SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/859 E. 2024/228 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/859

Karar No

2024/228

Karar Tarihi

20 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO:2022/859 Esas

KARAR NO:2024/228

DAVA:Tazminat

DAVA TARİHİ:16/12/2022

KARAR TARİHİ:20/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılamasının sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; 05.10.2021 tarihinde ...'ta meydana gelen trafik kazasında müvekkili şirkete ait olan ... plakalı araçta maddi hasar oluştuğunu, aracın park edilmesi için davalı şirket çalışanı valeye teslim edildiğini, vale hizmeti esnasında aracın sürtüldüğünü, valenin hatalı sevk ve idaresi nedeniyle araçta maddi hasar oluştuğunu, olayın hemen ardından şirket çalışanının kazanın gerçekleştiğine ve zararın karşılanacağına dair yazı yazıp imzaladığını, kaza sonrasında araçta oluşan hasarın şirketçe karşılandığını ancak araçta oluşan değer kaybının karşılanmadığını, müvekkili şirketin aracı, valeye teslim etmesiyle zilyetliğin karşı tarafa geçtiğini, valenin sözleşmenin kendisine yüklediği güven ve özenle koruma borcuna aykırı davrandığını, işletmeler ve işyerlerinin Araç Park Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Yönetmeliğinin Vale görevlisinin sorumlulukları başlıklı 9. maddesinde ''Aracı teslim aldığı şekilde teslim etme'' yükümlülüğünü ihlal ettiğini, aynı Yönetmeliğinin 8. Maddesinin 4. Bendinde ''Vale hizmeti veren işletme ve işyerleri söz konusu hizmetlere ilişkin olarak hizmet süresi içinde ortaya çıkan araç hasarlarını, trafik cezalarını ve araç çekme bedellerini tazmin etmek zorundadır.'' denilerek sorumluluğun işletmede olduğunun ifade edildiğini, bu nedenle valenin kusurundan davalı şirketin sorumlu olduğunu, müvekkili şirket ile şirket çalışanı arasında kurulan hukuki ilişki saklama sözleşmesi niteliğinde olduğnu, TBK'nın ilgili hükümleri gereğince saklayanın muhafaza altına almış olduğunu, eşyayının eksiksiz ve zarara uğramamış şekilde iade edilmesi gerektiğini, daha önce hiç kazaya karışmamış olan müvekkili şirkete ait söz konusu aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farkın belirlenerek değer kaybının belirlenmesini ve taraflarına ödenmesini, bu nedenlerle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şirket çalışanının yüzde yüz kusuruyla neden olduğu araçtaki değer kaybının şirketçe veya sigorta şirketince kaza tarihinden başlayarak işletilecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.

CEVAP: Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça sunulan haksız dava dilekçesinde dava değerinin belirtilmediğini, dava dilekçesinin içeriğinden dava değerinin tespit edilmesinin mümkün olmadığını, 6100 sayılı HMK'nın "dava dilekçesinin içeriği" başlıklı 119/1-d maddesinde; "(1) dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: ... d) davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri. ..." hükmünün amir olduğunu, bu halde dava dilekçesinin içeriğinde dava konusunun değerinin belirtilmesi gerektiği açıkça hüküm altına alındığını, aynı maddenin 2. fıkrasında ise; "Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır." hükmünün yer aldığını belirterek öncelikle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın huzurdaki haksız davasını ikame etmeden önce sigorta şirketine başvuruda bulunmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde; "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." hükmünün amir olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ve 17.09.2020 Tarihli kararında; " ... HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda: Dava, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan araç değer kaybı tazminatı istemine dayanmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde 6704 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle değişiklik yapılarak, zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği belirtilmiştir. 6704 sayılı Kanun'un 26.04.2016 tarih, 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması ile yayım tarihi olan 26.04.2016 tarihinden itibaren KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlüğe girmiştir. yasal değişiklikle birlikte, artık mahkemede dava açılmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapılması zorunlu hale getirilmiştir. KTK'nın 97. maddesi ile getirilen bu başvuru koşulu HMK’nın “dava şartlarını” düzenleyen 114/2. maddesinde yer alan "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmü kapsamında özel bir dava şartıdır." denildiğini, bu kanun maddesi ve emsal İstinaf kararı doğrultusunda; davacı tarafça iddia olunan haksız ve hukuka aykırı değer kaybı talebi için dava açılmadan evvel Sigorta Şirketi'ne başvuru yapılması yasal olarak zorunlu olup dava şartı olduğunu, bu kapsamda davacı tarafın haksız davasını ikame etmeden önce ... Sigorta Anonim Şirketi'ne yazılı başvuruda bulunmadığı açık olduğundan haksız ve hukuka aykırı davanın dava şartı yokluğu sebebi ile bu yönüyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile; iddia olunan değer kaybının tazmini sebebi ile açılan davanın sigortacı şirket olan ... Sigorta A.Ş.'ye ihbar edilmesinde hukuki yarar bulunduğundan davanın işbu Sigorta Şirketi'ne ihbar edilmesini talep ettiklerini, müvekkili ... Şirketi'nin, üzerine düşen görev ve hizmeti daima layıkıyla yerine getiren bir şirket olduğunu, huzurdaki haksız iddia bakımından müvekkilinin hiçbir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, bu sebeple müvekkili şirketin iddia olunan değer kaybını tazmin etme yükümlülüğünün olmadığını, davacının değer kaybı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun ve gerçek dışı ve haksız olduğunu, nitekim araçta hiçbir değer kaybının meydana gelmediğini, davacının haksız değer kaybı iddiasının haksız kazanç elde etme gayesine yönelik kötüniyetli bir talep olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde; iddia olunan değer kaybının kaza tarihinden başlayarak işletilecek ticari faizi ile tahsiline karar verilmesi talebinin haksız olduğunu, davacının haksız olarak kaza tarihinden itibaren ve haksız faiz türü ile talep etmiş olduğu faiz talebinin de reddini talep ettiklerini belirterek davacı tarafça huzurdaki haksız dava ikame edilmeden önce bilgisi dahilinde olan sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmadığından ve dava dilekçesinde dava konusu değer gösterilmediğinden haksız davanın öncelikle dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine, neticeten haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, trafik kazasından kaynaklı değer kaybı tazminatının tahsili talebine ilişkindir.

Bilirkişi tarafından düzenlenen 12/10/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; olayda zarar gören aracın modeli, yaşı ve km bilgisi göz önünde bulundurularak, kasko değer artış oranları, internet siteleri, web arşiv kayıtları ve ikinci el piyasa verilerini içerir sektör raporları üzerinden nispi metot şartları göz önünde bulundurularak yapılan araşlırmaya göre, dava konusu aracın olay tarihinde piyasa rayicinin ortalama 640.000-TL olduğunu, (Kasko değerinin 658.840-TL) olduğunu, dava konusu araçla aynı marka ve tip araçlar üzerinden (araç olay tarihinde 1 yaşında olduğundan bir yaş araçlar analize esas almmıştır) karoser aksam onarımlarının yarattığı değer düşümünün belirlenebilmesi amacıyla yakın kilometrelerde ve dönemlerde satışa çıkarılmış araçların araştırıldığını, karoser akşamı onarım görmüş araç ile hasarsız (iş bu rapor tarihindeki güncel piyasa rayici ortalama 2.780.000-TL) araç arasında ortalama 89.000 TL/parça fark bulunduğunu ve dava konusu araçta değer kaybına sebebiyet verecek sol ön kapı değişimi göz önünde bulundurulduğunda, araçtaki değer kaybı miktarının 20.480-TL olduğunu mütalaa etmiştir.

Türk Borçlar Kanunun 579.maddesinde "Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenler, kendilerine bırakılan veya çalışanlarınca kabul edilen hayvan, at arabası, bunlara ait koşum ve benzeri eşya ile motorlu taşıt ve eklentilerinin yok olmasından, zarara uğramasından veya çalınmasından sorumludurlar.

Ancak işletenler, zararın saklatan veya ziyaretçisi ya da beraberinde veya hizmetinde bulunan kimseye yükletilebilecek kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat etmekle, bu sorumluktan kurtulurlar. Ancak, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu, kendilerine veya çalışanlarına bir kusur yüklenmedikçe, saklananların her biri için alınan günlük saklama ücretinin on katını aşamaz.

İşleten böyle bir sorumluluk üstlenmediğini veya sorumluluğu bu Kanunda gösterilmemiş olan bir koşula bağladığını, herhangi bir yolla ilan etse bile, sorumluluktan kurtulamaz." hükmü düzenlenmiştir.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının, aracının davalı şirket çalışanı valenin yaptığı kazada zarar gördüğünü belirterek değer kaybı tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, ... A.Ş.'den gelen yazı cevabının, sunulan fatura ve dekontların incelenmesi ile aracın onarım bedelinin davalı şirketçe karşılandığı, davalı şirketin TBK m.579 uyarınca çalıştırdığı valenin kusuru nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olduğu, makine mühendisi bilirkişiden alınan 12/10/2023 tarihli rapor ile de davacının aracında oluşan değer kaybının 20.480 TL olarak hesaplandığı, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gözetilerek ve davacının aracından oluşan değer kaybını davalıdan isteyebileceği kanaati ile bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi doğrultusunda davacının davasının kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

K A R A R : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın kabulü ile 20.480 TL değer kaybı tazminatının 05/10/2021 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  2. Alınması gereken 1.398,98 TL harçtan peşin alınan harcın, ıslah ve tamamlama harçlarının mahsubu ile bakiye 320,24 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

  3. Davacı tarafından yatırılan başvurma, peşin, ıslah ve tamamlama harcının toplamı olan ‭1.159,44 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  5. Davacı tarafından yapılan ‭2.268,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  6. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A. (11). (13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560 TL arabuluculuk ücretinin tamamının davalıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına,

  7. Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının iadesine,

Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi. 20/03/2024

Katip ...

e-imzalıdır

Hakim ...

e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapdeğerlendirilmesidelillerinistanbultalepTARİHİ16/12/2022gerekçe

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim