İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/552 E. 2024/136 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2017/552
2024/136
20 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2017/552 Esas
KARAR NO:2024/136
DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
DAVA TARİHİ:09/06/2017
KARAR TARİHİ:20/02/2024
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin uzun zamandan beri inşaat sektöründe ticari faaliyet gösterdiğini, davalı banka ile 3870-... müşteri numarasıyla uzun zamandan beri çalıştığını, bu kapsamda davalı bankadan krediler ve çek defterleri alarak kullandığını, müvekkilinin davalı bankadan 200.000 TL tutarlı rotatif kredi kullandığını, diğer davalı ...'nin davalı bankanın ... şubesi çalışanı olduğunu, ...'nin ekli telefon mesaj dökümlerinden de anlaşılacağı üzere müvekkiline bahse konu rotatif kredinin kapatılmasına gerek olmadığını, kendisinin kredi ödemelerini ertelettiğini söylediğini, davalı ...'nin gerçekte rotatif kredi ödeme işlemine dair erteleme yapmamış olmasına rağmen müvekkiline ödemelerinin ertelendiğini söyleyerek vaktinde ödeme yapmasına engel olduğunu, akabinde davalı bankaca müvekiline ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin davalı banka ile yaptığı görüşmelerde kredi taksit ödemelerinde erteleme olmadığını, bu yönde bir işlem yapılmadığı belirtildiğini, müvekkilinin, banka çalışanı ...'nin taksit ertelemesi yaptığını ve bunu kendisine bildirdiğini belirterek ve telefon mesajlarını şube müdürüne gösterdiğini, bu durum karşısında şube müdürü ve yöneticilerin kredi taksit ertelemesi yapılmadığını, kendilerince sorumluluk kabul edilmesinin mümkün olmadığını, çalışan ...'nin kusurlu olduğununun belirtilerek müvekkili ile ilgilenilmediğini, üstelik müvekkilinin bir kaç gün içerisinde ödeme yapmaması halinde hakkında icra takibi yapılacağınının belirtildiğini, müvekkilinin bankalar ve kurumlar nezdinde kredi limitinin düşmesi endişesiyle borcu derhal ödeyebilmek adına ekli tapu kayıtlarında gösterilen ... Tapu Sicil Müdürlüğüne kayıtlı 2434 ada, 12 parselde bulunan 3 numaralı bağımsız bölümü 120.000TL bedelle ve ayrıca 1 numaralı bağımsız bölümü 80,000TL bedelle normal değerlerinin neredeyse yarısına satmak zorunda kaldığını, bu satışlardan müvekkilinin ağır maddi zararı olduğunu, davalı bankanın ipotek evraklarma göre bahse konu daireler 630.000TL bedele karşılık ipotek tesis edilerek teminat olarak kabul edildiğini, yani dairelerin değerlerinin ipotek evraklarından dahi anlaşılabileceğini, ayrıca davalıların kusuru nedeniyle müvekkilinin kredi ödemesini geciktirerek temerrüde düştüğünü, faiz ödemelerinin de müvekkilinin maddi zararına sebep olduğunu, davalı banka yönetimince müvekkilinin temerrüde düşen kredi borcunu derhal ödemesi halinde yeni krediler ve yeni çek defterleri verileceği belirtilmiş olmasına rağmen müvekkili dairelerini değerinin çok altına satarak kredi borcunu ödemesine rağmen davalı bankaca müvekkiline yeni kredi kullandırmak bir yana çek defteri de verilmediğini, o tarihler itibariyle müvekkilin çek ödemelerinde bir gecikme bulunmadığını, yani çek defteri verilmesinde bir sakınca bulunmadığını, davalıların eylemleri nedeniyle kredi ödemelerinde temerrüt gözüktüğünden diğer bankaların da kredi vermediğini, müvekkilinin satış bekleyen birçok gayrimenkulü varken davalıların yanlış bilgi verme ve oyalamaları yüzünden nakte sıkıştırıldığını, beyanla davalıların kusur ve ağır ihmalleri nedeniyle 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile dava ettikleri anlaşıldı.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Uyuşmazlığın bankacılık işleminden kaynaklanmadığını, banka husumet düşmeyeceğini, müvekkili banka ile davacı arasında 22.08.2015 tarihli "Genel Kredi Sözleşmesi” akdedildiğini, davacının kullanmış olduğu ve dava konu yapmış olduğu kredilerin sözleşme hükümlerine göre tarafların özgür iradelerince oluşturulduğunu, sözleşmenin 9. maddesinde de temerüt halleri ve sonuçları açık bir şekilde düzenlendiğini, ayrıca davacı tarafından imza karşılığında tebliğ alınan “Taksitli Kredi Ödeme Tablosu” davaya konu kredinin ödeme vade ve miktadarı ayrnlılı bir şekilde gösterildiğini, tacirler arası imzalanan kredi sözleşmelerinde tarafların sözleeşme hükümleri ile bağlı olacağı ve basiretli tacirin sorumluluklarını kredi sözleşmesi imzalanırken de taşıyacaklarının aşikar olduğunu, davacının ahde vefa ilkesi gereğince sözleşme hükümleriyle bağlı olduğunu, ahde vefa ilkesine göre: sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalı ve ilkelerine riayet olunması gerektiğini, sözleşmeye bağlılık ilkesi hukuki güvenlik, doğruluk ve dürüştlük kuralının bir gereği olarak, sözleşme hukukunun temel ilkelerinden biri olduğunu, dolayısıyla tacir olan davacının davaya konu olan kredinin geri ödemesini işbu kredire ilişkin imzaladığı sözleşme ve eklerinde yer alan şartlara uygun bir şekilde yapılması gerektiğini, müvekkili bankanın eski personeli olan diğer davalının sözlü beyanına istinaden kredi ödemelerinin ertelendiği kanaatiyle temerrüde düşerek zarara uğrandığı iddiasının mesmu olmadığını, ödemler için posta, e-mail, sms ve telefon yoluyla bildirimlerde bulunulduğunu, tacir olan davacının bu bildirimlere itibar etmeden hareket etmesinin mümkün olmadığını, müvekkili banka ile davacı arasında davaya konu olan kredinin ertelenmesine ilişkin ek sözleşme imzalanmadığını, müvekkili banka tarafından sözleşme hükümlerinin değiştirilmesine ilişkin yazılı onay verilmediğini, davacının maddi zararına dayanak yaptığı taşınmaz satışları; icrai olarak değil, davacının kendi iradesiyle gerçekleştiğini, taşınmaz satışları ile dava konusu eylem arasında uygun illiyet bağı olmadığı gibi taşınmazların yarı fiyatına satıldığı iddiası da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dolayısıyla davacı zararını ispat külfetini yerine getirmediğini, davacının iddiasına göre diğer davalıyla şahsi münasebetleri neticesinde davacının kendi ağır kusuruyla meydana geldiği ileri sürülen zarara ilişkin müvekkili bankadan tazminat talebinde bulunmasının "kimse kendi kusurundan hak elde edemez” ilkesi ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu, davacının kendi ağır kusuru olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile davanın reddini talep ettikleri anlaşıldı.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının kredi vadesini bildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava, kusurlu bankacılık hizmeti nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Mahkememizce alınan 09/02/2022 bilirkişi raporunda sonuç olarak; Bankanın her işleminde yazılı talimat istemesi veya işlem dekontuna davacının imzasının alınmasında olduğu gibi yazılı şekilde yapılan kredi sözleşmesindeki vadeye ilişkin değişikliğin de sözleşmenin şekline bağlı olarak yazılı olarak yapılmasının gerektiğini ve bankanın kredilerindeki değişiklikleri de yazılı olarak bildireceği hususlarını davacının bilmesinin gerektiği, taraflar arasındaki kredi sözleşmesine yönelik iddiaya konu değişikliğin gerçekleşmemiş olması münasebetiyle TBK m. 116'da düzenlenen yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluğa ilişkin hükmün, işbu dava konusu olayda uygulanabilir mahiyette olmadığı, davalı ...'nin, kredi vadesinin ertelendiğine dair davacıyı yanıltan beyanlarının bulunduğu, haksız fiilin unsurlarının davalı ... yönünden oluştuğu, davalı ... yönünden haksız fiile dayalı kararlaştırılacak olan tazminatın davacının da zararın doğmasında (müterafik) kusuru bulunması sebebiyle, hakimin takdirinde olarak TBK m. 51 ve özellikle m. 52 uyarınca kısmen ya da tamamen kaldırılabileceği mütalaa edildiği anlaşıldı.
Mahkememizce alınan 01/07/2022 bilirkişi ek raporunda sonuç olarak; Davalı bankanın, dava konusu ...-4 numaralı TL Nakdi Spot- Rotatif Kredinin vadesi 22.12.2015 olmasına rağmen gecikerek 21.03.2016 tarihinde kapatılmasından dolayı herhangi bir temerrüt faizi oranı uygulamadığı ve temerrüt faizi tahsil etmediği, davalı ...'nin davacıyı yanıltıcı beyanlarının bulunduğu, dosyaya sunulan mesajlardan hareketle bu hususun davalı ... tarafından da kabul edildiği, bu nedenle davalı ...'nin, davacının zararları nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu; ancak yazılı bir belge olmaksızın davacının, davalı ...'nin beyanlarıyla hareket etmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacıda haklı bir güven oluştuğu kabul edilse de yazılı bir onaydan ve davalı bankanın ödemeye ilişkin ihtarlarından hareketle, müterafik kusurlu bulunduğu mütaala edildiği, anlaşıldı.
Mahkememizce alınan 12/04/2023 bilirkişi raporunda sonuç olarak; Dava dosyası içinde söz konusu ...-4 numaralı TL Nakdi Spot Rotatif Kredinin vadesinin uzatılması hususunda davacı tarafından davalı bankaya hitaben yazılmış bir talep yazısı veya böyle bir yazılı talebi veya uzatılmaması hususunda da bir belge de bulunmadığı, dava konusu ...-4 nolu TL. Nakdi Spot Rotatif Kredinin Rotatifkredinin vadesinin 22.12.2015 olduğu ve hesaplamanın bu tarih üzerinden yapıldığı, fazladan alındığı iddia olunan 9.505,63TL. ve 475,28TL'nin buy tarihe göre alındığı, kredinin 21.03.2016 tarihinde geç kapanmasından dolayı davacıdan fazladan temerrüt faizi yada gecikme faizi tahsil etmediği, ...'nin sorumluluğunun kısmen veya tamamen mevcut olup olmayacağı konusunun, TBK m. 51 ve özellikle 52 hükümleri çerçevesinde hakimin takdirinde olduğunu, işverenin sorumluluğu kapsamında davalı banka yönünden sorumluluk oluşturup oluşturmadığının mahkeme'nin takdirinde olduğu, Davacı ... adına kayıtlı iken, 1 nolu bağımsız bölümün 80.000,00 TL, 3 nolu bağımsız bölümün 120.000,00 TL satış bedeliyle ...'a satıldığı, resmi senette ipotek tesisi bulunmadığı, heyetimizce raporda yapılan rayiç değer tespitleri (L.kat 3 nolu bağ.bölümün 22.03.2016 tarihindeki rayiç değeri: 200.000,00 TL, Bodrum kat 1 nolu bağ. bölümün 22.03.2016 tarihindeki rayiç 140.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir) göz önünde bulundurularak ve yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle dava konusu taşınmazların tapu senetlerindeki satış bedellerinin gerçek satış bedellerini yani güncel satış değerlerini yansıtmadığı mütalaa edildiği anlaşıldı.
Mahkememizce alınan 27/07/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda sonuç olarak; Dava dosyası içinde söz konusu ...-4 numaralı TL Nakdi Spot Rotatif Kredinin vadesinin uzatılması hususunda davacı tarafından davalı bankaya hitaben yazılmış bir talep yazısı veya böyle bir yazılı talebi veya uzatılmaması hususunda da bir belge de bulunmamaktadır. Dava konusu ...-4 nolu TL. Nakdi Spot Rotatif Kredinin Rotatif kredinin vadesi 22.12.2015 olduğu ve fazladan aldığı iddia olunan 9.505,63TL. ve 475,28TL. hesaplama bu tarih üzerinden yapıldığı ve davacı tarafından kredinin 21.03.2016 tarihinde geç kapanmasından dolayı davacıdan fazladan temerrüt faizi yada gecikme faizi tahsil etmediği, davalı banka'nın ihtarlarına rağmen davalı ...'ye güvenerek hareket etmeye devam eden davacının maruz kaldığını iddia ettiği zararda müterafik (birlikte) kusurunun varlığının kabulü gerektiği, dava dosyasına sunulan KÖK VE EK raporda Hukuk bilirkişisi tarafından ayrıntılı bu konu ile ilgili değerlendirme yapıldığı, davalı ...'nin sorumluluğunun kısmen veya tamamen mevcut olup olmayacağı konusunun, TBK m. 51 ve özellikle 52 hükümleri çerçevesinde hakimin tekdirinde olduğunu, Bu durumun işverenin çalışanın sorumluluğu kapsamında davalı banka yönünden sorumluluk oluşturup oluşturmadığının Mahkeme'nin takdirinde olduğu, işbu raporda yeniden yapılan 22.03.2016 tarihli rayiç değer tespitine göre; 1 nolu bağ. bölüm: 87.000,00 TL, 3 nolu bağ.bölüm: 180.000,00 TL olacağı, 22.03.2016 tarih 18858 nolu resmi senette harca esas değer; 1 nolu bağımsız bölüm: 80.000,00 TL 3 nolu bağımsız bölüm: 120.000,00 TL olduğu görüldüğü mütalaa edildiği anlaşıldı.
Davacı ile davalı ... arasında gerçekleşen davacı tarafından sunulan bir kısım mail ve whatsap yazışmaları incelendiğinde; davalı ...; ''Abi günaydın verdiğim ibana ödemeyi geçebildin mi,'' dediği davacının 1.000,00 TL gönderdiği, davalının ''ancak bugün 1000 daha bulmam lazım '' dedi davacının ise '' bir iş var olursa onu da gönderirim abicim'' dediği,11 ocak 2016 tarihli mesajda davalı ...'nin ''... abi beni unutmazsın değil mi '' dediği, 14. Ocak 2016 tarihinde davalının faturalarını ödeyemediğini belirtip davacıdan birşey yapıp yapamayacağını sorduğu, davacının 16 ocak 2016 tarihinde faturayı ödeyeceğini söylediği,davalı ...'nin ise 'sağol ben halletim deyip 1200 TL ye ihtiyacı olduğunu söylediği, davacının çek ödemesi beklediğini gelir gelmez ''senin işini halledeceğim'' dediği, davalı ...'ın ise davacıyı bunaltmak istemediğini, yeterince iyilik yaptın dediği, davacının ise ''sınıntı yok abicim. birbirimize yardımcı olmamız lazım'' ''Şu günleri atlatabilsek senden 600, ziraatten 600 vs çok iyi olacak.ama sizinki bu mali verilerle birşey yapmaz. bence deneme. Son dönem mali verileri bekle.'' dediği, davalı ...'nin; ''bi ağırdan alırız tüm engelleri önceden görüp ona göre gideriz.'' dediği, davacının Davalı ...'a gönderdiği bir mesajda ''kendi ihtiyacınla ilgili bir şey söyleme o aramızda '' dediği, davacının davalı ...'ye gönderdiği 01.02.2016 tarihli mesajda ''abicim hala mesaj geliyor borç ödemesi diye bilgin olsun '' dediği, Davalı ...'nin 24.02.2016 tarihinde“Abim bu durum zaten benim hatam olduğunu ben söyledim bu kmh açılır abim ilk önceliğimiz bu kredinin düzelmesi bu kmh da benim de aynısı oldu açıldı sonrasın da. o yüzden sinirlenme sen bu aynı sey benim hesabımda da oldu otomatik aşağıya inmişti şu krediyi bir kapat aç yapalım Allah” ın izni ile sonrasında kmh da açılır.”, “Ben hatamı kabul ediyorum, Günlerdir uyumuyor, Namaz kılıyorum, Allah'a dua ediyorum, Benim yüzümden benim hatam yüzünden insanlar sıkıntıya düştü rabbim affet beni. insanlara da yardım et diyorum, Bana bu durumu düzeltme gücü ver diyorum, Psikolojim yerlerde kalmadı psikoloji diye bir şey, Her allahın günü bugün ne sorun yasayacağım diye bekliyorum”dediği, Davacının davalı ...'a gönderdiği 24.02.2016 tarihli mesajda ''Abi ertelettiğimi ... ya ben söyledim , aslında halletmemiştim. Adama yalan söyledim de'' dediği, ...'nin ''Abim bu durumu zaten benim hatam olduğunu ben söyledim bu kmh açılır abim ilk önceliğimiz bu kredinin düzelmesi bu kmh da benim de aynısı oldu açıldı sonrasında o yüzden de sinirlenme sen bu aynı sey benim hesabımda da oldu otomatik aşağıya inmişti biz şu krediyi bi kapat aç yapalım allahın izni ile sonrasında kmh da açılır dediği, davacının Müdür ...hanım'a söyledin mi adama yalan söyledim ? şeklinde yazdığı, davalı ... nin ise ''Daha ilk gün bu konular başladığında dedim benim hatam olduğunu söyledim'' dediği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından vadesinde ödemeyemediği kredi borcunu davalı ...'nin ertelettiğini söylemesine rağmen ertelenmeyen kredi borcunun kapatılması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, davacının krediyi kapatmak için iki adet taşınmazı gerçek bedelinin altında acilen satmak sattığını iddia ettiği, fazladan faiz ödediğini, davalıların eylemleri nedeniyle kredi ödemelerinde temerrüt gözüktüğünden diğer bankaların da kredi vermediğini, iddia ettiği, davacı tarafından davalı bankadan 200.000 TL rotatif kredi kullanıldığı, kredi vadesinin 22.12.2015 tarihi olduğu, davacı tarafından bu tarihte kredinin ödenmediği, davalı banka çalışanı olan davalı ..., ile davacının kredi konusunda görüşmeler yaptığının davacı tarafından sunulan yazışmalardan anlaşıldığı, sunulan kayıtlarda kredinin vadesinin erteletildiğine ilişkin Davalı ...'nin davacıya net bir mesajının olmadığı, kredinin aç-kapa yapılması sonrasında KMH hesabının düzeleceğinden bahsettiği, yine davalı ...'nin kendi hesabında da aynı şeyin olduğunu, sonra düzeldiğini beyan ettiği, ancak kredinin kapatılmasından ve bankadan ayrılmasından sonraki mesajlarında hatalı davrandığını kabul ettiği, anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre davacının kredinin ertelenmesi için yazılı bir talebinin olmadığı, davalı ...'nin tek başına kredi erteleme yetkisinin olmadığını bilebilecek durumda olduğu gibi kredi ertelemesinde/yapılandırılmasında davacının ve bankanın yeni bir ödeme planı oluşturmasının gerekeceğini ve davacının da imzalaması gerekeceğini tacir olan davacının bilmesi gerektiği, davacı ile davalı ... arasında gerçekleşen yazışmalarda kredinin ödemesinin hangi tarihe ertelendiği noktasında bir kaydın olmadığı, davacının da kredinin belirli bir tarihe ertelendiğinin kendisine bildirildiğine dair bir ispatının da olmadığı, davacı ile davalı banka çalışanı diğer davalı ... arasında yukarıda belirtilen bir kısım para alışverişlerinin olduğu, hitap şekillerinin banka müşterisi ile banka çalışanı arasında olması gereken şekilde olmadığı, davalı ...'ın para istemesi üzerine davacının ''sınıntı yok abicim. birbirimize yardımcı olmamız lazım'' ''Şu günleri atlatabilsek senden 600, ziraatten 600 vs çok iyi olacak.ama sizinki bu mali verilerle birşey yapmaz. bence deneme. Son dönem mali verileri bekle.'' dediği, davalı ...'nin; ''bi ağırdan alırız tüm engelleri önceden görüp ona göre gideriz.'' dediği, tüm bunlardan davacı ile davalı ... arasındaki ilişkinin bir arkadaşlık ve şahsi çıkar seviyesine evrildiğinin anlaşıldığı, Davacının davalı ...'ye gönderdiği 01.02.2016 tarihli mesajda ''abicim hala mesaj geliyor borç ödemesi diye bilgin olsun '' dediği, dolaysıyla davacıya davalı banka tarafından gönderilen mesajlara rağmen davacının kredi ertelemesinin olmadığını hayatın olağan akışı gereği bilmesi gerektiği, kaldı ki davacının erteleme konusunda yazılı bir başvurusunun da olmadığı, tüm dosya kapsamına göre davalı banka yetkilileri yada davalı ...'nin kredinin belirli bir tarihe ertelendiğini beyan ettiğine yönelik bir ispatın olmadığı, yalnızca yasal işlem başlatılmasının ötelendiğinin anlaşıldığı, davalının krediyi kapatma tarihinin 21.03.2016 tarihi olduğu, davacının krediyi kapatmak için acil olarak piyasa fiyatının altında satışını yaptığını belirttiği, İstanbul/... 2434 Ada, 12 Parsel 21/170 arsa paylı Bodrum kat 1 nolu bağımsız bölümün(mesken) 80.000,00 TL bedelle ve 32/170 paylı 1. kat 3 nolu bağımsız bölümün(mesken) 120.000,00 TL bedelle, 22.03.2016 tarihinde sattığı, 27.07.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda 22.03.2016 tarihi itibariyle 1 numaralı bağımsız bölümün rayiç değerinin 87.000,00 TL olduğu, 1 numaralı bağımsız bölüm satış bedeli ile bilirkişi tespiti arasında önemli bir fark olmadığı, 3 numaralı bağımsız bölümün ise 180.000,00 TL olduğu, 3. Numaralı bağımsız bölüm bakımından tapuda gösterilen satış fiyatı ile rayiç değer tespiti arasında 1/3'lük bir fark olsa da tapu harcının düşük ödenmesi için satış bedelinin düşük gösterilmesinin hayatın olağan akışı gereği sık rastlanan bir durum olduğu, satış bedelinin düşük harç ödemek için gerçek satış bedelinin altında gösterilebileceği, davacıdan kredinin geç ödenmesi nedeniyle temerrüt faizi tahsil edilmediğinin alınan bilirkişi raporları ile tespit edildiği, dosya kapsamına göre davacının kredinin ertelenmemesi nedeniyle doğrudan uğradığı bir zararının varlığını ortaya koyamadığı, özetle davacının gerek kredi borcunun vadesinin belirli bir tarihe ertelenmesine rağmen hesabın kat edildiğini, gerekse zararın varlığını ispat edemediği kanaati mahkememizde oluşmakla davacının maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davacının davasının reddine,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.415,50 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 2.987,90 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
-
Manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
-
Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, taraflar vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek veya başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
20/02/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12