SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/751 E. 2023/966 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2019/751

Karar No

2023/966

Karar Tarihi

7 Aralık 2023

T.C.

İSTANBUL

8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2019/751

KARAR NO :2023/966

DAVA:Maddi Tazminat

DAVA TARİHİ:27/12/2019

KARAR TARİHİ:07/12/2023

Mahkememizde görülmekte olan maddi tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinden ...'nın, ...'nin yönetim kurulu başkanı; ...'nın ise yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, müvekkillerinin şirketin yönetimine 26/07/2012 tarihli genel kurul kararı ile seçildiğini, davalıların ise 24/08/2008 tarihli genel kurul toplantısında alınan karar ile şirketi 3 yıllığına temsil ve ilzama yetkilendirilmiş olduklarını, müvekkillerinin, şirket yönetimine gelmeden önceki dönemlerde; yani davalıların yönetimde oldukları dönemde şirketin borç batağına girdiği ve kendisini döndüremez halde olduğundan, müvekkillerinin babası ... ...'nın daima şirkete maddi destek vererek bugünlere kadar ulaşmasını sağladığını, buna karşın davalı taraflardan hiçbir destek görmediklerini, davalıların şirketin yönetim kurulunda görev yaptıkları dönemlerde, şirketin devlete olan vergi borçları, çalışanlarının maaş ödemeleri ve SGK ödemeleri dahil hiçbir ödemelerinin yapılmadığını, davalıların bu sorumsuz davranışlarından dolayı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce inceleme yapıldığını ve şirkete haciz ihbarnameleri tebliğ edildiğini, 27/10/2000 tarihinde şirkete gönderilen yazı ile, şirket aleyhine faiz ve ferileri hariç 7.866.099.310.000,00-TL üzerinden ihtiyati haciz kararı alındığını, bu davaların aleyhe sonuçlanması neticesinde temyiz edildiğini ve davaların Danıştay 4. Dairesi'nin ... sayılı ve Danıştay 9. Dairesi'nin ... sayılı dosyaları ile görülmeye devam ettiğini, fakat borç bu boyutlarda iken ve davaların ilk derece mahkemelerinde aleyhe sonuçlanmış iken Vergi Barışı Kanunu'nun yasalaşması neticesinde ... Defterdarlığı Hisar Veraset Ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün yazısı ile bu haktan yararlanmak için 31/03/2003 tarihine kadar müracaat edilmesi gerekliliğinin bildirildiğini, yapılan başvuru neticesinde borcun 1.764.658.300,00-TL olarak yapılandırıldığını ve 9 eşit taksite bölündüğünü, ancak şirketin yapılandırma tarihinde taksitlerin hiçbirini ödeyecek durumda olmadığını, müvekkillerinin babası ... ...'nın da davalıların o dönemde yönetim kurulunda olmaları nedeniyle bilgileri dahilinde ve kendi rızaları doğrultusunda tamamen iyi niyetli olarak hiçbir yükümlülüğü olmamasına rağmen, kendi şahsi malvarlığından banka kanalıyla taksitleri ödediğini ve şirketten ödemeleri kadar alacaklı konuma geçtiğini, ancak davalıların aynı sorumsuz davranışları tekrarladıklarını, müvekkillerinin, yönetimde oldukları dönemde şirkete ait bazı gayrimenkuller hakkında tasarrufta bulunarak bunları sattıklarını, ancak bedellerini şirkete koymadıklarını; koyduklarını da gerçek değer üzerinden değil, tapudaki satış değeri üzerinden koyduklarını ancak tespit edebildiklerini, davalılar tarafından İstanbul ili, ... ilçesi, Noter Sk., 83 pafta, 1091 sayılı 296m²'lik çatı dubleksini 2.100.000,00-USD bedel ile taksitler halinde ödenmek üzere ... isimli vatandaşa 30/01/2007 tarihli satış sözleşmesi akdedilmek suretiyle satılmak istendiğini, ancak ilgili taşınmaz ile ilgili her ne kadar satış sözleşmesi akdedilmiş ve bazı tahsilatlar yapılmış olsa da, usulsüz işlemler sebebiyle tapuda herhangi bir devir işlemi yapılmadığını, bu sözleşme o dönemde yönetim kurulu üyelerinden davalı ... tarafından tek başına imzalandığından geçersiz olmakla birlikte, satış bedellerinin de yine bu davalı bakımından şahsi olarak alıcıdan tahsil edildiğini, ancak sonrasındaki işlemlerin akıbetinin belli olmadığını, davalıların aynı tarihlerde bu defa aynı binadaki alt katta bulunan ve şirkete ait daireyi 09/12/2009 tarihinde ... isimli kişiye 2 sene öncesinde kur farkı da dikkate alınmadan 500.000,00-TL gibi düşük bir bedel ile sattıklarını, bu gayrimenkulün bedelinin 500.000,00-TL gibi bir bedelinin olmasına ihtimal olmamakla birlikte, bu satış bedelinin son derece düşük olduğundan şirketi zarara uğrattıklarını, açıklanan nedenlerle davalılar hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu kapsamında 05/12/2019 tarihinde suç duyurusunda bulunduklarını, soruşturmanın...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/... soruşturma sayılı dosyasından yürütülmekte olduğunu, davalıların şirketi doğrudan, müvekkillerini ise dolaylı yoldan zarara uğratmış olduklarını, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile tazminat miktarı belirli hale geldiğinde arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00-TL tazminatın satış tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen ödenmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; dava dışı şirketin müvekkili ...'un babası ... tarafından 1973 yılında kurulmuş köklü bir aile şirketi olduğunu ve davacıların, müvekkili ...'un kardeşi ... ile onun eşi ...'nın kızları olduklarını, davacı tarafın talebinin, kendileri tarafından bilinen bir gayrimenkulün satış bedeline ilişkin olduğunu, dolayısıyla belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, dava konusu talebe ilişkin zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçmiş olduğunu, şirketin vefatına kadar ... tarafından yönetildiğini, vefatından sonra eşi ve davacıların anneannesi olan ... tarafından yönetildiğini, yönetim yetkisi sonra erdikten sonra bile şirketin kendisi tarafından yönetildiğini ve sözlerinin itirazsız uygulandığını, şirket ... ve müvekkilleri yönetiminde iken, gerek SGK ve gerek Sağlık Bakanlığı tarafından özel hastaneleri doğrudan etkileyecek düzenlemeler yapıldığını ve hastanelerin gelir-gider durumu gözetilmeksizin yapılan bu düzenlemeler nedeniyle birçok hastanenin borçlarını ve hatta personel ücretlerini ödeyemez hale geldiğini ve kapandığını, 2006 yılı itibariyle yeniden düzenlenen sağlık politikaları çerçevesinde özel hastane sayısı 2008 yılında yaklaşık iki katına çıktığını, bu şekilde ... Hastanesi'nin çevresinde bu dönemde yaklaşık 10 tane poliklinik ve tıp merkezi açıldığını, aynı bölgede birçok özel sağlık kuruluşu olduğunu ve kuruluş başına düşen hastane sayısının gittikçe azaldığını, 2008 yılında yayımlanan genelge ile özel sağlık kuurluşlarının SGK güvenceli hastalardan alacakları fark ücretlerinin tavanının, özel hastanelerin giderlerini karşılamaya yetmeyecek düzeyde olduğunu, aynı süreçte gerçekleşen global ekonomik kriz nedeniyle SGK anlaşmalı hastalar dışında özel hastanelere rağbetin de azaldığını, bu süreçte birçok hastanenin iflasla yüzleştiğini, giderlerden kısılması ve hizmet kalitesinin düşürülmesinin de mümkün olmadığını, doktorların özel hastanelerden devlet hastanelerine geçmeye başladığını, müvekkillerinin ise hastanenin kapanmaması ve ruhsatlarını kaybetmemek adına ellerinden geleni yaptıklarını, dolayısıyla müvekkillerinin şirketi borçlandırdığı ve kötü yönettiği iddiasının, tamamen davacıların kötü niyetli iddiaları olduğunu, müvekkili ...'un, yönetimde olduğu süre boyunca birçok kez kendi bütçesinden hastanenin tadilat işlemlerini yaptırdığını, dijitalleşme amacı ile hastanenin bilgisayarlarını aldığını, tüm odalara klima taktırdığını, polikliniği yıktırıp bakanlığın belirlediği standartlara göre yeniden yaptırdığını, şirket defterlerinden bu hususun tespit edilebileceğini, davacıların ise şirket yönetimini devralmalarının ardından, değiş şirkete ait hastaneyi doğru şekilde işletmek; hastaneye dair sorumluluklarını yerine getiremediğini ve hastane ruhsatının iptaline neden olduklarını, İstanbul ili, ... ilçesi, Noter Sk., 83 pafta, 1091 sayılı 3 numaralı bağımsız bölümün, anlatılan sebeplerde şirketin borçlarının bir kısmını ödemek amacı ile ...'un talebi üzerine satıldığını ve satış bedeli ile şirket borçlarının bir kısmının ödendiğini, davacıların dava konusu tek katlı taşınmazın değerini, aynı binadaki dubleks çatı katı daire ile kıyaslamak suretiyle m², şerefiye ve bunun gibi farklı fiziksel özellikleri olduğunu görmezden gelerek yanıltıcı beyanda bulunmakta olduklarını, ayrıca dava konusu taşınmazın, kıyas yapılan taşınmazdan 2 yıl önce global ekonomik kriz döneminde satılmış olduğunu, bu süreçte davacıların annesi ...'nın, şirketin maddi sıkıntıya girmesi ve taşınmazın satılması konusunda annesi ...'u suçladığını, ...'un, kızının suçlamalarından sonra İstanbul ili, ... ilçesinde ...'ta yer alan kendisine ait 3 adet daire ve dava konusu taşınmazın karşı dairesinin satılması ve bedeli ile şirket borçlarının ödenmesi kararı aldığını, söz konusu dairelerin satılması ve bedelleriyle sigorta borçları, piyasa borçları, doktor alacakları ve diğer borçların ödenmesi için davacıların annelerine talimat verdiğini, ...'nın bu dairelerin bir kısmını 12/08/2010 tarihinde kendi üzerine aldığını, ... parselde kayıtlı ... bağımsız bölüm numaralı taşınmazı bir ay sonra sattığını ve bir kısım borcun bu para ile ödendiğini, diğer dairelerin ise ...'nın mülkiyetinde kaldığını, ...'nın şirket borçlarını dairelerin karşılığında kendisinin ödemesi gerekirken, eşi ...'ya ödettiğini ve şirketi eşine karşı borçlu gibi gösterdiğini, ...'nın da bu alacakları gerekçe göstererek şirkete ait İstanbul ...'da bulunan değerli bir mülkü haksız bir şekilde uhdesine geçirdiğini, dolayısıyla davacıların belirtiği ödemelerin karşılıksız olmadığını ve hatta bu taşınmazların bir kısmına karşılık yapılan ödemeler olduklarını, ...'nın, annesinin şirket ve babalarından intikal eden malvarlığını yönetmesi konusunda rahatsızlık duyduğunu, bu konuda annesini sürekli baskı altına aldığını, annesinin şirketteki yetkilerini kısıtlamak istediğini, bu nedenle annesinin şirketteki altın değerindeki %1 hissesini alabilmek için üst üste kendisinin vasi tayin edilmesi amacı ile davalar açtığını, açtığı ilk davanın .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 27/09/2007 tarihli, ... sayılı kararı ile reddedildiğini, daha sonra .... Noterliği'nin 11/07/2008 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile annesine, oturmakta olduğu ev ile ilgili kira bedelinin kendisine ödenmesini ihtar ettiğini, %49,5 hissenin ... ailesinde; %49,5 hissenin ise ... ailesinde ve %1 hissenin ise ...'a ait olacak şekilde paylaştırılmış olduğunu, bu %1'lik hissenin altın değerinde olması nedeniyle ...'nın bu kez ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 14/02/2013 tarihli ve ... esas sayılı kararı ile müvekkili ve davalının annesine vasi tayin edildiğini, şirketin 04/11/2011 tarihli genel kurul toplantısında müvekkili ...'un, ... ve ... ile birlikte görev yapmak üzere 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, yönetim kurulu olan ...'a bildirim yapmadan 16/07/2012 tarihinde yönetim kurulu yapan davacıların, müvekkilinin yönetim yetkisini haksız ve usulsüz bir şekilde elinden aldığını, şirketi tek başlarına yönetmeye başladıklarını, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında verilen 30/09/2019 tarihli karar ile söz konusu yönetim kurulu kararının yokluğuna karar verildiğini, yönetim yetkisini eline alan davacıların, önce şirketi hayali bir şekilde babalarına borçlu gibi gösterdiğini, 4.230.000,00-TL'lik sözde borcun ödenmesi için şirketin en kıymetli malvarlığı olan ve proje değeri 112.000.000,00-TL olan taşınmazın 11/20 hissesini babalarına devrettiklerini, bu işlemin iptali için açılan .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı tapu iptali ve tescili davası sonucunda verilen karar ile, taşınmazı hisselerinin yeniden şirket adına tescil edildiğini, bu işlemlerden önce ... Belediyesi ve ... Belediyesi tarafından kamulaştırmasız el atma işleminin gerçekleştirildiğini, bu işleme ilişkin şirket tarafından ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını, davanın kabulü yönünde karar verilerek kesinleştiğini, karar çerçevesinde ... Belediyesi tarafından şirkete 2.747.200,60-TL ödendiğini, bu paranın 1.182.628,00-TL2lik kısmının, şirket hesabından farklı tarihlerde usulsüz şekilde davacıların babasının hesabına aktarıldığını, bu nedenle .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile sorumluluk davası açıldığını, .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile davacılar ve babaları aleyhine dava açıldığını ve davanın halen devam etmekte olduğunu, söz konusu dosyada alınan bilirkişi raporu ile davacıların, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu içeren fiillerinin tespit edildiğini, aynı şekilde ... Belediyesi tarafından ödenen 5.497.609,43-TL'nin 2.556.529,04-TL'sinin, şirket hesabına geçtiği tarihten 2 gün sonra davacıların babasının hesabına; 293.839,08-TL'sinin ise ... hesabına aktarıldığının tespit edildiğini, yine ... Belediyesi tarafından ödenen 634.637,77-TL'nin şirket hesabına geçtiği tarihte 610.000,00-TL'sinin ... hesabına; 24.637,77-TL'sinin ise ... ve ... hesabına aktarıldığının anlaşıldığını, bu hususta da taraflarınca ayrıca şikayette bulunulduğunu, .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu çerçevesinde işlemiş oldukları suç tespit edilen sanıkların, bu kez davayı sürüncemede bırakmak ve kafa karışıklığı yaratmak amacıyla aradan 10 yıl geçmiş olduğu halde davacıların anneannesi ve müvekkillerinin yönetiminde oldukları döneme ilişkin bu davayı açtıklarını, tüm bu nedenlerle davanın öncelikle belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddini; olmadığı takdirde zamanaşımı ve ibra konusundaki itirazları ve diğer beyanları dikkate alınarak davanın esastan reddini talep etmiştir.

Dava, ...(Mersis No: ...)'nin geçmiş dönem yönetim kurulu üyeleri olan davalıların, şirketi kötü ve kendi çıkarları doğrultusunda hukuka aykırı yöneterek şirketi ve şirketin güncel yönetim kurulu üyeleri olan davacıları zarara uğrattıklarından bahisle, maddi tazminat istemine ilişkin bulunmaktadır.

Mahkememizce ...'nin ticaret sicili kayıtları, hazirun listesi ve 2008, 2009 ve 2010 yıllarına ilişkin kurumlar vergisi beyannameleri, ... Vergi Dairesi'nin haciz ihbarnameleri ile ihtiyati haciz kararı,... Defterdarlığı Hisar Veraset Ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün vergi barışına ilişkin yazısı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne vergi varışından yararlanılmasına ilişkin 6 ayrı başvuruya ilişkin dilekçeler, mükellef bazında ödeme durumu listesi ve taksit tutarları, ödeme dekontları, taşınmaz satış sözleşmesi ve tahsilata ilişkin belgeler, dava konusu taşınmaz tapu kayıt ve belgeleri, kıymet takdir raporu, .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı esas sayılı dosyası kapsamındaki bilirkişi raporu, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve 2018/900 karar sayılı kararı, ... Asliye Hukuk(Kapatılan ... .. Asliye Hukuk) Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı kararı, (.... Sulh Hukuk(Kapatılan .... Sulh Hukuk) Mahkemesi'nin 27/09/2007 tarihli, 2007/... esas ve 2007/... karar sayılı kararı, ... Noterliği'nin 11/07/2008 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/... soruşturma sayılı dosyası, ... Sulh Ceza Hakimliği'nin 07/10/2022 tarihli ve 2022/... D. İş sayılı kararı vs. dosyamız arasına alınmış, mali müşavir, gayrimenkul değerleme uzmanı, borçlar hukuku uzmanı, ticaret hukuku uzmanı ve iktisat-ekonometri uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden rapor, ek rapor ve 2. ek rapor temin edilmiştir.

.... Asliye Hukuk(Kapatılan ... 1. Asliye Hukuk) Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı ... tarafından ... Belediye Başkanlığı aleyhine kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açıldığı, .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 15/12/2011 tarihli, 2011/... esas ve 2011/... karar sayılı kararıyla davalısı ... Belediye Başkanlığı ve konusu aynı olan dava dosyasının bu dosya ile birleştirilmesine karar verildiği, yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen dava kabul edilerek ... Belediye Başkanlığı aleyhine 2.058.000,00-TL; ... Belediye Başkanlığı aleyhine 4.292.400,00-TL tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır.

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacılar ..., ... ve ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 23/02/2015 tarihinde yöneticilerin azli, maddi ve manevi tazminat talepleriyle dava açılmış olduğu, mahkemenin 11/10/2018 tarihli, ... esas ve 2018/... karar sayılı kararıyla maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne; manevi tazminat ve yöneticilerin azli taleplerinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı ... tarafından 06/03/2015 tarihinde davalı ... aleyhine İstanbul ili, ... ilçesi, ... MH. ... ... Mevkii, 177 pafta 137 parselde kain bulunan taşınmazda davalı adına olan 11/20 hisse tapusunun muvazaa nedeni ile iptali ile bu hissenin dava dışı ... adına tapuya tescili talepli dava açıldığı, mahkemenin 30/11/2016 tarihli, ... esas ve ... karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.

.... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinden, müştekiler ..., ... ve ... tarafından, şüpheliler ..., ... ve ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle şikayette bulunulması neticesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası kapsamında düzenlenen 10/05/2017 tarihli iddianame neticesinde .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 02/03/2023 tarihli, ... esas ve ... karar sayılı kararıyla sanıklar aleyhine hapis ve adli para cezasına hükmedildiği anlaşılmıştır.

Mali müşavir ..., jeofizik mühendisi ve gayrimenkul değerlendirme uzmanı ..., borçlar hukuk uzmanı Prof. Dr. ..., ticaret hukuku öğretim üyesi Prof. Dr. ... ve iktisat-ekonometri uzmanı Prof. Dr. ...'dan oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan 19/12/2022 havale tarihli rapor ile; 30.01.2007 tarihli satış sözleşmesinde davalı ...’un satıcı, dava dışı ...’in alıcı konumunda olduğu, bu satış sözleşmesinin İstanbul ... Suadiye Mh. ... Sk. Pafta: ... Ada: ...adresindeki taşınmaz üzerindeki ön taraftaki deniz gören bloktaki dubleks daireye istinaden imzalandığı ve satış bedelinin 2.100.000,00-USD tutarında olduğu, ancak dava dışı ... tarafından davalı ... adına 1.600.000,00-USD tutarında ödeme yapıldığı, dava konusu 3 nolu dairenin 09.12.2009 satış tarihindeki bedelinin 900.000,00-TL olacağı, Şişli ilçesi, ... mahallesi, ... pafta, ... ada...parselde kayıtlı binanın 2. bodrumunda bulunan 800/106400 arsa paylı 24 nolu daire-ofis niteliğinde ve mülkiyetinin tamamının ... adına kayıtlı bağımsız bölümün 23.09.2010 tarihinde 10951 yevmiye numarası ile 400.000,00-TL bedel ile ...’e satıldığı ve bu satıştan ...’nın annesi

olmanın dışında ...’un bir ilgisinin olmadığı, dosyada bulunan diğer resmi senetlerin kat irtifakı kurulmasına ait olduğu ve bu durumda bu resmi senetlerin, ... ve diğer hissedarların hisselerini belirtilen bir belge olduğu, 55 pareselde A blok 9 nolu bağımsız bölümü ve 56 parselde C blok 7 nolu bağımsız bölümü de kapsamasına rağmen bu bağımsız bölümlerin satışa ait resmi senet olmadığı, dolaysıyla ...’un ilgili daireleri başkasına satışı ile bir ilgisinin olmadığı, 04.11.2011 tarihinde gerçekleşen 2008, 2009 ve 2010 faaliyet yıllarına ilişkin genel kurul toplantı tutanağında davacıların, 10’ar adet paya sahip olduklarının görüldüğü ve bu nedenle davacıların dolaylı zarar sebebiyle sorumluluk davasını açabilecekleri, 04.11.2011 tarihinde gerçekleşen 2008, 2009 ve 2010 faaliyet yıllarına ilişkin genel kurul toplantısında, 2008, 2009 ve 2010 faaliyet yıllarında görev alan, aralarında davalıların da yer aldığı yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğuyla ibra edildiği, anonim şirketin, ibra kararı ile zararının tazmininden feragat edebileceği ve bu halde gerek anonim şirketin; gerekse pay sahibinin, tazminat hakkının sona ereceği, 2008, 2009 ve 2010 faaliyet yıllarında, davalıların oy çokluğuyla ibra edilmeleri sebebiyle davacı pay sahiplerinin, dolaylı zararları nedeniyle tazminat davası açamayacakları, davacı pay sahiplerinin, dolaylı zarar sebebiyle tazminat davacı açabileceklerinin kabul edilmesi halinde ise zamanaşımının ele alınması gerektiği, 2-5 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçirildiği, ceza zamanaşımının ise uygulanamayacağı tespit edilmiş, 28/09/2023 havale tarihli 2. ek rapor ile; dava dışı şirket tarafından 04/11/2011 tarihli genel kurul toplantısında alınan açık ibra kararının geçerli olduğu, davacılar tarafından ileri sürülen, ibra kararında yeterli açıklık bulunmadığı gerekçesinin ise ibra kararının geçersiz olduğu iddiasının yerinde olmadığı ve ceza zamanaşımının somut olayda uygulanıp uygulanamayacağı hususunda ceza soruşturmasının bekletici mesele yapılabileceği tespit edilmiştir.

Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; eldeki davada davacılar tarafından, dava dışı ...'nin geçmiş dönem yönetim kurulu üyeleri olan davalıların, şirketi kötü ve kendi çıkarları doğrultusunda hukuka aykırı yöneterek şirketi ve şirketin güncel yönetim kurulu üyeleri olan davacıları zarara uğrattıklarından bahisle, maddi tazminat istemine ilişkin bulunmaktadır. Davacı gerçek kişi ortakların dava açma hakkı doğrudan ve dolaylı zarar iddiasına göre değişiklik gösterir. Şirket yöneticisinin ortaklığa verdiği zarar, şirket ortaklarının dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Anonim şirketlerde 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesi uyarınca şirket yöneticileri kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete, hem de pay sahipleri ve şirket alacaklılarına karşı şirkete verdikleri zarar sebebiyle sorumlu olurlar. Ancak TTK'nın 555. maddesi uyarınca şirket pay sahipleri dolaylı zarar nedeniyle açacakları davalarda hükmedilecek tazminatın kendilerine değil ancak ortaklığa verilmesini isteyebilirler. Yöneticilerin eylemleri sonucunda şirket ortaklarının doğrudan zararlarının varlığı halinde ise ortaklığın zararından müstakil olarak kişisel zararlar söz konusu olacağından ortaklar tazminatın kendilerine verilmesini isteyebilirler. Ayrıca TTK madde 558 uyarınca ilgili ibra kararında olumlu yönde oy kullanan pay sahiplerinin sorumluluk davası açma haklarının sona ereceği belirtilmiştir. Şayet pay sahibi ilgili ibra kararında olumlu yönde oy kullanmamış ise sorumluluk davası açma hakkı 6 aylık hak düşürücü süre geçmekle birlikte sona erecektir. Bu hususta dava dilekçesi sonuç ve talep kısmında tazminatın kimin lehine hükmedilmesi hususunda talep açık olmadığından mahkememizin 22/06/2023 tarihli celsesinde davacılar vekiline, dava dilekçesi ile talep etmiş oldukları 10.000,00-TL tazminatın, müvekkillerine mi; yoksa dava dışı ...ne mi ödenmesini istedikleri hususunda beyanda bulunmak üzere 2 haftalık süre verilmiş, davacılar vekili 27/06/2023 havale tarihli dilekçesi ile şirkete ödenmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. Somut olayda dava dışı şirketin uğradığı zararların tazmini(dolaylı zarar) ile ilgili olarak 04.11.2011 tarihinde gerçekleşen 2008, 2009 ve 2010 faaliyet yıllarına ilişkin genel kurul toplantısında, 2008, 2009 ve 2010 faaliyet yıllarında görev alan, aralarında davalıların da yer aldığı yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğuyla ibra edildiği, anonim şirketin, ibra kararı ile zararının tazmininden feragat edebileceği ve bu halde gerek anonim şirketin; gerekse pay sahibinin, tazminat hakkının sona ereceği, 2008, 2009 ve 2010 faaliyet yıllarında, davalıların oy çokluğuyla ibra edilmeleri ve huzurdaki sorumluluk davasının 8 yıl sonra açılmış olması, davacılar tarafından ileri sürülen ibra kararında yeterli açıklık bulunmadığı gerekçesinin yerinde olmaması hususları dikkate alındığında, davacıların dolaylı zarar talebinde bulunamayacakları açıktır. Dosya kapsamında toplanan deliler, temin edilen bilirkişi rapor ve ek raporu da dikkate alındığında, davacı tarafın, şirketin zarara uğratıldığı iddiasını zarar, organa özgü görevlerin ihlali, illiyet bağı ve kusur bakımından ispat da edemediği anlaşılmıştır.

Tüm bu nedenlerle davanın reddine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan davanın REDDİNE,

  2. Harçlar kanunu gereğince alınması gerekli 269,85. TL karar ve ilam harcından, davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 170,78. TL harçtan mahsubu ile, bakiye 99,07. TL harcın davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,

  3. Arabuluculuk görüşmelerinde arabulucu olarak atanan Evren ÇAKIR(8755)'a 1.320,00. TL ödemenin suçüstü ödeneğinden karşılandığı anlaşıldığından 1.320,00. TL arabuluculuk ücretinin, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A. 13'e göre, davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,

  4. Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin, kendileri üzerinde bırakılmasına,

  5. Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT 13/2 maddesi gereğince belirlenen 10.000,00. TL vekâlet ücretinin, davacılardan alınarak davalı taraflara verilmesine,

  6. 6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince, davacılar ve davalılar tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avanslarının, kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine,

Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/12/2023

Başkan ...

e-imzalıdır

Üye ...

e-imzalıdır

Üye ...

e-imzalıdır

Katip ...

e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

TARİHİ27/12/2019istanbulistinafhüküm

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:03

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim