İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/519 E. 2023/1016 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2020/519
2023/1016
18 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2020/519 Esas
KARAR NO :2023/1016 Karar
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:24/09/2020
KARAR TARİHİ:18/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
D A V A /
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11.08.2020 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... ... plakalı aracın seyir halindeyken ...plakalı motosikletle çarpışması sonucunda çift taraflı ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucu müvekkillerinin oğlu ...'ın vefat ettiğini, desteklerinin ölümü nedeniyle müvekkillerinin maddi açıdan mağdur olduklarını, söz konusu kazanın oluşumunda kaza tespit tutanağına göre ; ... ... plakalı araç sürücüsünün asli kusurlu, ...plakalı araç sürücüsünün tali kusurlu bulunduğunu, kazanın oluşumunda müvekkillerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, yine kazaya sebebiyet veren araç sürücüsünün davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olup, kaza tarihi itibariyle kişi başına ölüm halinde 410.000-TL teminat sağladığını, müvekkillerinin yaşı, müteveffanın yaşı, mesleği, geliri ve tüm diğer faktörler birlikte değerlendirildiğinde sigorta şirketinin zararın tümümden sorumlu olacağını, bunun aktüerya hesaplamaları sonucunda da anlaşılacağını belirterek, açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkillerinin oğulları ...'ın desteğinden yoksun kalmış olmaları sebebiyle şimdilik 1.000,00-TL (anne ... için 500,00-TL ve baba ... için 500,00-TL olmak üzere) maddi tazminat bedelinin temerrüt tarihi olan 08.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
S A V U N M A /
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usul yönünden dava şartı yokluğu itirazında bulunmuş, esasa ilişkin olarak da; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasını, tazminat hesabının Hazine Müşteşarlığına kayıtlı uzmanlarca yapılması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ticari temerrüt faizi talebinin reddine karar verilmesini, soruşturma ve kovuşturma dosyası celp edilerek uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespiti gerektiğini belirterek; davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
G E R E K Ç E /
Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi ve ekleri, beyan ve talep dilekçeleri, yazı cevabı içerikleri, ... CBS'NİN ... soruşturma sayılı dosyası aslı, bilirkişi kök ve ek raporları ve tüm dosya kapsamı bulunmaktadır.
Mahkememizde açılan dava öncelikle, görev, yetki, taraf sıfatı ve diğer dava şartları açısından incelenmiş ve mahkememizin görevli ve yetkili olduğu ve ayrıca diğer dava şartlarının da bulunduğu anlaşılmış olduğundan davanın esasına geçilmiştir.
Dava, davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olan aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacıların murisinin ölümü nedeni ile 6098 sayılı TBK md. 53 gereğince destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık ise; davacıların kaza nedeni ile davalı yandan maddi (destekten yoksun kalma) tazminat talep edip edemeyeceği, edebilecekler ise miktarlarının ne olduğu noktalarında toplanmaktadır.
Destekten yoksun kalma tazminatı, TBK'nın "1-ölüm ve bedensel zararlar" "a-ölüm" madde başlıklı 53/3. maddesinde; "ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar" şeklinde hükme bağlanmış olup, destekten yoksun kalma zararının hesabında, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış olduğu (ya da ileride sağlaması muhtemel olan) yardımın miktarı; destek ile destek olunan kimse arasındaki yakınlığın derecesi, aralarındaki manevi bağ, davacıların yaşları, dahil oldukları sosyal ve ekonomik çevre, yaşam standartları, cinsiyetleri gibi bakım ilişkisine ve miktarına etkili olabilecek unsurlar da göz önünde bulundurularak doğru biçimde belirlenmelidir.
Bu bağlamda, dava konusu somut olaya ilişkin olarak, taraflarca sunulan deliller ile başka yerden getirtilmesi gereken tüm deliller toplanmış, gelen yazı cevapları dosyamız içerisine alınmış, ön inceleme duruşması yapılarak tarafların iddia ve savunmaları, uyuşmazlık konusu, tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, dava şartlarının bulunup bulunmadığı, ilk itiraz olup olmadığı, tarafların sulh olup olamayacakları ortaya konulmuş ve yargılama ön inceleme duruşmasında tarafların da onay verdikleri uyuşmazlık nitelendirmesi ile sonuçlandırılmış ve mahkememizin 22/09/2021 tarihli ara kararının 2 nolu bendi ile; "dosyanın İTÜ trafik kürsüsünde görevli 3 kişilik heyete tevdi ile dava dışı sürücü ... ile dava dışı sürücü müteveffa ...'ın kusur oranlı olarak belirlenerek rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verildiği, dosyanın heyete tevdi edildiği ve bilirkişi heyeti tarafından da, 21/12/2021 tarihli raporun tanzim edilerek mahkememize ibraz edildiği anlaşılmış olup, raporun incelenmesinde özetle; "Davacıların murisi sürücü ...'ın % 75 oranında asli kusurlu olduğu, Davalı sürücü ...'un % 25 oranında tali kusurlu olduğu,
" şeklinde tespitler yapmıştır.
Mahkememizce verilen 16/03/2022 tarihli ara kararın 1 nolu bendi gereğince, mahkememiz dosyasından alınan rapor, ceza dosyasından alınan kusur durumunun tespitine yönelik rapor ile davacılar vekili tarafından mahkememize sunulan 01/03/2022 tarihli uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünden Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Güvenlik Daire Başkanlığından seçilecek 3 kişilik bilirkişi heyeti eliyle rapor arasındaki çelişkileri giderir şekilde kusur durumunun tespiti bakımından rapor aldırılması amacıyla ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına karar verilmiştir.
....Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/125 Talimat sayılı dosyasından tanzim edilerek mahkememize sunulan 15/06/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle de; "Sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı araç ; 2918 sayılı karayolları Trafik Kanunun 54/b, 56/a-2 maddelerini ihlal ettiğinden %75 oranında kusurlu olduğu, Sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç; 2918 sayılı karayolları Trafik Kanunun 54/b, 56/a-2 maddelerini ihlal ettiğinden %25 oranında kusurlu olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Mahkememizce verilen 10/10/2022 tarihli celsenin 1 nolu ara kararı ile, dosyanın resen seçilecek aktüer bilirkişisine tevdi ile dava konusu somut olayda davacıların davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı talep edip edemeyecekleri, edebilecek ise miktarlarının ne olduğunun tespiti yönünde bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi ... tarafından tanzim edilerek mahkememize sunulan 14/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle de; "
a) TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak Progresif Rant Yöntemine göre hesaplama yapıldığı,
b) Davalı tarafından davacılara yapılan herhangi bir maddi tazminat ödemesinin olmadığı, c) Dava dışı SGK tarafından davacılara yapılan rücuya tabi herhangi bir ödemenin olmadığı,
d) Davacı paydaş anne ... ‘ın hesaplanan Destekten Yoksun Kalma zararının
116.716,42 TL olduğu,
e) Davacı paydaş baba ... ‘in hesaplanan Destekten Yoksun Kalma zararının
83.293,79 TL olduğu,
f) Kaza tarihi itibariyle ZMMS Kişi Başı Ölüm ve Sakatlanma Teminatı Limitinin 410.000,00 TL
olduğu, paydaşların toplam zararının teminat limitini aşmadığı, " şeklinde müteala bildirilmiştir.
Mahkememizce verilen 23/01/2023 tarihli celse ara kararı gereğince, dosyanın raporu düzenleyen aktüer bilirkişiye tevdi ile davalı yan itirazları tek tek irdelenmek ve davacı yanların güncel asgari ücrete yönelik beyanları da değerlendirilmek suretiyle ek rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişi tarafından tanzim edilerek mahkememize sunulan 01/03/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle de; "
a) Dosya kapsamında müteveffanın askerlik görevini yerine getirip getirmediği ile ilgili herhangi belge tespit edilemediğinden, davalı vekilinin itirazları doğrultusunda müteveffanın 21 yaş itibariyle 6 ay süreyle askerlik görevini yerine getireceği varsayılarak iş bu ek raporun düzenlendiği,b) — Aşağıdaki tablolardan da anlaşılacağı üzere paydaşların yaşlarının ve destek sürelerinin hesabında herhangi bir hata bulunmadığı, Sayın davacı vekilinin iddia ettiği gibi her iki paydaşın hesabında 0,01 yıl sapma olsa bile kusur, pay oranı vb. çarpanlarla çarpıldıktan sonra 0,01 'lik sapmanın nihai sonuca yansımasının 0,0001 gibi muhasebesel olarak dahi dikkate alınmayacak oranında bir sapmaya neden olacağı, ¸
— TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak Progresif Rant Yöntemine göre hesaplama yapıldığı,d) Davalıtarafından davacılara yapılan herhangi bir maddi tazminat ödemesinin olmadığı,e) Davadışı SGK tarafından davacılara yapılan rücuya tabi herhangi bir ödemenin olmadığı,f Davacı paydaş anne ... “ın hesaplanan Destekten Yoksun Kalma zararının175.759,71 TL olduğu, Davacı paydaş baba ... “in hesaplanan Destekten Yoksun Kalma zararının 124.103,88 TL olduğu, Kazatarihi itibariyle ZMMS Kişi Başı Ölüm ve Sakatlanma Teminatı Limitinin 410.000,00 TL olduğu, paydaşların toplam zararının teminat limitini aşmadığı," şeklinde tespitler yapılmıştır.
Mahkememizce verilen 17/07/2023 tarihli celsenin 1 nolu ara kararı ile, dosyanın evvelki raporları düzenleyen aktüer bilirkişiye tevdi ile davaya konu somut olayda önceki raporlara ilişkin görevlendirme kapsamında ve değişen asgari ücret de değerlendirilerek ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi tarafından tanzim edilerek mahkememize sunulan 10/08/2023 tarihli bilirkişi ikinci ek raporunda özetle de;
a) 2023 Yılı 2. Altı Aylık Asgari Ücret Verisi dikkate alınarak hesaplama yapıldığı,
b) TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak Progresif Rant Yöntemine göre hesaplama yapıldığı,
c) Davalı tarafından davacılara yapılan herhangi bir maddi tazminat ödemesinin olmadığı,
d) Dava dışı SGK tarafından davacılara yapılan rücuya tabi herhangi bir ödemenin olmadığı,
e) Davacı paydaş anne ... ‘ın hesaplanan Destekten Yoksun Kalma zararının 233.012,21 TL olduğu,
f) Davacı paydaş baba ... ‘in hesaplanan Destekten Yoksun Kalma zararının 163.579,20 TL olduğu,
g) Kaza tarihi itibariyle ZMMS Kişi Başı Ölüm ve Sakatlanma Teminatı Limitinin 410.000,00 TL
olduğu, paydaşların toplam zararının teminat limitini aşmadığı, " tespitleri yapılmıştır.
Davacılar vekili tarafından, 15/08/2023 tarihli talep arttırım dilekçesi ile, 10/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda tespit olunun miktarlar üzerinden davacı ... bakımından 500,00 TL olan destekten yoksun kalma tazminat bedelini 232.512,21 TL artırarak 233.012,21 TL'ye davacı ... bakımından 00,00 TL olan destekten yoksun kalma tazminatı bedelini 163.079,20 TL artırarak 163.579,20 TL 'ye çıkartılmış ve harcı da yatırılmıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığında, taraf ve iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Mahkememizce görülüp karara bağlanan davanın, davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olan aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacıların murisinin ölümü nedeni ile 6098 sayılı TBK md. 53 gereğince destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu, Türk Borçlar Kanununun 53/1-3 Maddesinde destekten yoksun kalma tazminatının; “Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar” şeklinde düzenlendiği, destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacının, ölenin eylemli yardımını alanların, desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması olduğu, diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de; destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu hususunun vurgulandığı ve aynı esasların Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 tarih ve 2005/4-648 Esas-2005/691 Karar sayılı ilamında da benimsendiği, bu kapsamda tüm delillerin toplandığı, Mahkememizce ve talimat yoluyla kusur oranlarının belirlenmesi ve aktüer hesabı yönünden bilirkişi kök ve ek raporları alındığı ve az yukarıda belirtilen hususlar tespit olunmuştur.
Buna göre; Kaza tespit tutanağında kaza yerinin kontrolsüz (T) kavşak olduğunun doğru olarak değerlendirilmemiş olması nedeniyle bu hususun Mahkememizce alınan 21.12.2021 tarihli heyet ve talimat yoluyla alınan 15.06.2022 tarihli raporlarında açıklandığı, bu halde kusur oranının ceza yargılamasında alınan ATK raporları ile uyumlu olduğu, kaza tespit tutanağının bu yönden hatalı olduğu ve bu durumun kusurun tespitine etkisi bulunduğu anlaşılmakla; müteveffanın %75 kusur oranına göre değerlendirme yapılması gerekmiştir. Ayrıca, davacı vekilince aşamalarda keşif talep edilmişse de dava dilekçesinde keşif deliline dayanılmadığı anlaşılmakla bu talebin kabulü mümkün olmamıştır.
Davacı vekilinin manevi tazminat dosyasında keşfen inceleme yapılarak rapor alındığı ve kusurun farklı olduğuna ilişkin itirazlarının manevi tazminat yargılaması ile huzurdaki yargılamada kusurun hükme etkisinin farklı olduğu, dersdest iki davada alınan raporların kesinleşmiş hüküm bulunmadığından eldeki yargılamada kesin delil teşkil edemeyeceği, ayrıca; ATK ve Karayolu Fen Bilirkişi Heyetinden alınan raporların CD görüntüleri incelenmek suretiyle değerlendirildiği, kavşakların (T) kontrolsüz kavşak olduğu ve bu kavşaklarda trafik işaretinin bulunmamasının kanunen mümkün olduğuna ilişkin değerlendirmeleri hep birlikte ele alındığında huzurdaki davada alınan raporların hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılmıştır.
Davalının müteveffada kask olmadığına yönelik itirazlarının ise; kaza anında tutulan tutanaklara göre müteveffanın kaskının olduğu gerçeği karşısında reddi ile müterafik kusur indirimi yapılmaması yoluna gidilmiş ve 10/08/2023 tarihli aktüeryal hesaba ilişkin 2. ek rapor ve davacının 15/08/2023 tarihli bedel arttırım dilekçesi kapsamında davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davanın KABULÜ ile; davacı ... yönünden 233.012,21 TL ve davacı ... yönünden 163.579,20 TL olmak üzere toplam 396.591,41 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden 08/09/2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
-
Alınması gereken 503,10 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5,40 TL harç ile bedel artırımı sonrası yatırılan 23,00 TL olmak üzere toplam: 28,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 474,70. TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR YAZILMASINA,
-
Alınması gereken 27.091,15. TL nispi karar ve ilam harcından peşin ve talep artırım sonrası alınan toplam; 1.405,54 TL harcın mahsubu ile kalan 25.685,61. TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR YAZILMASINA,
-Davacıların ilk dava açılırken peşin ve talep artırım sonrası yatırılan toplam; 1.405,54-TL harç parasının davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
-
Davacılar tarafından yapılan 54,30. TL başvuru harcı, posta gideri ve bilirkişi ücreti gideri 8.307,00 TL olmak üzere toplam; 8.361,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp, davacılara VERİLMESİNE,
-
Davacılar davada kendilerini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 61.488,71. TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak, davacılara VERİLMESİNE,
-
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00. TL arabuluculuk giderinin DAVALIDAN ALINARAK HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
-
6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince, varsa, taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,
-
HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.18/12/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:49