İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1038 E. 2023/874 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2018/1038
2023/874
16 Kasım 2023
T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2018/1038
KARAR NO:2023/874
DAVA :Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ:01/11/2018
KARAR TARİHİ:16/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı bankanın, .... İcra Müdürlüğü(eski: .... İcra Müdürlüğü)'nün ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine dayalı icra takibi başlattığını, takibin kesinleşmesini müteakip dosyada haciz işlemi uygulandığını, müvekkili şirketin öğrenci servisi olarak kullandığı ... plakalı 5 aracın ... Bankası ... Şubesi'nde bulunan ... numaralı hesabındaki 16.748,60-TL haczedildiğini, haczedilen araçların bir süre sonra trafikten men edilerek yediemin otoparklarına çekildiklerini, ... plakalı araçların 05/05/2014; ... plakalı aracın ise 22/08/2014 tarihinde trafikten men edildiğini, müvekkili şirketin davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti için dava açtığını, açılan davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 11/03/2015 tarihli, ... esas ve ... karar sayılı kararı ile müvekkili şirketin davalı bankaya takibe konu kambiyo senetlerinden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, kararın Yargıtay temyiz ve karar düzeltme incelemesinden geçerek 19/06/2017 tarihinde kesinleştiğini, karar kesinleştikten sonra takip dosyasındaki hacizlerin kaldırıldığını, ancak araçların müvekkili şirket tarafından teslim alınamadığını, araçların bulunduğu otopark işletmelerinin yedieminlik ücretleri nedeniyle araçlar üzerinde hapis hakkı kullanarak fiili haciz yapmış olmaları, hacizleri kaldırıp araçları teslim etmek için yüksek ücret istemeleri, takipte haksız çıktığı için sorumlu olması gereken bankanın bu ücretleri ödememesi nedeniyle araçların uzun süre teslim alınamadığını, bugüne kadar sadece otopark ücretinin müvekkili şirket tarafından ödenen üç aracın 21/09/2018 tarihinde teslim alındığını, müvekkili şirketin gün içinde durmaksızın servisler çalıştırmakta olduğunu, araçların trafikten men edilmesiyle servis hizmetlerinde aksama meydana geldiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin, servis hizmetlerinin; dolayısıyla eğitim faaliyetlerinin aksamaması için çeşitli firmalarla anlaşarak araç kiraladığını ve servis hizmeti aldığını, haksız haczin uygulanmasından müvekkili şirketin zarar gördüğünü, davalı tarafın, her ne kadar hukuki bir hakkını kullanmış olsa da, sahtecilik iddiasından haberdar olmasına rağmen araçları yakalattırarak trafikten men ettirmesinin, davacı şirketin üzerine gitmesinin, süreç içindeki genel tutum ve davranışlarının iyi niyetli olmadığını göstermekte olduğunu, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile, uğranılan zararın karşılığı olarak 604.638,52-TL maddi tazminatın davalıdan alınarak müvekkili şirkete verilmesini; maddi tazminat kalemlerinden her bir fatura için ödeme tarihlerinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesini, davacı şirketin ticari itibarı sarsıldığı için 25.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının müvekkili bankadan bu dava ile talep ettiği maddi ve manevi tazminat taleplerinin dayanağının haksız fiil sorumluluğundan kaynaklanmakta olduğunu, bu taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının, müvekkili bankaya haksız olduğunu ileri sürdüğü senet nedeniyle .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile 02/06/2011 tarihinde menfi tespit davası açtığını, açtığı bu tespit davasının 11/03/2015 tarihinde karara çıktığını, yani, davacının haksız fiil sorumluluğuna dayandığından mahkemenin karar verdiği tarih olan 11/03/2015 tarihi itibariyle TBK'nın 72. maddesinde ifade edilen hüküm uyarınca zarar görenin zararını ve zarar yükümlüsünü öğrenmiş olmakta ve bu iki yıllık süre içerisinde dava açmadığından, taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, davacının borçlusu olduğu 30/08/2009 vade tarihli, 60.000,00-TL bedelli ve 30/10/2009 vadeli, 35.000,00-TL bedelli senetler nedeniyle ....(eski: ...) İcra Müdürlüğü'nün 2010/2132 esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatılmış olduğunu ve ödeme emrinin tebliğe çıkarıldığını, davacı vekili tarafından icra müdürlüğüne verilen 07/09/2010 tarihli dilekçe ile ödeme emrinin 06/09/2010 tarihinde tebliğ alındığı ve borca faize imzaya itiraz edildiğine yönelik itiraz dilekçesi verildiğini, oysa ki kambiyo senetlerine mahsus icra takiplerinde ödeme emrine itiraz edilmesi isteniliyor ise bunun icra müdürlüğüne yapılmadığını, icra mahkemesine şikayet yolu ile yapılmakta olduğunu, dolayısıyla yapılan takibin kesinleşmesine davacının neden olduğunu, müvekkili bankanın takip konusu senetlerin iyi niyetli meşru hamili olduğunu, dolayısıyla davacı tarafından yapılan imza itirazını ancak ve ancak açılacak bir dava sonrasında yapılacak imza incelemesi sonucunda anlayacağını, yapılan takibin haksız olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde, müvekkili bankanın takip kesinleşmesine rağmen 2 yıl boyunca davacıya ait araçları trafikten men ettirmediğini ifade ettiğini, bunun bile müvekkili bankanın iyi niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, davacının .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açmış olduğu menfi tespit davasına ilişkin dosya incelendiğinde görüleceği üzere, davacının ne dava dilekçesinde ne de davada bilirkişi raporu düzenlendikten sonra hiçbir şekilde tedbir talebinde bulunmadığını, davacının, içinde bulunduğu duruma düşmesinde kendisinin kusurlu olduğunu, dava dilekçesi ekinde bulunan faturalarda belirtilen tutarların müvekkili bankadan talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, haksız ihtiyati haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin bulunmaktadır.
Mahkememizce faturalar, servis aracı kiralama sözleşmeleri, ....(eski: ...) İcra Müdürlüğü'ne ait ... esas sayılı dosyası, .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası vs. dosyamız arasına alınmış, mali müşavir bilirkişiden rapor, mali müşavirin yanına makine yüksek mühendisi ve bankacılık işlemleri uzmanı bilirkişiler eklenmek suretiyle heyet raporu ve ek rapor ve mali müşavir, bankacılık işlemleri uzmanı ve makine mühendisliği öğretim üyesinden oluşan bilirkişi heyetinden rapor temin edilmiştir.
....(eski ...) İcra Müdürlüğü'nün 2010/... esas sayılı dosyasının incelenmesinden, alacaklı davalı banka tarafından 31/08/2010 tarihinde davacı borçlu şirket aleyhine 30/08/2009 vade tarihli, 60.000,00-TL bedelli ve 30/10/2009 vadeli, 35.000,00-TL bedelli senetlere dayalı 125.000,00-TL asıl alacak, 3.610,00-TL işlemiş faiz, 6.720,00-TL işlemiş faiz, 1.818,19-TL işlemiş faiz, 7.280,00-TL işlemiş faiz, 65,26-TL protesto gideri ve 375,00-TL bono komisyonu olmak üzere 144.868,45-TL toplam alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek %16 avans faizi, icra giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte, tahsilde tekerrür olmamak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve %5 çek tazminatı talebinin yalnızca keşidesine yönelik olduğu kaydıyla tahsili istemiyle kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, 07/09/2010 tarihinde borçlu vekili tarafından ödeme emrine karşı icra müdürlüğüne imzaya ve borca itiraz edildiği, ancak takibin kesinleştiği ve dosya kapsamında borçluya ait ... plakalı 5 adet araca haciz şerhi konulduğu ve bir kısım hacizler tatbik edildiği; borçlu tarafından ikame edilen menfi tespit talepli .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden imza incelemesine yönelik rapor temin edildiği, mahkemenin 11/03/2015 tarihli, ... esas ve ... karar sayılı kararıyla davanın kabulü ile takibe dayanak senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespit edilmesi ve ilamın icra dosyasına sunulması neticesinde hacizli araçlar üzerindeki haciz ve yakalama şerhlerinin kaldırıldığı anlaşılmıştır.
Mali müşavir ..., emekli bankalar yeminli başmurakıbı... ve ... makine mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. ...'dan oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan 12/09/2023 tarihli rapor ile; davalı bankanın istihbarat çalışmaları kapsamında imzanın sahteliğini tespit etme gibi bir imkanı bulunmamakla birlikte, senet borçlusu şirketin ticaret sicil kayıtlarını incelemek suretiyle davaya konu senet üzerinde imzası bulunan ... isimli şahsın, borçlu şirketin imza yetkilisi olmadığını tespit edebileceği; bu haliyle, davalı bankanın, ... isimli şahsın, borçlu şirketin imza yetkilisi olmadığını tespit etmemek suretiyle istihbarat çalışmalarını gerekli özen ve titizlikte yapmadığı ve bu şekilde de davacı şirket hakkında haksız icra takibi başlattığı kabul edilebileceği gibi, örneğini “... isimli şahsın yetkisiz temsilci olarak senedi imzaladığı ve şartların mevcut olması halinde de bizzat temsil olunanın da sorumlu olabileceği” hususu göz önüne alındığında, davalı bankanın başlattığı icra takibinin haksız olmadığı da söylenebilecek olup, bu hususların değerlendirmesinin mahkememiz takdirinde olduğu, takibin kesinleşmesinden sonra davacı şirket adresinde 30/05/2011 tarihinde haciz işlemi yapıldığı, haciz tutanağında davaya konu senette adı geçen senedi tanzim eden ...’ın "şirket yetkilisi ... hazır” şeklinde belirtildiği, devamında "haczedilen menkul mallar şirket ortağı ve yetkilisi ...’a yediemin olarak bırakıldı” denildiği ve bu haciz tutanağının “Borçlu Şirk. yet. ve Yediemin – ...” şeklinde imzalandığı, davaya konu icra takibinde, davacı şirketin adresinde 30/05/2011 tarihinde fiili haciz işlemi yapıldıktan sonra, davacı şirket tarafından davalı banka aleyhine .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... esas sayılı dosyası ile 02/06/2011 tarihinde menfi tespit davası açıldığında da davacı şirketin herhangi bir zararının oluşmamış olduğu, ancak davacı şirket tarafından bu davada da icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir talep edilmeyerek, icrai işlemlerin devam edilmesine sebebiyet verildiğinin söylenebileceği, ayrıca davaya konu icra takibinde, haciz tutanağının davacı şirket ortağı ... tarafından şirket yetkilisi olarak imzalandığı hususu göz önüne alındığında, davalı şirketin icrai işlemlere kötü niyetli olarak devam ettiğinin de söylenemeyeceği hususlarının değerlendirmesinin de mahkememiz takdirinde olduğu, mahkememizce davacı şirketin zararının hesaplanması gerektiğinin kabul edilmesi halinde öncelikle, davacının gerek davaya konu araçlar gerekse de kiraladığı araçlar ile ilgili olarak, bu araçların Güzergâh kullanım izin belgeleri, şoför evrakları, her bir araçta taşınan öğrenci listeleri, araçların servis aracı uygunluk belgesi gibi tüm belgelerini sunması gerektiği, keza davacının kiraladığı araçların davaya konu araçlarla kapasite yönünden orantılı ve aynı güzergahlarda kullanılmak amacıyla kiralanıp kiralanmadığı, araçlarda kaç öğrenci taşındığı, kiralanan araçların trafikten men edilen araçların yerine kullanılan araçlar olup olmadığı hususları tespit edilmeden, dosyaya sunulan faturalara ve sözleşmelere göre hesaplama yapılmasının sağlıklı olmayacağı tespit edilmiştir.
Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. 6098 Sayılı TBK 49.maddesine göre, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 6098 Sayılı TBK 50.maddesine göre, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." 6098 Sayılı TBK 63.maddesine göre, "Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil, zarara yol açsa bile, hukuka aykırı sayılmaz. Zarar görenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar, zarar verenin davranışının haklı savunma niteliği taşıması, yetkili kamu makamlarının müdahalesinin zamanında sağlanamayacak olması durumunda kişinin hakkını kendi gücüyle koruması veya zorunluluk hâllerinde de fiil, hukuka aykırı sayılmaz." Somut olayda, .... İcra Müdürlüğünün ...(Eski .... İcra Müdürlüğü'nün) E. sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan icra takibi nedeni ile davacının menkul mallarının(araçlarının) haczedildiği, davacının menfi tespit davası açması üzerine .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Sayılı kararı ile davacının menfi tespit davasının kabulüne karar verildiği, verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek 19/06/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Öncelikle davalı alacaklı tarafından, .... İcra Müdürlüğünün ...(Eski .... İcra Müdürlüğü'nün) E. sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan icra takibine karşı, 2004 Sayılı İİK 169. maddesi gereğince, davacı borçlu tarafından İcra Mahkemesi'ne itiraz edilmesi gerekirken, usulüne uygun olamayarak takibe karşı icra müdürlüğüne itiraz edilmesi nedeni ile takibin kesinleşmesine neden olan taraf davacıdır. Takibe konu edilen 2 adet bononun incelenmesinden, davacının söz konusu bonoların keşidecisi olduğu, bonoların lehdarının ...Ltd. Şti. olduğu, bonoların, ciro edilerek davalı bankaya verildiği, davalı bankaca icra takibi başlatıldığı, davalı bankanın, bonolardaki imzanın keşideciye ait olup olmadığını bilecek durumda olmadığı, bu hususta araştırma yapmak zorunda bulunmadığı da açıktır. İcra dosya kapsamının incelenmesinden, davalı bankanın, icra takibinin kesinleşmesi üzerine davacıya ait malvarlığı üzerine haciz konulması talebinde bulunduğu ve davacıya ait 5 adet araca 26/05/2011 tarihi itibariyle haciz şerhi konulduğu, araçların 2013 ve 2014 yılında değişik tarihlerde trafikten men edilerek yediemin otoparkına çekildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, menfi tespit talebiyle .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde(eski .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde) 02/06/2011 tarihinde dava açıldığı, Mahkemece 11/03/2015 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek 19/06/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle, davalı banka tarafından icra dosyası kapsamında yapılan işlemlerin menfi tespit davası kapsamında, ilk derece mahkemesince dahi henüz karar verilmeden önce yapıldığı görülmektedir. Bu durumda, davalı alacaklı bankanın, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiilinin bulunduğunun ve böyle bir fiil sonucu davacının zarara uğradığının kabul edilemeyeceği açıktır. Davacının, zararını ve davalının kusurunu kanıtlayamadığı, kaldı ki davalının talebi üzerine yapılan haczin kanunun verdiği yetkiye dayandığı ve bu yetkinin sınırları içinde kaldığının kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, davacı tarafın maddi tazminat talebinin yerinde olmadığı, manevi tazminat yönünden de kusur sorumluluğunun söz konusu olduğu, haksız haciz sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle TBK 49.maddesindeki koşulların oluşması gerektiği, somut olayda bu koşulların oluşmadığı, bu anlamda manevi tazminat talebinin de yerinde olmadığı anlaşılmış, davacı tarafça açılan maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı tarafça davalı hakkında açılan maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı REDDİNE,
-
Maddi tazminat davası yönünden alınması gerekli 269,80. TL ve manevi tazminat davası yönünden alınması gerekli 269,80. TL olmak üzere toplam 539,60. TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 10.752,66. TL'den mahsubu ile fazladan yatan 10.213,06. TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı taraf maddi tazminat davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT 13/4. maddesi gereğince belirlenen 17.900,00. TL vekâlet ücretinin, davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine,
-
Davalı taraf manevi tazminat davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT 10/3. maddesi gereğince belirlenen 17.900,00. TL vekâlet ücretinin, davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine,
-
6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, davacı ve davalı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avanslarının, kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.16/11/2023
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:38