriğidir. Vade farkı, içtihadı birleştirme kararında ortaya konulduğu üzere uygulamada mal ve hizmet bedelinin ödenmesi gereken günde ödenmemesi halinde alacağın gecikmesi nedeniyle ulaştığı miktar yani mal ve hizmetin yeni fiyatı olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere vade farkı sözleşmenin kuruluş aşamasıyla ilgili bir unsurken fatura sözleşmenin ifasıyla ilgilidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ---- Esas, ----- Karar ve 06.10.2004 tarihli kararında ayrıca faturanın bir sözleşme olmadığı gibi faturanın olağan unsurlarından olmayan kayda itiraz edilmemiş olması da faturayı sözleşme haline getirmeyeceği salt faturalar üzerindeki vade farkı uygulanacağı ifadesinin vade farkı talebine dayanak teşkil edemeyeceğinin bu itibarla salt fatura üzerindeki vade tarihinin vade farkı talebi için yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin vade farkı alacağına ilişkin talebinin emsal yargı kararlarında da belirtilmiş olduğu üzere sübuta ermediği bu anlamda mahkemenin ret kararının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır." şeklinde açıklanmıştır.
Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında yabancı para üzerinden devam eden ticari ilişkinin bulunması gerekir. (Yargıtay -----.Hukuk Dairesinin ----- sayılı kararı). Ancak taraflar arasında kur farkının ödeneceğine yönelik oluşan teamül gereği kur farkı istenebilir. Yargıtay----. HD.----Sayılı ilamı "...Dairemiz ve Kapatılan-----Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği gibi, ticari satımda vade farkı, taraflar arasındaki sözleşmede hüküm bulunması ya da ticari ilişkilerinde teamül oluşması halinde talep edilebilecektir. (Kaptılan ---. Hukuk Dairesi ----., ---
Somut olayda; davacı yanca 1.629,02 Euro fatura alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, davalı yanca takibe borca itiraz edilmesi üzerine huzurdaki davanın açıldığı, tarafların defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesinde taraf ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun olarak yapıldığı ve delil niteliğinde bulunduğu, taraflar arasındaki ilişkinin 20/08/2021 tarihinde başladığı, 9 adet fatura düzenlendiği, davalını ödemelerini TL olarak yaptığı, davacı tarafından davalıya 27/12/2021 tarihli 18.243,41 TL tutarında kur farkı faturası düzenlediği ve davalı tarafından iade edildiği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ve taraflar arasında kur farkının ödeneceğine yönelik oluşan teamül oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine, davalını kötüniyet tazminatı talebi bakımından davalı yanca ispatlanmadığından reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Mahkememize açılan davanın REDDİNE
-
Davalı yanın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
-
Peşin alınan 365,49 TL harçtan, alınması gerekli 269,85 TL peşin harcın düşümü ile Hazineye irat kaydına, bakiye kalan 95,64 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
-
Yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA ,
-
Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
-
Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
-
3.120,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:49