İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/240 E. 2024/310 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/240
2024/310
3 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:2024/240 Esas
KARAR NO:2024/310
DAVA:İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:17/04/2024
KARAR TARİHİ:03/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin emlakçılık işi yaptığını, taraflar arasında ... Mah. ... Cad. No:53/B .../İSTANBUL adresinde bulunan ... adli işletmenin devri ile ilgili olarak akdedilen 05/04/2023 tarihli emlak komisyonculuk sözleşmesi gereğince davalının müvekkiline ödemeyi vaat ettiği 500.000-TL komisyon bedeli sözleşmede kararlaştırılan tarihte ödenmemiş olduğunu, söz konusu borcun tahsili maksadıyla .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılmış olduğunu, ancak davalı tarafın borcu açıkça inkar ettiğinden itirazın iptalini talep etme zarureti doğduğunu, davalı tarafın, 08/01/2024 tarihli borca itiraz dilekçesinde sahte evrakla yapılan borç bildirimine itiraz ederek böyle bir borcunun olmadığını iddia etmiş olduğunu, davalının her ne kadar sahte evrak iddiasında bulunmuşsa da söz konusu evrak imzalanırken şahit olan, aynı zamanda davalının müvekkili ile nasıl anlaşma yaptığına şahit olan görgü tanıklarının mevcut olduğunu, bu konuda gerekirse tüm resmi özel ve kamu kuruluşlarından imza örnekleri celp edilerek imza incelemesinin de yapılabileceğini, davalının inkar ettiği evrakın ve borcun kendi imza ve kabulünde olduğunun açıkça ortaya çıkacağını, davalının devri yaptığı alıcının parayı kendisine ödemediğini, bu sebeple müvekkilinin alacak hakkı doğmadığını ileri sürmüş olduğunu, ancak sözleşmeden de anlaşılacağı üzere, müvekkilinin borcunun alıcı ile satıcıyı bir araya getirip anlaşmalarını sağladıktan sonra sona ermekte olduğunu, bu durumda alıcının parayı ödeyip ödememesi müvekkili bağlayan bir husus olmadığını, müvekkilinin hem davalı ile hem de 3. şahıs ile yaptığı sözleşmelerin konularının aynı adresli kafe işletmesi olduğu açıkça anlaşılmakta olduğunu, görüleceği üzere müvekkili üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirmiş, bunun karşılığında davalıdan alacağını alamamış olduğunu, davalının bir adım daha ileri giderek, bu defa dükkanın eşi üzerine kayıtlı olduğunu, borcun sahibinin kendisi olmadığını ileri sürdüğünü, ancak bu durumda da müvekkili ile sözleşme imzalayan davalının borcu ortadan kalkmamakta olduğunu, zira başkasına ait bir dükkanı devretmek istemişse bu durumun mal sahibi ile kendisi arasındaki ve devir alacaklısı ile kendi iç ilişkisini bağlayacağını, zira dükkanın alıcısı da muhatap olarak davalıyı bilmekte ve devir parasını yine davalıya ödemiş olduğunu, en nihayetinde davalının müvekkiline sözleşmeye göre en geç 01/11/2023 tarihinde 500.000-TL ödemeyi vaat etmiş olduğunu, bu vaatin hem yazılı olarak sözleşme ile hem de görgü şahitleriyle sabit olduğunu, bu nedenle davalının haksız borç inkarı ve itirazı sebebiyle kötüniyetli likit alacak itirazına karşı itirazın iptalini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesi amacıyla işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; haklı ve yerinde davanın kabulünü, itirazın iptalini ve takibin itirazla duran tüm alacak yönünden devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE;
... Ticaret Sicili Müdürlüğü, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün cevabi yazıları, celp edilip incelenmiştir.
Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsilini teminen, davacı yanca, ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe, davalının yapmış olduğu itirazın iptaline ilişkindir.
26/06/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir.
Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir.
Somut olayda, davanın emlak komisyon sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davası olduğu, ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 19/04/2024 tarihli cevabi yazısı ile; davalı "...... adına, Müdürlüğümüz kayıtlarında rastlanılmadığı,...", ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 03/05/2024 tarihli cevabi yazı ile davalı "......'nin....Dairemizde GMSİ mükellefiyeti bulunduğundan defter tutmadığı, vergi levhasının bulunmadığı bu nedenle esnaf ve tacir sayılmadığı, ticari kazanç mükellefiyet kaydının olmadığının..." bildirildiği, davalının, dava tarihi itibariyle tacir olmadığı anlaşılmıştır.
TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir.Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur.Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez.
Dava konusu ve sunulan deliller kapsamında davaya konu uyuşmazlığın, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı görülmektedir.
HMK 114. Maddesinde; mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği açıklanmakla yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK. 4. ve 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.nun 114/1. c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,
-
Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
-
Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde RESEN, HMK'nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına
-
HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32