İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/905 E. 2024/517 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2018/905
2024/517
13 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2018/905
KARAR NO :2024/517
DAVA:Ticari Şirket Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ:28/09/2018
KARAR TARİHİ:13/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan şirket genel kurul kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin, ertelendiği için 11/07/2018 tarihinde gerçekleştirilen 2017 yılı olağan genel kurulunda alınan, gündemde 3. sırada bulunan 2017 yılı finansal tablolarının(Bilanço ve kâr/zarar hesapları ve diğer gelir tabloları) tasdikine ilişkin oy çokluğu ile alınan 3 numaralı kararın; gündemde 4. sırada bulunan 2017 yılına ait faaliyetler ile ilgili olarak yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin oy çokluğu ile alınan 4 numaralı kararın; gündemde 5. sırada bulunan ve geçmiş yıllar karlarının kullanım şeklinin dağıtımına ilişkin oylamada, geçmiş yıllar kârının net 4.000.000,00'TL’lik kısmının 31/05/2019 tarihine kadar ortaklara aylık taksitler halinde dağıtılmasına ilişkin oy çokluğu ile alınan 5 numaralı kararın; gündemde 6. sırada bulunan ve şirket sermayesinin 15.000.000,00-TL arttırılarak 35.000.000,00-TL'ye çıkarılması ve ana sözleşmenin 6. maddesinin değiştirilmesine ilişkin oy çokluğu ile alınan 6 nolu kararın, kanuna, ana sözleşmeye ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılıkları nedeniyle müvekkilinin olumsuz oy kullandığını ve usulüne uygun şekilde muhalefet ettiğini, dava konusu genel kurul sırasında davalı şirketin 20.000.000,00-TL toplam sermayesi içinde, müvekkili...'ın 6.000.000,00-TL sermayeye karşılık gelen 240.000 adet hisse ile %30; ...'ın 7.800.000,00-TL sermayeye karşılık gelen 312.000 adet hisse; ...'ın 6.000.000,00-TL sermayeye karşılık gelen 240.000 adet hisse; Bilge ...'ın ise 200.000,00-TL sermayeye karşılık gelen 8.000 adet hissesine sahip olduğunu, davalı şirketin bir aile şirketi olduğunu, şirket kurucusu ...'ın, 13 Haziran 2014 tarihinde ani kalp durması nedeniyle yirmi iki ay süresince kısıtlı olarak tedavi gördüğünü, ...'ın, sağlığında davalı şirket de dahil olmak üzere önemli tüm grup şirketlerde davacı müvekkilini kendisinin yardımcısı olarak belirlediğini, kendisinden sonra şirketlerde söz hakkı olan kişi olarak kabul ettiğini, ...'ın kısıtlı olduğu dönemde ...'ın, birlikte hareket ettiği diğer pay sahibi ...’ı da yanına almak suretiyle tüm şirketleri kontrolü altına aldığını, ...'ın, bizzat davalı ... ... koordinatörlüğü yaptığı dönemde şirketlerde oluşan zararları izah edemediği için, şirket kurucusu olan babası ... tarafından 2005 yılından itibaren şirket yönetimlerinden el çektirilmiş bir kişi olduğunu, kurucu ...'ın, kâr ile bıraktığı şirketleri ... yönetiminde zarar ile teslim almak zorunda kaldığını, hâl böyle olmasına rağmen babasının rızasına aykırı davranarak, davacı kardeşini tüm şirketlerin yönetiminden oy çokluğunun verdiği sayısal çoğunlukla çıkardığını, mağdur ettiğini ve etmeye devam etmekte olduğunu, ... başkanlığındaki yönetim kurulunun, profesyonellikten uzak yönetim biçimiyle, bin bir emekle kurulmuş, Türkiye‘nin güzide şirket ve kurumları arasında yer bulmuş şirketleri, bilançolardan da anlaşılacağı üzere başarılı bir şekilde yönetemediği gibi, davacının haklı tüm yasal taleplerini reddedip, keyfi olarak hiç kâr dağıtmamak veya seneler sonra çok cüz’i miktarda adeta yasak savma kabilinden kâr dağıtmak suretiyle davacının yasal haklarını engellediğini, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında hükme bağlanan iptal kararı ile de sabit olduğu üzere, hakim ortak yönetim kurulu üyelerinin kendi yararlarına fahiş miktarlarda, kişi başı aylık 75.000,00-TL net huzur hakkı sağlamak suretiyle haksız ve örtülü kâr transferi yaptıklarını, yine şirket varlıklarından borç para alıp, bu borçları ödemediği gibi, devletin mali hukuka ilişkin kayıtlarda olduğu halde gerçekte işletmede bulunmayan alacakların silinmesi hakkında çıkardığı yasaları da istismar ederek, şirkete olan kendi borçlarını şirket kayıtlarından silip, sonra bu usulsüz alacak silme işlemine konu tutarları bir de sanki gerçek bir zararmış gibi şirketin geçmiş yıllar kârından indirerek hem şirketleri, hem de davacının kârdan pay alma haklarını zedelediğini, finansal tabloların kâr/zarar durumunu gösteren tablolarda hiçbir açıklama ve dayanak belge olmadığından, genel kurul sırasında sorulara ve kayıtları görme talebine cevap da verilmediğinden finansal tabloların tasdiki kararının, genel kurul tarafından herhangi bir incelemeye konu olmadan sadece hakim ortakların oylarıyla alındığını, örneğin davacının görevden alındığı 30/9/2014 tarihinde ilk 9 aylık dönem sonunda şirketten almış bulunduğu 30/09/2014 tarihli ara bilançoda davalı şirketin 16.819.133,55-TL kârda bulunduğunun anlaşılmakta olduğunu, 31/12/2014 tarihinde, hakim ortakların yer aldığı yeni yönetim kurulu tarafından hazırlanan finansal tablolarda bile 2014 yılında gerçekleşen olağan dönem kârının aslında 22.605.819,85-TL olarak gerçekleştiğinin anlaşılmakta olduğunu, hâl böyle olmasına rağmen 31/12/2014 tarihli bilançoda yönetim kurulu tarafından kasten yapılan bir müdahale ile, sanki 2014 yılında davalı şirket zarar etmiş gibi şirketin -23.368.856,04-TL zararda gösterildiğini ve yetmezmiş gibi bir de bir sonraki yıl bilançosunda -23.368.856,04-TL’sinin şirketin geçmiş yıllar karından indirildiğini, 31/12/2014 tarihli bilançoda geçmiş yıllar kârının 116.003.862,10-TL, geçmiş yıllar zararının 19.867.375,84-TL, yıl sonu dönem kârının 22.605.819,85-TL, olağanüstü yedeklerin ise 955.195,94-TL şeklinde olmasının gerekmekte olduğunu, 31/12/2014 faaliyet dönemi için 2014 yılı genel kurul toplantısının 30/09/2015 tarihinde yapılmış olduğunu, anılan genel kurul toplantı tutanağının 7’nci maddesinde, geçmiş yıllar kârının dağıtılmamasına, 6552 sayılı yasa kapsamındaki zarar mahsup edildikten sonra kalan 2014 yılı karının %5’inin 30.6.2016 tarihine kadar ortaklara dağıtılmasına, kalan kısmın olağanüstü yedek akçe olarak ayrılmasına oy çokluğuyla karar verildiğini, bu genel kurul kararından da anlaşılabileceği üzere 6552 sayılı yasa uyarınca silinen tutarların mevzuata aykırı biçimde zarar olarak ele alınıp, 23.358.856,04-TL‘lik tutarın, geçmiş yıllar kârından mahsup edildiğini, bu durumun dağıtılabilir kâr miktarını etkilemekte ve doğal olarak kâr dağıtımı kararı ile sermaye arttırımı kararlarını da doğrudan etkilemekte olduğunu, hatalı bilanço verilerinin 31.12.2015 yılı davalı şirket bilançosunda da sirayet yoluyla devam ettirildiğini, 31/12/2015 tarihli bilançoda bu defa geçmiş yıllar kârının 93.344.871,00-TL, geçmiş yıllar zararının 43.236.232,00-TL, olağanüstü yedeklerin 22.224.557,00-TL, dönem net kârının ise 4.429.648,00-TL olarak yazıldığını, takip eden 2016 yılı bilançosunda da bu hatalı durumun devam ettirildiğini, 2016 yılı bilançosunda geçmiş yıllar kârının 92.539.226,42-TL, geçmiş yıllar zararının 43.232,88-TL, olağanüstü yedeklerin 25.542.094,84-TL, dönem zararının ise 29.259.754,59-TL olarak belirtildiğini, dava konusu 2017 bilançosunda geçmiş yıllar kârının 88.186.285,24-TL, olağanüstü yedek akçelerin 25.543.094,84-TL, geçmiş yıllar zararlarının 72.495.987,47-TL, dönem zararının ise 9.975.318,87-TL şeklinde hatalı biçimde devam ettirildiğini, oysa geçmiş yıllar kârının 116.003.862,10-TL, olağanüstü yedeklerin 25.543.094,84-TL, geçmiş yıllar zararının 19.867.375,84-TL+16.680,297,59-TL=36.547.673,43-TL olmasının gerekmekte olduğunu, bu anlamda kayıtların dayanağı olan tüm belgelerin çıkartılıp, tek tek doğru olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, şirketin iflasa sürüklenmekte olduğunu, bir yanda her yıl 9 milyon küsur ücret/huzur hakkı alan yönetim kurulu üyelerinin yönetiminde şirket her yıl zarar ediyorken, öncesinde yönetim kurulunun hiç ücret veya huzur hakkı almadığı, çalışan üst düzey yöneticilerin ise toplamda yıllık sadece 875.563,26-TL aldığı ve 22 küsur milyon kâr elde edilmesini sağladığı gözetildiğinde, durumun mevcut yönetimin kusurları nedeniyle ne kadar vahim olduğunun net şekilde görülebileceğini, yine 2016 yılında 5.459.703,85-TL, 2017 yılında 7.744.108,28-TL finansman gideri kaydedilmesinin ayrıca izaha muhtaç olduğunu, bu anlamda yapılacak olan bilirkişi incelemelerinde tasdik edilen finansal tabloların, etraflıca ve kayıtların diplerine kadar inilerek kontrol edilmesinin zorunluk arz etmekte olduğunu, 11/07/2018 tarihinde yapılan ertelenen 2017 yılı olağan genel kurulda 4 numaralı gündem maddesi olan yönetim kurulu ibrası için yapılan oylamada, yönetim kurulu üyesi ve pay sahibi ... 'ın, 240.000 adet davacının olumsuz oyuna karşılık, 248.000 adet olan ...'ın 240.000 adet ve ...'ın kızı...'ın 8.000 adet olumlu oyla ve oy çokluğu ile ibrasına karar verildiğini, olumlu oy ile olumsuz oy arasındaki farkın 8.000 olduğunu, ...'ın, babası yönetim kurulu üyesi ... yararına 8.000 adet olumlu oy kullandığından, salt ... füruunun kullandığı bu oyun, TTK'nın 436. maddesi uyarınca oy yasaklılığı temelinde geçersiz olduğunu, dolayısıyla ibra kararı için kanunen gerekli olan nisapın somut olayda bulunmadığını, dolayısıyla oy yasağına tabi bulunan...'ın ibra yönünde olumlu oyu geçersiz olacağından, geriye sadece ...'ın ibra yönünde kullandığı 240.000 adet olumlu oy ile davacının ibra aleyhine olumsuz oy kullandığı 240.000 adet olumsuz oyun kalacağını ve gerekli nisap sağlanamadığından ...'ın ibrasına dair kararın iptalinin gerekeceğini, 11/07/2018 tarihinde yapılan ertelenen 2017 yılı olağan genel kurulunda 5 numaralı gündem maddesinin geçmiş yıllar kârlarından 4.000.000,00-TL‘sinin 31/05/2019 tarihine kadar ortaklara aylık taksitler halinde dağıtılmasına karar verildiğini, somut olayda genel kurul kararıyla yedek akçe ayrılması bakımından kanunun açıkça belirlediği koşulların bulunmamakta olduğunu, şirketin aktiflerinin gereğinden fazla mevcut olduğunu, keza bütün pay sahiplerinin menfaati dikkate alındığında da şirketin sürekli gelişimi ve kararlı kâr dağıtımı için de böyle bir gereğin söz konusu olmadığını, şirketin dağıtılmayan kâr tutarı toplamının, gerçek bilanço verilerine göre öz kaynaklarının %74'üne ulatığını, bu durumun, azlık pay sahibi davacı bakımından kabul edilebilir ve tahammül edilebilir bir yanının bulunmadığını, şirketin ödenmiş sermayesinin genel kurul tarihinde 20.000.000,00-TL'si olduğu hesaba katılırsa, dağıtılmayan geçmiş yıllar kâr tutarının, sermayenin yaklaşık 5,5 katı tutara ulaştığının net bir şekilde görülebileceğini, keza sermaye/öz kaynak oranının, kâr dağıtma bakımından finansal oran olarak kabul edilen 1 cari oranının fevkinde bulunduğu, şirketin kârın tamamınının dahi dağıtabilir halde olduğunun açıkça görülmekte olduğunu, şirketin kâr yedeklerinin 29.807.720,81-TL olduğu, başka deyişle kanunun azami olarak belirlediği sermayenin %20'sini fazlasıyla aştığı da gözetildiğinde, şirketin genel kurul kararıyla yedek akçe ayırması için gerekli ve zorunlu koşul olarak belirlenen 6102 sayılı T.T.K.'nın 523/2. maddesinin koşullarının da somut olayda bulunmamakta olduğunu, bu nedenlerle, 2017 yılı sonunda davalı şirketin gerçek dağıtılabilir geçmiş yıllar kâr tutarının en az 95.023.964,64-TL olduğu nazara alındığında, sadece 4.000.000,00-TL‘sinin payları nispetinde 31/05/2019 tarihine kadar aylık taksitlerle pay sahiplerine dağıtılmasına dair kâr dağıtım kararının da çok çok yetersiz olduğunu, kanuna, ana sözleşmeye ve özellikle dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu ve iptalinin gerekmekte olduğunu, 11/07/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurulunda 6 numaralı gündem maddesi olan sermaye artırımı konusunda, gerekçe olarak yönetim kurulu tarafından; “Şirketimizin sürdürülebilir büyümesini desteklemek, sermaye yapısını güçlendirmek, kredibilite gücünü artırmak, ileride yapılacak yatırımları finanse etmek, grup şirketlerinin ihtiyacını karşılamak ve bununla beraber esas olan ortaklarımıza temettü dağıtmak amacıyla şirket sermayesinin 20.000.000 TL’sından 15.000.000 TL’sı artırılarak 35.000.000 TL’sına çıkarılmasını, yapılacak olan sermaye artırımının iç kaynaklardan (Olağanüstü yedekler) karşılanmasını, yapılacak olan sermaye artırımı neticesinde ortaklarımıza hisseleri nispetinde bedelsiz yeni paylar verilmesini…” şeklinde sunulan önergeye dayandırıldığını, geçmiş yıllar kârının önceki süreçte dağıtılmaması üzerine müvekkilinin .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında açmış olduğu iptal davasının kabul edilmesi ve en az bilançoda yer alan kârın yarısının dağıtılabilir durumda bulunduğunun hükme bağlanması ve kararın istinaftan da geçmesi sonunda, davacının geçmiş yıllar karının dağıtılması yönünde şirkete ihtar çekmesi, aksi durumda tahsil davası açacağını bildirmesi ile birlikte sırf davacıya kârdan pay vermemek amacıyla, önce geçmiş yıllar kârından düşülmesi hukuken imkansız olmasına rağmen, silinen tutarların kârdan düşüldüğünü, fahiş yönetim kademesi ücretlerinin belirlendiğini, faaliyet giderleri şişirilerek, dönem zararları oluşturmak amacıyla aşırı bir çaba içine girildiğini, davalı şirketin gerçekte bir sermaye artırımına ihtiyacının bulunmamakta olduğunu, sırf sermaye artırımının ortaklığın çıkarları yerine oy çokluğunu elinde bulunduran pay sahiplerinin çıkarlarını korumak ve davacı pay sahibini zarara uğratmak, onun şirketteki kâr payını almasını engellemek maksadıyla yapıldığının net bir şekilde ortada olduğunu, tüm bu nedenlerle davalı şirketin 11/07/2018 tarihinde gerçekleştirilen 2017 yılı olağan genel kurulunda alınan, gündemin 3, 4, 5 ve 6 sırasında bulunan kararların iptaline karar verilmesini, bu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasını ve ayrıca dava açıldığının, davalı şirket yönetim kurulu tarafından uygun vasıtalarla ve davalı şirket internet sitesinde ilan edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı iddialarının usul ve esasa aykırı olmakla beraber, 11/07/2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınmış olan kararların iptali için davacıdan başka dava açan ve/veya açılmış bir davanın bulunmadığını, davacının, şahsi husumetinin eseri olarak müvekkili şirketin her yıl yapılan genel kurul kararları aleyhine dava açtığını ve şimdi de 2017 yılına ilişkin yapılmış olan olağan genel kurul toplantısı kararları aleyhine dava açarak, bu tutum ve davranışını tavizsiz ve hatta aksine artan bir şekilde sürdürdüğünü, davacı tarafın genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması talebinin yersiz ve haksız olduğunu, müvekkilinin, şirketin yönetim kurulu başkanı ... yönetim kurulu üyeliği görevini yapamaz hale geldiğinde, hatta sağlık sorunları sebebiyle fiil ehliyetinden yoksun kaldığı için bizzat davacı tarafından vesayet altına alınması talebinde bulunularak .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile dava açtığını, mahkemenin 18/11/2014 tarihli kararıyla ...'ın vesayet altına alındığını ve davacının kız kardeşi ...'ın da vasi olarak atandığını, dava dosyasının, yaşanan tıbbi süreç ve bu süreçte farklı emeller içinde hareket eden davacının halen bugüne kadar devam eden kişisel hırsı ve çabasının görülmesi bakımından celbinin gerektiğini, ...'ın vefatı üzerine 19/09/2014 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında yeniden seçim yapıldığını ve yönetim kuruluna ..., ... ve ...'nün seçildiğini, davalının, müvekkili şirkette 19/09/2014 tarihine kadar da yönetim kurulu üyeliği yaptığını, davacının aile içinde yarattığı anlaşmazlığın, 31/10/2014 tarihinde yapılmış olan genel kurulda mutlaka kendisinin yönetim kuruluna seçilme hırsı, isteği ve bu şartı karşısında yönetim kuruluna seçilememesi, seçilmiş diğer kişilere duyduğu husumeti ve bunların eseri olarak davacının olumsuz; hatta kötü niyetli tutum ve davranışlarını sürdürdüğünü, asılsız ve dayanaksız iddialarla, daha önce yönetim kurulu üyeliği yaptığı ve her durum ve fırsatta kendisine her türlü bilgi sunulduğu halde şirketin konularından her devasında bihabermiş gibi iddialarda bulunduğunu, davacının kardeşlerine duyduğu husumetin, şahsına mahsus hayali bir inanışla anonim ortaklıklar, pay ve paydaşlık kurallarını bir tarafa iterek, kendisini merhum babasından sonra ezeli ve ebedi söz hakkı sahibi görmesinin, dava dilekçesindeki beyanları ile sabit olduğunu, müvekkili şirketin 2017 faaliyet dönemine ilişkin 14/05/2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında davacının peşinen ve önceden yazılı olarak hazırlayarak getirdiği itirazlarıyla finansal tabloların ve buna bağlı gündem maddelerinin görüşülmesinin ertelenmesini talep ettiğini, bu talep nedeniyle finansal tabloların ve buna bağlı gündem maddelerinin görüşülmesinin ertelendiğini, bu erteleme neticesinde 14/05/2018 günü yapılan genel kurul toplantısında görüşülmesi ertelenen gündem maddelerinin, şirketin 11/07/2018 günü yapılan genel kurul toplantısında görüşülerek karara bağlandığını, davacı tarafın, özel denetim ve özel denetçi atanması talebinin reddi kararı akabinde bu yolda mahkemeye de müracaat ederek özel denetçi atanmasını talep etmediğini, iptali istenen 11/07/2018 tarihli genel kurul kararları bakımından, davacı iddialarının iptal davası kuralları sınırı içerisinde incelenmesi gerekeceğini, mahkemenin bu kural ve sınırı aşan iddialara itibar etmemesi gerektiğini, davacının da 11/07/2018 tarihli genel kurul kararları ile ilgili, 14/05/2018 tarihli ertelenen genel kuruldaki itirazlarını yinelediğini belirterek kararlara muhalif kaldığını, itirazları incelendiğinde ise bunların itiraz/muhalefet değil; birer talep ve öneri veya olsa olsa eleştiri niteliğinde olduğunu, muhalefet şerhi olduğu iddia edilen metni 14/05/2018 tarihinde verdiği 11/07/2018 tarihli genel kurul toplantısında ise bu dava ile iptalini istediği kararlardan sonra kanunun aradığı şekilde herhangi bir muhalefet şerhi vermediğinin ortada olduğunu, müvekkili şirketin 2017 yılı faaliyet dönemine ilişkin olağan genel kurul toplantısında finansal tabloların tasdikine ilişkin 3 numaralı kararı bakımından ortaya getirilen iddianın haksız, yersiz ve dayanaksız olduğunu, sonuç olarak uygulamaların geçmiş yıllara sair bir yönetim politikası şekline tezahür ettiğini, finansal tabloların yasal düzenlemelere uygun olduğunu, davacının finansal tabloların gerçeği yansıtmadığı yönündeki söylem ve iddiaların yersiz olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 4 numaralı kararın usule, yasaya, şirket ana sözleşmesine ve iyi niyet kurallarına uygun olarak alınmış bir karar olduğunu, TTK'nın 436/2. hükmünün, pay sahibi olan yönetim kurulu üyelerinin, kendilerinin ibrası hakkında kendi paylarından doğan oy haklarını kullanamayacaklarını düzenlemekte olduğunu, yapılan oylama sonucu 2017 yılında kâr bulunmadığı, ancak geçmiş yıllar kârlarından olmak üzere kanun ve ana sözleşme gereği tenzili gereken miktarlar ayrıltıktan sonra geriye kalan kısmından net 4.000.000,00-TL'sinin 31/05/2019 tarihine kadar ortaklara aylık taksitler halinde dağıtılmasına karar verildiğini, bu kararın, iptali istenen 6 numaralı sermayenin arttırılması kararıyla birlikte müzakere edilmesinin doğru ve yerinde olacağını, davacının yönetim kurulu başkanı olduğu 19/08/2014 yılına kadar yapılan genel kurul toplantılarında geçmiş yıllar kârının dağıtılmaması kararlarının hep oy birliğiyle alındığını, davacının bunların iptalini talep ve dava etmediğini ve o kararların halen de varlığını ve geçerliliğini muhafaza etmekte olduğunu, müvekkili şirketin geçmiş yıllar kârının 4.000.000,00-TL'sini aşan kısmının dağıtılmamasının gerekçesinin, nakit dağıtılabilir nitelikte olan tutarın belirlenmiş olması ve 6 numaralı karar ile şirketin, ekonomide ülke ve dünya genelinde yaşanan olumsuzluk ve hızlı değişkenlikler sebebiyle şirketin mali yapısını güçlü tutmak ve şirketin devamlı gelişimini sağlamak amacına dönük olduğunu, nitekim olumsuz ekonomik gelişmeler karşısında basiretli davranma zorunluluğu altında olan müvekkili şirketin genel kurulun kendisine tevdi edilen yetkiyi kanuna ve ekonomik gerçekliğe uygun olarak kullandığını, müvekkili şirketin 2017 yılında kâr etmediği ve olumsuz ekonomik şartlar olduğu halde kâr dağıtımı yaptığını, davacının kasıtlı söylemlerinin aksine müvekkili şirkette, davacının daha önce görev yaptığı dönemlerden farklı olarak kâr dağıtımlarının, imkanlar ve konjektür dahilinde hep de yapıldığını, müvekkili şirkette mevzuata uygun şekilde ayrılmış olan yedeklerin, bilançoda ve öz kaynaklarda açıkça görünmekte olduğunu, yedeklerin genel kurulun vereceği karar doğrultusunda pekala kâr dağıtımında kullanılabileceği gibi, sermaye artışı vb gibi durumlarda da kullanılmakta olduğunu, 11/07/2018 tarihinde yapılan genel kurulda da iç kaynaklardan ve olağanüstü yedeklerden karşılanmak üzere şirket sermayesinin 20.000.000,00-TL'den 35.000.000,00-TL'ye çıkarıldığını, 31/12/2017 tarihli bilançoda yer alan yedeklerin kalemlerine bakıldığında, 4.000.000,00-TL yasal yedeklerin, 264.625,97-TL ikinci tertip yedek akçe ve 25.543.094,84-TL'de olağanüstü yedekler olmak üzere toplam 29.807.720,81-TL olduğunun görülmekte olduğunu, yasal yedekler tutarı 4.000.000,00-TL'nin, 20.000.000,00-Tl şirket sermayesinin %20'sine denk gelmekte olduğunu, diğer bir ifadeyle davacının iddia ettiği gibi şirket sermayesinin %20'sine denk gelen 4.000.000,00-TL'nin çok üstünde bir yasal yedeğin mevcut olmadığını, davacının her nedense olağanüstü yedekleri de yasal yedekler gibi değerlendirmekte olduğunu, ihtiyati ve olağanüstü yedek akçe ayrılması bakımından bir yasal tavan sınırının bulunmadığını, kanun ile bu yetkinin tamamen genel kurulun uhdesine bırakıldığını, müvekkili şirket genel kurulu tarafından kâr dağıtımının nakit olarak yapılması yerine, bedelsiz pay verilmesi yolunun seçilmesinin, ülkemizin içinde bulunduğu mevcut olumsuz ekonomik koşullar karşısında hem şirket ve hem de pay sahipleri açısından doğru bir karar olduğunu, temettü dağıtım kararı verilmesinden sonra, şirketin ödeme yapabilmesi ve nakit akışını düzenlemesi için bir bankadan kredi çekmesinin gerekeceğini, oysa kredi faizlerinin yükselmesi karşısında bedelsiz pay verilmesinin, şirketin yararına bir durum yaratmakta olduğunu, aksi bir varsayımda, şirketin vadesinde temettü ödemek amacıyla nakit akışını düzenlemek için bir bankadan yüksek faizli kredi temin etmesi gerekeceğinden, bu defa davacının yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu dava edebileceğinin şüphesiz olduğunu, bu iki hareket tarzından ikisinin de davacıya farklı davaları ikame etme fırsatını tanımakta olduğunu, mevcut kararın şirketin menfaatini ön plana almakta ve dolayısıyla pay sahiplerinin uzun vadede menfaatini korumakta olduğunu, alınan kararların kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına uygun olduğunu, kararların iptalini gerektirecek şartların bulunmadığını ve dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil etmemekte olduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle davacının genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddini, diğer talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davacının nakdi teminat göstermesine karar verilmesini ve davanın usul ve esastan reddini talep etmiştir.
Dava, davalı şirketin 11/07/2018 tarihinde gerçekleştirilen 2017 yılı olağan genel kurulunda alınan 3, 4, 5 ve 6 numaralı kararların, kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduklarından bahisle iptalleri istemine ilişkin bulunmaktadır.
Mahkememizce davalı şirketin ticaret sicili kayıtları, 11/07/2018 tarihli 2017 yılı olağan genel kurul tutanağı ve ortaklık pay yapısını gösteren hazirun cetveli, 14/05/2018 ve 19/09/2014 tarihli genel kurul toplantı tutanakları, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ait bilançoları ve gelir tabloları, 30/09/2014 tarihli bilançosu, Maliye Bakanlığının ÖZELGE’si, 30/09/2015 tarihli olağan genel kurul tutanağı, vergi kayıtları, ticari defter ve kayıtları, e-mail yazışmaları, .... Noterliğinin 27/04/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile .... Noterliğinin 09/05/2018 tarihli ve 07518 yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi, .... Noterliğinin 12/06/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, .... Noterliğinin 30/07/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile .... Noterliğinin 10/08/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası vs. dosyamız arasına alınmış, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları da incelenmek suretiyle mali müşavir, finans uzmanı öğretim üyesi ve ticaret hukuku öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor ve ticaret hukuku öğretim üyesi bilirkişiden ayrık ek rapor, mali müşavir, ticaret hukuku öğretim üyesi ve iktisat-ekonometri öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor ve mali müşavir bilirkişi tarafından davalı şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme de yapılmak suretiyle ek rapor, mali müşavir, yeminli mali müşavir, muhasebe-finansman öğretim üyesi, iktisat-ekonometri öğretim üyesi ve özel hukuk öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor ve ek rapor temin edilmiştir.
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı... tarafından, davalı ... ... aleyhine 30/05/2016 tarihinde, davalı şirketin 30/03/2016 tarihinde gerçekleştirilen 2015 yılı olağan genel kurulunda alınan 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 numaralı kararların iptali talebiyle dava açıldığı, mahkemenin 08/02/2018 tarihli, ... esas ve 2018/65 karar sayılı kararıyla; "03/03/2016 tarihli genel kurulun 7. ve 10.maddeleri ile ilgili genel kurul maddelerinin İPTALİNE" ve "Bakiye isteminin REDDİNE" karar verildiği anlaşılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun iptal sebepleri başlıklı 445. maddesi; "446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." şeklinde düzenlenmiştir.
Aynı kanunun devam eden iptal davası açabilecek kişiler başlıklı 446. maddesi;
"a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,
b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,
c) Yönetim kurulu,
d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir. şeklinde düzenlenmiştir.
Davalı şirketin 11/07/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı ertelenen genel kurul Toplantı tutanağı incelendiğinde; gündemin 3 numaralı maddesi; "Bağımsız denetimden geçmiş finansal durum tablosu, kar/zarar tablosu, diğer kapsamlı gelir tablosu, okundu ve müzakere edildi.
Söz alan Sn. ...; Bir önceki genel kurul toplantısında yazılı ve sözlü olarak belirtmiş olduğum itirazlarımı tekrarlıyorum, dedi. Cevaben bir önceki ertelenen toplantıda ortaya getirilen sorulara .... Noterliğinden keşide edilen 13/06/2018 tarihli 9435 yevmiyeli no.lu bilgilendirme ihtarnamesi ile cevabi bilgilerin verildiği belirtildi.Yapılan oylama sonucunda, 2017 yılı finansal durum tabloları Sn. ...’ ın 240.000.- adet olumsuz oyuna karşılık 560.000.-adet olumlu oyla oyçokluğu ile tasdik edildi.Söz alan Sn. ... karara muhalif olduğunu belirtti" şeklindedir.Davalı şirketin 11/07/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı ertelenen genel kurul Toplantı tutanağı incelendiğinde; gündemin 4 numaralı maddesi; "Yönetim Kurulu üyelerinin ibrasına geçildi;Yönetim Kurulu üyesi Sn. ...’ ın; Sn. ... ...’ ın 240.000.- adet olumsuz oyuna karşılık 248.000.- adet olumlu oyla oyçokluğu ile ibrasına karar verildi.Yönetim Kurulu üyesi Sn. ...’ ın; Sn. ...’ ın 240.000-adet olumsuz oyuna karşılık 320.000.-adet olumlu oyla oyçokluğu ile ibrasına karar verildi.Yönetim Kurulu üyesi Sn. ...’ nün; Sn....’ ın 240.000.-adet olumsuz oyuna karşılık 560.000.- adet olumlu oy çokluğu ile ibrasına karar verildi.(her bir yönetim kurulu üyesinin ibrası sırasında kendi oyu kullanılmamıştır) Söz alan Sn. ..., önceki genel kurul toplantısındaki itirazlarını tekrarla karara muhalif olduğunu belirtti." şeklindedir.Davalı şirketin 11.07.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı ertelenen genel kurul Toplantı tutanağı incelendiğinde; gündemin 5 numaralı maddesi; "Kâr dağıtımı görüşüldü. Şirketin 2017 yılı ve Geçmiş yıllar karlarının dağıtımı müzakere edildi. Söz alan sn. ...; Dağıtılmak istenen kar miktarının yeterli olmadığını, yasak savma mahiyetinde kar dağıtımı yapıldığını ve azlık pay sahibi olarak mağdur edildiğini şirketin esaslı ve daha yüksek oranda kar dağıtmasının yasaya ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına uygun olacağını belirtti ve daha yüksek kar dağıtımı yapılmasını istedi.2017 yılında kar bulunmadığı ancak geçmiş yıllar karlarından olmak üzere kanun ve ana sözleşme gereği tenzili gereken miktarlar ayrıldıktan sonra geriye kalan kısmından net 4.000.000.-TL’ sının 31.05.2019 tarihine kadar ortaklara aylık taksitler halinde dağıtılmasına, Sn. ...’ ın 240.000.- adet olumsuz oyuna karşılık 560.000.-adet olumlu oyla, oy çokluğuyla karar verildi.Söz alan Sn. ..., önceki genel kurul toplantısındaki itirazlarını tekrarla alınan bu karara muhalif olduğunu belirtti." şeklindedir.Davalı şirketin 11/07/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı ertelenen genel kurul Toplantı tutanağı incelendiğinde; gündemin 6 numaralı maddesi; "Şirket sermayesinin 15.000.000,00TL (Onbeşmilyon) artırılarak 35.000.000,00TL’ye (Otuzbeşmilyon) çıkarılması ve ana sözleşmenin 6. Maddesinin değiştirilmesi müzakere edildi.
Yönetim kurulunun, "Şirketimizin sürdürülebilir büyümesini desteklemek, sermaye yapısını güçlendirmek, kredibilite gücünü arttırmak, ileride yapılacak yatırımlarını finanse edebilmek, grup şirketlerinin ihtiyaçlarını karşılamak ve bununla beraber esas olan ortaklarımıza temettü dağıtmak amacıyla şirket sermayesinin 20.000.000,00.-TL' sından 15.000.000,00-TL ' sı artırılarak 35.000.000,00.-TL' sına çıkarılmasını, yapılacak olan sermaye artırımının iç kaynaklardan (Olağanüstü Yedekler) karşılanmasını, yapılacak olan sermaye artırımı neticesinde ortaklarımıza hisseleri nispetinde bedelsiz yeni paylar verilmesini bunun için şirket ana sözleşmesinin 6. maddesinin tadilini siz ortaklarımızın tensiplerine sunarız." şeklindeki teklifi görüşüldü.Söz alan Sn. ... Şirketin sermaye artırımına ihtiyacı olmadığını, şirketin herhangi bir yatırım yapma ihtiyacı ya da planlaması bulunmadığı geçmiş yıllar karlarının bu şekilde kasıtlı olarak ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak eritilmeye çalışıldığım netice itibarıyla bu artınının kanuna ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu belirterek itiraz ettiğini söyledi.Başka söz alan olmadı.Yapılan oylama sonucunda Şirket sermayesinin 15.000.000,00TL (Onbeşmilyon) artırılarak 35.000.000,00.- TL’ye (Otuzbeşmilyon) çıkarılması ve ana sözleşmenin 6. Maddesinin T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünden alınan 18.04.2018 tarih ... sayılı ön izinleri uyarınca aşağıdaki yeni şekli ile değiştirilmesine Sn. ... ...’ın 240.000.- adet olumsuz oyuna karşılık 560.000.-adet olumlu oyla, oy çokluğuyla karar verildi.d"Şeklindedir.
Davalı şirketin 11/07/2018 tarihli 2017 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun cetveli incelendiğinde, şirkette % 30 oranında pay sahibi olan davacının genel kurul toplantısına katıldığı, iptalini talep ettiği kararlara karşı olumsuz oy kullandığı ve oy çokluğu ile alınan kararlara karşı muhalefet şerhini toplantı tutanağına geçirttiği, bu anlamda dava açmaya ilişkin şartların yerine getirilmiş olduğu, yine davanın süresi içinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre, davacı tarafın iptalini talep ettiği kararlardan biri davalı şirketin 11/07/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı genel kurulunun 3 nolu maddesi olup, bu maddenin,
bağımsız denetimden geçmiş finansal durum tablosu, kar/zarar tablosu, diğer kapsamlı gelir tablosunun okunması, müzakere edilmesi ve onaylanması konusunda olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafın, davalı şirkete ait 2013-2014-2015 ve 2016 yılı finansal tabloların hukuka aykırı şekilde hakim ortak pay sahibi durumunda olan yönetim kurulu başkan ile yardımcısının, davalı şirketten borç adı altında şahsi hesaplarına havale yoluyla aktardıkları tutarları, sanki bu para aktarımı hiç olmamış ve davalı şirket bu ortaklardan alacaklı değilmiş gibi kayıtlardan silmek suretiyle yanlış şekilde düzenlendiğini, yönetim kurulu başkan ve yardımcısının davalı şirkete olan borcunun kanuna aykırı olarak silinmesi nedeniyle özkaynaklar azaltılmak suretiyle, hatalı verilerin 2017 yılına aktarıldığı neticede 2017 yılı genel kurula sunulan mali tabloların hatalı olduğunu iddia ettiği, davalı şirketin 6552 sayılı yasa kapsamında 27/10/2014 tarihinde ortaklardan alacaklı olarak göründüğü tutarlardan toplam 38.331.810,14-TL'sini yasal defter kayıtlarından tenzil ederek 689-olağandışı gider ve zararlar hesabına kaydetmek suretiyle davalı şirketin 2014 yılı ticari karının hesabından indirdiği, 6552 sayılı yasa gereği bu işlem nedeniyle tahakkuk eden 1.149.954,30-TL'yi ...Dairesine ödediği, ödenen söz konusu verginin de 689-kanunen kabul edilmeyen giderler hesabına kaydedildiği, davalı şirkette 6552 sayılı yasa kapsamında 2014 yılında ortaklardan alacaklar tutarının tenzil edilmesi neticesinde davalı şirketin toplam 38.331.810,14-TL+1.149.954,30-TL=39.481.764,44-TL şirket zararının oluştuğu, davalı şirketin 6736 sayılı yasa kapsamında 11.11.2016 tarihinde ortaklardan alacaklı olarak göründüğü tutarlardan toplam 12.471.561,64-TL ve 127-diğer ticari alacaklar yönünden 10.022.357,77-TL olak üzere toplam 22.743.148,90-TL'sini yasal defter kayıtlarından tenzil ederek 689-olağandışı gider ve zararlar hesabına kaydetmek suretiyle davalı şirketin 2016 yılı ticari kârından indirdiği, 6736 sayılı yasa gereği bu işlem nedeniyle tahakkuk eden 682.294,47-TL'yi ... Dairesine ödediği, ödenen söz konusu verginin de 689-kanunen kabul edilmeyen giderler hesabına kaydedildiği, davalı şirkette 6736 sayılı yasa kapsamında 2016 yılında ortaklardan alacaklar + diğer ticari alacaklar tutarının tenzil edilmesi neticesinde davalı şirketin toplam 22.743.148,90-TL+682.294,47-TL=23.425.443,37-TL şirket zararının oluştuğu, davalı şirketin 2014 yılında 6552 sayılı yasa kapsamında yapılan işlemlerden kaynaklı olarak 2014 yılını 23.368.856,04-TL tutarında ticari zarar raporladığı, 2016 yılında ise 6736 sayılı yasa kapsamında yapılan işlemlerden kaynaklı olarak 2016 yılını 29.259.754,59-TL tutarında ticari zarar raporladığının görüldüğü, davalı şirketin 6552 sayılı yasa ve 6736 sayılı yasa kapsamında yapılan işlemlerin yapılmaması durumunda 2014 yılında -23.368.856,04-TL+39.481.764,44-TL=16.112.908,40-TL ticari kâr, 2016 yılında -29.259.754,59-TL+23.425.443,37-TL=(-)5.834.311,22-TL ticari zarar raporlayabileceğinin hesaplanmakta olduğu, davalı şirketin 6552 sayılı yasa ve 6736 sayılı yasa kapsamında yapılan işlemlerin yapılmaması durumunda davalı şirketin özkaynak tutarının toplamda 39.481.764,44-TL+23.425.443,37-TL=62.907.207,81-TL daha fazla olacağı, 6552 ve 6736 sayılı yasa kapsamında yapılan işlemler kapsamında davalı şirkette 131 ortaklardan alacaklar ve 127 diğer ticari alacaklar hesabında görünen tutarların kanunda belirtildiği şekilde fiktif mi yoksa gerçek bir alacağa mı dayandığı hususuna ilişkin olarak, davalı şirketin ihtilaf konusu 2017 yılı faaliyet dönemine ilişkin ortaklar cari hesapları incelendiğinde davalı şirket tarafından yapılan temettü ödemelerinin 331 ortaklara borçlar hesabında izlendiği ve 2017 yılı sonu itibariyle ortaklardan ...'a ... kodlu hesapta 538.362,50-TL, ...’a 331.01.003 kodlu hesapta 414.125,00-TL ve ... ...’ a 414.125,00-TL tutarında borç göründüğü, davalı şirketin 2017 yılı sonu itibariyle ortaklardan ... ve davacı...'dan
alacaklı olarak göründüğü tutarların ...’dan 131.01.002 kodlu hesapta 11.761.713,14-TL ve...’dan ... kodlu hesapta 1.072.018,03-TL olarak görünmekte olduğu, davalı şirketin 6736 sayılı yasa kapsamında kanunda belirtilen vergisini ödeyerek 127 diğer ticari alacaklar hesabında bulunan toplam 10.022.357,77-TL (746.056,50-TL+9.276.301,27-TL) tutarı kayıtlardan 11/11/2016 tarih ve ... nolu yevmiye ile sildiğini, söz konusu alacağın detayı incelendiğinde, alacağın dayanağının ...-Zira İşletmesi’nden olan alacak olduğunun görüldüğü, söz konusu alacak ile ilgili olarak yapılan incelemelerde alacağın gerçek bir alacak olduğu, ancak tahsilinde güçlük çekildiği gerekçesiyle 6736 sayılı yasadan
faydalanılarak kayıtlardan silindiğinin anlaşılmakta olduğu, davalı şirket ortağı ve yönetim kurulu başkanı ...'ın davalı şirkete olan borcu ile ilgili olarak 6552 ve 6736 yasa kapsamında kayıtlardan silinen tutarların fiktif(var gibi görünen gerçekte olmayan) olmadığı gerçek alacak olduğunun cari hesap kayıtlarının incelenmesinden anlaşılmakta olduğu, 31.12.2015 tarihi itibariyle davalı şirketin davacı ... ...’dan alacağının mevcut olduğu, ancak davalı şirketin 6736 sayılı yasa kapsamında ...’ın davalı şirkete olan borcunun silinmesine karşın, davacı...’ın davalı şirkete olan borcu için yasadan faydalanılmadığı ve davacı...’ın davalı şirkete olan borcunun silinmediğinin görüldüğü, davacı tarafın, davalı şirketin diğer grup şirketlerinden ... şirketi, ... Okulları ve ...şirketi arasında mutabakatların mevcut olmadığı, cari hesapta çelişkiler olduğu ve cari hesap kayıtlarının fiktif olduğunu iddia etmiş olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında temin edilen bilgi ve belgeler ve temin edilen bilirkişi raporları dikkate alındığında, davalı şirkete ilişkin dosyada mevcut olan bağımsız denetim raporları incelendiğinde, iddia konusu şirketler yönünden bağımsız denetçi görüşünü değiştirecek şekilde olumsuz tespit ve değerlendirmelere rastlanılmadığı, davalı şirket ile ... şirketi ve ... Okulları arasında 31/1222017 tarihli yazılı cari hesap mutabakatının mevcut olduğu, söz konusu mutabakat belgelerine göre bu iki şirket
yönünden tarafların cari hesap kayıtlarında mutabık olduklarının görüldüğü, ancak iddia konusu ...şirketi ile mutabakat yapıldığı hususunda hem bağımsız denetim raporlarında ve hem de dosyada herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, davacı tarafın, davalı şirket ile ... okulları arasında bilançolardaki tutarlar ile ilgili dönemler
bağımsız denetim raporları “ilişkili taraflar” bölümündeki tutarların uyuşmadığını, ...
Okullarının davalı şirketten 2017-2018 döneminde 11.750.000,00-TL tutarlı borç aldığını ve
bu tutarı ödemediğini iddia ettiğini, 2017 yılı bağımsız denetim raporunda 127- diğer ticari
alacaklar hesabında alt hesap olarak ... Okullarının cari hesap bakiyesinin 2017 yılı sonu
itibariyle 6.940.242,42-TL davalının alacaklı olduğu şeklinde bakiye verdiği, 120 ticari alacaklar hesabında da 1.082.188,00-TL davalının alacaklı olarak göründüğü, inceleme dönemi 2018 yılı olmadığından, davalı şirketin 2017-2018 döneminde 11.750.000,00-TL tutarında borç verdiği yönünde bir tespit yapılamamış olmakla birlikte sadece 2017 yılında
davalı şirketin ... Okullarına değişik tarih ve tutarlarda yaklaşık toplam 13.50 milyon TL tutarında borç verdiği, davacı taraf ...’ın vasisi ... tarafından vesayet mahkemesine sunulan
- vasi ara raporunda yer alan beyana göre ... İnşaat’ın ...’a olan borcunun 7,51 milyon TL’lik kısmını, ... Okullarına, 3,73 milyon TL’lik kısmını ...
Holding’e ve 26,64 milyon TL’lik kısmının da ... Kuryeye çek ciro etmek kaydıyla
ödediğini iddia ettiğini, ... Holding'in 2018 yılı Bağımsız denetim raporu ilişkili taraflar
bölümünde yer alan bilgiler söz konusu iddiayı desteklememekte olduğunu, diğer alacaklar ve
borçlar tablosunda 2018 ve 2017 yılları kayıtlarında ... Yayıncılıktan 5,08 milyon TL
alacak olduğu ve bu işlem ve kaydın fiktif olduğu bilgisine yer verildiğinin görülmekte olduğu, davacı taraf her ne kadar ... Okullarının ... Holding’e düzenlemiş olduğu “Faiz Geliri” açıklamalı
faturaların mevcut olduğu, genel kurul konusu olan 2017-2018 döneminde ... Okullarının
... Holding’e faiz faturası düzenlemediğini iddia etmiş ise de, öncelikle 2018 yılı işlemlerinin dava konusu olmadığından bu yönde bir inceleme ve
değerlendirme yapılamayacağı, davalı şirketin 2017 yılı kayıtları incelendiğinde ...
Okullarının davalı şirkete borçlu olduğu için faiz faturası tanzim ettiğine dair bir belgeye
rastlanılmadığı, ... Okullarının davalı şirkete borçlu olması hasebiyle davalı şirketçe
düzenlenen faiz faturaları olduğu, davalı şirketin ... Okullarından alacaklı
olduğu gerekçesiyle 2017 yılında 4 adet faiz faturası tanzim ettiğinin görüldüğü, bu anlamda davacı tarafın, söz konusu madde ile ilgili iptal sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmış ve bu anlamda 11/07/2018 tarihli genel kurulda alınan 3
gündem numaralı kararın iptali kabil olmadığı sonucuna varılmıştır. Davacı tarafın iptalini talep ettiği bir diğer madde, davalı şirketin 11/07/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı genel kurulunun 4 nolu maddesi ile
yönetim kurulunun ibrasına ilişkin olarak alınan karardır. Dosya kapsamına alınan davalı şirket ticaret sicil kayıtlarına göre, davalı şirketin 2017 yılında görev yapan yönetim kurulu üyelerinin ..., ... ve ... olduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirket ortaklık yapısı incelendiğinde davalı şirket ortaklarından ...’ın
312.000, ...'ın 240.000, ...'ın 240.000 ve...’ın 8.000 pay adedine
sahip oldukları, ...’ın yaşının küçük olması nedeniyle ...’ın vasi olarak
yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasında kendisi için yapılan oylama dahil olmak üzere oy
kullandığının görülmekte olduğu, söz konusu kararın ... haricindeki diğer yönetim kurulu üyeleri bakımından gerekli
nisaplar sağlanarak alındığı, ...'ın, kendisi ile ilgili ibra oylamasında, kızı Bige
...’ın vasisi sıfatıyla oylamaya katıldığı anlaşılmıştır. 6102 Sayılı TTK'nun 436. Maddesi; "(1)Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz.(2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." hükmünü içermektedir. Buna göre, yönetim kurulu üyelerinin oy yoksunluğu hem kendilerinin ibrasında hem de diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında geçerlidir. Bu halde ibra oylamasında birbirlerine ve paydaş olmayan yönetim kurulu üyesine oy kullanan yönetim kurulu üyesinin bu oylarının düşülmesi suretiyle değerlendirme yapılması gerekmektedir. 6102 Sayılı TTK'nın 436. madde hükmü gereğince, pay sahibi olan
yönetim kurulu üyesinin, menfaat çatışması durumunda oy haklarının donacağı
(kullanılamayacağı) hüküm altına alınmıştır. Buna rağmen ...’ın kızını temsilen de
olsa kendi lehine(ibrası yönünde) oy kullanması sebebiyle, 11/07/2018 tarihli genel kurulda
alınan 4 gündem numaralı kararın iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacı tarafça iptali talep edilen bir diğer karar, davalı şirketin 11/07/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı genel kurulunun 5 numaralı maddesi, kâr dağıtımı konusuna ilişkindir. Davalı şirketin 2017 yılı genel kurulunun 5 numaralı kararı incelendiğinde, 2017 yılında
ticari kârın mevcut olmadığı, geçmiş yıllar kârından kanun ve ana sözleşme gereği tenzil
edilmesi gereken tutarlar indirildikten sonra geriye kalan tutardan 4.000.000,00-TL'sinin
31/05/2019 tarihine kadar ortaklara aylık taksitler halinde dağıtılmasına oy çokluğuyla karar
verildiği, davacının bu karara muhalefet şerhi düştüğü, temin edilen bilirkişi raporu da dikkate alındığında, davalı şirket yasal defter kayıtları ve 11/07/2018 tarihli genel kurula sunulan 2017 yılı mali
tabloları çerçevesinde şirketin 2017 yılını 9.975.318,87-TL tutarında ticari zararla kapattığı
bu kapsamda 2017 yılında dağıtılacak kâr raporlanmadığının görülmekte olduğu, 2017 yılı olağan genel kurula sunulan mali tablolar ışığında davalı şirketin özkaynakları
incelendiğinde, davalı şirketin dağıtılabilir kâr tutarına ilişkin olarak; olağanüstü yedeklerin 25.543.094,84-TL, geçmiş yıl kârlarının 88.186.285,24-TL, geçmiş yıl zararlarının -72.495.987,47-TL, dönem net kâr/zararının -9.975.318,87-TL ve toplam dağıtılabilir kâr tutarının 31.258.073,74
-TL olarak hesaplandığı, her ne kadar dağıtılabilir kâr tutarı 31.258.073,74-TL olarak hesaplanmış olsa da, davalı
şirket mali verileri incelendiğinde davalı şirket varlık yapısının söz konusu tutarı ödeme
kabiliyetine sahip olmadığının görülmekte olduğu, bu kapsamda varlık-kaynak dengesi
gözetildiğinde davalı şirket genel kurulunda alınan 4.000.000,00-TL tutarındaki kâr dağıtım
kararının davalı şirket mali yapısına uygun olduğu anlaşılmakla, 11/07/2018 tarihli genel kurulda alınan 5
gündem numaralı kararın iptali talebinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Davacı tarafça iptali talep edilen bir diğer karar, davalı şirketin 11/07/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı genel kurulunun 6 nolu maddesi ile, şirket
sermayesinin 15.000.000,00-TL arttırılarak 35.000.000,00-TL’ye çıkarılmasına ilişkin karardır. Temin edilen bilgi ve belgeler ile alınan bilirkişi raporu dikkate alındığında, davalı şirketin yasal defterlerinde 2017 yılı sonu itibariyle özkaynak verilerine ilişkin olarak, ödenmiş sermayenin 40.984.513,94-TL, sermayenin 20.000.000,00-TL, sermaye düzeltmesi olumlu farklarının 20.984.513,94-TL, sermaye yedeklerinin 14.195.213,44-TL, iştirakler yeniden değerleme artışlarının 1.727.364,72-TL, diğer sermaye yedeklerinin 12.467.848,72-TL, kâr yedeklerinin 29.807.720,81-TL, yasal yedeklerin 4.264.625,97-TL, olağanüstü yedekler 25.543.094,84-TL, geçmiş yıl kârlarının 88.186.285,24-TL, geçmiş yıl zararlarının -72.495.987,47-TL, dönem net kâr/zararı -9.975.318,87-TL ve dönem net zararı -9.975.318,87-TL olmak üzere 2017 yılı özkaynak toplamının 90.702.427,09-TL olduğu ve 11.07.2018 tarihli genel kurula sunulan mali tablolarla uyumlu olduğu, şirketin kaydi değerlere göre özkaynak tutarının, 20.000.000,00-TL
tutarındaki ödenmiş sermayenin mevcudiyetini fazlasıyla korumakta olduğu, genel kurula sunulan sermaye artırım önerisi incelendiğinde, şirket sermayesinin iç kaynaklar kullanılmak suretiyle özkaynaklar içerisinde yer alan 542 - olağanüstü yedekler hesabında
bulunan 25.543.094,84-TL tutarından 15.000.000,00-TL kullanılmak suretiyle şirket
sermayesinin 35.000.000,00-TL'sine çıkartılmasına davacının ret oyuna karşılık oy
çoğunluğu ile kabul edildiği, genel kurulda oy çokluğu ile kabul edilen sermaye artışı, şirket özkaynak tutarını
değiştirmemekte, herhangi bir ilave kaynak girişine sebep olmamakta olduğu ve geçmiş yıllar
kârlarından ayrılan olağanüstü yedeklerin sermayeye eklenmesi işlemini ihtiva etmekte olduğu,
davalı şirketin 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin özet mali tablolarına ilişkin olarak dönen varlıkların 2016 yılında 36.552.150,77-TL; 2017 yılında ise 66.262.965,14-TL, duran varlıkların 2016 yılında 114.578.021,63-TL; 2017 yılında ise 115.664.258,62-TL, aktif toplamının 2016 yılında 151.130.172,40-TL; 2017 yılında ise 181.927.223,76-TL, kısa vadeli yabancı kaynakların 2016 yılında 45.848.070,63-TL; 2017 yılında ise 90.449.212,56-TL, uzun vadeli yabancı kaynakların 2016 yılında 436.708,75-TL; 2017 yılında ise 775.584,11-TL, yabancı kaynak toplamının 2016 yılında 46.284.779,38-TL; 2017 yılında ise 91.224.796,67-TL, özkaynakların 2016 yılında 104.845.393,02-TL; 2017 yılında ise 90.702.427,09-TL, pasif toplamının 2016 yılında 151.130.172,40-TL; 2017 yılında ise 181.927.223,76-TL olduğu,
mali verilerden de anlaşılacağı üzere davalı şirketin özkaynak/yabancı
kaynak oranının yaklaşık aynı seviyelerde ve birbirine yaklaşık denk rakamlarda raporlanması
ve yapılan sermaye artışının da bu eşitliği değiştirmeyecek olması karşısında söz konusu sermaye artışının gerçekleştirilmesinde davalı şirket
yönünden somut bir özkaynak artışına sebep olmaması nedeniyle 11/07/2018 tarihli genel kurulda alınan 6
gündem numaralı kararın iptalinin gerekeceği sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı şirketin 11/07/2018 tarihinde gerçekleştirilen 2017 yılı genel kurul toplantısında alınan 3 ve 5 nolu kararların iptali şartlarının oluşmadığı, 4 ve 6 nolu kararların iptali şartlarının oluştuğu sonucuna varılarak, davacı tarafça açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davacı tarafça açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;
-Davacı tarafça, davalı ... ...'nin 11/07/2018 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 3 ve 5 nolu kararların iptali talebiyle açılan davanın REDDİNE,
-Davacı tarafça, davalı ... ...'nin 11/07/2018 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 4 ve 6 nolu kararların iptali talebiyle açılan davanın KABULÜ ile, davalı şirketin 11/07/2018 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 4 ve 6 nolu kararların İPTALİNE,
-
Kararın kesinleşmesi halinde 6102 Sayılı TTK'nın 450. maddesi uyarınca gerekli ilan ve işlemlerin davalı şirket yönetimince yapılmasına,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60. TL harar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 35,90. TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20. TL harcın, davanın kabul. ret oranına göre belirlenen 177,90. TL'sinin davacı taraftan; 213,80. TL'sinin davalı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,
-
Davacı tarafından yapılan 35,90. TL başvurma harcı, 37.700,00. TL bilirkişi ücreti ve 1.141,70. TL posta gideri olmak üzere toplam 38.877,60. TL yargılama giderinin, davanın kabul. ret oranına göre belirlenen 19.438,80. TL'sinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine; kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yapılan 100,00. TL'den ibaret yargılama giderinin, davanın kabul. ret oranına göre belirlenen 50,00. TL'sinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine; kalan kısmın davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
-
Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 17.900,00. TL vekâlet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
-
Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 17.900,00. TL vekâlet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
-
6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının, kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/06/2024
Başkan ...
e-imzalıdır .
Üye ...
e-imzalıdır .
Üye ...
e-imzalıdır .
Katip ...
e-imzalıdır .
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:19