İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/724 E. 2024/639 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2019/724
2024/639
18 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2019/724 Esas
KARAR NO :2024/639
DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:20/09/2018
KARAR TARİHİ:18/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Satımdan İtirazın İptali Kaynaklanan davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında açılan icra takibine binaen borçlu vekili tarafından yapılan yetki itirazının yetersiz olduğunu, borçlunun ikametgahının bulunduğu yerin icra dairesi alacaklının ikametgahının bulunduğu yer icra dairesi ile sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairelerinin yetkili olduğunu, alacaklının bu üç yerden dilediği yerden icra takibi başlatabileceğini, alacaklı tarafından cari hesap olarak İstanbul icra dairelerinde takibin açılmasının olanaklı olup borçlu tarafın ileri sürdüğü yetki itirazının yersiz olduğunu,davalı ile müvekkilinin sözleşme ilişkisi içerisine girdiğini ve müvekkilden hizmet aldığını, tarafların tacir olduğunu elektronik yolla keşidre edilen faturalara 6102 sayılı kanunu uyarınca süresi içinde itiraz edilmediğini ve içeriği kabul edilmediğini, mal alan ve buna ilişkin olarak bedeli ödemeyen davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar taziminatına hükmedilmesinin gerektiğini, davalının borca itirazda bulunduğunu,borçlunun itirazının haksız olduğunu, alacağın açıkça belirtildiğini, bu nedenle bu davanın açıldığını ve karşı taraf aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacının mal varlığının tespiti ile davacının alacağını güvenceye almaya yeter miktar üzerinde mülkiyetin üçüncü kişilere devrini engelleyecek nitelikte ihtiyati tedbir konulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Her ne kadar dilekçenin bir yerinde davalının adresi Bornova İstanbul, bir başka yerinde ise Fatih İstanbul olarak gösterildiğini davalının şirketinin uzun yıllardan bu yana belirtilen ticaret sicilinde kayıtlı adresinde faaliyet göstermekte olduğunu, davalı aleyhine İstanbul Anadolu mahkemeleri ile icra daireleri nezdined işlem başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı aleyhine başlatılacak işlemlerin İstanbul Çağlayan mahkemelerinin yetkili olduğunu, dosyanın Çağlayan mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından davalının malvarlığının tespiti ile davacının sözde alacağının güvence altına alınması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin haksız ve hukuki mesnetten yoksun bir talep olduğunu, davacının var olmayan bir cari hesap ilişkisine dayanarak var olmayan bir alacak iddiasına dayanarak ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu durumun davalının ticari itibarine ağır bir zarar vereceğini, davalının BDDK gözetim ve denetiminde ve faaliyet izni kapsamında hizmet veren bir ödeme kuruluşu olduğunu, davacının lisans için başvuru yapmadığı ve dolayısıyla kanunun yürürlüğü itibariyle ödeme kuruluşu olarak hizmet vermek hak ve yetkisini kaybettiğini, davacının davalı ile çalışmasının sebebinin ödeme şirketi lisansına sahip olmaması olduğunu, davacının halihazırda mevcut kendi üye işyerlerine ödeme hizmati sunabilmesi için lisanslı bir ödeme şirketi ile anlaşması zorunluluğunun olduğunu, tüm bu nedenlerle davacının tüm alacaklarının 27/10/2017 tarihi itibariyle bütünüyle ödenmiş olduğunu, davacının müvekkile karşı ileri sürdüğü alcak talebinin dayanağının anlaşılamadığını, davacının GSM operatörü tarafından tahsil edilmediğini, müvekkile iletilmemiş bedellerin kendisine ödenmesini talep ettiğini bu talebin ise müvekkiline yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar ödeme hizmetleri sunmuş, bir şirket olduğundan bahse konu prosedür ve yükümlülükler hakkında bilgi sahibi olduğunu, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden bir kısım alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/10/2019 tarihli ... sayılı ilamı ile yetkisizlik kararı verilerek mahkememize tevzi olunmuş ve işbu esas üzerinden yargılamaya devam olunmuştur.
Davacı yanca, taraflar arasında akdolunan ... Mobil ve İnternet Ödeme Sözleşmesi ibraz olunmuş; ba/bs formları, ilgili kurumlarla yapılan yazışmalar soncu sunulan evraklar dosya arasına alınmış, takip konusu takip dosyası celbedilmiştir.
.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçludan 33.952,42 TL alacağın tahsili talebinde bulunulduğu, ödeme emrinin 16/07/2018 tarihinde davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlu tarafından süresi içerisinde 20/07/2018 tarihli dilekçe ile ödeme emrine, icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edildiği ve takibin davalı borçlu yönünden durduğu, borca itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğine ilişkin bilgi ve belge bulunmamakla birlikte itiraz ve dava tarihlerine nazaran davanın da hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi 02/08/2021 tarihli raporunda; Davacı tarafın 2015-2016-2017-2018 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil niteliği bulunduğu, Davalı tarafın 2018 yılına ait ticari defterler ve kayıtlarının (HMK md.222TTK 64 m/mülga TTK 85 m.) sahibi lehine delil niteliği bulunup bulunmadığının takdirinin mahkememize bırakıldığı, 2015-2016-2017 yıllarına ait ticari defterler ve kayıtlarının sahibi lehine delil niteliği bulunduğu, Davacı tarafın dosya muhteviyatına sunduğu cari hesap ekstresinde 2016 yılının Davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 03.10.2016 tarihli 1.739,15 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 30.12.2016 tarihinde davacı tarafın davalı tarafa 61.075,46 TL borçlu olduğu, 2017 yılında ise 06.01.2017 tarihinde davacı tarafın davalı tarafa 65.605,75 TL borçlu olduğu, 31.12.2017 tarihinde davacı tarafın davalı tarafa 135.920,69 TL borçlu olduğu, 2018 yılında 31.01.2018 tarihinde davacı tarafın davalı tarafa 128.920,69 TL borçlu olduğu, 2019 yılı: 31.1 2.2019 tarihinde davacı tarafın davalı tarafa 115.676,69 TL borçlu olduğu, Davalı tarafın dosya muhteviyatına sunduğu cari hesap ektresinde; 2016 yılı: Davacı taraf ile cari hesap ilişkisinin 22.01.2016 tarihli 1.234,75 TL tutarlı devir kayıt işlemi ile başladığı, 31.12.2016 tarihinde davalı tarafın davacı taraftan 114.128,50 TL alacaklı olduğu, 2017 yılı: 06.01.2017 tarihinde davalı tarafın davacı taraftan 114.128,50 TL alacaklı olduğu, 31.12.2017 tarihinde davalı tarafın davacı taraftan 83,52 TL alacaklı olduğu, 83,52 TL tutarlı kayıt işlemi bakiyenin sıfırlandığı, Davacı tarafın talep ettiği alacak için dosya muhteviyatına tahsilât raporu ve 27.10.2017 tarihli e-postayı sunduğu, bunların dışında başkaca bir belge sunulmadığı, davacı tarafından dosya muhteviyatına sunulan tahsilât raporunda, 27.10.2017 tarihinde kalan bakiye tutarının 30.410,63 TL olarak gözüktüğü, iş bu tutarın takibe konu olduğu, Davacı tarafından dosya muhteviyatına sunulan 27.10.2017 tarihli e-posta örüntüsünde, e-postanın .......©... e-mail adresinden/... ... e-mail kullanıcısından, ... isimli e-mail kullanıcısına gönderildiği, eşmail yazışmasını sunduğu, tahsilat raporu ile takip tarihi itibariyle talep edilen 30.410,63 TL alacak tutarının içeriğine dair tevsik edici belge sunulmadığı, davacı tarafın takip tarihi itibariyle talep ettiği alacağını dayanak belgesi/belgeleri ile ispat etmesi gerektiği,
şeklinde görüş bildirmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, rapora karşı beyan ve itiraz doğrultusunda ve gerekli müzekkere cevaplarının celp edilmesi sonrasında bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişi 04/03/2022 tarihli ek raporunda kök raporunda bildirdiği sonuç ve kanaatlerinin değişmediğini bildirmiştir.
Dosya kapsamında alınan kök ve ek raporların uyuşmazlığı aydınlatmasında yeterli görülmediğinden Telekomünikasyon alanında uzman bilirkişi görevlendirilmiş olup, bilirkişi 22/08/2024 tarihli raporunda; Dosya üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, davacı ile davalı işyeri arasında 15.07.2016 tarihinde sözleşme imzalandığı, bu sözleşmenin 4.1 maddesinden hareketle, davalı tarafın davacı tarafa sağladığı hizmetler üzerinden elde ettiği gelirlerin ödemesini, kendisine operatörden ödeme gerçekleştiği tarihten itibaren ödemeyi taahhüt ettiği, Dava dosyası içindeki belge ve dökümanlar incelendiğinde,operatör tarafından tahsilat raporunda gözüken 30.410,63 TL tutarın davalıya ödendiğini ispatlayan bir belge tespit edilemediği, operatör tarafından tahsil edilmemiş bedellerin davacı tarafından ödenmesinin istendiği, Mobil ödeme sisteminin işleyişi, sözleşme, uygulama ve kanun gereği, davalı şirketin davacıya ödemekle yükümlü olduğu tutar ancak ve yalnızca GSM operatörü tarafından tahsil edilerek müvekkile iletilen tutarlar baz alınarak gerçekleştirilebileceği hususları dikkate alındığında .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında 30.410,63 TL tutarındaki alacak talebinin yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varmıştır.
Bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, teknik ve ayrıntılı olarak hazırlanmış olması nedeniyle rapor Mahkememizce de benimsenmiş ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir.
Taraflar arasında 15.07.2016 tarihinde ... mobil ve internet ödeme sözleşmesi başlıklı sözleşme imzalandığı, sözleşmede davacı tarafın "Üye İşyeri" olarak tanımlandığı, davalı tarafın ise "..." olarak anılacağının belirtildiği, davacının sözleşme ilişkisine binaen verdiği hizmete karşılık aralarındaki cari hesaba dayanak olarak tanzim ettiği faturaların ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığı, aralarında düzenlenen sözleşmedeki yetki şartını göstererek davalının diğer itirazları ile birlikte icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettiği, davanın ilk açıldığı İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesince bu husus irdelenmeden mahkemenin yetkisizliğine karar verilerek dosyanın mahkememizin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı ve yargılamaya devam olunduğu, oysa tarafların tacir olduğu, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olduğuna dair kaydın geçerli olduğu, bu itibarla takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığının anlaşıldığı, davalının icra dairesinin yetkisine yaptığı itirazında haklı olduğu, yetkili icra dairesinde takip yapılmadığından, geçerli bir takip bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılarak davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirdi.
Yapılan yargılama neticesinde tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Taraflarca sunulan dilekçe ve belgeler ile getirtilen kayıtlar incelenmiş, 6102 sayılı TTK'nın 83. Maddesi hükmü de dikkate alınarak uyuşmazlığa konu alacağın dayanağı olan faturaların ve ödemelerin taraf şirketlerin ticari defterlerine yansıyış şeklini tespit noktasında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup bilirkişi raporunda yapılan ve mahkememizce de hükme esas alınabilecek tespitlere göre davacının, davalı tarafın davacı taraftan 83,52 TL alacaklı olduğu, 83,52 TL tutarlı kayıt işlemi bakiyenin sıfırlandığı, davacı tarafın talep ettiği alacak için dosya muhteviyatına tahsilât raporu ve 27.10.2017 tarihli e-postayı sunduğu, bunların dışında başkaca bir belge sunulmadığı, davacı tarafından dosya muhteviyatına sunulan tahsilât raporunda, 27.10.2017 tarihinde kalan bakiye tutarının 30.410,63 TL olarak gözüktüğü, iş bu tutarın takibe konu olduğu, davacı tarafından dosya muhteviyatına sunulan 27.10.2017 tarihli e-posta örüntüsünde, e-postanın .......©... e-mail adresinden ... ... e-mail kullanıcısından, ... isimli e-mail kullanıcısına gönderildiği, email yazışmasını sunduğu, tahsilat raporu ile takip tarihi itibariyle talep edilen 30.410,63 TL alacak tutarının içeriğine dair tevsik edici belge sunulmadığı, davacı tarafın takip tarihi itibariyle talep ettiği alacağının dayanak belgesini sunmadığı alacağını ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine, haksız olarak davacı aleyhine icra takibi başlatması nedeniyle de dava konusu alacağın %20'si oranında hesaplanan kötüniyet tazminatını davacıdan alınarak davalıya verilmesine dair mahkememizce aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı tarafça açılan davanın REDDİNE,
-
Dava değeri olan 30.410,63 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 6.082,12 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
-
Alınması gereken 427,60. TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak yatan 349,58. TL harcın mahsubu ile eksik kalan 78,02. TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
-
Davacının yaptığı yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
-
Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm tesisine YER OLMADIĞINA,
-
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 17.900,00. TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
-
Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
-
Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.18/09/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:58